İlk görüşte aşk
decline yazmış
Ocak 2008, askerden döneli 3 ay olmuştu. Kendimi sivil hayata adapte etmeye çalışıyordum. İşlerime yoğunlaşmam gerekirken, öyle bir boşluğumda bir güzele vuruldum ki… Hiç bilmeden o aşk ateşine attım kendimi.
Olay, iş görüşme sırasında gerçekleşti. Soğuk ve yakıcı bir kış gecesi, iş için müşteriyi sağlayan erkek arkadaşımla bir cafede o iki bayan’ı bekliyoruz.
Önce biri geliyor, tanışma faslından sonra üç kişi sıcak kahve eşliğinde iş ile ilgili görüşüyor. Ben ise notlar alıyorum.
Biraz zaman geçiyor, o sırada diğer bayan arkadaşı cafeye geliyor. Ve onunla da tanıştıktan sonra iş ile ilgili ortağı olan o eşi benzeri olmayan güzel bayandan da iş ile ilgili detayları ve önerilerini alıyor, notlar tututyorum.
Bir yerden sonra iş ile ilgili konular bitiyor ve bir konudan bir konuya sohbete dalıyoruz. Derken, samimmiyet bi’ anda gelişiyor, espriler, değişik geğik sohbetleri başlıyor. Sanki iş için görüşmemişiz, tamamen çöpçatanlık yapıp bizi görüştürmüşler gibi bir bilinmeyene doğru sürüklenmeye başlıyorum.
Sohbet esnasında espriler yapılıyor, kahkaha tufanları kopuyor, cafedeki birçok kişi bizim kahkalarımızla gülüyor ve kendimizi o anda kaybediyoruz.
Önce gülüşü etkiliyor beni ve sonra yaptığı o inanılmaz gafı beni aşka davet ediyor.
Benden ilk gün etkilendiği kesin ki, o gafı yapıyor. Ben de aynı anda gülüşüne, güzelliğine vuruluyorum.
- “Bilgisayarcı sevgilim olsun” sitemiyle gülüşünün arasına ekleyiveriyor bu cümleyi.
Ben ısrarla aldırış etmezken artık bir düş alemine yolculuk başlıyor. Sohbetler gelişiyor saatler ilerliyor ve artık kalkma zamanı geliyor ki, o an sanki ikimiz birbirimizden kopamayacakmışız gibi ayrılamıyoruz.
İki bayan önce kakıyor masadan ve görüşmek üzere diyerek tam ayrılacağı sırada cafeden çıkarken arkasına dönüyor ve geri dönüp bir şey daha söyleyecekmiş gibi bana bakıyor ve yanındaki bayan arkadaşı kolundan tutup cafenin dışına çıkarıyor.
Olan biten yüzünden şoktayım. Anlamsız, bir yandan da kalbime bakarak mantık ve duygu arasında gidip geliyor. Birçok bilinmeyen soruyla kafamı meşkul ediyorum. Yanımdaki erkek arkadaşımla birer içecek daha aldıktan sonra biz de cafeden ayrılıyoruz.
Aradan üç gün geçmeden, akşam vakti beni bayan arkadaşı ile evden alıyor ve erkek arkadaşımı da alıp başka bir cafeye gidiyoruz. Artık aşkın o bilinmez yolcuğuna başlamış oluyorum.
Yine sohbetler ediliyor, artık iş bir kenara atılmış ve biz birbirimize vurulmuşuz. Bunu diğer arkadaşları farkediyor.
Bu gelişmelerden sonra ilk adımı atan o güzele artık açılmam gerekiyor. Eğer açılmazsam ve gidişata bir son vermezsem içim içimi kemirmeye başlayacaktı. Ve ilk gün aldığım MSN adresinden konuşarak açıldım.
MSN’de bir süre görüştükten sonra artık aşk bacayı sarmış, ben kendimi kaybetmiştim. Ve o açıldığım günün akşamı ikimiz bir cafeye gidip, bu aşkı başlamak için ilk adımı atmıştık.
İkimiz de heyecanlı ve gergindik. Ki bir anda hiç aklımızda yokkken kendimizi aşkın yollarına atmıştık bile… Kendimize inanamıyor ve birbirimizden inanılmaz derecede etkilenmiştik.
Pek bir şey konuşamadan göz göze ve alakasız konuşmalarla bu gerginliği üstümüzden atmaya çalışıyoruz. Kısa bir sohbetten sonra ayrılıyoruz ve ben elini öpüyorum.
Ertesi gün MSN’den yine yazışıyoruz. Ve bana şok olacağım bir gerçeği itiraf ediyor.
- “Ben evlenmiş, boşanmış bir bayanım ve bir de çocuğum var. Ve bu işe başlamadan beni bilmeni isitiyorum” deyip beni dumura uğratıyor.
Aşkın gözü kör. Neye uğradığıma şaşırıyorum.
Evlilik olursa bu aşka devam edebileceğini, eğer evlilik olmazsa bu birliktelik başlamayacağını vurguluyor. Ben ise evliliği düşünmediğimi dile getiriyorum fakat ona artık deliler gibi aşığım. Ne sonuna gidebiliyorum, ne de unutmasını başarabiliyorum.
Dermansız bir aşkı yaşıyorum, unutamıyorum. Psikolojik tedavi bile görüyorum. Saplantılı bir aşk ve sonu olmayan bir birliktelik… Uğruna şiirler yazıyorum…
Şimdi görüşmüyoruz. Onu uzun bir aradan sonra dışarıda gördüm ve dizlerimin bağı çözüldü. Oracıkta bayılacak duruma gelmiştim.
Fena kaptırdığım kesin unutamıyor, atamıyorum. Aradan 5 ay geçti, duygularım aynı tazelikte.
|
27 Mayıs, Salı , 2008






Salı, Mayıs 27th, 2008:
başta yazdığın SOĞUK VE YAKICI BİR KIŞ GECESİ ne anlam verememiştim ama şimdi anlıyorum ki balık oltadan önce direk tavaya düşmüş yanması ondan.
Bu kadar kısa sürede tanımadan tanıdığını zannettiğin kişiyle bir ilişki yaşıyorsun. Önce seni tanıştıran arkadaşlarını sorgulamalıydın evli olduğunu senden niye sakladılar herkese duyurduğun halde niye sen bu ayrıntıyı duymadın.
Geçmiş olsun umarım atlatırsın yada kaldığın yerden devam edersin her ikisi içinde mutluluklar.
Salı, Mayıs 27th, 2008:
Büyük bir aşktan söz ediyorsun dizlerinin bağı çözülürcesine seviyorsun sonrada evlendi ayrıldı ve çocuğu olduğu için onu terkediyorsun.. Sen buna aşk yada sevdamı diyorsun???
Salı, Mayıs 27th, 2008:
inan çok zor bir durum senın yıne karşılığı olmuş benım karşılığı bile olmadı bu açıdan bakılınca bıraz şanslısın,gelelım şanssız konuya bızım öfr adetlerımıze bıraz ters geliyor boşanmış çocuklu bı bayanla bekar bı erkeğin birlikteliği kendini kenara çekmen bu yüzden sanıyorum…
Salı, Mayıs 27th, 2008:
Yürekli davran gerçekten aşıksan peşinden koş, onun bulunduğu konumda sen de olabilirdin.
Çarşamba, Mayıs 28th, 2008:
Aslinda sen erken dönmüşsün de farkinda değilsin, 5 aydirdan beri içinde beslediğinde aşk değil aşk olsaydi beklemezdin, sadece askerden geldin ve bir olay geçti seni mutlu kılan budur belki inş. mutlu olman dileklerimle..
Çarşamba, Mayıs 28th, 2008:
nur_perisi, iyi demişsin.. kendini kandıran insanlar.. bahaneleri ile sadece korkularına sahip çıkan insanlar.. savunmasız ve teslimiyetçi insanlar… sahip çıkamayan ama iplerin hep kendilerinde ve herşeyin kendilerinin istediği gibi olmasını isteyen insanlar.. bencil insanlar.. sadece kendini sevenden aşık mı olur.. inan o sadece acı biberdir..
Çarşamba, Mayıs 28th, 2008:
Bende anlayamadım..Bu kadar seviyorsun ve evlenip ayrılmış olmasını kabul edemiyorsun.Niye hala bazı şeylere takıntılı bu erkekler.