Kadından başlayıp köpekleşmek

 A.Y Borke yazmış

Kapıyı kapatır kapatmaz hemen evin Boğaz’a bakan geniş penceresine koştu. Perdeyi açmak istemedi. Tülün kendini göstermeyecek kadar uzağında durup adamın gitmesini bekledi.

Garaj kapısını göremiyordu ama buz gibi havada yağan sulu karla birlikte garaj kapısının önünde, pahalı kesme taşlarla çıkan arabanın çimlere zarar vermemesi için iki sıra halinde hazırlanmış araç yolunun, taşlardan parlayan kurşuni ışığındaydı gözleri.

Otomobilin, eşinin otomobilinin oradan çıkıp dış kapının kapandığını görmeden bir türlü rahat edemiyordu. Sanki bu adam yanından uzaklaşmadan, hayat bile yanına gelmeye çekiniyor ya da adam varsa yaşam bir türlü hayat olamıyordu.

Ve nihayet eşi otomobiliyle dış kapıdan çıktı ve son zamanlarda olduğu gibi içine ansızın, nereden geldiği belli olmayan bir huzur, ama aslında nedenini bildiği bir huzur doluverdi. Bu kendini sakin ve kontrol edebildiği anları ”huzur” diye tanımlamıştı. Ama aslında bunun huzurdan çok ”geçici bir tedirgin yaşamama hali” olduğunun da farkındaydı kadın.

Geçici de olsa nereden başlayacağı belli olmayan bir gerilmeyi, korkuyu, ezilmiş ve yenilmiş hissetmeyi kendinden uzaklaştıran tek şey, eşinin yanından ayrılması ve aslında hiçbir zaman kendini ya da kendine ait hissetmediği bu evi ve evin içindeki yaşamı kendisinin kontrol edebiliyor olmasıydı.

Evin bu saatlerdeki sessiz ve kendiyle barışık hali için, kadın da bir suskunluk geliştirmişti kendine. Aslında konuşuyor, bağırıyordu hatta. Ama susarak.

Boğaz’a bakan geniş salondaki tek parça büyük camın perdeler sonuna kadar çekilmiş ön kısmında, geniş ve rahat koltuğa oturuyor ve kulağa nerdeyse duyulmayacak kadar düşük bir sesle ulaşan müziği içinde bağır bağır dinliyordu.

Kadının bu saatlerini bilen hizmetçi kız asla gelmez ve sessiz suskunlukta kadını, kendi içinden çıkaracak o sahileşmiş sesi kullanmazdı. Ta ki çocuk uyanana kadar.

Kadın çocuğu her uyandığında gözünü açtığı ilk an için onun yanında olmayı istemesine karşın, aldığı yatıştırıcıların etkisiyle, birkaç yıldan beri bunu hiç başaramıyordu. Özellikle bu büyük eve taşındıktan sonra, evin büyüklüğü evde yaratılacak yaşam için de kuralların büyük olmasını gerektirdiğinden beri, kadın çocuğunun uyandığını hep evin hizmetlilerinden haber alıyordu.

Her sabah çok erken bir saatte uyanmak ve hazırlanmış kahvaltı masasında kahvaltı yapmak istesin ya da istemesin, eşinin karşısında hazır bulunmak zorundaydı. Bu eşi tarafından, aile olmaya dair çok önemli bir gelenek olduğu düşüncesi ile kural haline getirilmişti. Ve kadın diğer uyduğu tüm kurallar gibi buna da uyuyor, uymak zorunda kalıyordu. Uymanın ve kabul etmenin, boyun eğmenin dışında bir yol neredeyse yok gibiydi kadın için.

Hava öyle sert ve bulundukları tepeden Boğaz’a doğru oluşan koridorda rüzgar öyle acımasız seslerle belli ediyordu ki kendini, evin ses ve ısı geçirmeyen camlarının yarattığı ıssızlıkta kadın, hava bundan daha kötü bile olsa bu sesi duymak ve evine hayatın girmesi, girebilmesi için mutlaka bir camı hafifçe aralamayı ihmal etmiyordu.

Birden bahçedeki köpeğin kesik kesik havlamalarını duydu. Köpek neredeyse yalvarır gibi havlıyordu. Ama kadın bu sese kulak vermek istemedi. Duymak istemedi nedense. Gözlerini yeniden Boğaz’ın sisli ve tenha sularına bıraktı. Ara sıra geçen yüklü şileplerin seyir defterine kadar ulaşabiliyordu.

Aralık bırakılmış camdan, bu ustura gibi aralık günün de cama biriken buğuya, düşten gemiler çizebiliyordu kadın. Bu suskun yalnızlığın, bu gözleri sulara yatırmanın bir anlamda özgürleşmek, içine çoğalmak olduğunun farkındaydı. Ama ne gemilere binip kaçmak ne de kalmak istiyordu.
Yalnızca susmak ve içine ağlamak.

Kalmasına ya da gitmesine neden olacak nedenler içinde tükeneli çok zaman geçmişti ve artık karar verme zamanlarında değildi. Razı gelme ve boyun eğme zamanlarındaydı artık.

İçeriye dolan kokudan anladı ki oğlu uyanmış ve yanına geliyordu. Ama sulardan ve buğudan başını çevirmedi kadın. Son ana kadar beklemeyi istedi. Bu anları son anına kadar, son anmış gibi çünkü. Hayatında ne olursa olsun, nerede bulunursa bulunsun içine çektiği havadaki çocuk kokusundan asla yanılmamayı ve bu kokuyu hayatın diğer tüm kokularından ayırt etmeyi, edebilmeyi öğrenmişti kadın.

Belki de kendini, soluk aldığı ve hayatlaşamamış, ömründeki yıkımlarından çekip alan tek neden olduğu için sığınmıştı bu kokuya ve bu kokuyu bu kadar çabuk hissetmeye.

Hizmetçi kız her sabah olduğu gibi çocuğun salona girmesinin hemen ardından aralık olan pencereyi kapattı ve çocuğun annesine kadar ulaşmasını bekleyip, kahvaltıyı yeniden hazırlamak için salondan ayrıldı. Çocuk annesinin kucağına tırmandı ve her zaman hazır olan yerine düğme gibi yuvarlandı. Kadın çocuğun saçlarını okşamaya başladı.

Çocuk cam kapanmadan az önce köpeğin sesini duymuş ve yanına gitmek istiyordu. Kadın bu soğuk havada bunun mümkün olamayacağını ne kadar anlatsa da çocuğun gitmek için huysuzlanmasını engelleyemedi ve ansızın çocuk annesinin yüzüne minik eliyle bir tokat attı.

Kadın buna şaşıracak kadar zaman bulamadan çocuğun saçlarını, canını acıtmaya varan bir şekilde çekmesiyle bir çığlık atarak, çocuğu kucağından yere bıraktı.

Kadın çocuğun gözlerine kısa ama bunu neden yaptığını anlamaya, bulmaya çalışır bir çabayla baktı ve neden kendisine böyle davrandığını sordu. Çocuk anlamıştı annesinin canını acıttığını, ama gözlerinde bir suçluluk yoktu. Bundan yani bu suçluluk duygusundan çok çocuğun gözlerinde doğru yapılan bir şey sonrası oluşan başarma bakışı vardı. Annesine

- Babam köpek geldiğinden beri ona yapması gerekenleri bize söylediği gibi söylüyor ve yapmayınca dövüyor onu. O da dayak yiyince hemen anlayıp yapıyor babamın istediğini. Sen de benim dediğimi yapmazsan ben de seni döverim o zaman yaparsın

Kadının gözlerinde bu cümleyi duyduktan sonra asla engelleyemeyeceği birkaç damla yaş belirdi. Uzun uzun çocuğun gözlerine baktı. Ama içine bakıyor aslında ve kaybettiği hayatın, karşı duramadığı, teslim olmamak için savaştığı halde yenilip boyun eğdiği, razı geldiği hayatın şimdi de çocuğuna aynı şeyi yapmaya başladığını anlıyordu.

7 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.43 7 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.43 7 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.43 7 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.43 7 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.43 Loading ... Loading ...
Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,


27 Ocak, Pazar , 2008

Öneri: (Sponsor)

9 Yorum yapılmış

  1. +1
     
    baybora

    Pazartesi, Ocak 28th, 2008:

    Üstat ellerine sağlık yine çok güzel bir yazı olmuş.Sitede bölümü olmadığı için o güzel şiirlerinden mahrum kalıyoruz bir gün okumak isterim.Saygılarımla

  2. +1
     
    A.Y Borke

    Salı, Ocak 29th, 2008:

    Sayın Baybora
    Ben aktardıklarınızdan yola çıkıp bir bilme haline ulaştım ki Baybora; bu ülkenin sağını solunu,önünü arkasını ,geçmişini ve geleceğini bilen,bilmekle kalmayıp kaygı duyan ve hayatı imkanlı olduğu sürece,elinden geldiği kadar ,bu ülkenin çocuklarından başlayarak tüm insanlar için daha yaşanabilir kılma adına elinden geleni ardına koymayan adam gibi bir adamdır.Yazar ve yazdığı her ne ise okuyanda bir insan haritası bir düş coğrafyası,bir iyi gelecek tasarımı hasıl olur.Her nerede ise sofrasına oturulup tuz ekmek paylaşılacak ve geldiği gün insanın, başının ,gözünün üstünde taşıyacağı adamlardandır.İncelik göstermiş ve bastığı yerde iz bırakan dilinden bir damla bal da sinemize damlatmış.Damladığı yer ,damlatandan yana varolsun.Baybora yazısıyla,tespitiyle duygusuyla,yüreğiyle,dişiyle tırnağıyla hep olsun,olabildiğince.Gösterdiğiniz teveccühü onur kabul ederim,sağolunuz.

  3. +0
     
    MSK_07

    Salı, Ocak 29th, 2008:

    Çok güzel ve anlamlı bir yazı olmuş.Özellikle üslup beni çok etkiledi.Kendimi bir romandan parça okuyormuş gibi hissettim.Elinize sağlık….

  4. +0
     
    baybora

    Salı, Ocak 29th, 2008:

    Çok sevgili kardeşim A.Y.BORKE
    Emin olun utandırdınız.İltifatlarınıza teşekkür ederim.Ayrıca seni tanımak benim için onurdur.Kapımda gönlümde ne zaman isterseniz dostluğunuza aç ve açıktır.
    Tekrar güzel sözleriniz için teşekkür ederim.Yorumlarınız bile yazılarınızı aratmıyacak güzellikte. İYİKİ BURDASINIZ VE İYİKİ DOSTUMUZSUN.
    SAYGILARIMLA
    BAYBORA

  5. -1
     
    buket

    Salı, Ocak 29th, 2008:

    çocuk herzaman aileyı yansıtıyor gerçekten dogru bır yazı ilerde o çocugunda karısını dövmıyecegı malum.çocuklar bır kaset gıbı çocugu anlamak çok önemlı onun ısteklerını düşünmek çok önemlı onlarda buyuyecek sızden ögrendıgını uygulamaya koyulacak sızde ne ekersenız onu biçersınız kalır

  6. +0
     
    A.Y Borke

    Çarşamba, Ocak 30th, 2008:

    Sevgili Buket
    Sakın kızma bana ama ben yazıyı yazmadan ve yazdıktan sonra eklemeden önce ,yazının ,bir yandan içermesi ve dolayımları diğer yandan biçimsel kurgusu ve dizgedeki sorunları üzerine zaten düşünüyorum.Nihayetinde tüm bu distile etmenin ardından yazıyı getirip sizlerin beğenisine sunuyorum.Bu sunma artık yazının bana ait tüm kısımları ile benim vedalaşmam anlamına geliyor.Yazı okuyan da ve düşsel serüvenin de hangi etkiyi yapmışsa buna okuyan karar verir.Fakat gel gör ki sen yazıyı okuduktan sonra yazı doğru ya da yanlış diye başlayan bir yorum yaparsan ,benim bir parçam olmaktan çıkmış olan yazıyı yine benimle sağlama çabasına girersin.Bence yorumlama anlamında genel geçer izleklerden çok ,iki üstbaşlık altında seninle anlaşmalıyız.Bunlardan ilki yazı biçimsel kurguda okunabilir bir olgunluğa erişmiş mi ?ikincisi ise yazı da katılmadığın bir yön varsa ve bu özellikle semantik dizge için geçerliyse ,muhalif olduğun ya da şerh koyduğun yerleri belirten ,,imleyen bir yorum.Bu iki üst başlık dışındakiler yazıyı tekrarlamak olur ki yazı kendisini anlatırken buna gerek varmı sormalı sana .Ne dersin.

  7. -5
     
     
    erhantigli

    Salı, Şubat 5th, 2008:

    Eli yüzü düzgün bir öykü. Başarınızı kutlarım. Benim öyküm mizah dergisi için yazılmış hafif bir öyküdür.15-20 yıl önce yazılmıştır. Beni yazılarımla tanımak istiyorsanız onpunto.com, azbuz.com, yazimhane.com gibi sitelere bakmalı ya da google’da aramalısınız. Bloglarım da var. İlginize teşekkür ederim. Diğerleri gibi delidolu değil akıllı uslu bir yorum yapmışsınız.
    www.erhanhocaniz.azbuz.com
    www.tiglierhan.blogspot.com
    www.erhanhoca.onpunto.com
    ***********************************

  8. Perşembe, Şubat 7th, 2008:

    Bir ailede gelişen olumlu ya da olumsuz davranışların en iyi göstergesi çocuklardır her zaman.Onlar ailelerin aynası olmuştur.Siz de bunu edebi bir anlatımla çok güzel yazmışsınız kaleminize sağlık.

  9.  
    A.Y Borke

    Perşembe, Şubat 7th, 2008:

    Teşekkür ederim sevgili çilekbahçesi.Başka metinler üzerinde daha uzun ve içermeleriyle birlikte yapısal olandan da yola çıkmış sohbetler kurmak dileğiyle.

Kadından başlayıp köpekleşmek başlıklı yazıya gelen yorumları takip et veya bu yazı hakkında bahsedenleri gör.

Yorum yap




Senin yorumundan sonraki yorumlar E-postana gelsin mi?


 
Ne çok severiz seni Wordpress