Sen gelinceye kadar
asu70 yazmış
Ne güzel de uyuyorsun, huzur dolu. Dudağını da bükmüşsün küçük bir bebek gibi, gömülmüşsün yastığa.
Yüzünü okşuyorum. Uyandırmasam mı acaba, geç kalsa, kaçırsa uçağı, bir gece daha benim olur diye düşünüyorum. Biliyorum birazdan gideceksin yine çok uzaklara, hasretimle ben yapayalnız kalacağız bu korkunç sessizlikte.
Kaç kere gönderdim ben seni böyle boynum bükük, kaç kere baktım ardından, gözlerim dolu, boğazım düğüm düğüm, kaç kere istedim giderken dönüp bakmanı. Sense hiç bakmadın.
Bu sabah da ardına bakmadan gideceksin, biliyorum. Sen giderken içimden kopanları bilmeden gideceksin.
Bakmazsın ardına, bakarsan gidemeyeceğini bilirsin. Oysa ki gitmelisin. Gitmek için çıktığın anda evimizden, unutman gerektiğini bilirsin, unutmazsan gidemezsin, unutmazsan yaşayamazsın oralarda.
Biliyorum, birazdan gideceksin, benim hiç bilmediğim, görmediğim yerlere gideceksin. Sen kapıdan çıkarken içim korkuyla dolacak yeniden, ya son kez görüyorsam.
Huzur dolusun uyurken, yarın sabah bu huzuru bulamayacaksın, biliyorum. O yüzden kıyamıyorum sana. Biraz daha uyu, hatta hiç uyanma, bırak kaçsın uçağın. Ama gitmelisin, ben kalmalıyım yalnızlığımla baş başa.
Biliyorum, yine sana ulaşmak için saatlerce uğraşıp, sürekli meşgul çalan telefonu fırlatıp atacağım. Sonra korkuya kapılıp, seni bana ulaştıran tek şeye, ya bir şey olduysa diye koşarak alacağım fırlattığım yerden. Yeniden yeniden çevireceğim numaranı. Ta ki santral çıkana kadar.
Çoğu zaman görevde diyecek santral, biliyorum. Sen haber vermezsin göreve gittiğini, sen arayana kadar ulaşamayacağım sana. Her gece kabuslar göreceğim, zamansız çalan her telefonda ölümü yaşayacağım.
Birazdan gideceksin bilinmeyene, benim hiç görmediğim, bilmediğim yerlere. Anlattığın kadarıyla bilirim oraları, yaşadıklarını.
Bilirim, anlatmazsın neler yaşadığını, öğrenmemi istemezsin. Duyacaklarımın, bileceklerimin beni üzmesinden korkarsın, istemezsin endişelenmemi. Korursun kendince beni. Giderken bilinmeyene, beni huzurlu ve mutlu bırakmak istersin, o yüzden susarsın, anlatmazsın hiç oralardan.
Şimdi yanımdasın. Kaç dakikam kaldı seni yaşamaya? Uyanacaksın birazdan, giyineceksin askerlerini, son kez sarılacaksın kapının önünde sımsıkı. Şöyle diyeceksin sonra;
“Seni Seviyorum Allahaısmarladık aşkım, üzülme, yapma böyle. 2 ay sonra yanındayım yine. Çabucak geçiyor bak zaman”
Boğazım düğüm düğüm, göz yaşlarım akamayacak, göz pınarlarıma hapsedeceğim sen üzülme diye.
Son kez bakmadan ardına koşarcasına çıkıp gideceksin. Dudaklarına kondurduğun gülümsemenle.
Terliklerinle ben kapının önünde kalacağız öylesine, boynumuz bükük. Göz yaşlarımın esareti bitecek, az önce çıkarttığın pijamana sarılacağım, sıcaklığını hissetmek için.
Biliyorum, döneceksin yine ve ben erteleyeceğim sen gelene kadar hayatı. Seni bekleyeceğim yaşamak için, nefes almaktan korkarak. Hiç dönmeyeceğini hesaba katmadan, attığım her kahkahada içim burkulacak. “Ya şu anda aşkıma bir şey olduysa” diye yarım kalacak gülüşlerim, yarım kalacak hayatım, sen gelinceye kadar.
|
21 Şubat, Perşembe , 2008






Perşembe, Şubat 21st, 2008:
son günlerde sitede bu kadar güzel yazı okumadım.Elleriner sağlık
yüreğini kağıda dökmen böyle bişey herhalde, hayran kaldım tebrik ederim
Perşembe, Şubat 21st, 2008:
cesaretin için teşekkürler baybora..
Perşembe, Şubat 21st, 2008:
İÇİM BURUK OKUDUM ASU GERÇEKTEN BÜYÜK CESARET SENİN Kİ,
AMA SEN BUNU BİLEREK BULUNDUĞUN YERDDESİN SEVİYORSUN SEVİLİYORSUN MAŞALLAH NAZAR DEĞMESİN..
KISA DA OLSA YAPTIĞIM KAPTANLIK MESLEĞİMİ SANIRIM CESARETSİZLİĞİM YÜZÜNDEN HENÜZ KURMADIĞIM AİLEM YANLIZ KALMASIN DİYE VAZGEÇTİM..
TEKRAR BRAVO SANA ..
Perşembe, Şubat 21st, 2008:
Beklemenin heleki bilinmeyen bir yerlerdeki sevdiğini beklemenin kahredici,dayanılmaz hasretliğini çok iyi bilirim.Bu yüzden yazını okurken içimde bir şeyler kıpırdadı gözlerim doldu.Seni çok iyi anlıyorum.Ama şunu da unutma sen O,kutsal bir görev içinde bulunan insanın eşiysen gururla beklemeli ve yaşamalısın.Gururla bekle ve bu gururla yaşamaya devam et.Yüce rabbim her zaman o kutsal insanların yar ve yardımcısı olsun ve senin de.
Perşembe, Şubat 21st, 2008:
Yazın öğlesine duygulandırdı ki beni sürekli yazmak geliyor içimden ama çok da fazla yer işgal edip olayı dramatikleştirmeye ya da basitleştirmeye gerek yok diye düşünüyorum.Aslında yazın öğle güzel ve sen duygularını öğle güzel aktarmışsın ki bizlerin yorumuna bile gerek yok bence konuştukça yazının verdiği büyüyü bozuyoruz sanırım.
Cuma, Şubat 22nd, 2008:
Zoregeli ilk evlendiğin zamanlarda anlamıyorsun aşıksın gözün dünyayı görmüyor.aradan çok zaman geçti.Birlikteliğimizden çok ayrılığımız oldu.O’nun bir günahı yoktu .Bu ayrılıklarda ve hala çok seviyorum.Ama kimse bu kadar yalnız kalmayı haketmiyor.Şu an için bu kadar cesaretli olabilirmiyim bilmiyorum.
Çilekbahçesi yorumların çok güzel .Bana cesaret verdi.
Ortaokuldan beri birşeyler karalardım fakat kimseler okumamıştır.İlk defa bu sitede cesaret buldum.
Perşembe, Mart 6th, 2008:
Duygularını o kadar açık ve net ifade etmişsinki,kendimden birşeyler koptu gitti okurken.İyi bilirim gitmenin ne demek olduğunu.Ardında bıraktığının içinin nasıl paramparça olduğunu.Kendi parçalanmışlığını bir kenara atıp,sırf kalanı üzmemek için gözyaşlarını nasıl içine akıtıp,dudaklarını ısırmaktan kanattığını,kalbinin o an durma noktasına geldiğini,yüzündeki ağlamaklı ifadeyi göstermemek için nasıl bir mücadele verdiğini insanın,iyi bilirim.Ama yinede şükretmelisin ki bir ümidin var.Dönecek ümidi.
Ya bir daha hiç dönmeyeceğini bile bile gitmenin,ya da gideni uğurlamanın tahammülsüzlüğünü hiç bilemezsin inan.Son kez sarılmanın,son kez acı elvedayı yaşamanın manasını bilemezsin.Hep kalanlar çekmez acıyı.Gidenlere birde gurbetlik eklenirki bu bile başlı başına işkencedir.
Pazar, Mayıs 25th, 2008:
yazılarını yüreğin kadar açık samim ve can alıcı buldum inanıyorum ki bu denemelerin bile kısa hikeyelerden oluşan bir kitabı süsleyecektir yolun açık olsun