Deli dolu bir yazı mıdır bu?
boraan1 yazmış
Küçük bir çoçuk gibi anneme sarılıp ”Anne ben aşık oldum” demek istedim. İçimden kopup gidenlerle, içime akan o sinsi mutluluğun acımtırak halini yudumlarcasına sana bakarken…
Oysa ilk kez görüyordum ben seni. İlk kez, ilk görüşte aşk!
İçime ağlama duygusu düştü, kendimden korktum. Annem sakınır da beni, içime düşen o kıvılcımdan korur da, sana, bu aşka çaresiz halimi anlayıp, usulca saçımı okşar ve ben nedensiz ağlayarak, seni unuturum diye ona sarılmak istedim.
Öylece kaldım, öylece bakakaldım sana ama sonraları, sancılarımın artan şiddetiyle gördüğüm her yüzde seni görmek, seni görmeye başlamak, seni görmemeye çalıştığım anlamsız çabalarımdan sayıca daha fazlaydı ki, kaçışlar geldi peşi sıra; Önce senden, sonra da kendimden.
Nereye baksam sen! Şimdi içli içli, her şeyden, herkesten uzak bu hayatta gizli bir yerlerde, kendimden sakınarak, kendimden de kaçarak bu yazılarda buldum kendimi.
Kendimi dinlemediğim bu anlarda çılgınlık sıfatına sığınıp neler de yazıyorum ben! Bu satırları seninle anlayabileceğimi biliyor muydun?
Anlar mıydın beni? Deli dolu bir yazı mıdır bu, bilmem? Neler de yapıyorum ben, bilemem!
Kimi haklar, hangi haklar, kimi kurallar, bilmem, bilemem! Şimdi, şu anda sadece ve sadece seni görmek isterdim; daha önce de birçok kez gibi ”Şimdi, şu anlarda” seni görmek istediklerim kadar.
Nafile, beyhude; bak, kendime her seferinde anlamları aynı ve fakat farklı zamanlarda söylediklerim sayısız kereler kadar sesleniyorum: boşuna, boşuna, boşuna…
Her seferinde senden kaçıp kendimi, o artık “Eski hayatım”a kaldığı yerden devam edebilme çabalarıyla bulurken, gözlerim seni arıyordu, yüreğim de peşinde. Ve ben, aklımın alamadığı, beynimin kabullenemediği ama yüreğimin de gözlerimi yanına alıp seni bulma yollarındaki hallerde hep daha başarılı oldum.
Kaybediyordum oysa değil mi? Sayısı ”boşuna”lar kadar… Biliyor, anlıyor olmalıyım! Ve ben senin o gizli dünyanı bilmek istedim en çok. Seni tanımadan, bulunduğun dünyadan, kaçak ve yalnız hallerini görüp te senle orada, yalnız halinde olmak istedim.
Bir tek sığındığın yerde (kendinde), açmazlarında ben olmak istedim. Bu muydu aşk? Bir hayatı, bir insanla yaşarken bile aşkı özledin mi sen de? Aşık mısın hala?
Sığındıkların zorunluluk mudur? İhtiyaç mıdır? Sevgi midir? Alışkanlık mıdır? Ne çok tanımıyorum seni ben! Hiç olmadığım kadar yakın ve uzak bir yerlerden ne çok görüp te, görmek isteyip te ne çok tanımamak ve aşık olmak!
Utanıyorum kendimden. Bir kalbe iki aşk sığar mıydı? Beni bilmek ister miydin? Güzel midir yaşadıklarım? Yüreğin gözlerin kadar derindir de, nasıl da bakardın bu satırlara?
Aklından neler geçiyor? Ne de kötü müyüm ben? Olmaması gerekenlerle, hislerle, düşüncelerle hain miydim yoksa? Ne çok soru, soru, soru…
Bilinmezliği yaşamışlığın varsa hayatında, hiç kimsenin bilemediği küçük bir sırrın kadar sen de ama bir tek sende kalsın bu yüreğim, bu iç döküşlerim; olur mu?
Bir tek sana anlatabilirdim çünkü…
|
27 Ağustos, Pazartesi , 2007






