Nefessiz kaldım
siyah.kanatli.melek yazmış
7 yıl onun hasretiyle büyümüştü. Her yaz onu göreceğini bilerek yaşıyordu. Onu belki de küçük kalbi içinde büyük bir aşkla seviyordu. Belki yasaktı bu sevgi ona, belki de boyundan büyüktü bu aşk ama denemek istedi her sene ve sonuç hep hüsran oldu.
İkisi de büyümüşlerdi. Kız yazın gidiyordu onun olduğu şehire ve vazgeçmeden direniyordu güçlüklere. Önce karşısına ailesini aldı, sonra mesafeleri ve daha sonra da engel kalmadığını gördü.
6. yılın yazında birbirlerine sıkıca sarılmışlardı ya da kız öyle sanıyordu. Yine ayrılık vakti gelmişti. Kız kendi şehrine dönecekti. Bütün bir yaz onunla çok güzel vakit geçirmişti. Artık kızın annesi ve oğlanın ailesi biliyordu. Kızın içi rahattı ayrılırken.
Son anda bir değişiklik oldu ve oğlan kızla beraber, kimseye söylemeden, kızın yaşadığı şehre geldi. Öyle bir heyecan vardı ki kızda, bu gözlerinden okunuyordu. Sevdiği insan onunla geliyordu. Mutluyudu…
Oğlan kızın evine gitti. Güzel vakit geçirdiler ama oğlan akşam gidecekti kendine şehrine. Kız “Olsun yazın yine görüşcez ve ben hep seveceğim“dedi. Oğlan da tekrarlamıştı bu sözleri. Söz vermişlerdi, başkaları olmayacak diye.
Bütün bir kış, teknoloji sayesinde haberleştiler. Gerek acı, gerek tatlı muhabbetleri oldu ve koskoca bir kış ve bahar bitmişti. Yaz gelmişti artık.
Kızın üniversite sınavı vardı. Sınava girdiği günün akşamı otobüse bindi ve sevdiğinin yanına yol aldı. Sevgilisi karşılamıştı onu. Elele, göz göze dolaştılar, eğlendiler.
Sürekli sevgi sözcükleri vardı dillerinde. Kız bu kez her şey çok güzel oldu, 1 yıl, 1 ay olmuştu ilişkileri ve kız ihanet etmemişti sevdiğine. Sevdiği de etmediğini söylüyordu ama kim bilir…
Bu tatilde kızın arkadaşı da vardı ve arkadaşı şahitliğinde kendi aralarında söz yüzükleri takmışlardı. Sonuçta bütün bir kış, bahar beklemişlerdi ya da kız beklemişti.
Yine ayrılık vakti geldi, çattı. Bu kez çok zordu ayrılmak. İstemeden ağlıyordu kız. Elinde değildi, sevgilisini bırakıyordu ardında.
Kendi şehrine geldi ve sınav sonucuyla, tercihler yaptı. Bütün tercihlerinde sevgilisine yakın yerleri yazdı ki hasretlik çok uzun olmasın istedi.
Sevgilisinin ailesi kızı el üstünde tutyorlardı. Belliydi ki seviyorlardı kızı. Kız kendi şehrinde elindeki o yüzüğü hiç çıkarmadı. O yüzük onun bağıydı. Aşkından bir parçaydı belli ki.
Bir gün, yaz günlerinin ortasında mutlu bir haberle kız havalara uçtu. Tekrar gidiyordu sevgilisinin, erkeğinin yanına. Yine oradaydı, yanındaydı ama bir şeyler içini sızlatıyordu. İçinde endişe vardı kızın. Sevgilisinin evinde oturuyorlar, film izliyorlardı sarılarak. Her şey mükemmeldi.
Bir gün, kız yine sevdiğinin evindeyken, bilgisayarında resimlere bakacaktı ve girdiği dosyada gördükleri onun dünyasını parçalamıştı.
6. yaz tatillerinde, sevgilisi eski sevgilisiyle konuşmuştu ve kızın arkasından neler söylemişti. Bütün bir kış, ara ara, eski sevgilisiyle konuşmuş oğlan ama kıza hep “Seni seviyorum” demişti.
Peki gördükleri neydi? Hayal olamazdı! Gördükleri gerçeklerdi. Oğlan hiç sevmemişti. Aklı hala eski sevgilisindeydi. Bunu öğrendiği anda kız artık bitmesi gerektiğini biliyordu ama içi yanmıştı bir defa, kırılmıştı o küçük kalbi. Belki de ölmeyi çözüm görecekti…
Artık kızın annesi de kesin kararını vermişti. Bu iş bitmişti. O kadar sevgi, o kadar göz yaşı boşa gitmişti. Deymeyecek bir insan için belki de hayatını karartmıştı.
Peki şimdi ne yapacaktı? Unutabilcek miydi onu? Unutmalıydı, silmeliydi aklından da, kalbinden de. Başarabilecek miydi? Ama kız da bilmiyor muydu “Gerçek sevgi sevdiği kişinin mutluluğunu istemek” olduğunu.
Eski sevgilisiyle aralarına girip, engel olmak ona yakışmazdı. Kız seviyordu oğlanı ve mutlu olmasını isterdi. Şimdi oğlan özgürce gidebilirdi. Ama ya kız o ne yapacaktı.
İki çözüm yolu vardı; ya öldürecekti kendini. Bu acıya oracıkta son verecekti ya da hayatına kaldığı yerden devam edecekti.
Şu an o kız hala düşünmekte geçmişini sevdiğini ve olanları. En çok kendisine acıdı bu olayda. Çünkü o yalan dünyanın yalancı insanıydı ve kız bir yalancıya aşıktı. Bundan sonra çabalamalıydı ailesi için, arkadaşları için çabalamalıydı ama zayıf düştü bu savaşta, yaralandı, parçalandı kalbi. Dayanamayacak kadar da yorgundu bedeni.
Şimdi ise ağlamaktan kendini kaybetmek üzere ve şu an uçurumun ucunda halini düşünmekte. Ya ölecek ya da savaşacak bu aşk oyununda!
|
16 Ağustos, Perşembe , 2007






Perşembe, Ağustos 16th, 2007:
bence oldboy izle sonrada aşadaki yazılardan last waltz adlı yazıyı oku.
Perşembe, Ağustos 16th, 2007:
İşte ancak bir kız bu yaşanılanları bu kadar detaylı ve duygularla dolu anlatabilir.
Erkeğin tarafından dinlesek bu hikayeyi;
Bu derece odun ve duygusuzca yani. Dişi bünyeler, bu kadar fazla kapılmayın bence erkeklere. Hiçbir erkek bir kadın kadar sevemez. Eğer kadınsı hormonları normalin üzerinde değilse.
Erkekler bildiğin odundur. Ben dahil : )
Perşembe, Ağustos 16th, 2007:
estağfirullah. birde vazgeçtim hemen üstteki cennetli bi yazı var onu oku içimde bir ürperme oldu ısındım mutlu oldum.
Perşembe, Ağustos 16th, 2007:
bence ölüm değilde bu oyunda aşkını bitirip kendinle barışmak ve acıyı unutmak için savaşmalısın :)
Perşembe, Ağustos 16th, 2007:
canım yazık. üzülme. seni fatih dayan‘a göstermek lazım. bi okusun bişeyciğin kalmaz:)
Perşembe, Ağustos 16th, 2007:
anafikir e katılıyorum bir de. farklı bakış açılarından olaylar çözülebiliyor. empati yap. hatta intikam için yaşa ((: kırmızı oldboyla nasıl bağlantı kurdun. ve nasıl bir etkisi olacak makdule.
Perşembe, Ağustos 16th, 2007:
işte ya kimin kuzeni…bebişim hiç ama hiç üzülme..hiç kimseye değmez..bi ağlarsın 2 ağlarsın unutursun…biliosun biz kimleri unuttuk…neleri aştık..yine beraber aşıcaz kuzim…boşkoy orfeon koy götüne gitsin ;)
Perşembe, Ağustos 16th, 2007:
yorumlar için teşekkür ederim ama bana şunu oku bunu oku demeyin inanın takip ediorum tüm yazılanları…ayrıca kusenciğim üsülmüorum artk zaman çok daha nlr görcem ben nlr takılmıorum ince detaylara…saolun hepiniz
Perşembe, Ağustos 16th, 2007:
Galiba bende birini kaybetmek üzereyim, nefessiz kalma sıra bana geldi herhalde…
Cuma, Ağustos 17th, 2007:
Savaşmak zorundasın siyah.kanatli.melek, ne olursa olsun. Sonuna kadar savaşmak, aşk için !
Cuma, Ağustos 17th, 2007:
Birileri her zaman gider, birileri her zaman gelir Sinan. Bunu yolda yururken sagina soluna bakarak rahatca test edebilirsin :)
Yazı da cok guzel olmus valla…
Cuma, Ağustos 17th, 2007:
bu sefer güzin abla olmuyorum, kararlıyım.
yazıyı beğendiğimi söyleyerek, hızlıca uzaklaşıyorum.
run forest run… (depar)
Cuma, Ağustos 17th, 2007:
bence kimse için ölümü düşünmeye değmez.hayata hepimiz bir kere geliyoruz ve hayırlısı buymuş demek gerekiyor yani o çocukla evlenseydi belki başına daha kötü şeyler gelicekti diye düşünmek en iyisi Allah bir şekilde sana yanlış yolda olduğunu göstermiş buna şükretmek yerine ölümü düşünmek çok saçma.Zaten o kızı hiç haketmemiş,herşeyin ilacı zaman diye düşünüyorum.İnsan ne acıları unutuyor değilmi?
Cuma, Ağustos 17th, 2007:
Bazı insanlar vardır ki canını vermeye bile dğer!!!
Cuma, Ağustos 17th, 2007:
hey cocuklar siyah kanatli melegin yazdigi yorum size kimi hatirlatiyor?
gevvalcigim sen de olsan olsan güz abi olursun.
Cuma, Ağustos 17th, 2007:
ay kusura bakma cevval c yeine g ye basmisim
Cuma, Ağustos 17th, 2007:
Bu bile az hideous…
Cuma, Ağustos 17th, 2007:
baco harbi süper olmuş.zaten senin yazılarının hepsi güzel oluyor.bence ınsan kendını bıseylere verırse hepsını unutuyor.sende yazı yazmaya devam et….
Cuma, Ağustos 17th, 2007:
ablam benim çok güsel olmuş…ama değmiyor işte sen istemesende bu acı çekilecek.en iyisi hafif atlatmak bu acı sewdayı.gerçekten mükemmel olmuş sen bitanesin…
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
slm arklar bende yeni katıldım aranıza çok üsüldüm ben yha aynı şey benimde başıma geldi ama ben şunu anladım hiç bir erkege güvenilmez
Salı, Ocak 29th, 2008:
bence ölümü bile insan bazen unutuyor siyah.kanatlı.melek savaşmalısın ki kendin için ailen için ailenden önemli onlarıda bu halinle üzmemelisin bende böle bişey yaşadım sanki kaynar sular döküldü sanki çok agladım lise sondaydım hep aglıyordum yemekten içmekten kesildim ama şu söze katılıyorum zaman herşeyin ilacı bunu unutma allah okadar büyük ki birgün bir baktım ki iş yerimin önünde beni bekliyor ama o eski ben degildim ilk aşkım yeri çok derindi ama onu affedemezdim çünkü ona güvenmiyordum ama sen kendini toparla ki o üzülsün seni kaybettigine
Pazar, Temmuz 6th, 2008:
bence aşk denilen duygu kalmamış şu bulundğumuz zamanda aşkı aşk gibi yaşayan varmıdır vardır ama nadir.ben bu hikayede gerçek aşkı gördüm ama kızda.erkekte gördüğüm ise resmen kahpelik.ama kız bence hayatına devam etsin erkeğe 2 tokat yol versin.belki gerçek aşkını bulur
Salı, Temmuz 8th, 2008:
Sakın hayatına son vermek gibi bir düşünceyi aklından geçirme lütfen ..Kimse böyle birşeye değmez, hele de seni gözünün içine baka baka kandıran bir insan hiç. Geçer bu da unutursun ,insanlar neleri unutmuyor ki ölüm oluoyr ona bile alışıyor zor ama gerçekten alışırsın zamanla …