anafikir yazmış | 4 Yorum yapılmış
Bizim genlerimize işlemiştir silah. “Issız bir adaya düştüğünüzde yanınıza alacağınız üç şey nedir?” sorusuna birçok Türk “At, avrat, silah” diye cevap verir : )
Silah açısından bu derece tutkulu olmak, bu hırsı sevinçli hadiselere de taşıyor maalesef. Kazanılan milli maçlardan sonra, düğünlerde ortaya çıkan kendini bilmezler tak tak tak tak… diye saydırır kurşunları havaya. Ne anlarlar bu eylemden bilemiyorum…
O fors olsun diye havaya sıkılan kurşunlar, ertesi gün gazetelerin üçüncü sayfalarına manşet olur; “Kör kurşunlar 3 can aldı”. Bu yüzden her kazanılan milli maçtan sonra üzlürüm. “Ahh… Yine bir şansız insan ya ölecek ya yaralanacak” diye iç geçiririm…
Sevinmek için silahı değil, gülümsemeni kullan be hey vicdansız!
Etiketler: örf adet, düğün, futbol, gelenek görenek, milli maç, sevinç, silah
28 Nisan, Cumartesi , 2007

santana yazmış | Yorum yap
Acaba kaç kişi takside VCD keyfi yaşamıştır. Ben bu keyfi yaşadım. Sınavıma geç kalmamak için taksiye binmiştim. Taksiye bindiğimde ufak LCD televizyon dikkatimi çekti. İlk başta güneşten parladığı için birşey görünmüyordu ve bende kapalı olduğunu sandım. 10 saniye sonra bir çığlık sesi ile açık olduğunu anladım seyretmeye başladım. Taksiciye ne izlediğini sorunca Tez (Thesis) olduğunu öğrendim ve izlemeye başladım. Film çok iyiydi adam okula geldik dediğinde suratımdaki ifadeyi görmeliydiniz.
Adama nasıl bu şekilde araba sürebildiğini sordum, adamın cevabı güzeldi. Taksici filmin bir CD si genelde 3-4 kere dönüyor artık o CD yi totalde izlemiş olunca diğer CD ye geçiyorum bu şekilde günde bir film bitiyor dedi. Eminimki sınavım olmasa taksici ile durağına kadar giderdim.
Etiketler: film, lcd, sınav, taksi, taksici, tez, VCD
27 Nisan, Cuma , 2007
anafikir yazmış | 7 Yorum yapılmış
İstanbullular bilirler. Şehir içinde toplu taşıma yapan iki çeşit otobüs vardır. Biri İETT diğeri de özel halk otobüsleridir. Aralarındaki fark birinin (İETT) devlet trarafından diğerinin de adı üzerinde özel işletmeyle münferit olarak yönetiliyor olmasıdır.
Aslında asıl farkları araçların içlerindeki dekorasyon farklılığıdır. İETT’de bir tane bile aksesuar bulamazsınız, çünkü büyük ihtimal yasaktır. Özellerde ise ohooo… Ne ararsanız vardır. Çocuklarının fotoğrafları, maaşallahlar, nazar boncukları, sevdikleri özlü sözlerin stikerları (”Alem bana, ben sana hastayım” gibi) daha neler neler…
İşte bu neler nelere dahil olan bir aksesuara rastladım bir özel halk otobüsünde; LCD televizyon. Yuh artık.
Daha da garip olan “mute” modunda idi. Gerçi sesi açık olmuş olsa bile o trafik gürültüsünde ne duyulabilir ki… Hadi sesi de kapalıdır, ne bileyim reklam falan döndürürsünüz, tamam anlarız. Ama müzik klipleri dönüyor idi. Bir kere mantığa aykırı, ses olmadan o klipten ne anlarız ki biz… İlahi şöför amca : )
|
|
Etiketler: aksesuar, özel halk otobüsü, iett, istanbul, lcd, müzik, otobüs, reklam, televizyon
27 Nisan, Cuma , 2007
santana yazmış | 1 Yorum yapılmış
Bir yerde okuduğum yazıyı aktarıyorum. Kadın bir gün eve geldiğinde çocuğu şöyle sesleniyor; Anne belgesel programlarının olduğu kanalları bulamıyorum. Annesi kanalları gözden geçiriyor, gerçektende belgesel kanallarını bulamıyor. Akşam babana sorarım diyerek çocuğu geçiştiriyor. Akşam olduğunda eşine belgesel kanallarının bozulduğunu söylüyor ve düzeltmesini istiyor. Adamın verdiği cevap gerçekten çok ilginç; Belgesel kanallarını ben bozdum. Çocuk oradan izleyip izleyip baba bu ne, baba şu ne diye soruyordu. Her sorduğuna bilmiyorum diye cevap vermek ağarıma gidiyordu bende bozdum kanalları, izlemesin öyle şeyleri. Yorum sizin
Etiketler: çocuk, baba, belgesel, cahillik
26 Nisan, Perşembe , 2007
anafikir yazmış | 3 Yorum yapılmış
Mis gibi bir vapur yolculuğundan sonra, kulaklığımda en sevdiğim müzikler, kalabalık arasından yürümekteyim. Yüzümde olmasa bile içimde bir gülümse var.
Tam bu sırada, kalabalık arasından gelen biri ile çarpışıyor omuzlarımız. İçim gülümsüyor ya, içimden “Neyse insanlık hali” deyip geçme meğilindeyim. Ama yine de yüzünde bir “özür dilerim” mimiği görmek ya da gözgöze gelip, karşılıklı “Sorun değil” anlamına gelen o saliselik bakışı atmak için arkaya dönüp bakıyorum.
Nerdee… Ayı! Arkasına bile bakmıyor. Sanki demin omzumu kırarcasına bana çarpan o değildi. Arkasından “Ulan senin insan içine çıkmana izin verenleri bir elime geçirsem, hayvan!” diye bağırmak geliyor. “Boşver” diyorum. Hayvanla hayvan olma.
Etiketler: ayı, çarpışmak, hayvan, müzik, saygısız, vapur
26 Nisan, Perşembe , 2007