Gözleri hep mülteci
A.Y Borke yazmış
Yaşamayı bile bilenler; sırsız ve saklı bir aynada ilkin, daha henüz hiçbir şey, henüzden sonraki her şey yani, şeyleşmemişken, yani kendini kendiyle vurabilmeye yakın, kendini sevmeye uzak ve ne varsa insana dair, insan da dahil sevebilenlerdir.
Hayatın nabzını, şakağına namlu gibi dayanmış sorular da yakalayan, cevaplar için boynundan geçmiş, geçebilmiş, bilemediklerinde çocuk, bildiklerinde utangaç, hayata malul bir gerginlikle bakan, iflah olmaz, gözleri hep mülteci, olandır onlar.
Hep geçtiğiniz kıyıdan örneğin, hep gördüğünüz dalgada ıslanmak var ya, hani sizi hep üşüten ve kaçındığınız. İşte o bir okyanusun üstüne yıkılmasıdır, gözleri hep mülteci olanın. Durur orda. O dalga da durur. Bilir çünkü okyanusları bilmeyenin derinliği olamazmış.
Hani ilk öpüştüğünüz yerden, son öpüştüğünüz kadınla geçerken, geçmez ya içiniz, içinizden. Hani ezberi bir şişe hayatla çakır keyif olmuş halinizle yani. Oysa biraz baksanız oradadır, gözleri hep mülteci olan. Orda kalmış, kalakalmıştır belki sizin ağrınızdan. Belki sizdiniz o.
Bir annenin evladı olmayı hani, diğer ne olacaksanız ondan daha önemli sayamadığınız zamanlar vardır, bunu çoğu zaman anneniz öldükten sonra bilirsiniz, işte ordadır o, o gözleri hep mülteci olan, o hep o annenin, dizinin dibindedir, siz yokken bile, hatırlarsınız.
Hani yüzünüze bir yanardağ çizersiniz de, kanar yüzünüzden başlayıp ve akar renkleri suçlarınızın, her şey sizin yüzünüzden olmuş gibi gelmez ya hani, ordadır o ve yutar bütün alevleri. Yutar içine zaman çeker gibi. İçinize bakın, iç diyebildiğinize, ordadır o, hep ordaydı zaten.
Altı kısık ateşte demlenen ömre belki, kendinden bile yorulup gelmiştir. Belki hala yanmaya istekli, bilinmez. Ve yerini yadırgar bakışları, alnın da gergin ve ağır arabaların izleri, elleri, elleri aramaktadır hala. Hala diyorum ya, var bir bildiğim, sizin de olsun efendim.
|
17 Nisan, Perşembe , 2008






Cumartesi, Nisan 19th, 2008:
Yaşamı çok sevmenize rağmen hani yaşamdan bıkmış gibisinizdir.Mecburi bir süregeliştir birbiri ardına dizilen günler birbirinin aynı.Hiç bir şey zevk vermez çoğu zaman.Öyle bir isyana yönelirsiniz ki sizi doğuran anaya kadar gider sorgu ve sitem neden doğurduğuna dair.
Sizde de benzer bir yorgunluk ve karamsarlık mı sezdim,bana mı öyle geldi Sayın Borke?Yoksa güzel yazılarınızın takipçisi olan ben yanılgıya mı düştüm bu kez?
Çarşamba, Nisan 23rd, 2008:
Sevgili Nostaljik
Sanırım ben öncelikle böylesine içten ve içkin, böylesine usanmadan, yazılarımı okuduğun ve o incelik ve akıl dolu yorumların için sana yeniden teşekkür ediyorum. Yazı dediğin türde bir açımlama yapma ihtiyacından doğmadı, gelişi güzel ve belki de bir şeyleşmenin anlık etkisi altında, biraz da çalakalem metin haline geldi. Bu alanda sen dahil bir kaç isim ve birkaç yazdıklarını okuduğum da keyif almakta olduklarım için varım ve en önemlisi selimin açtığı mecrayı, selimin yanın da göğsümü yırtmak pahasına bulunmak isteyişimden burdayım. Ben selimin her ne oluyorsa olsun, sadece bu kadarı için bile desteklenmesi gerektiğine inanıyorum. Elbette eleştrilerimiz olabilir ama bunlar bir distopya yaratmak için olmamalı diye düşünmekteyim. Değilse buraya yazı diye getirilip asılan birçok ucube ile bir arada olmak içimden hiç gelmiyor. Ve ben her ne sebebten gitmiş olursa olsunlar, eski ve yazmaya gönül veren arkadaşların burada olmalarını temenni ediyorum. O zaman belki daha da çok emek verip yazılar üzerinde dikkatli ve yakın okumalar yaptığımız günler belki geri gelir ne dersin ?
Perşembe, Nisan 24th, 2008:
Öncelikle her zamanki nezaketiniz ve güzel sözleriniz için sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum.Benim için yazılarınızı okurken ”usanmak”diye bir kavram asla söz konusu olamaz.Her seferinde hayranlıkla okuduğum,size has,içerik olarak yoğun edebi değer taşıyan yazılarınız bende tiryakilik yaptı diyebiliriz.Anlamak için biraz daha kafa yormak gerektiği bunda etken sanırım.Tarzınızdan oldukça memnunum ve zevkle okuyorum.Bende bu ara biraz yorgunluk ve bezginlik söz konusu.Bu son yazınızı yeterince algılayamadım bu yüzden sanırım.O yüzden özürlerimi iletiyorum ..
Son cümlelerinizde yazdıklarınız için size yerden göğe kadar hak veriyorum.Eanlat ile ilgili tüm temennilerinize katılıyorum.Okuduktan sonra oldukça hüzünlendim.İşte bu yüzden ben de eanlat’ı asla bırakamıyorum.Bariz bir nedeni olmadığı halde buraya artık hiç uğramayan üyeleri ”Vefasız”olarak nitelendiriyorum ve anlamakta zorluk çekiyorum.Selim gereken emeği sarfetmiş.Geri kalan görev üyelere düşüyor elbette. Sizin deyiminizle ”Selim ve mecrası”nı üyelerine gerçek hayatı yaşatan ve birbirleriyle ailevi ilişkiler kurdurabilecek formatta ve güzellikte bulmuşumdur hep.Bu formata uyulabilse el birliği ile,ne güzel yerlere taşınabilir bir bilsek.Yazık gerçekten bizlere..
Umarım her şey daha güzel olacak…
Cuma, Nisan 25th, 2008:
Üstat seni yogun buldum. Uzun süredir yazılarını takip ediuorum, ilk defa bir yazında hayata yorgun baktığını gördüm. Yaşlanıyoruz galiba.Daha canlı insanları hayata bağlayacak aceleye gelmemiş yazılarını bekliyorum. Her insaını hayatında inişli çıkışlı dönemler olur bu normaldie. Çıtayı hep yüksek tuttuğundandır olsa gerek haz alamayınca üstat noldu diyoruz. Umarım bu sitemime alınmazsın .
Selim konusuna gelince ona kol kanat geren sizin gibi insanlar çevresi,nde olduğu için ne kadar şanslı olduğunu umarım anlıyordur. Sevgili nostaljik keza bir yığın yanlışına rağmen onu terk etmedi. Ama çocuğun gençliğinden kaynaklanan bir fevriliği var hayat onada durulmayı elbet öğretecek. Umarım hatalarından ders alır.
Yeni yazılarınızda görüşmek üzere sizleri çok özledim.
Cuma, Nisan 25th, 2008:
Sayın Borke hayata yorgun bakmıyor,yaşla da ilgisi yok bence Baybora .
Yazılarını eskisi gibi zevkle yazmıyor sadece.İçinden gelmeyen birtakım şeyler var ve nedenlerini açıklamış.Son derece haklı düşünürseniz.
Yalnız başına cennetin bile tadı çıkmaz.Eski ortamı özlüyor.
Siz de tamamen terkedemediniz ve Eanlat’ı seviyorsunuz aslında.
Lütfen ”Özledim”falan demeyin ve dönüp o güzel yazılarınıza devam edin en kısa zamanda.Bir sürü üye,ben ve Borke sizin siteye eskisi gibi dönüş yapmanızı yürekten istiyoruz.Bu yorumlarla da dile getirildi hep biliyorsunuz.
Ben yıllarca yaptığım mesleğim ve aldığım eğitim gereği gençlere ve varsa yanlışlarına alışkınım.Biraz da kişilik özelliklerim yatkın.
Gençlikten kaynaklanan bir fevrilikten bahsetmişsiniz.Haklısınız,bakın biliyorsunuz.O zaman yaşı kemale ermiş birer üye olarak kafamıza takılanları unutmak yakışır bize.Siz zaten ”evlat”diyordunuz:)
Selim zaten ne söylersek yayınlayarak kendini bize affettiriyor.Ben her zaman temiz bir sayfa açılıp her şeye sıfırdan başlanmasından yana olmuşumdur.Format gereği yazı ve yorumlarla Selim de üyelere eşlik ediyor.Belki buraya ekleyeceği iki satır görüşü vardır.
Cuma, Nisan 25th, 2008:
Ama bak şimdi sansüre aldı yazdıklarımı:DDD
Cuma, Nisan 25th, 2008:
Bir yanı bulur kendi yangını ve kundaklar, özler bir yanı yarasını saran yar gibi dostunu ya insanın, özledim işte. Hani gelin diyordum ya, hani şimdi, hemen hani. İşte benim kavmim geldi; borasıyla geldi, anısıyla geldi, geldi aklı selimiyle geldi. İnanın diyorum inanın, geldiler işte. Bu ne düş ne hayat, bu düpedüz dostlarım benim. Şimdi tutup ciğerlerimi kavursam, ağırlasam, yıkasam ayaklarını, ayak ucunda uyusam,seslenir de sesi yorulur diye sesine kıvrılsam, gene de yetmez. İnanın diyorum,inanın, bunlar dostlarım benim. Yurdum burasıda.
Sayın baybora ve Sayın nostaljik, ben sizin sözünüz giyotin olsa, o bıçakta boynumu tararım. Kapınızda kıtmir bilin beni ve inanın ben, sizi çok ama çok seviyorum. Selime el verelim, elime düş verelim, selime güç verelim. Verelim de başarsın bu çocuk, hakkı var.
Tekrar yanıtlar ve merhabalar ve dahi bu içibayram yeri serseri, bu kardeşlik baharı için çok ama çok teşekkürler.
saygılarımla.i
Cumartesi, Nisan 26th, 2008:
Sana dost demek kardeş demek bile hafif kalıyor sen ciğerinden bir parça gibi gördüğün sürece bu kardeşin seni baş tacı eder.
SEVGİLİ BORKE
Bu sabah duygu dolu satırlarını okuyunca uzun süredir görmediğimn can dostumdan haber almış gibiyim. Seni görmeden sevmek böyle bişey.Satırlarını okurken tüylerim diken diken oldu.Bu tür muhabbet dolu sözleri duymayalı çok oldu. Ortalığın vıcık vıcık yalakalık eyyamcılık dolu olduğu bir zaman da sizin gibi dostlarım olduğu için kendimi, şimdi daha mutlu ve şanslı hissediyorum. İYİKİ VARSIN. Yazgığın her satır için seni hasretle kucaklıyor ve öpüyorum.
E anlata gelince benim için çok anlamlı ve unutulmaz hatıralarla dolu bir site. Büyük mutluluklar yaşadığım yıkılmaz sevgileri burda buldum doslrım oldu ve en önemlisi çok değer verdiğim özel bir insanı bu sitede buldum.
Sevgili nostaljik hocam bu konuda en büyük sırdaşım oldu bunlar birbirlerini görmeden birbirlerine çok güvenm duyan insanların yapacağı şeylerdi ve biz başardık.
Hatırlarmısın bilmem son yazıma yaptığın bir yorum istemeden sen farkında olmadan talihsiz bir açıklamaya dönüştü. Konuyu nostaljik hocam biliyor. Ve bu meyenda yazının acilen yayından kaldırılması hasıl oldu. Dönüp selimden yayınlanması için ricada bulunduğum gibi kaldırılmasınıda istedim çünki elzemdi. Fakat beklemediğim bir tepki ile yazıyı kaldırdıktan sonra ben senin uşağınmıyım gibi beni kullanıyorsun manasına gelen bir laf etti kelimeyi şu an tam seçemiyorum ama , o günlerde seviyesiz ve çirkin bir kaç yazıyıda yayınlayınca iyice soğudum. Ama dostlarımı üzdüm.
Küçükler fevri olabilirler nostaljik hocam öyle yazmış ama özür dilemeyide bilmeliler. Ben aranızdayım ve hep öyle kalacağım.Kapıdan kovsanız pencereden girerim. Bu dostluklar kolay oluşmadıki kolay yıkılsın.
sizlere saygılar sunuyorum.iyiki varsınız.
Cumartesi, Nisan 26th, 2008:
Baybora Bey,sırdaşınız olarak diyorum ki o cümleyi yanlış hatırlıyorsunuz.
O son yazınız ile ilgili üst üste birkaç ricada bulunmuştunuz ve ”Ben sizin emir eriniz miyim?”denmişti.Yani sizin hatırladığınız ”Ben senin uşağın mıyım?”kadar ağır bir söz değildi.
Cumartesi, Nisan 26th, 2008:
[…] seslenmış | | 26 April, Saturday , 2008 A.Y Borke‘nin “Gözleri hep mülteci” başlıklı yazısına gelen yorumlardan sonra bir şeyler karalama ihtiyacı duydum. […]
Cumartesi, Nisan 26th, 2008:
Arkadaşlar duygusal bir akış olmuş, ilgiyle okudum hepsini. Teşekkür ediyorum sizlere.
Şöyle bir şeyler karaladım blogda yazılanlarla alakalı, ilginizi çekebilir diye düşünüp paylaşıyorum burada.
Cumartesi, Nisan 26th, 2008:
Baybora Bey,ben eminim ki son yazınızla ilgili o sırrı anafikir bilseydi bunlar yaşanmayacaktı.Kendinizi onun yerine koyarsanız hak vereceksiniz.Sırdaşınız olduğum için ben de söyleyemedim tabii:(
Kullandığı cümle tam olarak şöyleydi”Kendimi emir eriniz gibi hissettim” Bence hiç de kötü bir cümle değil.Hatta espri olarak bile bakabiliriz.Geçerli bir neden olmadan anafikir yorumları bile silmiyor,biliyorsunuz.Fakat sizin isteğinizi yerine getirdi hemen.
Bu yazının altında süregelen yorumlar ne kadar gerçek ve etkileyici farkettiniz mi?Anafikir de hepsini okuyup bir hayli etkilenmiş.Blogda yazdıklarını okudum ve kelimesine kadar hak verdim.Onun yaşındayken benim de başımı kaşıyacak vaktim yoktu(Ve bu yüzden oldukça fevri idim).
Burada hayatın kendisi var gerçekten.İçerik olarak fazla kalitesi olmayan yazıların yayınlanmasına da Sayın Borke gibi ”doğal”gözüyle bakıyorum.Burada herkes kendi seviye ve kapasitesine göre bir şeyler yazıyor,çiziyor..Nasıl ki ben sizin ve Sayın Borke’nin yazılarının takipçisiysem onların da olacak.Bunu kabul etmeliyiz Baybora Bey.Çünkü hayatın her alanında bu şekilde yaşıyoruz zaten.
Selocan buraya gelip duygusal ortamı paylaşmışsın ve açıklamalar yapmışsın.Bunun için sana sevgilerimi ve teşekkürlerimi iletiyorum:) Söylediklerinin üzerine tek bir ricam olabilir:YAZILARIN ALTINA LÜTFEN DENGESİZLİK İÇEREN YORUMLAR YAYINLAMA…
Baybora Bey ,buradaki yorumları en baştan tekrar tekrar okuyun.Selim’in yazdıklarını da.Ben ”nostaljik”adımla üyeliğimi yeniliyorum ve yazılar yazmaya başlıyorum(Sizin kadar güzel yazamasam da).Sizi de davet ediyorum.Lütfen aynısını siz de yapın artık.Bakın Sayın Borke de tüm kalbiyle yalnızca bunu istiyor..