Kırmızı gece

cicoist yazmış
Yine şarabın koyu kırmızısı bir gecesinde, kendimi günün en mutlu hisetiğim zamandayım. Kırmızıya bulanmış ya da bulanmaya hazır gecedeyim. Kısa bir merhaba, sohbeten sonra başladık. Kapısını acıp, daldık karanlık geceye.
Kanımıza karışan şarapla beraber, masada duran biraz peynir, üç beş zeytin, üç çeyreklik ekmekle birlikte geceyi alkole boğacak kadar şarabımızla davet etiğimiz, isyanlarımızı bekliyorduk gecemize.
Çabuk gelmesi için, biraz daha şarap içtik. Biraz daha ortamı günaha buladık. Biraz daha günahı yanımıza çekmek için küfürler etmeye başladık.
Odamızın içinde, duvarların arasında yankı eden küfürlerle yavaş yavaş hissetmeye başladık isyanlarımızın varlığını.
- “Neden beni buluyor duygularıma, aşka, sevgiye hainlik eden, kandıran, orjinalinden emitasyon sahte aşklar yaratan şerefsizler” dedim dostuma.
- “Beni de buluyolar ama benimkiler duyguya, aşka, sevgiye şererfzlik yapmıyor. Onlar her beni bitirdiklerinde, bütün suç bendeymiş gibi, onları böyle sarhoş eden sabahları uyandğında bana küfür eden, suçlu benmişim gibi bana lanet ederler”
Bir yudum daha akıttım içime şarabımı. Onunla beraber günahını da akıtım.
Karanlık odamdaki gibiyim artık. Odamın köşesinde, kimsenin göremeyeceği, kimseyi rahatsız etmeden rahat etiğim, kendimi koruyabildiğim, yaşamam için gerekenleri bulabildiğim duygularımı da içimde aşka, sevgiye bende az kalan gerçekten doğru insanı bulduğumda onu da kendimi de yaşatmaya çalışacağım yetecek kadar düşündüğüm, kimsenin ben izin vermeden, ışıklarını ben yakmadan göremeyeceği karanlık bir yerde doğru insanı bulduğumda yaşayacağım biraz duyguyu, aşkı, sevgiyi, gülmeyi, eğlenmeyi saklıyorum.
Artık onları da çıkartacak cesaretim olamadığı için sadece doğru insanı bekliyorum, günahı, isyanı, küfürleriyle, kırmızı boyalı bu gecemde…
|
6 Eylül, Perşembe , 2007






Perşembe, Eylül 6th, 2007:
en sevdğm renktr kırmızı, beni anlatr her halyle..
kırmızı kimde nerde görürsnz orda biraz ben varmdr, her yerdymdr aslında :))
Perşembe, Eylül 6th, 2007:
ii de aga o şarap olan masaya peynir zeytin yakışmamış. şölee güzel bi balık olsaymış bak ozaman sohbet nasıl farklı olurmuş:p şaka bi yana isyan ettiğin kadar istediklerine ulaşamazsın.. ben demiorum ‘the secret’ die bi kitap var o dio:)
Perşembe, Eylül 6th, 2007:
aga paramızmı varki balık koyalım masaya :) zaten param olsa şarap içerek isyan da etmem:)
dolapta peynir zeytin vardı başka bişey yoktu bende onları koydum:):)sen boşver secreti falan gerçek secret içinde gizli zaten sen içine bak :)
Perşembe, Eylül 6th, 2007:
Yok yok sende gerçekten de şarap takıntısı var. İki şey olarak yorumlanabilir; ehlikeyfsin ve bu anlarda damak tadından vazgeçemiyorsun , ikincisi de paran az o yüzden köpeköldürene talim ediyorsun. Önceki yazından anladığım kadarı ile ikinci şık geçerli.
Yazı hayata agresifliğini iyi aktarmış. Ama tarzı Charles Bukowski`ye yakın olduğu için sanırım, ısınamadım.
Perşembe, Eylül 6th, 2007:
evet doğru tahmin etin Charles Bukowski okumayanlarada ısrarla tavsiye ederim.
ne bilim hayatın güzliklerini yazan yazıları yazarları okumayı sevmiyorum sevmiyorum
çünkü hayat böyle değil benim için
Cuma, Eylül 7th, 2007:
Aslında haklısın… Hayatın kendisi zaten çeşni. İnsanın hayata çığlık çığlığa bağırası gelir. Kader bunu kaile almaz , nidalar acılarda erir. Geriye kalan sadece asi ve hırçın ruhtur. O da kendinsindir zaten.
Cuma, Eylül 7th, 2007:
aa benm gem vurulmz ruhumu tarf etmşsn KARIŞK..
Cuma, Eylül 7th, 2007:
Hepimiz biraz öyleyiz , hangi tarafını ortaya çıkaracağına bağlı…
Cuma, Eylül 7th, 2007:
hadi canm, her ruh gem vurulmz, inatçı, dik,özgür, itaatsevmz ruh mu?
brah yaw..
Cuma, Eylül 7th, 2007:
Serbest bırakıcam senin ruhunu az kaldı zaten…
Cuma, Eylül 7th, 2007:
kaçııın izimizi bulduuuu..