Pıt, pıt, pıt!
hadibesende yazmış
- “Biraz zaman, bekle” dedi.
- “Ben otobüs bile bekleyemem, bir sonraki durağa yürürüm” dedim.
- “Aynı otobüse binmiyor musun sonuçta?” dedi.
Keyiflendim.
Başından beri “oyun” gibiydi bu. “Son lafı eden” olma yarışı.
“Oyun” vedamıza bile değdiriyordu parmaklarını.
Göbeğimle belimin kesiştiği yerdeki sağlı sollu iki çizgiye dokundu, gıdıklandım. Hiç yeri değildi bu temasın aslında. Acaba onun da omuzunun altındaki çukura dokunmuş muydu parmaklar? Öyle olmuş olacak ki gülümsedi.
Kaçamak bakışlar attım sağ kulağına uzanan kıvrıma. Aynı yöneydi gülüşlerimiz.
Peki nerden çıkmıştı “başka yöne yüz çevirme isteği” de şimdi? Bu da mı “oyun”du ki? Hani “Tek taraflı olursa oyun değil kumpas olurdu?”
Oynaşmıyorduk!
Büzdüm dudaklarımı, bir kenarından kaçtı.
- “Bunu neden yapıyorsun?” dedim.
- “Anlamıyor musun? Seni..” dedi sustu bir an.
O boşluğu doldurmasın diye panikle avuçladım kalbimi. Öyle sıktım ki, kırmızı, şekilsiz, buruşuk bir kağıt gibi oldu avuçlarımın arasında.
- “Seni üzmek istemiyorum” dedi.
Yavaşça gevşettim parmaklarımı, bıraktım kalbimi. Kırışıklıkların arasının dolup eski haline gelişini izledim. Son göçük kısımda şişip “pıt” diye normale dönünce kaldırdım başımı.
- “İstesen de üzemezsin” dedim ağız dolusu, küfür gibi.
Oysa hala sevişiyorlardı kanımın içinde alyuvarlarla akyuvarlar. Birileri sesi duyup “Ayıp be kardeşim! Çoluk çocuk var burada!“ diye damarlarımı yumruklasın istedim o an.
“Beklemeyeceğim” diye fısıldadım kalbime.
Otobüs geldi.
Boynunun kokusu dolmasın diye içime tekrar başımı uzak tuttum sarılırken. Sıkı sıkı sarılmamak için gevşettim tüm vücudumu. Bazen benim parmaklarım, bazen onun parmakları direndi.
Örgü örmeyi yeni öğrenen bir kızcağızın ördüğü atkı gibi oldu sarılışımız. Bir ilmek sıkı, üç ilmek gevşek. Ama rengi mor.
Başımı çevirip bakamadım camdan. Sağ gözümün sağ kenarı “Başı öne eğik“ dedi.
Kulaklıklarımı takıp, sonuna kadar açtım müziği.
Boynumun bitip gövdemin başladığı yerdeki boşlukta buldum iki parmağımı. Bir türlü o çukura yerleşemediler.
Bir ara boynumdaki damara değdi parmağımın ucu.
“Pıt, pıt, pıt!”
“Fergie”ye ritim tuttum damarım üstünde hırsla.
“La da da da”
|
30 Aralık, Pazar , 2007






Pazartesi, Aralık 31st, 2007:
Yine olağanüstü bir hikaye, yazılarını okumaktan büyük keyif alıyorum.Aşkın tansiyonunu ölçmek bu olsa gerek.Kalemine sağlık.
Pazartesi, Aralık 31st, 2007:
Aşkın ateşi yakarmış ateşi duydunuz mu aşkın ateşini? hangi ateşte yanmayı dilerdin pişmeyene söyle ne denir ki?
Pazartesi, Aralık 31st, 2007:
adin hadibesende ama yazdiklarin yabana atilmiyacak kadar güzel sanki o anda oradaki kiz bendim yav.
Pazartesi, Aralık 31st, 2007:
Hem de çok güzel.Soft ve utangaçlıklarla bezeli bir aşkın tanımını beğenerek okuyoruz.Günümüzün kısa sürede tüketilen çıkar ilişkilerine hiç benzemiyor:)
Pazartesi, Aralık 31st, 2007:
fergie’nin şarkısı “big girls don’t cry” :)
Salı, Ocak 1st, 2008:
It’s time to be a big girl now, and big girls don’t cry : )
Anlaşılmak çok güzel : )
Tüm yorumlar için teşekkür ederim.
Salı, Ocak 1st, 2008:
I’m not a girl; not yet a woman…
Amaaan bu şarkı hiç benlik değil zira ben erkeğim :D:D
Çarşamba, Ocak 2nd, 2008:
sarki tam senlik ne kiz ne de kadinim diyor. demek ki erkek.
Çarşamba, Ocak 2nd, 2008:
yoksa homo muuuuuu?
Çarşamba, Ocak 2nd, 2008:
Alemsin asena yüreğindeki ağzında pat diye döküverdin yine ,bu yoruma göre haksızda sayılmazsın.
Çarşamba, Ocak 2nd, 2008:
Töbeee…
Perşembe, Ocak 3rd, 2008:
yav ben sarkiyi söyleyenden bahsettim üzerine niye aliniyorsun cocugum.
sana öyle bir iftirada bulunmak aklimdan bile gecmez 45 cigim. sakin üzme kendini. :-)
Perşembe, Ocak 3rd, 2008:
iyi de niye iki tane birden eksi yorum dogruyu söyleyen 9. köye de mi sigamiyor yav. sanki dünyada homo diye bir kavram yokmus, bu olguyu hayatlarina geciren insanlar yokmus gibi. atin simdi su yaziya da 5 eksi.
Perşembe, Ocak 3rd, 2008:
Sevdanın sevdasından gurur yüklü ayrılığı.Sanki bugüne kadar hiç yüzüne bakmadın,hiç kavga edipte çirkinleştiğin olmadı;yalan söylemiş bir çocuğun gözlerini kaçırması gibi..Masum ama duygulu.Otobüste oturduğu koltuğun arka koltuğunda ben oturuyordum ve gördüm olanları.