Fahişeliğin ontolojik eleştirisi bitmek üzere

 A.Y Borke yazmış

Bir yangından, hem de büyük bir yangından, hatta delemediğimiz kuşatmalarda son kalan yanmamış yerimize de kundak veren bir yangından kaçarken ya da teslim olmaya ramak kala kurtulma ihtimalimizi tasarlarken önce neyi kurtarmalıyız? Hatta ”Önce neyi feda etmeliyiz?” diye sormak gerekiyor. Sormak gerekiyor; çünkü neredeyse ömrümüzün her anında cehennem soluyoruz.

Yuttuğumuz ateş toplarına öylesine alıştık ki, döndüğü yeri unutan yeminlerimiz bile var artık. Bu içimizin avlularına kadar varan yangın, bulabildiğimiz ilk okyanusu üstüne kapatmayı istemek yerine bizde yangın kültürü oluşturup, menhus bir tümöre dönüştü bile.

Geldiğimiz nokta o ki, bu yangın yeri artık bize yurt olmuştur ve ne kaçmak ne kurtulmak, ne de feda gibi kavramlarla aramızda cisimleşen bir haslet kalmamıştır. Teslimiyet yeni yaşama şeklimizin, bize eskiyi hatırlatan her türlü yiğit duygumuzun kokainidir ve başımızı nereye çevirsek uyuşmak için gerekli altyapı ve bunun tacirleri örgütlü durumda bizi bulmaktadır.

Ne kadar çok ve çabuk teslim olur ve bu teslimiyete alesta halimizi kurduğumuz küçük sanal kavimlerde ve köşe yazılarında ve seviştiğimiz yataklarda ve yaşadığımız banliyölerde ve saklandığımız gettolarda ve karıştığımız kalabalıklarda ne kadar hızlı dramatize edersek, tragedyamız o kadar önem kazanıyor.

Öyle ya, teslim olan aslında savaşçıdır. Her teslim oluşta insanlığın yiğit bir evladı daha örselenmektedir ve koşullar… Ahh! Koşullar bir böyle olmasaydı her şey çok daha başka ve biz bu kadar yenik ve bitik olmazdık elbette.

Hadi politik bir arkeoloji ile büyük kalabalıkları kandıran söyleme dahil olmayı herkes gibi yapıyoruz, ya kendimizi kandıran içimizdeki sesi kim üretiyor? Bizi bize karşı alçaklaştıran ne?

Koynuna girdiğimiz düşün ırzını teslim etmeye kadar varan sefil eşgalleri nerden buluyoruz? Gerçeğin krallığına göz dikmemizi kim engelliyor? Bir kadınla sevişme biçimimizi, belki de en özgür alanı bile düzenleyen kurallar hangi nöbetçi ışıldaklarla yüzümüze çarpılıyor ve biz bu granül, bu çabuk eriyen ahlakı kimden edindik, sormalı kendimize.

Belli içermelerle ama bağlacından yola çıkarak bir meramı anlatmaya çalışan tefrika ayaklar altında sürünürken, bir orospunun düzüşme günlüğü, elektronik ortamda her gün yüz bin okuyucu bulmaya aday hale gelirse buradan ne çıkar sizce?

Pardon özür diliyorum sizden. ”Orospu” dedim, reklam spotlarında ”fahişe” denmişti, af edersiniz. Üzerimiz parfüm yerine insan koktuğu zamanlarda bu ifadeleri kullanmak ahlaksızlık sayılırdı ama şimdi neredeyse ritüel haline gelmek üzere.

Beş yıldızlı ve yüksek, çok katlılığı ve pahalılığı kerteriz noktamız haline gelmiş o güzelim düş bahçemizde kral dairesi yatan iskanların neredeyse indirim kartı vereceği seviyeli fahişeler, kitap üstüne kitap yazıp, orospuluğun ontolojik bir eleştirisini bitirmek üzereler.

Bu anlamda çıkan tüm kitaplar ve günlük yayınların, bizim hangi refleksimizi harekete geçirdiğini anlamak zor. Fahişe yaptığı, yaşadığı her ne varsa açıkça anlattıkça, bunu yapan biz olduğumuz halde bundan hicap duymak yerine ona ulaşacak hamili kartlar bulmaya çalışıyoruz.

Fahişe yaptığından geri adım atıp, tekrarı olmayacağı konusunda teminatlar üretip toplumun sağduyusu ve şefkatine sığınmayı istemek yerine, bir başına toplumun karşısında aymaz ve hala isterik işine devam edebiliyor.

Fahişe ve biz bir araya gelip yeni bir anlayış biçimi tesis edebiliyoruz. Ama bu anlayış elbette çözüme yönelik değil. Daha çok pansuman yapmaya ve olasılık dahilinde ise bir kerede denemeye yönelik bir anlaşma. En iyisi bu çıldırıyı burada kesmek ve deliliğe övgü için Pappini’ye teşekkür etmek.

Ama durun haklısınız. Böylesi sorularla, zaten birçok kayıpla üstlendiğimiz kısa konaklamayı yani hayatı daha da anlaşılmaz daha da kaotik ve öğrenmenin getireceği enfarktüse açık alanlara çekmenin bir anlamı yok.

Bunca hızlanmanın arasında oryantal ya da oksidental gibi kavramlarla rönesansla, felsefeyle, antropoloji ile, sosyoloji ile, şiirle ve edebiyatla ve benzer diğerleriyle bir yeni hayat kurmak istemenin hizmet ettiği üslup sanırım yalnızca bölünmez bütünlüğümüzün kulağına karanfil takmak olur ki; bizden çok daha cumhuriyetçi ulu ulema buna zaten izin de vermez.

Tamam anlaştık. Artık cildi kırışık, koca ve kocamış, merhem müptelası bu dünya için gözyaşı dökmek romantizmine son veriyorum. O ne idüğü belirsiz sonu -izm ile biten abuklamaları da çıkardım aklımdan. Bana böyle kavramlar bu bizi eskiye götüren algı biçimleri, rahmi, tahvillerle parçalanan, ömrümüze dair şık olmayan ve ağdalı sözler nereden geliyor ve ben bunları nasıl sırtımda tuğla gibi taşıyorum, çözemedim.

Çözmem gerekiyor mu?” derseniz; o eski, yani sizle anlaşmadan önceki düz bilmez sarp aklım olsa ”Gerekiyor!” derdim elbet, ama şimdi gerek yok canım.

Biri beni durdursun yahu! Evet biri beni durdursun. Yazının sonuna her ne kadar anlaştık ise de :) affınıza sığınıp bir şiirimi eklemek istiyorum.

Çıldırıp bu dünyayı
Kafama sıkmadan önce
Sıkmadan hayatı
Aşkı ve çocukları
Ve kavgayı
Kendimi birine
Emanet etmek istiyorum.
Alın beni vitrinde iyi durur bilincim.
İyi durur bayramlarda yaşama sevincim.
Alın beni
Alın…
Benim tozumu bu cinnet
Almadan önce.

3 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.33 3 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.33 3 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.33 3 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.33 3 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.33 Loading ... Loading ...
Etiketler: , , , , , , , , , , , ,


17 Ocak, Perşembe , 2008

Öneri: (Sponsor)

8 Yorum yapılmış

  1. +3
     
    nostaljik

    Cumartesi, Ocak 19th, 2008:

    Biri sizi durdurmasın sakın A.Y.Borke..
    Sizin gibi mükemmel bir yazar hep var olsun,hep yazsın.
    Fikirleriniz bize de ışık tutuyor.Olağanüstü bir yazı.Tebrikler..

  2. +7
     
    A.Y Borke

    Cumartesi, Ocak 19th, 2008:

    Her zaman böyle ince ve nazik ,her zaman böyle teşvik edici ve hayatın içinde ama sahilleşmiş bir sesle ,seslenmeyi nasıl başarıyorsunuz gerçekten çok ilginç ve sizden öğrenip sürekli çoğaltılması gereken bir fenomen gibisiniz.Sıcaklığınızdan başlayıp teveccühünüze varan yere kadar çok teşekkür ederim Sayın nostaljik.

  3. +3
     
    nostaljik

    Cumartesi, Ocak 19th, 2008:

    Sayın A.Y.Borke,
    Beni göklere çıkarmışsınız gerçekten.Bu nezaket ve ince düşünce karşısında mahçup olmamak elde değil.Yorumunuzu okurken sizin gibi usta bir yazardan bu sözleri duymak epey mutlu etti beni.Çok ama çok teşekkür ederim.Asıl siz teveccüh göstermişsiniz.
    Eğer bende bir ufak bir nezaket,insanları teşvik konusunda bir incelik sezmişseniz gerçekten ”Bunu siz ve sizin yazılarınız başarıyor”diyebilirim.
    Duygu ve düşüncelerinizi yazıya o kadar güzel ve ustaca aktarıyorsunuz,o kadar başarılısınız ki hayran olmamak elde değil.Size yazdıklarım az bile.Keşke ben de sizin gibi tam aktarabilseydim düşüncelerimi.Daha güzel şeyler yazacağımdan emin olabilirdiniz.
    Keşke insanlar birbirlerine hep böyle sevgi,saygı ve nezaketle seslenebilse değil mi Sayın Borke?Ne kadar yaşanası olurdu bu dünya.
    Ama ne yazık ki ben her insana sandığınız gibi her zaman ince ve nazik olamıyorum.Bunu hep başaramıyorum :(
    Size tekrar teşekkürler,saygılar…

  4. +1
     
    asena75

    Pazar, Ocak 27th, 2008:

    ay borke bence de sen durdurulmasi degil candan tesvik edilmesi gereken birisin. degindigin noktalar son derece güzel bunlari ifade ederken kullandigin kelimeler seviyeli ve en güzeli de konuyu ele alis bicimin.

    bu dünyada yasiyor olmak demek bu galiba. görmek, gördügünü özümseyebilmek ve herseyden önemlisi bunlari ifade edebilmek. ben su yazdiklarini bu seviyede ifade edebilir miydim. bilmiyorum. bence gör, bence özümle ve bence yaz. cünkü bu tip analizlere dur demek bence hayata dur demektir. farklisin, farkini kullan ve bizleri de aydinlatmaya devam et.

  5.  
    A.Y Borke

    Pazar, Ocak 27th, 2008:

    Sayın Asena75
    Aslında böyle,sanki sanal bir kabilede kodlanmış isimlerle size hitab etmek hiç estetik değil ama neylersiniz ki bu ya da benzeri alanlarda ortaya çıkan deformasyon sizi,beni ya da bizleri buna mecbur kılıyor ve haklısınız.Bu son derece teşvik edici ve tarafınıza ne kadar teşekkür etsem daha etmemiş olacağım sözler için eğer kabul ederseniz ben de size henüz yazmış olduğum bir şiiri armağan etmek istiyorum.

    İfadesi spotta hızlı giden bir yüzüm ben
    Yüzünden ne olmuşsa
    adından önce söylenen bir yüz.
    Kimileyin eşgal denilen
    ve ucuz mürekkep dağıldıkça hatlarında,
    kimileyin suret olduğu da olan,
    yüzler içinde
    yalnız bir yüz.
    Yüzülmüş bir denizde boğulan
    ve sesi kendini kurtarmaya
    varamayan çığlığın sindiği bir yüz.
    Ucuz fotokopi kağıtlarında aortları,
    fark edilmeden çökmüş ,
    beyaz hariç tüm renklerin yakıştığı,
    diğer yüzler içinde bir
    yüz.
    Yüzümde bir anının kırılmış alnıyım.
    Hatırlanmış bir düşmanın seyirten gözleri.
    Başka bir koynun ağırlığı altında,
    yanağına ter damlayan,
    sıradan bir sevişme planı belki ama
    hatırlıyorum tüm bunlar ,
    bu olmadan önce ben;
    Sabahları sakalımı,
    akşamları kentten cüzzam toplayan,
    dudağımı kesmeden sevgilimi öpmezdim .
    Bunu şimdi tecimsel sesleriyle anutçular ,
    yaşına göre gergin bir yüzden
    cebini doldurmak için dillendiriyor.
    Bir de siz
    Bu yüzde kendini sızındıran anlamdan
    bulanan midenizi boşaltmak için.
    Kaçırmayınız.

    270108ist

  6.  
    turklerklani

    Pazar, Ocak 27th, 2008:

    iyik gördüm burayı

  7.  
    asena75

    Pazar, Ocak 27th, 2008:

    cok tesekkür ederim. bu güzel siiri bana armagan etmen beni onore etti. basarilarinin devamini diliyorum. senin gibi cok yönlü insanlarin katilimiyla bu sitenin degeri artiyor.

  8.  
    buket

    Salı, Ocak 29th, 2008:

    şuan gunumuze bakarsanız artık kızlar teklıf götürüyor erkeklere kendı çıkarı için bır kız kendını kullandırıyorsa onların fahışelerden ne farkı var bunu merak edıyorum onlar para karşılıgında onların farkı ne günde güne okadar herşey degışıyor kı A.Y BORKE

Fahişeliğin ontolojik eleştirisi bitmek üzere başlıklı yazıya gelen yorumları takip et veya bu yazı hakkında bahsedenleri gör.

Yorum yap




Senin yorumundan sonraki yorumlar E-postana gelsin mi?


 
Ne çok severiz seni Wordpress