İlk göz ağrım
Ruzgar yazmış
Nereden bilebilirdim ki ilk aşkımın İnternet yoluyla karşıma çıkacağını…
Onunla bir sohbet sitesinde tanıştık. Bana kamerasını açmıştı. O kadar tatlıydı ki etkilenmemek elde değildi. Bütün çabam her gün onunla konuşmak, yüzünü azıcık da olsa benim içim gülümsetmekti.
O güldüğü zaman ben de mutlu oluyordum. En sonunda telefon numarasını istedim. Telefonda da görüşmeye başladık. Ona olan sevgimi o kadar belli ediyordum ki, anlamamak mümkün değildi. İlk ondan bekliyordum “Seni seviyorum” cümlesini.
Bir gün isteğim gerçekleşmişti. Aşık olduğum kişi ”Seni seviyorum!” demişti. Bunun ne kadar büyük bir mutluluk olduğunu anlatamam. Ama yine de içimde bir şüphe vardı. Gerçekten seviyor muydu?
Kıskanç birisiydi. Yüz yüze hiç görüşmemiştik. Sadece MSN ve telefonda görüşüyorduk. Onun en yakın arkadaşlarıyla tanışmıştım. Hakkındaki her şeyi öğrenmek istiyordum.
Arkadaşları ”Çok iyi biri, güvenilir, dürüst” dedi. İnanmıştım, güvenmiştim. Bazı tartışmalarımız oluyordu.
Komik ama gerçek. Beni en yakın arkadaşından kıskanıyordu. Yine de ”Kıskanıyorsa beni seviyordur” deyip huyuna göre gidiyordum.
Üç dört ay konuşmalarımız sonucunda buluşma gününü belirledik. Artık onun yanında olup, elini tutmak istiyordum. Kendimizce anlaşmalar yapmıştık. Birbirimizi sanki yıllardır tanıyormuşuz gibi davranacaktık.
Bazı ufak tefek huyları hoşuma gitmese de yine de onu seviyordum ve hayatımın en güzel günü oldu diyebilirim. Ayrılırken bana
- ”Bir daha buluşacak mıyız?” dedi.
- ”Tabii ki” dedim ve evimin yolunu tuttum.
Havalarda uçuyordum diyebilirdim. Ama fazla uzun sürmedi bu mutluluk. Buluşmamızdan iki gün sonra gelen bir mesaj beni adeta uçurumun kenarından itilmiş gibi hissettirdi bir an.
“Artık sana güvenemiyorum. Gözüm arkada kalacaksa en iyisi ayrılmak”
Niçin bana güvenmiyordu? Ne yapmıştım ki ?
- ”Bana tek bir şey söyle. Güvenini boşa çıkaracak ne yaptım?” dedim.
Sebep kıskançlıktı. En yakın arkadaşıyla konuşmamı istemiyordu. Ne yapayım, onu tanıdığımdan beri konuştuğum birisi. Bir anda bırakamadım. Bana açık açık
- “Ya o, ya ben! Seçim senin!“dedi.
- ”Tabii ki sen!” dedim.
Ama yine de her şey yolunda gitmiyordu. Bana artık eskisi gibi davranmıyordu. Soğumuştu sanki.
- ”Sana ne oluyor?” dediğimde ise beni suçluyordu.
Ondan ayrılmayı düşünmek bile istemiyordum. O kadar çok seviyordum ki, onun da sevdiğine inanıyordum. Bu soğuk davranışları ne kadar canımı acıtsa da, onu geri kazanmayı o kadar çok istiyordum ki…
Ne yaptıysam olmadı. Bir hafta sonu yine MSN’de konuşuyorduk. Sadece ben sorunca cevap veriyordu. Artık yorulmuştum.
- ”Beni seviyor musun?” diye sordum.
- ”Bilmiyorum” dedi.
- ”Ne demek bilmiyorum. Ya seviyorsundur, ya sevmiyorsundur” dedim.
- ”Seni çok seviyorum ama bana bunları yaşatan seni sevmiyorum” demişti.
Boğazıma bir şeyler düğümlendi. Ağlamak istedim, yapamadım. Bir zamanlar ”Seni deliler gibi seviyorum!” diyen kişi şimdi ”Bilmiyorum!” demişti. Kalbim çok kırılmıştı.
Ertesi gün MSN’de o yazmayınca ben de yazmadım. Nereden bilebilirdim ki o gün son konuşmamızı yaptığımızı :(
Üç gün geçti aramadı. ”Yine ben arayayım” dedim. Telefonu kapalıydı. Yıkıldığım anlardan birisiydi herhalde. İlk defa telefonu kapalıydı.
Telefonu bir hafta kapalı kaldı. Hiçbir şekilde ulaşamadım. Deliye döndüm. Ne doğru düzgün yemek yiyebildim, ne de ”arayacak” diye gözüme uyku girdi. Bu sessizlik deliye döndürdü beni.
En sonunda özel numaradan aramaya karar verdim. Aradım, telefonu açıktı. Ne yapacağımı bilemedim. Hiçbir şey söylemedim. Ertesi gün MSN’de onu bekledim, gelmedi. Mesaj attım ”MSN’e gel. Konuşalım” diye. Ne cevap yazdı, ne de geldi.
En sonunda en yakın arkadaşına sordum ”Ne oluyor?” diye. Bana ”Siz ayrılmışsınız” dedi. ”Nasıl olur ya?” diyebildim. Bilmiyorum bana “Severek ayrıldığını” söyledi demiş. Dünyam yıkılmıştı sanki.
Yine mesaj attım “Beni azıcık sevdiysen MSN’e gel, sevmediysen zaten gelme…” yine gelmedi. Ayrılıktan kaçış yoktu artık. O çok değişmişti ve her şeyi bitirmişti.
Çok sinirlenmiştim. ”Her şeyin yalanmış meğer!” diye pişman olacağım bir mail attım sonunu düşünmeden. Keşke yapmasaydım diyorum …
Ama ben yapamadım, bitiremedim. İçime sindiremedim. İlk aşkım, ilk sevdiğimdi. İki hafta sonra gururumu hiçe sayarak yine aradım. “Aramamı istemiyorsan aramam. Ama beni sevmediğini söyle” diye mesaj attım.
İki saat sonra cevap geldi “Seninle konuşmak istemiyorum diyebilirim. Ama asla seni sevmiyorum diyemem” diye mesaj atmıştı. İçimde her ne kadar yeniden bir umut doğsa da boşunaydı.
İlk buluşmamızda bana ”Doğum gününde de görüşürüz” demişti. Doğum günüm gelmişti. Acaba arayacak mıydı? Aramadı. Herhalde geçirdiğim en kötü doğum günümdü.
Bir ay sonra da onun doğum günüydü. Kendime ”O seninkini kutlamadı. Sen neden arayacaksın?” desem de sonradan pişman olmamak için aradım. “İnsanlar bazı günler hatırlanmayı bekler. Doğum Günün Kutlu Olsun” diye mesaj attım. O da “Çok sağol hatırladığın için.Kendine iyi bak” diye cevap yazdı.
Bu bana olan son sözleriydi. O günden sonra ne o, ne de ben aradım. Aşk insana neler yaptırıyor. Bitirdim ama kolay olmadı. İlk göz ağrımdı…
|
25 Mart, Salı , 2008







Çarşamba, Mart 26th, 2008:
pişman olduğunu öğreneceksin bigün emin ol arkadaşım.paylaştığın için teşekkürler.
Çarşamba, Mart 26th, 2008:
en kötüsüde hiç birşey anlamadan bilmeden ilişkinin bitmesidir.insan biteceğini bilse bile karşılıklı konuşup herşeyi öğrenmek ister.ilk aşkımdı diyorsun bende yaşadım sadece bi msjla bitirdi ve açıklama yapmadan.bu seni üzer,yıkar ve hep soru içinde olursun.ama unutma zaman o kadar güzelki acını tam anlamıyla geçirmesede hayata tekrar gülmeni sağlıyor ve bunun için karşına hep iyi şeyler çıkarıyor.bundan sonra hep mutlu olursun umarım
Perşembe, Mart 27th, 2008:
Bu kadar basit bir kıskanlıçlık içersinde yürüyen bir ilişki emin ol daha fazla yürüyemezdi.Kıskançlığın da bir mantık çerçevesi vardır.Böylesi bir kıskançlık ilişkiyi yıpratır;sevgiyi öldürür.Boğar insanı.Herşeyin bir seviyesi sınırı vardır dimi?Bilmiyorumda bana ters olduğundan bitmesi de iyi olmuş.Tamam üzülürsün,kahrolabilirsin hatta ama daha da ilerlemeden bitmesi en iyisi.
Sana yeni ve daha güzel aşklar yaşaman dileyiğle….
Perşembe, Mart 27th, 2008:
yazdıklarından sevmeye ne kadar aç olduğunu gördüm..ve ilk yorumu yapan ayda nın dediği gibi pişman olacaksın.hele şu cümle yokmu telefonunu açmayan,yüzüne bakmayan kız sana seni seviyorum diyemezmiş hay allah ya bi arabesk,bi acitasyon…
geçmiş olsun onu sevmeden öncede yaşadığını unutma.
Perşembe, Mart 27th, 2008:
Bir kaç ay önce yazmıştım bu yazımı :) Hergün girip yayınlandımı diye bakıyordum nasip bugüneymiş Ne kadar mutlu olduğumu anlatamam
O kadar çıkılmaz bir haldeydeydim ki çareyi sizinle paylaşmakta buldum Her ne kadar acım hafiflese de hala unuttum diyemiyorum…
Yayınlayan ve yorumlarını esirgemeyen herekese çok teşekkür ederim :)
Cuma, Mart 28th, 2008:
herşey o kadar sanal ki sevgilerde öyle yaşanmaya başladı..msnde tanışıp konuştuğun bir insandan ne bekliyorsun ki? bence sebep kıskançlık değil sadece bunu bahane etmiş belki msnde konuştuğu diğer bir insanla birlikte şuan…
Cuma, Mart 28th, 2008:
Hayır şu an asker :)
Cumartesi, Mart 29th, 2008:
bu msn aşkları her zaman ilgimi çekmştr bende yasıyorum die :) ama bilmiyorum ya kötü bitmiş ama erkek işte naparsın?:)
Pazar, Mart 30th, 2008:
“Balik bastan kokar”basi belli olan bir iliskinin sonuda bellidir. uzulmeye degmez. sevgiler…
Pazar, Mart 30th, 2008:
Saçma bi kişilik. Umarım karşına bundan sonra iyi birileri çıkar.
Pazar, Mart 30th, 2008:
İnşallah diyorum :)
Yorumlarınız için çok teşekkür ederim
Pazartesi, Mart 31st, 2008:
her kimse bu terkeden insan onun yaptığını internete yada sanal aşka bağlamak doğru değil.o elemanın edepsizliği netin değil:) ama emin olduum bişi var o da nette sevgili olanların(ben dahil) büyük bölümünün sosyal hayatta başarısız yada sorunlu kişiler olduğudur.kalp kırıklıkları,psikolojik sorunlar,güvensizlik vb gibi nedenlerle sosyal hayatta başarısız olan büyük çoğunluk nette sevgili olanları oluşturuyor.hepsini olmasada büyük bi kısmını.
Cuma, Mayıs 2nd, 2008:
ewt