Ev hanımının depresyonu

 cilekbahcesi yazmış

Siz hiç kendinizi işe yaramaz, monoton hissettiniz mi? Yaptığınız hiçbir şeyi beğenmediğiniz oldu mu hiç? Ya da çalışan bir kadın olmadığınız için insanların sizi önemsemediğini, küçümsediğini, hatta ve hatta kararlarınızın bir önemi olmadığını…

Evet, işte bu bahsedilen depresyondaki şahıs benim. Bir sıkıntı, bir sıkıntı… Sürekli aynı terane. Yaşadığın günün bitimi olan gece yarısı yatağa girip de uyuyayama modunda iken düşünüyorsunuz; ”Bugün işe yarar elle tutulur, hayatına renk katacak yeni ne yaptın?

- ”Ha! ha! Söyle ne yaptın!” diye bağırıp senin beynini kemiren bir ses. Uyuma hakkını elinden alıyor birden.

Düşün, düşün bakalım ne var? Yok, hiçbir şey yok.

Sabah kalk, kahvaltı hazırla, eşini yolcu et, henüz sabah çok erken olduğu için git biraz daha uyu, sonra ikinci bir kahvaltı. Bu defa oğlum ve ben.

Temizlik. Oğlumun ”Sıkıldım, sıkıldım” diye her gün söylediği, benim duymaktan bıktığım bir şarkı. Daha sonra ”Aaa..Akşam oluyor, yemek yok. Acaba ne pişirsem?” düşüncesi. Hatta bir gün önceden beynimde yavaş yavaş nüksedip, ertesi günün öğleden sonra saatlerinde ise bilmem kaç beygir gücünde hızlanan düşünce…

Karar verilip, mutfağa geçilir. Bir-iki saat arası süren ve mutfakla yaşanılan zoraki sevgi dolu saatler.

Akşam olur, evin reisi eve gelir. Ufak bir mutfak ziyaretinden sonra tabakların ”Niye beni kirlettin?” küfürlerinin arasında makinaya yerleştirilme faslı. Ha tabi, eğer o makinada daha önce yıkanmış olan tabaklar yerlerine konulmamışsa önce onlar yerlerine dizilir.

Eee, o kadar yemek yendi, bir de çay içilmesi gerekir. Sonra meyve ya da çekirdek türlerinin yenmesi. Tekrar çıkan bulaşık ve bunların yine makinaya dizilme zamanı.

Tabi bunlar her evde yaşanan hikayelerdir; yani bunun ev kadını olmakla ilgisi yoktur belki. Çalışan her kadının yaşadığı sorunlar. Bir de bundan sonrası var tabi. Aaa.. Neyi unuttum; tüm gün süregelen iş donanımının içinde bir de çocuğunuzun bitmeyen bir tuvalet macerası.

- Anneciğim!

- Efendim oğlum?

- Tuvalete gireceğim, ışığı yakar mısın?

Işık yakılır, çocuk tuvalete girer. Ben orada işime kaldığı yerden devam etmekteyimdir ki bir ses daha:

- Anne, anneciğim!

- Efendim oğlum?

- Ben kaka yaptım da, temizler misin?

- Tabi, tabi ne demek. Benim en büyük zevkimdir. İşim de tam hız almışken tuvalet temizliği.

Bu şekilde gelişen bir replik sırası…

Evet bunlar günün akşam saatleri arasında geçen olaylar zinciri. Peki ya akşam olmuş ev nüfusu ”tam”ı gösterirken oluşan bir sohbet ortamı var mı? Hayır maalesef. Çünkü ben bütün bu ev işleriyle ilgilenirken eşimde tabiki pc başındadır. Ya arkadaşlarıyla ya da kardeşleriyle MSN’de görüşme yapmaktadır.

Bu arada akreple yelkovan sana olan tüm düşmanlığıyla maratona katılmış, seni alt etmenin verdiği mutlulukla ilerlemektedir. Yani benim için şöyle koltuğa tembel işi kurulma ya da uzanma gibi bir eylem içine girmem lüks haline gelmiştir.

Aslına bakarsanız benim de dışarıda bir iş hayatım var gibi bir şey. Çünkü bütün gün zaten eşini görememişsin, akşam olmuş dört gözle beklemişsin gelişini, ama ne var ki muhabbet edecek zaman yok.

Sırf bu yüzdendir ki bazen bu bilgisayar denen aleti balkondan aşağı fırlatıp atmak geliyor içimden. İşte tam bu maratonun bitiş düdüğünü eşim çalar.

- Yahu saat gene 12 olmuş. Ne zaman yatacağız?

Başlayan bir yatmaya hazırlık telaşı derken, bizim oğlan bu arada hala ayakta olduğu için önce onu uyutmak gerekir. Tabi onun da bir takım istekleri mevcut; önce süt hazırlanacak, daha sonra yatağında ona, bulunan bilumum masal kitaplarının arasından küçük beyimiz hangisini seçerse o gece o okunacaktır.

Eh nihayet uyudu artık ben de yatabilirim. Tam uykuya dalmışsınızdır; hiçbir şeyden habersiz yatarken birden, yanınızda beliren bir gölge size seslenir:

- Anneciğim, anne. Benim çişim geldi. Işığı açar mısın?

Ve bu şekilde sürüp giden günler. Yani evde sizinle ilgilenen biri yok. Sadece sizin ilgilendiğiniz ve hep sizden ilgi bekleyen kişiler.

Kendinize ayırabildiğiniz, çok kaliteli geçen zamanınız yok. Ancak oğlunuzdan kaçamak yapabildiğinizde yaptığınız bir iki şey dışında. Mesela yazı yazmak, bulmaca çözmek gibi…

İşte sırf bu yüzdendir ki ben kendimi işe yaramaz, önemsiz hissediyorum. Ev hanımı olmanın depresyonu içerisindeyim.

Çalışmak, ben de tekrar ”Bir şeyler yapıyorum” psikolojisinde yaşamak istiyorum.

5 kez oylanmis, 5 uzerinden 3.8 5 kez oylanmis, 5 uzerinden 3.8 5 kez oylanmis, 5 uzerinden 3.8 5 kez oylanmis, 5 uzerinden 3.8 5 kez oylanmis, 5 uzerinden 3.8 Loading ... Loading ...
Etiketler: , , , , , , , , , , ,


9 Ocak, Çarşamba , 2008

Öneri: (Sponsor)

19 Yorum yapılmış

  1. -1
     
    baybora

    Perşembe, Ocak 10th, 2008:

    ablacım yalnız değilsin be
    tanıdığım her ev kadını aynı dertte. En ağır ve karşılıksız işçiliktir ev kadınlığı
    Ya bir iş bulacan ya meşguliyet. Tatil yapma fırsatın olmadı gibi geliyor.Enişte hafta sonu olsa bile biryerlere götürse, haftaya iyi motivasyonla başlarsın.Allah kolaylık versin.

  2. +1
     
    asena75

    Pazar, Ocak 13th, 2008:

    eh güzel kardesim madem böyle hislerle gün geciriyorsan yazil bir kac kursa, kendini egitmenin yollarini bul, yanlis anlama sana egitimsiz demiyorum ama bir takim el becerileri ögrenilmeden yapilmiyor, o yüzden, güzel bir kalemin var, ifaden güzel, diksiyonda hata yok, neden bir ise girmiyorsun. evde oturma lüksüne sahip olabildigine göre haliniz vaktiniz yerinde ama hayatta her sey para icin yapilmaz. ise gidip gelmek calismak demek illa para icin degil, bir ise yaradigini hissetmek icin de gerekir. bak sana yeni bir fikir. neden cocuk esirgeme kurumuna gidip te gönüllü anne olmuyorsun. oralarda ilgi yetersizliginden sosyal gelisimini tamamlayamayan o kadar cok kücük cocuk ya da bebek var ki, bazen altini degistirip karnini doyurduktan sonra yatagindan alinmayan saatlerce o yatakta ilgi bekleyen bebekler oldugunu duydum. iste sana bundan daha güzel bir ugras olamaz. o zaman aksam eve geldiginde ben bu gün bir bebegin basini oksadim bir cocuga hic duyamayacagi sevgiyi verdim diye kendinle övüneceksin. doyum budur iste bak o zaman senin depresyondan eser kaliyor mu sende.

  3. -2
     
     
    Demokles

    Pazar, Ocak 13th, 2008:

    ..anne anne anne..:((

  4. +1
     
    asena75

    Pazar, Ocak 13th, 2008:

    benim yorum yine eksi almis bu sitede agzinla kus tutsan begenmeyen insanlar var yahu. bir de aciklasalar neye dayanarak eksi vermisler icim yanmiycak.

  5. -1
     
    yazi_yorum

    Pazartesi, Ocak 14th, 2008:

    Demekki Anneler boşuna demiyomuş Anne olunca anlarsınız Diye… Şartlar çok acımasız hayat Tvlerde gösterildiği gibi değil. Aldığın maaşla geçinebiliyosan ne mutlu. Hep yükseklere bakınca yerinden memnun olmazsın. Kimse bu durumun iyi olduğunu savunmaz amaa kusura bakmayın da bu durumda olan 250,000 bayan var aynı iş koluna üye eşlerden dolayı. Kimse hayattan zevk aldığını söylemiyor. Bu nasıl bir hayattır ki kimseyi memnun edemiyor. Böyle olduğunda sanıyormusunuz ki eşler çok memnun. Memnun olanlarda vardır amaa onlar zaten eve dahi gelmeyenlerdir. Hayat göründüğü kadar pembe değil.

  6. +4
     
    nostaljik

    Çarşamba, Ocak 16th, 2008:

    Çalışma hayatına son verip,evde ev hanımlığını tercih eden her bayanın kaçınılmaz sonu.Belki baştan beri ev hanımı olunsaydı yadırganmazdı bu kadar.
    Tam bir kabustur.
    Velhasıl can sıkıntısından patlarsın çilekcim.Seni anlıyorum.Ama evde sen olmasaydın,o ev neye benzerdi hiç düşündün mü?

  7. +1
     
    1filiz

    Perşembe, Ocak 17th, 2008:

    ev hanımı kardeşim; işe yaramıyorum nedemek?irkere 1 çocuk yetiştiriyorsun,evin misgibi tertemiz,eee! hergün aşçılık yapıyorsun,hergün ne pişireğim diye düşünüp hem kocanı hem çocuğunun keyfini yapıyorsu.Sorarım sana hangi çalışan bukadar çok işi bir arada yapar.hergün işe gider…akşam döner diceksinki ev işide yapar..mı acaba? tam randımanlı ev hanımlığı yapan ve çalışan kaın okadar azki!ence sen kocanla bir pazar günü karşılıklı konuş…..sen ilgi ve alaka bekliyorsun…takdir edilmek hoş bir duygudur… bunu farkedip tşk etmesi hoş tutması lazım seni deyilmi?böyle tahmin ediyorum…Çünki benim kocam beenim başarılarımdan rahatsız olurdu…birkere bile tşk edemedi neden biliyormusun* AŞAĞILIK DUYGUSUNDAN….hem güzel,genç ve becerikli bir bayandım,herkes imrenerek bakardı…hiç elavuç açmazdım aşıkdımda,ama bu zamanla aramızdaki bağı kopardı….inceldi ve koptu .Tabii bu benim hayatım .Seninki umarım böyle deyildir…ben bir hata yaptım…oturup konuşmadım,istedimki kendisi düşünsün,takdiretsin olmadı.Canım sen bu hatayı yapma konuş olmadı birdaha konuş.Sen bence harika bir kadınsın,kaleminde güzel ve akıcı.hiçolmadı boş vakitlerinde yaz. hiç kendini aşağılama tamammı…yeteri kadar çalışıyorsun,göğsünü gererek giyin süslen bir kısım işi eksik yap çık çocuğunla gez.hiiiiç üzülme bir abla olarak yazdım ….sevgimle kal canım.

  8. Cuma, Ocak 18th, 2008:

    Güzel önerilerin için teşekkür ederim.Beni yüreklendirdin doğrusu.Yok benim eşim teşekkür etmeyi bilir yaptığının da farkındadır sadece son zamanlarda ben daha fazla ilgi bekledim o kadar.yine de tekrar teşekkür ederim

  9. +2
     
    asu70

    Salı, Şubat 5th, 2008:

    sabah 6 da ayaktasın,önce kendini hazırlayacaksın,sonra oğlunu hazırlayacaksın ,kahvaltı hazırlayacaksın ,mızmızlanan sabahın köründe yataktan çıkmak istemeyen oğlunu ikna etmeye çalışacaksın sen hadi oğlum geç kaldık dedikçe o yataga daha çok gömülecek,zorla yüz yıkanıp çiş yapılacak, zoraki kahvalı etmesini sağlayacaksın.Sonra binbir nazla ayakakbılar giyilecek,apartopar kahvaltı sofrasını toplayacaksın.Sonra önce kreşe oradan koşarak işe,hergün geç kaldığın için korkunç bakışlar .akşam kreşten oğlanı al.Tüm gün seni görmedi ya bütün kaprisleri sıralasın.Senin tüm gün canın çıkmış kimin umrunda eve gel işte çok yoruldu ya yatan bi koca.Önce oğlanın üzeri sonra kendininkini sonra mutfak tüm senin yaptıklarını akşam biz yapmak zorundayız.Hafta sonları da alışveriş biz çalışan kadınlar çok işe yarıyoruz.Biz kimiz ne için yaşıyoruz oturup düşünmeye bile fırsatımız olmuyor.Ve bütün bunları özgürlük adına yapıyoruz.Ekonomik özgürlüğümüz var sözde .Yesinler sadece kocanın yükünü azaltıyorsun senin yükün ise 2 katı.Ne olursan ol hangi mevkide ve konumda olursan ol hiç farketmiyor.Sen önce kadınsın ev işlerini kadınlar yapar aaa erkek yaparmı hiç O çalışıyor yoruluyor.Sen n eyapıyorsun bütün gün ..Paçaları sıva işe giriş..O ‘erkek ‘ ya dinlenecek ..Tabi bide onun zevk ve istekleri var onlarıda tam olarak yerine getirmezsen senden kötü kimse yok.Dışarda bunun için bir sürü kadın bekliyor.Ve biz çalışan kadınlar bütün bu eziyetlere katlanmak zorundayız.Çünkü toplum sizi öyle kabul ediyor.Asıl depresyon bizde..Çocuğunuz hasta olacak diye kafayı yersiniz bilirsiniz ki sabaha kadar çocuğun başında siz bekleyeceksiniz .Ve eğer iyileşmezse ertesi gün binbir rica ile müdürünüzden siz izin alacaksınız Baba nın öyle bir zorunluluğu yok.O bütün gece uyur ertesi gün de kalkar işine gider.Eyy Erkekler niye bu Kadar bencil olmak zorundasınız.Bunu sadece ben yaşamıyorum iş arkadaşlarımın hepsi aynı durumda kocaları çalışmayıp evde akşama kadar oturanlarda erkek olmanın verdiği yüzsüzlükle akşam karılarından ,yemek ,iş ve hizmet bekliyorlar..TV seyretmek,değil kitap okumak gazete bile okuyamıyorsunuz.Hep emekli olmanın hayalini kurup dışarda özgürce dolaşanlara imrenerek bakıyorsunuz bu arada yaş gelmiş geçiyor kimin umrunda .Ev hanımları hep şikayet ediyorsunuz ama bu şikayetleri yaparken bide bizi düşünün.Günde sadece 1 saat öğle tatillerinde oda eve alışveriş yapmazsanız sizin.Yoksa size ait bir hayat yok..Bu hayat erkelerinherşey onlar için ,onlar hertürlü istek ve zevklerinin peşinde koşarlar sense sessizce evliliğini yürütmek adına katlanmak zorundasın.Aksi halde zaten bu evlilikte sadece biz kadınların ya kurtarmakta ,sürdürmekte bizim görevimiz ya..Zaten bir evlilikte kadın fedakarlıktan hep vermekten vazgeçtiği anda evlilikte bitiyor.

  10. +1
     
    MSK_07

    Salı, Şubat 5th, 2008:

    Benim annem bu yazılana tam uygun hatta kat kat fazlasını yapan bir kadındır.Titizliğiyle temizliğiyle meşhur olan annem babam gibi kaprisli bir adamla 3 tane onların tabiriyle zıpır erkek evlat büyütmüşler üstüne anne babalarına bakmış yazın da bahçe işlerinin üstesinden gelmişler.Ki bu bahçe işlerin de annem babam yapmak zorunda olmadıkları işler yüzünden heder oldular.Babam kayınpederinin bahçe için ricaları işin zorlugundan iş sırasında pazı lifini kopardı.Annem de bunlarla beraber kocaman üç zıpır yetiştirdi :)

    Bence annem hayatını monoton hissetmiştir ama hiçbir zaman işe yaramaz hissetmedi.Hissetse bana söylerdi.İşe yaramaz değil çünkü büyük işler başardığını o biliyor.Bizim de bunu onlara hissettirmemiz gerekiyor.En azından bunu hakediyorlar.

    Siz işe yarmaz değilsiniz.Sizin tırnagınız bile olamayız biz.Sadece hayatınızda bizim ki gibi işe yaradıgınızı hissettirecek iniş çıkışlar yok.Siz her gün bir maraton koştuğunuz ve buna aılştıgınız için bu size monoton geliyor ve kendinizi işe yaramaz hissediyorsunuz.Ama biliyorsunuz ki cennet boşuna anaların ayaklarının altında değil….

  11. Çarşamba, Şubat 6th, 2008:

    Asu serzenişlerinde yerden göğe kadar haklısın klasik türk toplumu ailesi tıpkı senin anlattığın gibi.İstisnalar da var tabiki ama bir elin parmaklarını geçer mi bilinmez.Hayat şartları,yaşam mücadelesi zorlaştıkça kadının yükü de artmaya devam adiyor anlaşılan.Ben bu yazımla onu anladım,hani biraz araştırma niteliği taşıdı sanki.Msk-07 de teşekkür edemeden geçemeyeceğim anlayışlı sözlerinden dolayı.Ama bu, işte siz çocuklar büyüdükçe annelerinin kıymetini anlarlarsa tabi sadece annelerine hak vermekle kalıyor..Ama söz konusu eş olunca değişen birşey olmuyor biliyormusun.Yani senin gözünde çok yıpranan annen ama eşinde aynı oysaki,ha ne olabilir belki yaptıkları işler farklı yaşadıkları ortamlar gereği ama netice de eşinde yıpranıyor.Benim anlatmak istediğim de bu.

  12. -4
     
     
    asu70

    Pazartesi, Şubat 11th, 2008:

    MSK_07 maalesef ki cennet sadece anaların ayaklarının altında deniyor.Anne olmayan kadınlara böyel bir şey vaad edilmiyor.Ne acı değilmi? Bu toplumun kadına bakış açısı; sadece bir anne ve bir erkeğin karısı olarak saygınlığınız var.Yoksa bir şey ifade etmiyorsunuz.
    Çilekbahçesi lütfen yanlış anlama ama eğer kocan hergece bilgisayarın başında vakit öldürüyorsa daha dikkatli olmanı öneririm..

  13.  
    buket

    Pazartesi, Şubat 11th, 2008:

    ya bazen aklıma gelmıyor degıl şuan çalışan bır ınsanım ama haftalık ızınde bıle evde kalsam ınsanın canı sıkılıyor eve sıgamıyor ama aynı şeylerı annemde görüyorum sabah kalk babamı işe yolcu et sonra çocukları yolcu et sonra ev işi sonra yemek….ama ne olursa olsun anneme kızdıgım şey kendını önemsememesı bence ınsan kendı için bışeler yapmalı kuaföre gıdebılır.gün yapabılır çarşıya çıkabılır kendı için bışeler alabılır çunku hayat okadar kısa kı reklamlarda vardı karıyerde yaparım çocukta ınsanın hayata geçırmesı bu kadar zor olmamalı…bakalım bızler evlenınce ne durumda olacagız

  14.  
    MSK_07

    Pazartesi, Şubat 11th, 2008:

    Çilekbahçesi size katılıyorum eşlerimiz de annelerimiz kadar değerlidir.Ama kulvarları farklı bunu da göz ardı etmemek gerekir.Her iki kadına da gösterilecek ilgi saygı farklıdır.Durum eş konusuna gelince durum haliyle farklıdır.Maalesef evde akşama kadar iş yapan sıkılan kadınlarımız surekli ilgisizlikten vs şikayet ediyor.Sürekli sıkıntıyı kocalarında görüyor.Bence çözüm bu değildir.Bir evde huzurdan o evin her ferdi ayrı ayrı sorumludur.Herkes kendine dusen maddi manevi sorumlulugu almalıdır.Almalı ki orası ev değil yuva olsun.Erkek hanımına hanım da erkegine karsılıklı ilgi gostermelidir.

    Ayrıca Asu hanıma da Cennet annelerin ayagının altındadır diye boşuna denmiyor.Ben erkegim bilemem ama cocuk dogurmanın sıkıntısını ancak dogum yapan bir kadın bilir.Anne boşuna anne olmuyor.O kadar sıkınıt cekiyor cocuk buyutuyor eve çeki düzen veriyor.Bu sözle maalesef sadece annelerin ayagının altında mı.Ya anne olmayanlar peki diye bir eziklik psikolojisine girmek de yanlıştır.Bir insan bir insana saygıyı karşıdaki insanın talebi ölçüsünde gösterir.Saygınlık biz de saygı istiyoruz diye yakarmakla kazanılmıyor…

  15. +1
     
    ertdid

    Salı, Şubat 12th, 2008:

    katılıyooooooooooooooooorummmmmmmmmm.çokhaklısınız.bende aynı şeyleri yaşıyorum.2 senedir evdeyim ve artık resmen bunalımdayım.ama bebeğim henüz 10 aylık oduğu için bırakamıyorum.ne zor şeymiş bu yaaaaaaa!önceden söylerlerdide inanmazdım.evlilik bişey değilde çocuk müthiş yoruyor insanı.ben daha öncede çalışan bi insandım ve dolayısıyla evde oturmak ve para kazanamamak inanılmaz gücüme gidiyo.kendimi beceriksiz hissediyorum resmen.ne diyim allah bize ve bizim gibi evde olmak zorunda olan tüm kadınlara yardım etsin.

  16.  
    serap

    Pazar, Mart 23rd, 2008:

    merhaba! ben serap,bende bir ev hanimiyim, herseyden once ve en onemlisi bir anneyim. dunyanin en onemli isini yapiyorum, hemde severek ve hissederek. bir çocuk yetistiriyorum ulkemize ve tum insanliga faydali olsun diye,gelecek nesillere bir fert yetistiriyorum. bundan daha onemli ne is yapabilirim ki? kendimi iste bunun için çok onemli hissediyorum ve sizde boyle hissetmelisiniz bence. tabii ev hanimlarinin yaptiklari bu kadar agir isin bir karsiligi olmadigi için bir is sayilmiyor ama bunun karsiligini hiç kimse odeyemez.sevgili asena nin yorumu beni çok duygulandirdi kendisine tesekkur ederim boyle guzel bir fikri one surdugu için. çocuk esirgeme kurumu çok guzel ve hayirli bir mesguliyet. turkiye ye gittigimde ilk ziyaret edecegim yer olacak insallah. ev hanimligi zor zanaat ama annelik dunyanin en olaganustu en kutsal tarifi imkansiz en guzel hissi. sevgi ve saygilarimla… serap KURUHASANOGLU/France

  17.  
    ayda

    Perşembe, Mart 27th, 2008:

    Evet kesinlikle bu hayat erkeklerin.Sabah 6.30 uyanıyorum kahvaltı hazırlıyorum eşim duşunu aldıktan sonra,kahvaltısını yapıyor,keyif sigarasını içtikten sonra, hazırlanıp banyonun her tarafını jöle yaparak ve bu arada traş olup her yeride kıl içinde bırakarak sağolsun,işine gitmek üzere yola çıkıyor.Bense daha kahvaltı yapamadan banyoyu toplamaktan başlıyorum.sonra yatak odası fırlatılmış denenmiş kıyafetler,hallaç pamuğuna dönmüş bir yatak toplanmak üzere beni bekliyor oluyor.yatak odasınıda topladıktan sonra,sıra mutfağa geliyor ve saat çoktan 8 olmuş hemen mutfağı toğplayıp hazırlanıp son bi kez evi özden geçirdikten sonra çıkıyorum.İş yerinde akşama çalışıp bu arada akşam evde ne yemeği yapacağımı düşünüyorum.sat 6:10 geçe evde oluyorum. hemen 3 çeşit yemek yapmak zorundayım,çünkü asla 3 çeşit yemek ve salata olmadan sevgili eşim sofraya oturmaz.hemen yemekleri koyduktan sonra bulaşık makinası yerleştirip varsa ütü veya çamaşır yada toz almak gerekir ,birde titiz bi bayan olunca yapacak öle çok iş vardırki,hiç iş yoksa illaki tuvaletleri ciflemek gerekir,birde eşiniz çişini yaparken heryere sıçratıyorsa klozet kapağı tanınmayacak hale geliyorsa oh oh değmeyin tuvalet temizleme keyfine küfürler ederek.Bu arada saaat 8 olmuştur sevgili eşim gelir.
    Sofra çoktan hazırdır yemek yenir,ve kesin bahane bulunur ,afiyet olsun demeden,sigarasını yakar daha benim yemeğim bitmemiştir,içeriye ya bilgisayar karşısına yada televizyona koşar.şimdi sıra bulaşıklardadır.onlar halledilir.tam çayınızı alıp 1 saat oturup bi dizi keyfi yapayım dersiniz,bu sefer onun çay içeceği ,su içeceği,illaki canının isteyeceği bişey tutar ve böylece gün biter.Ertesi gün yine.Misafir gelir onlar erkekler olarak oturur tavla, okey oynar rakılarını yudumlarlar siz hizmet edersiniz.İşte benim hayatımda bu,sakın ev hanımı olduğun için üzülme bence en zor iş ev hanımlığı.Ve yazılarınla benimde duygularıma tercüman olmuşsun paylaşımın için çok teşekkürler.

  18. +1
     
    asena75

    Perşembe, Mart 27th, 2008:

    hanimlar bence sikayeti birakin yav.

    hersyden önce koca boynuz yük olmaz diye bir laf vardir. evde oturan ve ise yaramadigi hissin kapilarak sikayet eden kadinlar kadar calisan kadinlarnda sorunlari dile geirilmis.

    illa bardagin bos tarafini görerek sizlanmaksa dogrusu basariniza diyecek yok.

    calisan kadinin edindigi avantajlarin yani sira evde oturan kadinin bol vakit buldugu islere de zaman ayirmak gibi bir dezavantaji oldugu da gözden kacirilmamali.

    her iki kadinin da avantajli ve dezavantajli oldugu yönler vardi ve olacaktir.

    bardagin yarim olduguna bakip ta hayiflanmayalim, en azindan yarim bardagin dolu oldugu ile avunmak bence daha dogr bir tavr olacaktir hayatin karsisinda.

  19. Cuma, Mart 28th, 2008:

    Asena,son yorumunda sana katılıyorum.Galiba iki tarafında kendine göre iyi ya da kötü yanları var.Meselenin aslı kadın olmakdan geçiyor.Ben bu kanıya vardım.İster çalış,ister çalışma.Toplumun kadın olarak sana yüklediği görevler var.Sen bunu ister kabul et,ister etme.Sanki kadın olarak dünyaya gelemekle bunları kabul etmiş oluyorsun?
    Kadın olmanın tek güzel tarafı varsa o da her zorluğuna rağmen anne olma mucizesi.Bu hissayatı erkekler bilemez.Çok farklı bir duygu.
    Şöyle de bir gerçek var ki bu dünya kurulalu beri böyle gelmiş sonuna kadar da böyle gidecek;ne biz erkekleri anlayabileceğiz ne de onlar bizi.Her iki cins kendi içinde anlaşılmadığını düşünerek ama bir o kadar da asla birlikte olmaktan kaçmadan yaşam savaşı verecek.Böylede bir çelişki.Ben çözemedin.
    Tekrar teşekkür ederim yorum yapan,görüşlerini paylaşan tüm okurlara.

Ev hanımının depresyonu başlıklı yazıya gelen yorumları takip et veya bu yazı hakkında bahsedenleri gör.

Yorum yap




Senin yorumundan sonraki yorumlar E-postana gelsin mi?


 
Ne çok severiz seni Wordpress