Kaybedişinin şerefine

odyseus yazmış
Yokluğunun bilmem kaçıncı günündeyim. Saymadım! Masamda adın meze, kahpece attığın kahkaha kadehlerin sesi oldu. Ardı arkası kesilmedi sarhoşluğumun! Zor değil miydi? Sevgimi yok etmek…
Öyle bir çalımla geçtin ki hayatımdan kendi kalene koştuğunu göremedin! Evleniyormuşsun sevdiğim! Tenimi tenine adadın mı hiç? Aşk sarhoşluğuyla uyuduğun saatleri özlemez misin?
Halay sesleri azalmaya başladı. Dünden beri kınalar yakılıyor ellerine! Üç şey için kına yakılır derlerdi; evlenecek kıza, sünnet olacak çocuğa, vatani görevini yapacak ve belki de şehit olacak askere!
Sevgimin tabutuna Kına yakıyor ellerim… Ve sen birazdan o kapıdan içeri gireceksin. Sırtını yumruklayacaklar. Odana beyaz çarşaf koyacaklar. Kanaviçe işlenmiş yastıklar, dantel yataklar, asılı bir cibinlik… Ve başucunda bir bardak su hazır olacak! Sevgimi boğacak ellerin!
Kokumu kokunda hissedeceksin uzandığında. Sarılmak istediğinde farklı bir beden olacak yanında. Ellerin boş, ellerin çaresiz kalacak. Yastığını ilk akşamdan kendine arkadaş edineceksin.
Sabah farklı biri seslenecek; “Aşkım haydi uyan“. Burnuna kondurulan buse olmadan doğrulacaksın yataktan. “Günaydın” diyeceksin boşluğa ve yankı yapacak sesim kulaklarında; “Günaydın meleğim sana da”.
Yüzünü yıkamaya gittiğinde havlun bir avuç içinde değil lavabonun kenarında asılı olacak. Ve sen uzanıp alırken aynadan sana gülümsüyor olacağım. Arkamı döneceğim ansızın. Odalarda sesler yankılanacak; “Haydi, kahvaltın hazır hayatım”.
İşte diyeceksin onun sesi. Kâbus bitti! Koşarak çıkacaksın banyodan. Adımlarının altında ezilecek sevgim. Mutfakta bir çift yabancı bakış seni bekleyecek. Gülümseyen biri kahvaltının hazır olduğunu söyleyecek.
“Sabahları ben taze sıkılmış portakal suyu içerim” diyeceksin. Elin uzanacak bir dilim ekmeğe, yağını yıllar sonra ilk kez kendin süreceksin. Aklına minik kuş lokmalarım gelecek. Yağlı, reçelli, peynirli, salamlı minik lokmaları düşüneceksin.
Düğümlenecek boğazın! “Üşütmüşüm hanım” diyerek kalkacaksın masadan. Kelimelerin boğazında, kelimelerin sana yabancı gelecek, için ürperecek. Sıcak bir bardak çay alacaksın yanına.
“Sahi ben kaç şekerli içerdim?” diye zorlayacaksın beynini. “İki olsun yetmezse bir tane daha atarım” diyerek gülümseyeceksin. “Acaba dört şeker mi atardı?” diye aklından geçireceksin beni. Kendin kendine yabancı gelecek! Kendin kendine arsız!
Yaşam bir tokat gibi patlayacak suratında! Ölüm olacak yokluğum! Ütülenmiş gömleğin askıda takılı olacak. Düğmelerini sen ilikleyeceksin. İstem dışı kelimeler geçecek aklından;
“Hangi kravatı takmalıyım? Hangi gömleği giymeliyim? Pantolon şık durdu. Bunun altına bu ayakkabı uydu mu?”
Gözlerinden süzüleceğim yine avuçlarına… “Kol düğmelerinin ayrılma zamanı gelmiş” diyerek sesleneceğim sana. Onları ayırırken yine asacağım suratımı. “Akşama geç kalma, ayrılıkları uzun sürmesin düğmelerin” En önemlisi “Ayrılığımız uzun sürmesin, seni şimdiden özledim”. Gözlerini kapatacaksın artık.
Gözyaşların şiddetini arttıracak, yüzünü yıkamaya koşacaksın lavaboya! Hanım soracak “Hayırdır bey ne oldu?” diye. Hiç diyeceksin gözüme bir şey kaçtı.
Gözüne batacak hayallerin! Aynadan izleyeceğim seni. Yüzünü yıkarken ben havlunu öpeceğim. Sana değebilmek için! Ve ardından giyinip koşar adım çıkacaksın evinden. Bense kapının orada, hani eşikte bekleyeceğim seni.
Başka eller değerek uğurlarken gözlerimi kapatacağım. Derin derin soluklanacağım belki de! Gözlerin beni arayacak. “Hayırlı işler meleğim” diye sesleneceğim ardından; “Hayırlı işler olsun sağ salim geri gel”…
Minik arnavut taşlarını sekerek geçeceksin yine. Çizgiye basarsan görememekten korkacaksın beni. Bir bir atlayacaksın üstünden. Otobüs durağı kalabalık olacak. Elin hemen telefona gidecek, şimdiden özledim diye aramak isteyeceksin beni. Sen evinin telefonunu çevirirken ben taksi plakalarının arkasından bakacağım sana. Yanlış aradım işi arayacaktım diyerek kapatacaksın telefonunu.
Bedenin kırgın, umutların darmadağın… Diyeceksin; “Rüya olmalı!”. Yollara hayallerini gömeceksin. Yollara beni gömeceksin. Duraklar yokluğumu sayacak sana! Nefesim her an ensende!
İşe vardığında tebrikler alacaksın. Samimi arkadaşlarının dudaklarını okuyacaksın “Katlettin hayatını” ve sözler mutluluklar dilerim diyerek çıkacak ağızlardan şaşıracaksın.
Kaybedişinin şerefine patlatılacak şampanyalar. Ellerin günden güne buz tutacak. Beni her gördüğünde sen kaybolacaksın. “Özledim” diyeceksin, “Hataydı” diyeceksin. Bana dokunamamak günden güne yakacak seni. Benim her kayboluşum seni bitirecek!
Acıların ihanetin iğnesi olacak akrep gibi sokacaksın kendini! Etrafında ateşler yanacak. Ruhlar tamtam sesleriyle kutlayacak mutsuzluğunu. Bitti diye davullar vuracak belki de? “Aşkım bitti hayat devam” diyeceksin. Bense “Hayat bitti” diyerek ayrılacağım yanından. Ruhumu ateşlere gereceğim. Kanlı tokmaklar yaralayacak bedenimi!
Ve ben arkamı dönüp gideceğim. Sen yürümek istedikçe hayallerim dolanacak ayaklarına. Yıllar geçtikçe nasır tutacak bedenin. Kalbin elektrik tellerine gerilmiş bir çamaşırdan farksız gelecek gözüme! Kırıştıkça kurtulmak ister gibi sarılacaksın. Yanacaksın…
Unutmak istedikçe önüne çıkacak siluetim! Bebeğini ilk gördüğünde korkacaksın. “Allah’ım” diyeceksin “Onun burnu, onun bakışları…”
Ağladığında yetişemeyeceksin!Susturamayacaksın beyninde anıları, karşında bebeğini… Ellerin her akşam dokunmak isteyecek bana. Gözlerini kaçıramayacaksın kimseden. Gözbebeklerine yerleşeceğim. Bedeninde oturacağım adeta! Kalbin sıkışacak, bedenin yaşlanacak!
Günden güne düşeceksin siyah kuyulara. Yıktığın hayallerimi attığım kara kuyulara sen gireceksin! Elimde yüzüğüm karşına çıktığım gün gözlerinden kanlar boşalacak. Avuçlarımda başka bir sevgi, dudağımda başka bir isimle ayrılacağım yanından!
Beni çıkarttığın hayatında acı çekerken, ben uzaklaşacağım. Bir daha ne ismim geçecek ne de beni göreceksin? Akşam yatağa uzandığında gözlerin duvarlarda, gözlerin tavanda takılı kalırken “Acaba sarılıyor mudur?” diyeceksin. “Ellerini tutarak mı uyumuştur, eli kalbinde midir?”
İçinden çıkamadığın hayatında, çıkmayacak içinden. Gecelerce ağladığım, tükettiğim ıslak mendillerim boğazını gerecek. Kurumak için asmıştım oysa kalbimi! Isıttılar bak yeniden! Mutluluk kapı arasındaymış içeri süzüldü.
Yıllar sonra kızımın müjdeli haberini getirecekler sana. Acın katlanacak yatak odanda. Boşlukta sallanacak ellerin. Saatler çıkıp gidecek hayatından. Ölüm olacak yaşamanın amacı, ölümün olacak yaşamamın amacı!
Su koyacağım bebeğimin adını. Berrak, temiz, saf yaşam suyumla boğacağım seni içimde. Sevgin terk edecek kalbimi!
Ömrüme siyah bayrağı çekeceğim, gidişine halaylar çekilecek, gidişine gözyaşları serilecek, tabutuna kınalar yakacağım!
Ağıtlar bizim son şarkımız olacak. Seni olduğun yere gömerken senin isteğindi diyeceğim… Hayatımdan çıkmak senin dileğindi.
Giderken minik bir el tutacak kalbimi. Sarılacağım kızıma…
|
21 Eylül, Cuma , 2007






Cuma, Eylül 21st, 2007:
Aşk diye bir şey varsa hakkaten de detaylarda gizlidir. Bu yazı da bence gayet güzel bir şekilde anlatmış bunu. Eline sağlık.
Cuma, Eylül 21st, 2007:
Ayrilik sonrasi aski hic bu sekilde okumamistim. Cok farkli bir bakis acisindan okumak cok guzeldi. Bastan sona bir soru dugumleniyordu bogazimda: Seviyorlardi da niye ayrildilar. Hep anlatanin olmus oldugu gozuyle bakinca tam keyif alamadim yazidan. Ama anladim ki olmemis. Bu daha da aci verdi bana…Sevenler ayrilmasin…
Cuma, Eylül 21st, 2007:
anlattkarınn hiçbiri olmayck, öyle olck olsydı gitmzdi..öff bz kadnlrn sevişi bu işte..değmezzzz.
onlr fingrdemeyi biz sevmeyi sevyrz..bizm bünyeler sevmeye kodlu, dernliği boyutu fazla.onlrn boyutu yok.2 kere 2 dört gbi.elma işte yarım yarım tammlyr.siyah-beyaz, ying-yeng, makarna-ketçap :) ilşkisi gbi.
Cuma, Eylül 21st, 2007:
Çok güzel bir yazı.O kadar duygulandım ki anlatamam.Çok samimi söylüyorum..yazını okurken bütün sahnelerde beynimde canlandı ve göz yaşı denilen o illet üzüldü yanağıma.Yazının hala tesirindeyim yorumunu bile yaparken.Baksana nasılda tarif ettim ağlamayı ((: Ellerine sağlık en başta da yüreğine
Cuma, Eylül 21st, 2007:
normalde bu tarzdan tiksinmeme rağmen ilk defa böyle bir yazıyı uzuncana olmasına rağmen sonuna kadar sıkılmadan okudum, bu yüzden şahane diyorum basıyorum 5 yıldızı.
@mskalimero coşmuşsun yine onlar böyle şerefsiz, onlar böyle cibiliyetsiz filan diyerekten, çok pis polemik yaratırım, uyarmadı deme. :)))
Cumartesi, Eylül 22nd, 2007:
cok agdali olmus beee. sen kendini kandiriyorsun kimin geliyo bana. eger gercekten yasabilecegi ikircikleri olsa neden gitsin?
fazla üstüne düsüp bunaltmis ta olabilirsin. belki de ondan gitti. büyümek, erkek olmak, kendi olmak istedigi icin.
öyle ya kus lokmalari, cayina atilan sekerler, yag sürülen ekmekler, iliklenen gömlekler, kusura bakma ama sevginle bogmussun gibime geliyor.
bana kocam bunlari yapsa, o an bogulurum.
Cumartesi, Eylül 22nd, 2007:
odyseus, yazacaklarim belki senin yazdiklarin, ya da vermeyi istedigin mesaj degil ama lütfen dikkatli oku ve geri kalan hayatinda böyle yapma diye yaziyorum. Lütfen kizma.
ben 45 yasimdayim, hayat bana sadece yazilanlari degil, satir aralarini da okumayi ögretti. bu yüzden yazindan sunlari anladim.
BENIM ANLADIGIM KADARIYLA sen kocana, ya da eski kocana sunlari diyorsun.
“benim gibi bir kadin birakilmaz. seni adeta kus sütüyle besledim nasil beni birakabilirsin?
Sen bensiz cayina kac seker atacagini bilemeyecek kadar hicsin.
simdi aldigin ya da alacagin kadin da, sana benim yaptiklarimi yapamaz. ”
a be yavrucugum sen bir oglan cocugu istiyorduysan, dogursaydin bir tane!
6 yasindaki ogluna bunlari yapabilirsin, o da pek sevinir yaptiklarina ama 14 yasindaki oglun kus lokmalarini görünce o sofrayi kafana gecirir, gecirmesi de lazim. yoksa nasil olup ta senden kopacak ya da hayatta kendini ifade etme sansi bulacak?
Bu yazdiklarinda bir de su var. “annen olmayacagim bir daha, git kime anne dersen de” anneler bunu kücük cocuklarina söyler ve tehdit ederler bu bazen ise yarar ama cocugun psikolojisinde actigi yaralar hesaplanmaz.
ama sen bu adami ogul diye degil, koca diye aldin be güzelim.
neden ona bebek gibi muamele edip, yasama yetisini elinden aldin bilmem?
belki farkina vardi büyümesi gerektiginin, belki sana söyleyemedi düsündüklerini ve gitmeyi tercih etti.
ve son darbe geliyor “beni cocugumuza ragmen terkettin.”
anladin mi simdi burada neler yazdigini.
Simdi su yazdiklarini bir daha oku icine sindir ve ondan sonra gecmise dogru bir yolculuga cik. o zaman anlayacaksin nerde yanlis yaptigini.
belki tekrar eski kocanla degil ama yeni bir adamla tekrar hayata baslarsan o zaman yapma bu yaptiklarini, birak onun hayati yasama yetisini elinden almayi.
Bu tavir yüzünden az yuva yikilmadi. ama yikilan yuvalarin nedeni genelde ogullarina böyle davranan annelerdi.
Anasinin oglu lafi bosa söylenmez canimin ici.
Kusura bakma dost aci söyler ve ben bunlari sana söylemeyi görev bildim.
Cumartesi, Eylül 22nd, 2007:
Iyi ama her hikaye yasanmis demek degildir ki! Bence yorumlarda yazarlari degil hikayeleri yargilayalim. Elbette yazar kendi hayatindan kesitler atmis olabilir icine. Ama yazari yargilamaya baslarsak insanlar buraya acaba benim hakkimda ne dusunurler kaygisiyla yazmaya baslaya bilir (ihtimal) ki bu da yazi kalitesini dusurur kanaatindeyim.
Cumartesi, Eylül 22nd, 2007:
peki semih yasanmamissa bile bu yasanmyacagi anlamina gelir mi. hem burada düsündügünü ifade etmek suc mu?
bu kaygiyi tasiyan yazmasin arkadas. ne yapalim yani ah ah böyle bir kadin birakilmaz diye agit mi yakalim?
oku bakalim yazdiklarimi sen de yetiskin bir erkeksin acaba karin sana böyle davransa ne yapardin?
belki cicim aylarinda hosuna giderdi yapilanlar ama ya sonra? her gün böyle yasamak yorar adami be.
kizacaksin karin cayla gelmis bir seye itiraz edeceksin. aaa kus lokmalariyla süslü bir sofra. bu kadina kizilir mi?
bu kadinla kavga edilir mi?
eeee o zaman ne olur biliyor musun? evlilik tuzsuz helvaya döner.
insan hergün baklava yese ondan da usanir yahu.
nerde kaldi evliligin tuzu biberi?
Cumartesi, Eylül 22nd, 2007:
Yok Asena ben soylediklerine katilmadigimdan degil sadece yazarlari yargilamayalim diye dusunuyorum. Yanlis mi?
Cumartesi, Eylül 22nd, 2007:
kaybedişin anlatımı belkide bu kadar içten olabilirdi. Bir kadın olarak bir erkeğin düşüncelerini tam olarak yazmışsın. Teşekkürler…
Cumartesi, Eylül 22nd, 2007:
hç ağzımı kirletmm ben o tür kelmelerle.kalitem düşer..hem ben daha temz görünen kelmelerle daha pis aşağlarım, CEV VALE..
“şerefsz, cibiliyetsz” demşmym ki?
bana hakszlk edyorsun..
Cumartesi, Eylül 22nd, 2007:
aseneya katılmamak elde değil insan rahata çabuk alışıyor.Sevgi bazen insana düşünemeden ,karşılık baklemeden sınırsız hızmet etmeyi sağlıyor.Tabiki yanlış ama zaman içinde hepimiz bu tür fadakarlıklar yapmışızdır.Bu konuda biz hanımlar erkeklere göre daha vericiyiz.Hele birde türk kadını olmak başka bir ayrıcalık çünkü ata erkil ailelerden yetişmiş gelmişiz.Baştan beri erkek oturur eşi hızmet eder.Birde arada hızmet eksik olsun eh sen seyret o zaman kavgaları.Bir an yaptığın herşey silinip gider.Ama zamanımız gençleri değişiyor.Bence artık daha güzel birlikte paylaşarak yaşamaya çalışıyorlar.Doğrusuda bu hayat müşterektir.
A be kızım çok güzel yazmıssın inan sonuna kadar okudum.Ama değmezmiş.İçinde bir yerinde hala çok öfke var.Yokluğunu kızına sarılarak unutmaya çalışıyorsun.Ne diyeyim ki sabır dilemekten başka.
Dostlar hepinize çok sevgi ve selamlarımla Yarınınız bu günden güzel olsun Gülen yüzleriniz solmasın.
Cumartesi, Eylül 22nd, 2007:
mukemmel bir yazi olmus.kesinlikle mukemmel.hayatin bir kurali vardir:eden,bulur.adeta surekli hayalini kurdugum bir aile yasamini tasvir etissin.umarim bize de oyle bir es nasip olur.ama ben asla yazidaki gibi bir hata yapacagimi sanmiyorum:)
Pazar, Eylül 23rd, 2007:
yazı gayet güzel; ama okurken tek taraflı dinliyor da objektif olamıyorum gibi hissettim. sana da söyleyebileceğim sadece şunlar var;
-gözden uzak olan elbette bir süre sonra gönülden de uzak oluyor
-ayrılan iki kişiden, atik olanı (ki burda erkek) diğerinin canını daha fazla acıtıyor. geride kalan ise ben sana sunu yapacam, sonra bunu edicem gibi triplere giriyo.
-kimse vazgeçilmez değil
-insan eski ilişkisinde çok şey paylaşmış ise, acısı bi süre devam ediyo ama eninde sonunda insanın alışanlıkları değişiyo
-en gereksizi de ilişki bitiminde bazı saf arkadaşlar (misal ben) bıraktığı sigaraya yeniden başlıyo
-bir gün herkes fenerbahçeli olacak :D:D (ne alalka??)
Pazar, Eylül 23rd, 2007:
hehe,bir gun herkes Fenerbahceli olduguna pisman olacak:)
Pazar, Eylül 23rd, 2007:
evet ben de fenerbahcelilerden biriyim. basladigim güne lanet olsun. at o fenerbahceyi elinden 4blood. bu emir degil yanlis anlama fenerbahceli bir abla tavsiyesi.
Pazar, Eylül 23rd, 2007:
“Ölüm olacak yaşamanın amacı, ölümün olacak yaşamamın amacı!”
uy uyyyy uy! BU NASIL SEVGI YAHU?
bir de beddua var burada.
Hemi de sevdigin adama, hemi de cocugunun biricik babasina.
Pazar, Eylül 23rd, 2007:
Yazi uzun oldugundan iki solukta okudum.anlatim gucu kuvvetli, detaylara onem verilmis,vurgulanmak istenen guzel kelimelerle satirlara dokulmus diyebilirim yazi icin.
Yazi kurgu veya gercek olabilir, bu yaziyla anlatilmak isteneni degistirmez.onemli olan yazinin sahibini yargilamak degil, yazinin butunune ait mesaji sorgulamaktir.
Bu sebepten Asenanin ilk yorumuna tamamiyle katiliyorum.
Pazar, Eylül 23rd, 2007:
odyseus nerdesin?
yorumlar arasinda seni de gormek isteriz.
Salı, Eylül 25th, 2007:
merhaba…
olumlu ve olumsuz eleştiriler beni keyiflendirdi. her bir satırına kafa yorulmuş olması ne denli guzel bilemezsiniz.
bu yazı kurgu evet…
1- evlenmiş bir çiftin hikayesi degil beraber zaman geçirmiş diyelim
2- bir kız çocuğu ki ben bunu çok belirgin yazdım (hayalini kurdugu bebegine sahip olabildiğini ifade eden bir annenin son umudu - mutluluğu)
3- kurgu diyorum ama tabiki herşeyden kesitler var (belki de önemsediğim herşeyden diyebiliriz)
4- ayrılan erkek sadece pişman oluyor ve yaşadıkları ona hayatın çekilmez olduğunu hissettiriyor
ben olsaydım şunu yapardım diyen kaç kişi ilişkiyi yaşarken müdahale edebiliyor? sanırım bunu düşünmekte fayda var…
ben gözlemledim sayfalarca yazdım ve gerek yaşadım… ayrılıklar bizi hep üzmedimi?
tekrar herkeze teşekkür ediyorum… ve bugun ananem için yazdığım (baştan sona yaşayarak yazdığım yazımı koyuyorum sayfaya )
odyseus
Salı, Eylül 25th, 2007:
bir de şunu belirtmek istiyorum… hemen bununla ilgili eleştirilerde gelir kadın bebeğine başka birinden (yüregini ısıtan ve ona gercek değeri veren adamdan ) sahip oluyor… aman evli degildi bunlar nsl bebek sahibi oldu filan diye yorumlar gelmeden ben hemen yazmak istedim…
Salı, Eylül 25th, 2007:
kopya vermek yok…
yaziyi once istedigimiz gibi okuyup anlayalim.yorumumuzu yapalim.yanlisimiz varsa sonra sen duzeltirsin.
Çarşamba, Eylül 26th, 2007:
ümit besen - nikah masası bu yazıya fon müzigi olarak eklenmeliymiş
Çarşamba, Eylül 26th, 2007:
süper bir yazı olmuş.İnsan okurken hem konuya kendini kaptırıyor,hemde olayların betimleniş şekline..biten aşkın peşinden bu kadar soğukkanlı kalabilmek ve bunu yazabilmek yazarın başarısını gösteriyor bence….başka yazılarını da bekliyor başarılar diliyorum…
Çarşamba, Eylül 26th, 2007:
bencede bu parça gsl giderdi :) eeee bir slayt hazırlayıp fona eklerim ben onu:)
Çarşamba, Eylül 26th, 2007:
yha asenanında haklı çokkk yönü var hatta haklı ama ne bilimm yha aslında kadın seviyo beaa ne kadar beddua etsede sevdiği içindir yhaa insan sevdiği halde bunu kendine açıklayamaz kendine itiraf edez ve kendini avutur bence buradada böle bişi var belki yanlışda düşünüyor olabilirim ama ben çok ii bilirim bu duyguyu
Cumartesi, Ekim 27th, 2007:
süper olmuş! eline sağlık! arkadaşlar yazarı eleştirmeyin,, yaşamayan bilemez!