Pisiciklerimin zalim katili
malkavianprincess yazmış
Herby‘i ilk okuduğum zamanlarda yüreğim sevgi dolu bir çocuk kalbi gibiydi. O zamanlar Ankara’daydık. Apartmanın kocaman bir arka bahçesi vardı.
İki tane annesiz pisi yavrusu bulmuştum. Onlara apartmanın dışından kömürlüğe inen merdivenin altında bir yuva yapmıştım.
Planım bir iki gün içinde onları eve almaktı. Bu sürede de ben babamı ikna etmeye ugraşıcaktım. Evde bir kutu buldum ve birkaç t-shirt, bir de tüylü bir şey. Kedi oyuncağı olması için. İki tane de çay tabağı (mama kabı)… Bulduğum bu kutudan onlara çok güzel bir kulübe yapmıştım.
Bir akşam üzeri, son derece hiperaktif bir günü de tamamladıktan sonra, onları sevdim, besledim, öptüm ve kutularına koydum. Ertesi gün ilk işim yanlarına koşmak oldu. Kutuya yaklaştıkça bir tuhaflık olduğunu farkettim. T-shirtlerden biri görüyodu sadece ve hiçbir kıpırtı yoktu. Sonra kutunun yanına gittim ve t-shirtü kaldırdım.
Benim minik pisiciklerimin ikisininde kafasında iki tane kocaman taş vardı ve her yer kan olmuştu. Minicik pisi kafaları ezilmişti. Vucütları sanki sevsem kımıldıcak gibiydi ama kafalarını taşlardan göremiyordum.
Bu benim son kedi sevişim olmadı ama insanları bilemiyorum.
Sonra korkunç bir çeteleşme oluştu bizim bloklarda ve ben dedektifliğe giriştim. Zaten bir tahminim vardı bunu yapan konusunda ve doğru çıktı.
Altıncı katta oturan birileri vardı ve iki tane oğulları. Genellikle babanneleri başlarında oluyordu ve o kadın da deliydi bana göre.
Neyse, bu çocukların büyük olanını seviyordum adı Cenk abiydi, heh. Küçük olanıysa hiçbir zaman sevmediğim igrenç bir p..ti (benden büyüktü) ve adını da garip bir şekilde hatırlamıyorum.
Pisiciklerimi öldürmeden önceki akşam üzeri ben onları severken yanıma gelmişti. Kedilere bakışını hala hatırlıyorum. Sevmek istemişti sanırım. Ben de vermek istememiştim. Çünkü garip bir çocuktu.
Neyse arkadaşlarımdan birine mi söylemişti, yoksa annesine mi söylemişti de, annem mi bana söylemişti hatırlamıyorum ama hiç şaşırmamıştım.
Şimdi düşünüyorum da çocuğun çok da suçu yoktu. Garip bir ailesi vardı ve bütün gün o deli babaannesiyle aynı evdeydi. Daha sonraları 11inci katta sigara içerken ve zorla çete elemanlarından birine de içirirken bu kadına yakalanmıştık.
Biz oradan taşınıncaya kadar benden rüşvet olarak çekirdek ve kola istemişti. Hiç güzel bir deneyim değildi onun deli gözlerine bakıp hipnotize olmak. Hmm gerçi onun deli gözlerini aratmıcak gözler oldu hep etrafımda sonraki senelerde.
O herif şimdi napıyordur acaba. Belki ikiz bebekleri olmuştur. Onların da kafasını parcalamıştır çekiçle.
Neyse nerden hatırladım şimdi. İçim karardı. Hatta belki de okur bu yazdığımı, dünya küçük. Şimdi emin olamadım altıncı kat mıydı acaba… Neyse ne önemi var ki, kaçıncı kat olduğunun…
|
30 Temmuz, Pazartesi , 2007







Salı, Temmuz 31st, 2007:
gerçekten kötü bi son olmuş….üzüldüm…
Salı, Temmuz 31st, 2007:
Hayvanları sevmek bana göre insanları sevmeye benzer.
Onlar sana muhtaç hayattada muhtaç olan insanlar var ona göre davranmak lazım.
İçinde insanlık namına zerre kadar kırıntı olan hiçbir ademoğlu bir hayvana kıyamaz.
Salı, Temmuz 31st, 2007:
İnsanlardan nefret ediyorum.
Salı, Temmuz 31st, 2007:
küçücük varlıkları incitmeyi insanlar bir güç olarak gördükçe hep böyle olacak ama acıdım o pisiciklere
Salı, Temmuz 31st, 2007:
1 korku filme ne güzel kaynklk eder o aile, bu hikaye.Çok heyecanlı, yaşamk isterdm ben de.
Salı, Temmuz 31st, 2007:
İnsanları tanıdıkca hayvanları daha çok seviyorum.yada;
İnsanları tanıdıkça insanlardan nefret ediyorum…
Salı, Temmuz 31st, 2007:
onlar İNSAN değl ki MÜSVETTE.
“İnsan” olan bunu yapmaz..
Salı, Temmuz 31st, 2007:
Benim zaten kedilere karşı ayrı bir ilgim olmuştur hep.Bu takma ismin sebebi de bu ilgi zaten içiim bir tuhaf oldu.Allahımdan bu çocuğun ve bunu böyle yetiştiren ailenin de sonunun bu şekilde olmasını diliyorum.Toz olmayı bile haketmeyen varlıkların insan sıfatıyla aramıza karışmış olması ne iğrenç.
Salı, Temmuz 31st, 2007:
Muhtemelen bu kötü işi yapan şahıs zihinsel özürlüdür. Bu kadar beddua düzmeye gerek yok sanki. herkes farklı açılardan bazı sebeplerle mağdur sıfatıyla anılabilir. herkes kurbandır, herkes suçludur. sadece ne kadar ileriye gittiği söz konusudur.