İstanbul sen kokuyor

 baybora yazmış

İstanbul sen kokuyordu gelip geçtiğin gece, sonra her sokağında sana rastladım, martılar adını söylüyordu çığlıklarında. Her nefes alışımda kokunu çekiyordum adeta içime, sen gelip geçmiştin içimden. Ha ben, ha İstanbul… İkimiz de aşığın olduk, kör olduk, sağır olduk çünki sana aşık olduk.

Kör olduk, baktığımız her yerden sen çıkıyordun. Otobüslerin üstündeki devasa posterler sana aitti. Bilboardlarda sen vardın. Filmler seni oynuyor, reklamlardaki güzel kız sendin.

Meteoroloji bile yağmurun senin gözlerinden yağdığını söylüyordu. Ne Basra‘nın alçak basıncı, ne balkanların keskin soğuğu, sadece üzgün bakışın üşütüyordu bizi iliklerimize kadar. Körü körüne sevmiştik seni.

Sağırdık ,eşşek anırsa en iyi şarkı gibi geliyordu, aşıktık sana çünki. Kulaklarımızı tıkamak istiyorduk senden başka sese. Yalnız seni duymak, yalnız seni dinlemek için.

Nefesimsin” derdin, şimdi soluk alamıyorum. Sen bana hayat olmuşsun sensiz kalınca anladım.

Hayatının özeli olmuştum, şimdi el gibiyim, meraklı bakan gözlerde arıyorum izlerini, gözlerine değen bir çift, göz seni bana gösterirmi diye. Kör olduğumu gidince anladım.

Ne şarkılar seni söylüyor ne mısralarda sen varsın. Herkes konuşuyor ama sadece sen kulağımdasın. Kimseyi duymuyorum. Sağır olduğumu sen gidince anladım.

Sana beddua bile etmek gelmiyor içimden, Allahından bul. Bu sessiz gidişi hak edecek ne yaptım, söylesin bilen varsa bir kul. İyi ki varsın dediğin adam ben miyim şimdi, bir hiç olduğumu sen gidince anladım.

Gidişini düşündükçe yüreğime dağlar oturuyor, boynuma ip. Düşüyorum gözlerinin derinliklerine, ateşlerde eriyip, damla damla yağacağim sokaklarına, kor tanelerinin üstüne.

Elbet bir gün bu ateş sönecek. Yeneceğim bu acıları olsada sürünerek. Yine gök yüzünü kaplıyacak Nur. Sen olmasan da nurlu bulutları hep bekliyeceğim. Yağmur yağmur hasretinle ben ölene dek.

Bir sen kaldın içimde vefalı dost, o gitti susarak, ansızsın hayatımda bir sen kaldın. Dün gece bir martının gözlerinde dolaştım sokaklarını kuş bakışı, Kaldırımların ıslak, yolların öksüz, duvarların ağlıyor benim gibi, yokluğuna.

Camilerinin mahyalarına yazmışsın onu sevdiğini lambalar ışıl ışıl hala “Seni seviyorum” yazıyor. Eminönü’ndeki güvercinler bile kanat çırpmıyor alışamadılar yokluğuna. İçimde ki yara kapanır mı bilmem, yine sana sarılacağım sar diye yaralarımı. Ne ben senden kopacağım, ne sen beni atacaksın boğazın derin sularına

Seni sevmeye devam edeceğim gidene inat. Koynunda yatacağım, son yatağım olsada içim rahat. Kendimi sana bırakıyorum. İstanbul senin kalbin gibi gördüğüm kız kulesine gönlümü hapsederek, O yoksa senin olsun bu yürek.

 kez oylanmis, 5 uzerinden 0  kez oylanmis, 5 uzerinden 0  kez oylanmis, 5 uzerinden 0  kez oylanmis, 5 uzerinden 0  kez oylanmis, 5 uzerinden 0 Loading ... Loading ...
Etiketler: , , , , , , ,


7 Mart, Cuma , 2008

Öneri: (Sponsor)

Yorum yap




Senin yorumundan sonraki yorumlar E-postana gelsin mi?


 
Ne çok severiz seni Wordpress