Arkadaşım Rüya

 asu70 yazmış

Bir kız tanıdım üniversite yıllarında. Anlatılması güç, yaşanması gereken bir kız. Aynı üniversitenin farklı bölümlerinde okuyor ve aynı evi paylaşıyorduk.

Gelgitleri olan, çılgın ve inanılmaz sadakatsiz bir kız tanıdım. Şu an hiç görüşmediğim, görüşmekten korktuğum, hayatımın en güzel yıllarında bana taşıyamayacağım kadar fazla sorumluluklar yükleyen bir kız tanıdım.

Duyguları ile hareket eden, aklın ve mantığın çaresiz kaldığı, ne yapacağını şaşırdığı kocaman kalbi olan ama bir o kadar da acımasız olabilen bir kız tanıdım.

İlk görenleri şaşkına çeviren, bir masumiyet ve saflık abidesi görünümündeki Rüya.

İlk tanıdığımda bende de aynı duyguları uyandırmış, koruma içgüdüsüyle O’na yardım elimi uzatmıştım. Çaresizdi, yurt çıkmamıştı, çok kardeşi vardı, ailesinde sorunlar fazlaydı. Babası ;

- “Başının çaresine bak. Ben sana para gönderemem” demişti.

İlk aylar kendi harçlığımı paylaştım. Ondan, O’nun okumasından, hayatta kalmasından ben sorumluydum. Bunu görev edinmiştim. Onu bu kocaman şehirde tek başına sokağa atamazdım.

Akrabalarımın yardımıyla O’na Mali müşavirlik bürosunda sekreterlik işi buldum. Ders programına göre O okula gidiyor, ben bakıyordum O’nun yerine. Ne annemin ne de babamın haberi vardı sekreterlik yaptığımdan hem de karşılık almadan.

Bir de sevdiği vardı Rüya’nın memleketten. Adı Mehmet’ti. Çıkarır fotografını, saatlerce ağlardı. İlk zamanlarda inanırdım; “Keşke ben de sevsem birini böylesine tutkuyla, sevebilsem” derdim.

İnanırdım Rüya’nın Mehmet’i çok ama çok sevdiğine. Oysa Mehmet haindi, acımasızdı. Böylesine bir sevgiye kayıtsız kalabiliyordu.

Rüya’nın aşkı 1.dönemin sonlarına doğru bitiverdi birden bire. Artık başkası, başkaları vardı Mehmet için çarpan yüreğinde. Oysa ben aşkın ölümsüz ve sonsuza kadar süreceğine inananlardandım.

Şaşkındım; ben daha hiç kimseye aşık olmamıştım. Hiç sevgilim olmamıştı. Oysa Rüya masum Rüya, saflık abidesi Rüya erkekleri kendine çekmekten büyük bir haz duyan Rüya…

Bu kaçıncıydı…

1. Sınıf bitmiş tatilde memlekete ailelerimizin yanına gitmiştik. Rüya çalıştığı için kalmıştı. Bu arada boş durmamış, ev sahibimizin oğlunu aşık etmiş kendine. Tabii ki evden atıldık. Üstelik ev sahibi benim akrabamdı ve Şahin benim çocukluk aşkımdı.

Apar topar evi boşalttık yeni bir ev bulduk ve taşındık. Okul devam ediyordu ve benim hala bir sevgilim yoktu. Görevim Rüya’nın tahrip ettiği ilişkileri düzeltmek ve insanlara kendimizi anlatmaya çalışmaktı.

Rüya’nın dağıttığı erkekler gözyaşları içinde bana koşuyordu. Rüya’yı ne kadar çok sevdiklerini anlatıp benden yardım istiyorlardı.

Ben hala Şaşkın; “Niye kimse beni sevmiyor” diye düşünüyor, Rüya’nın aşklarıyla uğraşıyordum.

Bir bahar günü, Rüya işe gitmiş, ben okul için hazırlanıyordum. Zil çaldı. Orta yaşlı bir adam ve genç bir çocuk kapıda. Orta yaşlı adam;

- “İyi günler” dedi. Yanındaki genci göstererek; “Oğuz’un babasının arkadaşıyım (Oğuz Rüya’nın erkek arkadaşıymış) biraz konuşabilir miyiz” dedi.

- “Pek tabii” dedim ama içimden yine başım dertte diye düşündüm.

Oğuz hırsızlık suçundan hapise düşmüş. Eskiden Hey dergisi vardı. Oğuz oraya “Kader Mahkumu” diye ilan vermiş. Bizim masum Rüya hemen almış kağıdı kalemi eline, yazmış.

Oğuz’un en ümitsiz, en çaresiz anında Rüya’nın mektupları ilaç gibi gelmiş, bağlamış tüm umudunu Rüya’ya.

Hapisten çıkar çıkmaz soluğu Rüya’nın yanında almış. İlk başlarda açmış kucağını Rüya tüm sevecenliği ile. Sonrasında sıkılmış her zamanki gibi. Fırlatmış hediyelerini sokak ortasında yüzüne.

Dayanamamış Oğuz. Gitmiş bir otel odasına içmiş rakıları ardı ardına. Sonra Rüya’nın fotoğrafları ile donatmış odasının dört bir yanını. Kaçıp gitmek istemiş bu dünyadan. Canına kıymaya kalkmış.

Otel sahibi bulmuş O’nu yerde yatarken. Hastaneye kaldırmışlar. Midesini yıkayıp, serum bağlamışlar. Kendine gelir gelmez, sökmüş serumları kolundan. Kaçmış hastaneden Rüya’sına doğru.

Ama Rüya acımasız. Ama Rüya anlamıyor sevgiden. Anlamsız bir haz duyuyor karşısındakinin acısından. Babasının arkadaşı bulmuş Oğuz’u çaresizken ve gelip benle konuşmaya karar vermişler. Biliyorlarmış ki, ben Rüya için değerliyim;

- “Seni dinler. Ne olursun konuş O’nunla. Biraz zaman ayırsın” dedi adam.

Ben şaşkın. Ben neyim, ben kimim. Rüya’nın yaşında, onla arkadaşlık eden biri miyim yoksa Rüya’nın annesi miyim?

- “Olur” dedim çaresiz. “Konuşurum, anlatırım Oğuz’un durumunu” dedim.

Akşam konuştum Rüya ile. Rüya da bir naz, bir kapris.

- “İstemem. Konuşmam. Bana ne” edalarında. Sonra tutturdu “Sen de gelirsen görüşürüm” diye.

Çaresiz kabul ettim görüşmeyi. Bir hafta sonumu Rüya ve O’nun Oğuz’una feda ettim. Yaşadığım neydi, ne anlamsız bir birliktelikti. Ne işim vardı benim bu iki arada bir derede… Oysa bir sevdiğim olsaydı. O’nun elini tutup heyecanlansaydım. Gözleri gözlerime dokunduğunda titreseydim. “Ama beni seven kimse yok ki” diye iç geçirerek dolandım bütün gün peşlerinde.

Zaman geçiyordu. Rüya her gün yeni bir olay, yeni bir kördüğümle karşımdaydı ve sonunda en acısını yaşattı bana. Hayatımda ilk defa ilgi duymuştum bir erkeğe; bir çift mavi göz aklımı başımdan almıştı. Konuşmaları, hal ve tavırları ve hayata bakışı soluğumu kesiyordu. Hayallerimin başkahramanı olmuştu.

Sabırla bekliyordum bana açılacağı günü. Sanırım ağlayacaktım o an mutluluktan. Bir arkadaş topluluğunda tanıdım O’nu. Yakışıklı mıydı hayır. Fakat gözleri içimi ısıtıyordu. Bana ilgisi ayaklarımı yerden kesiyordu. Muhteşemdi; bir aşk hikayesinin kahramanı olmuştum nihayet.

Harp Okulu 4.sınıf öğrencisiydi. Aynı zamanda üniversite sınavlarına hazırlanıyordu. Hukuk okumak istiyordu. O’nunla zaman çok hızlı geçiyordu. Bense hiç ayrılmak istemiyordum yanından. Ama maalesef sadece hafta sonları görüşebiliyorduk. O da diğer arkadaşlarla birlikte.

Hemen her hafta sonu birlikte oluyorduk. Ve ben, hala Rüya’ya inanan ben, ne büyük bir hatadır ki, bir hafta sonu buluşmamızda arkadaşlarımızdan birinin doğum günüydü Rüya’nın evde yalnız kalmasına gönlüm razı olmamıştı. O’nun da gelmesini teklif ettim. O’da kabul etti.

Rüya herkeste yarattığı etkiyi O’nda da yaratmıştı. Konuşurken gözlerinin yere bakması, giydiği mini eteği sürekli çekiştirmesi, sorulan sorulara gözlerini yerden kaldırmadan cevap vermesi Fuat’ı vurmuştu. Tüm ilgisi kayıvermişti Rüya’ya.

Orda başlamıştı her şey. Açılmıştı Fuat Rüya’ya. Bense hiçbir şeyden habersiz umudumu yeşertmeye devam etmekteydim.

Çıkmaya başlamışlar Fuat ile Rüya. Kimsenin haberi yok yüreğimde büyüyen sevdamdan. Sonra duydum ortak arkadaşlarımızdan Rüya ile Fuat’ın aşkını.

Fuat sırılsıklam, evlenmek istiyor, her şeye hazır. Ama masum Rüya yine sıkılmış anlatıyor bana Fuat’ı istemediğini, Fuat’ın nasıl yalvardığını…

Ben dinliyorum. İçime akıtıyorum gözyaşlarımı ama asla söylemiyorum kimselere Fuat’a olan aşkımı.

Rüya başarıyor. Fuat’ı uzaklaştırıyor kendinden. Sonra duydum. Kazanmış hukuk fakültesini. İstediğini elde etmiş. Bense içime gömüyorum Fuat’ı hiç yaşamadan…

3. Sınıftayız 1. dönem 1. vize sınavları… Rüya ile ilişkimiz gergin. Anlamsız davranışlarına kızıyorum. “Doğru dürüst yaşa ne yaşayacaksan” diyorum. Ben kızdıkça, Rüya inadına inadına yapıyordu sanki.

Bir akşam oturmuş ders çalışıyorum evde. Yalnızım. Ertesi gün sınavım var. Canım sıkkın, hava sıkkın, yalnızlığım sıkkın. “Hala gelmedi beyaz atlı prensim. Hayallerimin kahramanı nerdesin, özledim seni” derken kapı çalıyor. Rüya’nın patronu karşımda. Adam üzerime yürüyor;

- “Senden hiç beklemezdim, nasıl yaparsın bunu” diyor. Ben yine şaşkın.

İntihar etmiş Rüya. Sebebi ben. Dayanamamış benim baskıma.

Koştum hemen hastaneye. Sabaha kadar bekledim başında. Sınavıma giremedim. Herkes beni suçluyor; “Çok gidiyorsun kızın üstüne” diyorlar.

Ben neyim, ben kimim… Ben de Rüya’nın yaşındayım. Benim giremediğim sınavım, yalnızlığım, hayal kırıklığım, yüreğime gömdüğüm sevdamın ve özlemlerim kimsenin umurunda değil.

Haykırsam avaz avaz fark ederler mi varlığımı? Duygularım olduğunu, sevgiye ve ilgiye muhtaç bir yüreğimin olduğunu fark ederler mi?

Üniversite son sınıftayım ve hala sevgilim yok. Ve artık umudum da yok.

Rüya aynı. Okuldan da atıldı. Yani emeklerim boşa gitti. Daha sonraları bizim mahalleden biriyle tanıştı. Oktay. Vuruldu Rüya’ya. Deli gibi seviyor Rüya’sını. Evlenmek istiyor. Böylesine muhteşem bir varlığa sahip olmak istiyor.

Evleniyorlar da. Düğünlerini ben yapıyorum. Nihayet baş göz ediyorum…

Rüya çok severmiş beni. Mektuplar yazıyor bana. Kızı olsun istermiş. Adını adım koyacakmış ama maalesef oğlu olmuş.

Şimdilerde yine aynı şehirdeyiz ama aramaya korkuyorum. Nedir, ne yapar bilmem…

Bense hala hayallerimin kahramanını bekliyorum. Ama sanırım gelmeyecek.

4 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.75 4 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.75 4 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.75 4 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.75 4 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.75 Loading ... Loading ...
Etiketler: , , , , , , , , , ,


29 Nisan, Salı , 2008

Öneri: (Sponsor)

11 Yorum yapılmış

  1.  
    baybora

    Salı, Nisan 29th, 2008:

    kurguılarında kopukluk olsada akıcı bir yazı bir solukta okudum. Hayatın insana kattığı en büyük tecrübe yaşanmış ve yaşanacak. Sana nacizene bir öğüt İNSAN HAYATTA AKRABASINI SEÇEMEZ AMA ARKADAŞINI SEÇER akrabanın kötüsü milli pislik gibidir istesende atamazsın ömür bvoyu yakana yapışır ama arkadaş öyle değildie kötüyse devam ettirmezsin. Senin yazında eksik olan kurgu bu kadar kötü bir arkadaşla niye devam edildi onu anlamakta güçlük çektim. eline sağlık.

  2.  
    nostaljik

    Salı, Nisan 29th, 2008:

    İlk andan itibaren okurken stresten strese girdim.Nasıl bir kabusmuş bu kız böyle.Nasıl çektin bile bile yıllarca onu ve yaptıklarını,nasıl sabrettin?Gerçek mi bunların hepsi?İnanasım gelmedi.Bu kadarı olmaz,olamaz..
    Hadi sen gencecik,tecrübesiz bir kızmışsın.Ailende mi gelip görmedi,anlamadı,sormadı soruşturmadı nasıl bir kızla yaşadığını?Başına çok daha kötü şeyler gelebilirmiş,ucuz kurtulmuşsun.
    Öğrenciyken ben de biliyorum,bu türden kızlar erkekler tarafından çok prim yapardı.Ben hep uzak durdum böylelerinden.Sen aşırı iyi niyetli,peygamber sabrında biriymişsin.Kutlamak lazım gerçekten..

  3.  
    ilknur

    Salı, Nisan 29th, 2008:

    ya açıkcası bunun gerçek olduna pek inanasım gelmiyyo:D

  4.  
    moonlight

    Çarşamba, Nisan 30th, 2008:

    Asu Hanım,nerelerdesiniz kaç zamandır? Vosvos yazınız da çok güzelmiş.Siz de mi birilerine kırıldınız?Buyrun yazınızın altına,site sizi özlemiş:) Devam lütfen..

  5.  
    4BlooD

    Çarşamba, Nisan 30th, 2008:

    Fuat’a olan ilgini söyleseydin Rüya onunla ilgilenir miydi bilemem; ama yine de sana değer vermiş o belli. İnsan hayatı böyledir aslında kimi zaman fırtınalar ortalığı kasıp kavurur, kimi zamansa sütliman. Diğer konuya gelince şunu söyleyeyim ki, kim insanın karşısına ne zaman çıkar belli olmuo. Doğru sanılan en büyük yanlış da olabilio. Sevmem Emre Altuğ’u ama ‘yani’ adlı parçasını bi dinle istersen :) yani olmuyor istesem de, kimse gelmiyor beklesem de..

  6.  
    asu70

    Perşembe, Mayıs 1st, 2008:

    Baybora haklısın kurguda kopukluk var.Fakat çok uzun olduğu için kısaltırken bu hale geldi.Çok uzun zaman önce yazdığım bir yazı idi.bu site ile tanışınca paylaşmak istedim .Üzerinde değişiklik yapmak zorunda kaldım.Ve kesinlikle haklısın insan arkadaşlarını seçebilir.Şu an bile anlayamıyorum o zamanlar neden Rüya’dan bu kadar kendimi sorumlu hissettim neden izin verdim .Şu an yaparmıyım ..
    İnanması güç ama bu kız benim arkadaşımdı ve daha yaşanan çok şey vardı hepsini aktarmadım.Hayal ürünü değil.

  7.  
    asu70

    Perşembe, Mayıs 1st, 2008:

    nostaljik ailemin haberi yoktu.Yanıma geldiklerinden de Rüya gayet aklı başında biri izlenimi verdiği için akıllarına bile gelmiyordu.Bide ailesi tarafından parasız bırakıldığı için ,acıyorlardı .Yani ailemde de aynı duyguları uyandırıyordu.

  8.  
    asu70

    Perşembe, Mayıs 1st, 2008:

    Moonlight bu günlerde çok yoğunum bende siteyi çok özledim.Fakat hayata yetişemiyorum.Ayrıca yazılarımı beğendiğin için teşekkürler.
    4Blood emin ol ki ilgilenirdi.Hayata karşı güçsüzlüğünü ,diğerleri karşısındaki ezikliğini bu şekilde gideriyordu.Yani benden yana bir üstünlük sağlıyordu.

  9. Perşembe, Mayıs 1st, 2008:

    Verdiğin bilgiler için teşekkürler Asu.Demek ki iyi bir ailede sevgiyle büyümüş bir genç kız ile sorunlu bir ailede yetişmiş kişiliksiz bir kızın arkadaşlıkları ne tür tehlikelere açıkmış öğrenmiş olduk.En güzel yılların onun yüzünden berbat geçmiş.Ailen konusunda tahmin etmiştim.Tabii ki onlara da kendini sevdirip beğendirmiştir ve sen de her zamanki gibi gerçekleri açıklayamamışsın.
    Asucum,yazılarını ben de beğeniyorum.Burası yorgunluk ve stres atmak için güzel bir ortam.En kısa zamanda yeni yazı ve yorumlarda görüşmek üzere..

  10. Cuma, Mayıs 2nd, 2008:

    Asu,sen bir meleksin gerçekten.:)Bu zamanda bu kadar fedakar insan kalmış mı derken sen sorunun cevabı oluyorsun.Bu kadar sorumsuz bir insanın yanında intiharlık duruma gelmesi gereken kişi senken….Pes yani.Aman,sakın ha bir daha ne ara ne sor.Baş belası bu kız ya.

  11.  
    Demokles

    Pazar, Mayıs 18th, 2008:

    ..yazının sonunda RÜYA ya kötü yola düşecek yada ölecek gıbılerınden bişi beklıodumm,evlenmiş hatta cocugu bıle olmuş…sevindim….sevindiimmm hala sizler gıbı içindekı insan sevgısı bıtmemıs,merhamet duygusu körelmemiş insanları görünce..iyiki varsınız

Arkadaşım Rüya başlıklı yazıya gelen yorumları takip et veya bu yazı hakkında bahsedenleri gör.

Yorum yap




Senin yorumundan sonraki yorumlar E-postana gelsin mi?


 
Ne çok severiz seni Wordpress