Karşılaşma
Constantine yazmış
Duraksadım. Hayretle ona baktım. Bu yazıyı yazarken bile ellerim titriyor. O anı düşünmek bile beni heyacanlandırıyor. Ama o, göğsünün ortasına şak diye yapışan şey… Bıçak saplansa bu kadar acımaz herhalde. Durumumu da göz önünde bulundurursak.
Onunla görüşmeyeli uzun zaman olmuştu. Artık hayatıma devam ediyordum. Yine işin o inanılmaz sıkıcılığında maillerime baktım.
Robin Sharma’dan alıntılar yaparak bir sunu hazırlamışlar. Yine bu saçma salak kuantum fiziği ve her şeyi yapabilirsiniz sözleri. Sunu da en son olarak bir yazı çıktı;
“Başkalarını ne kadar mutlu ederseniz siz de o kadar mutlu olursunuz!”
Bu söz beni etkiledi ve sürekli benimle buluşmak isteyen bir arkadaşımla buluştum. Onu unutmak en güzeli olacaktı. Başkalarını mutlu ederek mutlu olabilecek miydim?
Bu arkadaşımla bir akşam dışarı çıkmayı kabul ettim. Yolda ondan, bundan konuşuyoruz. Sonra kafamı kaldırdım. O beni gördüğünde görmemezlikden geldi. Tek bir noktaya gözlerini kısmış, sanki birisinden intikam almak istiyormuş havası vardı.
Bir şey saplandı göğsümün ortasına. Tanrım bu ne olabilir. Acıdı, gerçekten acıdı ve boğazım düğümlendi. Kendime hayret ettim. Herhalde ölürken de böyle oluyor.
Zor nefes almaya başlarken kalbin sıkışıyor ve bir bıçak saplanmış gibi oluyor. Hayat “Slow Motion” devam ediyor. O kadar yavaş ki, her bir karesi aklının ucunda tüm gerçekliği ile karşında.
3 saniye içinde gelişen olay sanki saatlerce sürüyor. Bu kadar şoke olmayı beklemiyordum. Yanımda en nefret ettiği kızla ben bir yerlere gidiyorum. Neden, nasıl? Cevap yok.
Oysa ki her zaman ona yakın yerlere giderdim karşılaşırız umudu ile neden daha önce değil de şimdi, neden? Tanrı’ya yalvardığımı hatırlıyorum. “Lütfen bana yardım et!“. Bana böyle mi yardım ediyor.
O akşam diğer kızla bir şeyler konuşuluyor ama konuşurken hep o an gözümde, onun yanından bir anda geçmesi, düştüğüm o durum. Bilemiyorum belki de herkes gibi olup hayatta amaçsız, boş boş ve odun gibi geçirmeliyim…
|
14 Şubat, Perşembe , 2008





