Aşkın çaresi neymiş?

 erhantigli yazmış

Mahallemize yeni taşınmışlardı. On beş, on altı yaşlarında bir kızdı. Ama yürek yakmayı, erkeklerin kalplerini hoplatmayı iyi biliyordu.

Aramızda onun yaşı kadar bir yaş farkı olduğu halde, gönlüme ferman dinletememiş, tutulmuştum bu komşu kızına. O da sanki bu tutkunluğumu anlamış da, beni kendisine daha tutkun etmek istercesine, kendisine çok yakışan renk renk giysiler giyiyor, güzelliğine güzellik katıyordu.

Ona açılmak, aşkımı açıklamak istiyordum. Ama ”Ya beni reddederse, maksadımı yanlış anlayıp babasına şikayet ederse? Ya da herkesin içinde azarlarsa?” diye düşünüyordum.

Mahallede dürüst, namuslu bir genç olarak tanınıyordum. Bu durumda kimsenin yüzüne bakamaz, rezil olurdum. Yerin dibine girmem gerekirdi. Kendisine derdimi anlatamazsam da deli olurum. Yukarı tükürsem bıyık, aşağı tükürsem sakaldı yani…

Cesaretimi kıran bir başka şey de, laf atan, peşine takılan birkaç genci azarlayıp yanından kovması, çekip gitmezlerse polis çağıracağını söylemesiydi. Düşlerimde kendimi polislerin arasında eli kelepçeli olarak görüyor, korkuyla uyanıyordum.

Bir süre sonra artık dayanamadım. ”Ne olursa olsun!” deyip önüne geçtim.

-“Size bir şey söyleyebilir miyim?” diye sordum.

Ya ne dediğimi anlayamadı ya da anladı da, işine gelmediği için,

-“Nee?” diye bağırdı.

Böyle bir şey beklemediğim için şaşırdım, bocaladım. Söylemek istediklerimin hiçbirini söyleyemedim. O, bir şey yokmuş gibi, kalbime basarcasına yürüdü gitti.

Aylar ayları kovaladı, içimdeki duygular azalmadı. Arttı yavruladı. Baktım bu böyle olmayacak. Kendisine mektup yazmaya karar verdim. Verdim ama yaza boza, geceler boyu düşüne düşüne. Orasını çizip burasını düzelte düzelte, bir sayfalık mektubu bir ayda zor bitirebildim.

Bitirdim ama gel de ver şimdi. Ya almazsa, ya kızarsa ya alay edip gülerse derken bir ay daha geçti.

Derken beklediğim an geldi. Merdivende karşılaştık. Hafifçe gülümsemesinden cesaret alarak mektubumu ceketinin cebine koyuverdim. Duygularımı belirttikten sonra şöyle bir şiir yazmıştım:

Irmak olup akıyorsun
Gönlüme gül takıyorsun
Gülümün dalında
Bülbül gibi şakıyorsun
Kırmızılar giyince
Alev alev yakıyorsun
Beyazlara bürününce
Sanki melek oluyorsun
Ne de güzel bakıyorsun
Bakışlarınla mektup yazıyorsun
Mektupta imza yerine
Tatlı tatlı gülüyorsun

Bu şiirin altına da şu sözleri ekledim;

Seni düşünüyorum gündüz gece / Ne olur bul aşkıma çare / Çözülsün bu bilmece

Aradan bir iki gün geçti. Balkonda oturuyor, merak ve heyecanla gelecek yanıtı bekliyordum.
Birden önüme dörde katlanmış bir kağıt düştü. Baktım, ondan geliyor. İçimden dualar okuyarak kağıdı açtım. Şu dizelerle karşılaştım:

Gel bir ateş yakalım / Yanışına bakalım / Düşünmekle baş olmaz/ Sarılalım yatalım

5 kez oylanmis, 5 uzerinden 2.8 5 kez oylanmis, 5 uzerinden 2.8 5 kez oylanmis, 5 uzerinden 2.8 5 kez oylanmis, 5 uzerinden 2.8 5 kez oylanmis, 5 uzerinden 2.8 Loading ... Loading ...
Etiketler: , , , , , , , ,


4 Şubat, Pazartesi , 2008

Öneri: (Sponsor)

15 Yorum yapılmış

  1. +2
     
    Deniz

    Pazartesi, Şubat 4th, 2008:

    O 16 sen 32 yaşında mısın yani . Benim kızım olsaydı o kız ne yalan söyleyim elimden kaza çıkardı .

  2. +3
     
    baybora

    Pazartesi, Şubat 4th, 2008:

    Kişisel bilgilerine şair yazar ve en önemlisi edebiyat öğretmeniyim diye yazmışsın. Ben okurken utandım 18 yaşından küçük reşit olamayan bir çocuğu nasıl baştan çıkardığını övünerek yazmışsın.Hala hiç utanmadığına göre yayınlamışsın bence bir tedavi ol.Allah bilirya öğretmenliğin sırasındada ömrün öğrencilerine sarkarak geçmiştir.ARAMIZDA OLMANDAN UTANÇ DUYDUM

  3. +3
     
    nostaljik

    Pazartesi, Şubat 4th, 2008:

    Baybora’ya hak veriyor,bu iğrenç yazıyı emekli bir öğretmen olarak ben de şiddetle kınıyorum.

  4. -4
     
     
    MSK_07

    Pazartesi, Şubat 4th, 2008:

    Bu sadece bir hikaye…Yalnız yaş farkı keşke biraz daha kabul edilebilir olsaydı.Ama onun dışında şiirler muhteşem olmuş bence…

  5. -11
     
     
    erhantigli

    Pazartesi, Şubat 4th, 2008:

    Olumlu yorumu için MSK_07 arkadaşa teşekkür ederim. Aşk yaşa başa bakmaz, kimi zaman ummadık taş baş yarar, küçükler, çekingen olan, ne yapacağını bilemeyen kendinden büyüklere yol gösterebilir.Günümüz kızları yamandır, yol yordam öğretir. Buydu amacım. Gerçek sanısı vermişim ki kimi peşin hükmlüler beni suçlamaya, karalamaya kalkmışlar, kişiliklerini ortaya dökmüşler. Öykümü iyi okumamış, anlamamışlar. İçinde tecavüz ya da cinsel ilişki yok, duygu var sadece. Bunu görememişler ne yazık ki…

  6. +5
     
    MSK_07

    Pazartesi, Şubat 4th, 2008:

    Benim olumlu yorumum şiirin güzelligineydi.
    Ayrıca sormak istiyorum; madem bu bir öykü peki bu gereksiz yaş farkı neden?İnsanların anlayamadıgı yadırgadıgı şey bu.Sevmek tabi güzel ama eşit ve uyumlu olmak sartıyla.Bunun aksi durumu hoş olmayan yerlere taşır….

  7. +4
     
    nostaljik

    Pazartesi, Şubat 4th, 2008:

    Kişiliğini ne yazık ki sen ortaya dökmüşsün.Senin 16 yaşındaki kızının cebine 32 yaşında muhtemelen evli bir adam mektup sokuştursa,peşine düşse çok normak demek.
    Öykü dediğin gayet basit bir dille anlatılmış.Çocuk bile anlar.Amacını herkes anlamış gördüğün gibi.
    Günümüz kızları yaman diye peşine düşmek mi lazım?Şayet benim kızıma böyle biri musallat olsa yandığının resmidir.
    Ayrıca kızın yazdığı şiirdeki son mısrayı ne güzel kurgulamışsın.Tebrik ediyor devamını diliyorum :S :S
    Ya,niye girip yazdım ben bunları yine.Blog’da bahsettiğim olay burada zuhur etti ondan galiba:((

  8. -10
     
     
    erhantigli

    Pazartesi, Şubat 4th, 2008:

    Yorumlara güleyim mi ağlayayım mı bilemedim.Öykü yazmakla kişilik nasıl ortaya dökülür anlayamadım. Öykücü her türlü olayı, ilişkiyi anlatabilir. Beğenmezsen okumazsın. Mizah dergilerinde 40 yıldır nice öyküler yazdım. Buradaki gibi ters anlayan okuyuculara, yorumlara hiç rastlamadım. Olayları kafanıza göre kurgulamayın, karalamayın, yaralamayın, yazanları rahat bırakın, kendinize bakın. Yasakçı tavrı bırakın.

  9. -10
     
     
    comp-teach

    Pazartesi, Şubat 4th, 2008:

    insanların çoğunlukla bastırılmış duygularını yazarak dile getirdiklerini düşünüyorum..dile getirebilselerdi zaten yazmaya ihtiyaç duymazlardı.. bu nedenle eylemi gerçekleştirmektense yazmanın zararsız olduğunu hatta yazan için yararlı olduğunu düşünüyorum.. yazan arkadaşı olumsuz eleştirmeyin bunları yapanları eleştirin.. bunlar çevremizde yaşanmıyor mu? yaşanıyor.. düşünmek suç değildir..

  10. +6
     
    A.Y Borke

    Salı, Şubat 5th, 2008:

    Sayın Erhan Tığlı
    Edebiyatın seyir defterine dahil olan da kırk koca yıl geçirmek gerçekten bunu ifade etmekle gösterilen cüretin yanın da önemli de bir cesaret gerektiriyor.Dediğinizden yola çıkarak denilebilir ki ben henüz doğmuşken ,öykü ,kısa öykü,şiir ve belki de bu türev de çoğaltılabilecek bir yazınsal sürece başlamışsınız.Ve elbette bu uzun,çok uzun süreç içinde şiir adına çok gelişmeye ,kimi zaman da zamanın eksittiği devrilmelere şahit olmuşsunuzdur.Bu oluş da bir ceteris paribus baz alındığında muhakkak ki sizde yeni bir dil bilgisi ve poetikanızda bir evrilme yaratmıştır,diye düşünmek lazım.Üstelik akademik kariyeriniz ,estetik ,yapı-söküm,ethik ve diğer disiplinlerle ilişkilenme anlamın da size refakat eden son derece ciddi br altyapı oluşturuyor olmalı.Ama neden se yazının metin tutumsal yanı bir yana bırakıldığın da ,metaforların,iç ritmin,atonalliğin,biçem de işçiliğin ,yordam kaygısının ve dahi anlam da mimariye zemin teşkil edecek gözlemin ;ben bu yazıda,tecrübenin verdiği doğru cümle kurabilme yetisi dışında zerresini göremedim.Hal böyleyken dönüp kendime şunu sormak zorunda kaldım;kırk koca yılda onca kitap ve alınmış onca ödül ve bunları ifşaa eden bir koca yazar ,yazmakla kalmayıp santimine kadar bu ülkeye onca yıl tanıklık etmiş bu denli derin bir ,nevi şahsına münhasır kişiliğin ,anlattığını ben olsa olsa anlamamışım mıdır .Sizden ricam genel tartışmaya ,yani yazının anlam ve kurgu boyutunda varolan baş aşağılığa gelmeden bana,kırk yılın sonun da neden bu yazı gibi gerçekten çap sorunu olan bir yazı yazdığınızı açıklayabilirmisiniz.Çünkü ben çok şaşkınım.Eğer hayatı ve oluşların geldiği noktayı ,sizden başlayarak determinize edersem ,geleceğim noktanın ,geldiğiniz nokta olması gibi kaygı verici ve kötümser bir gelecek kurgusu yapmam gerekiyor.Ama bir yandan da sizin özel bir durumunuz olması gerektiğini ,aksi halde bu yazının sanatın yapıntısal yanı ile asla bağdaşmayan ve eşyanın tabiatına aykırı bir yazı,sonsuz uzamda matematik olarak dahi olamayacak bir yazı olması sonucuna varmamı ne engelleyebilir ki ?
    saygılarımla…

  11. +2
     
    bilgekhagan

    Pazartesi, Şubat 18th, 2008:

    Yazıyı da kurguladığın şiirleri de bayağı buldum. Duygularına elbette saygım var fakat olmamış. Baltayı kaş yapayım derken toplum kurallarına ve ahlaka acımasızca vurmuşssun. Topla kendini ve tedavi arayışına gir.

  12. -10
     
     
    Cemal

    Çarşamba, Şubat 20th, 2008:

    Sayın Erhan Tigli’nin yazmış olduğu anlamlı ve içten hikayesi için teşekkür ederim.Öncelikleo okuyarak çok etkilendiğimi itiraf edeyim…
    Ancak anlıyorum ki bir çok okurunuz ya sizi anlamamış yada basit Türkiye eleştirisi ile sizi acımasızca yargılamışlardır.Tıpkı bir çok yazarımızda olduğu gibi…Eğerki bir ahlak sorunu varsa bence sorun hikayede anlatılan değil sizin reytink kazandırdığınız bir çok önlü insanın yaptığı ahlaksızlıktır.Siz bunlara kayıtsız şartsız kalıyorda gayet hikayede açık olarak belirtilmemiş evli yaş yada diğer diğer ayrıntılarca ana temayı saptırmış akıllarınca ahlak dersleri vermeye çalışıyorlar kimileri…Emin o kadar kusursuz bir ahlak anlayışları da yoktur…Siz bir taraftan batının ahlaksız olarak nitelendirebileceğimiz birçok değerine sahip çıkıyor bir taraftan da kendi pasifliğinizle üretken insanların fikirlerini dillerini,anlayışlarını yada iyi niyetlerini suistimal ediyorsunuz.Doğrusu şu ülkenin haline şaşıyorum,arka pılanda doğuda itilmiş kakılmış haline gelmiş vede zorunlu olarak evlenmeye yönlendirilen onca insana sahip çıkap nefesinizi tüketmessiniz de bu kadar doğal budar içten bir hikaye ye onca anlamsız ifade…Emin ki yazanlar ne edebiyattan nede sanattan anladıkları yoktur…Siz daha bir kaç yıl önce biri 60 gelmiş biride neredeyse 75 lerine yaklaşmış önlülerden bir kaçının 18 ve20 yaşlarındaki genç kızlarla evlendiklerini duyunca niye ses çıkarmadınız…Üstelik doğu da nereyse evlem yaşının 15 başladığını bildiğinize rağmen…
    İşte vay benim dertli ülkem yanı başımızda kopbay olarak kullanılan onlarca insanlarla bu gelişmeyi sağlayan batı,diğer taraftan ise daha düşünceler yada insanlara saygıyı öğrenememiş toplumumuz…Tek söyleyeceğim bir şey varki ÇOK BİLMİŞLİK TASLAYAN UKULA TOPLUMUMUZ demekten başka bir çarade yok…Bir kes daha akıcı ve de yalın abartıdan uzak yazın için Erhan Tigli’ye yürekten teşekkürler ve de nice anlamlı ve yazılar yazman dileğiyle,elinden kalem aklından bilgi eksik olmasın…

  13. Perşembe, Şubat 21st, 2008:

    Bu yazı ve ardından gelen bir yorum “Günümüz kızları yamandır, yol yordam öğretir.”Yani pes dedirtiyor insana.Hadi diyelimki bu yazı bir kurgulamaydı öğle bir hataya düştün ve bizler yanlış yorumladık diyelim.Peki bu yoruma ne demeli bu tek cümle düşünce tarzını öğle güzel özetlemiş ki…Daha ne denebilir ki.

  14. -6
     
     
    erhantigli

    Cuma, Şubat 22nd, 2008:

    Dana altında buzağı arayanlar, başkalarının gözünde mertek arayanlar önce kendilerine baksınlar. Edebiyat zaptiyelerinin kafaları belden aşağı çalıştığı için aşkı cinsiyetle karıştırmışlar. Ya 15 Yaşında kızla aralarında aşk olmadığı halde evlenen 30 küsur yaşındaki Abdullah Gül ve benzerlerine, kızlarını yaşlı adamlara para, mal, mülk için satanlara ne demeli? Ben kuşak farkını ve çekngen erkekle işini bilen, pratik çözüm yolu öneren kızı karşılaştırdım öykümde. Sanki başımdan geçmiş gibi anlattım. Ben değil bir başkasının başından geçmiş gibi anlatsaydım kıyamet koparanlar ne dyeceklerdi acaba, yok mu böyle şeyler toplumda? Ayrıca meraklılarına duyurayım. Asla böyle bir şey geçmedi başımdan. İstedikleri yemini edeyim de beni rahat bıraksınlar artık. Her öyküyü gerçek sananlar trene nasıl bakıyorlar acaba?

  15. -5
     
     
    erhantigli

    Cuma, Şubat 22nd, 2008:

    Karanfil eken bilir
    Acıyı çeken bilir
    Kendisi diken olan
    Herkesi diken bilir!
    ***
    Güzellik özdedir sözde değil
    Güzel bakan güzel görür
    Çirkin bakanların gözünde
    Çalılar dikenler görülür…

Aşkın çaresi neymiş? başlıklı yazıya gelen yorumları takip et veya bu yazı hakkında bahsedenleri gör.

Yorum yap




Senin yorumundan sonraki yorumlar E-postana gelsin mi?


 
Ne çok severiz seni Wordpress