Akıl Oyunları
trintragula yazmış
“Z a P Z i”… Uzattığı kağıtta Zapzi yazıyordu. Harfler birbirinden ayrı ve farklı renklerdeydi. Z’ler sola yatıkken P ve i sağa yatıktı.
- “Bu kağıtta ne anlatmak istedim sence?” diye sordu.
- Zapzi. Hmm… Ne demek istediğini bilmiyorum.
- Biraz düşün. Mesela bu harfleri kullanarak anlamlı bir sözcük oluşturabilir misin?
- Yaklaştın.
- Pizza.
- Evet. Ama neli pizza acaba? Ton balıklı mı, ançuezli mi, tavuklu mu?
- Nerden bileyim?
- “Karışık” pizza Hasan.
- Haa…
- Peki bir soru daha ister misin?
- Sor.
- Bir bilmece. İlkokuldakiler gibi. Şöyle: Yapan gerek duymaz. Satın alan kullanmaz. Kullananın haberi olmaz.
Düşündüm. Aklıma bir şey gelmedi.
- Peki. Başka bir tane: Soğan değil, zarı var. Ortası var, içi var. Kaba olursa hasta olur. Çivisi yok çekici var.
- Bu ne ya? Soğan değil zarı var, ortası var, içi var… Canlı mı cansız mı?
- Bilmem. Canlı olsa ne olabilir, cansız olsa ne olabilir?
- Off… Ceviz mi?
- Hayır. Başka bir soru. İki ilimizin tamamen aynı harflerden oluştuğunu biliyor muydun?
- Nasıl yani?
- Yani bir ilin harflerini alıyorsun, o harfleri farklı şekilde dizince başka bir ilimiz çıkıyor. “Tom Marvolo Riddle” ve “I am Lord Voldemort” da olduğu gibi.
- Lord Voldemort da ne?
- Harry Potter’dan.
- Şu zımbırtı mı? Hiç büyümedin Gökhan.
- Sen büyüdün mü sanki? İlleri bulabilecek misin?
- Dur söyleme. Bulucam. Şu an seksen bir ili düşünmeye çalışıyorum. Sakın söyleme.
İki dakika sonra…
- Bulamadım ya… Olum nerden buluyon bu soruları?
- Emrehan Halıcı’nın Akıl Oyunları diye bir kitabı var. Oradan. Sorular çok gıcık olabiliyor. Bir kısmı gerçekten saçma. Bazısı ise gerçekten güzel.
- E, şu illeri söylesene?
- Biraz düşün. Şuna ne dersin? Bir yarışma programında iki yarışmacı kendilerini tanıtıyor. İlki diyor ki, “Benim 4 çocuğum var ve çocuklarımın yarısı kız, yarısı erkek.” İkinci yarışmacı ise şöyle diyor: “Ben de çocuklarımın yarısının kız olduğunu söyleyebilirim, ama çocuklarımın sayısı 3″
- Üç çocuğu var, yarısı kız. Bir çocuğu top muymuş?
- Hayır.
- Yapışık ikiz?
- Yok canım.
- E ne peki?
- Biraz düşün. Bu soruların amacı düşündürmek. Genelde alışkanlıklarımız doğrultusunda düşünüyoruz. Beynimizi kendi haline bıraktığımızda tıpkı diğer organlarımız gibi en kolay yolu seçer ve düşünme şeklimiz tekrar eden rutinlere dönüşür. Alışkanlıklarımız beynimizin yaratıcı gücünü engeller ve onu asgari bir performansa razı eder.
- Kitap gibi konuştun yahu.
- Kitabın arka kapağından ezberledim.
- Sen bu işe iyi girmişsin. Sorduklarının cevabını söyle artık.
- Son bir bilmece. Bu soru Emrehan Halıcı’nın hayatında hazırladığı ilk soruymuş. İlkokul 2. sınıfta iken hazırlamış.
- Bak böyle diyerek beni gaza getiriyor olmayasın.
- Hiç öyle şey yapar mıyım? Soru şu: Şeyi şey olmaktan çıkaran ve her şeye lazım olan şey nedir?
- “Her” kelimesi mi?
- Hımm, aslında o da olabilir. Ama kitapta bunun cevabı olarak “isim” demiş.
Bu sırada içinde bulunduğumuz araç durdu. Gelmiştik.
- “Cevapları sonra söylersin” dedim.
Başımıza kar maskelerini geçirip yarı otomatikler elimizde, kapıyı açtık.
Soyguncular bankada kapana kıstırılmıştı. Ellerinde rehineler vardı. Yine de operasyon emri verildi. Gaz bombalarını atarak harekata başladık. Dumanlar arasında ilerlerken;
- “Kahretsin!” dedim. “Çocuklarının diğer yarısı da kızdı!“
|
2 Mayıs, Cuma , 2008





Cumartesi, Mayıs 3rd, 2008:
offffffffffffffffffffff
Pazar, Mayıs 4th, 2008:
Ne değişik bir tarz bu:)Yılmadan sonuna kadar okudum.Ama bazı soruların cevabı kalmış yazıda.Yorumcu olarak gelip yazar mısın rica etsem:D
Ne hikmetse yazını okurken aklıma eskiden kalma bir şey geldi:
EY EDİP ADANA’DA PİDE YE :)))
Son satırlar çok gizemli ama.Gerçekten o görevde misin,yoksa akıl oyunlarından (!) biri daha mı ? Bir de onu açıkla bence..
Pazar, Mayıs 4th, 2008:
Sevgili Nolstaljik, “yılmadan sonuna kadar okudum” ifadenden yazımın kolay okunur olmadığı sonucunu çıkardım. Bu önemli bir eleştiri. Kendimi geliştirmem gerek.
Bahsettiğim “Akıl oyunları” kitabını aldım ve içindeki soruları kullanarak arkadaşlarımla oldukça iyi vakit geçirdim. Bu sorular ilgi çekici bir yazı için de iyi bir malzeme olabilir diyerek yukarıdaki yazıyı yazdım. Diyalogların geçtiği mekan olarak ilginç bir şey düşüneyim dedim. Önce Hollywood etkisiyle banka soymaya giden soyguncular geldi aklıma. Sonra kötü örnek olmasın diye soygunculara müdahale eden polislere çevirdim. Şimdi alternetif bir son da geldi aklıma. Diyalogların ardından 1 Mayıs eylemcilerini coplamaya giden polisler gibi… Bu temayı başka bir yazıda kullanırım belki.
Bilmecelerin cevaplarını da vereyim:
Yapan gerek duymaz. Satın alan kullanmaz. Kullananın haberi olmaz: TABUT
Soğan değil, zarı var. Ortası var, içi var. Kaba olursa hasta olur. Çivisi yok çekici var: KULAK
Aynı harflerden oluşan iller: SAKARYA - AKSARAY
Pazar, Mayıs 4th, 2008:
Yazınla ilgili yanlış yargıya varmışsın ama..Asla olumsuz manada bir şey düşünmedim.”Yilmadan sonuna kadar okudum..”derken,
1- Burada alışılmışlardan epey uzun bir yazı olması,
2- Bir sürü bulmaca,bilmece türü şey var,ama cevapları bir türlü gelmedi.
İşte bu yüzden yılmadım:) Bence gayet değişik ve eğlenceli bir yazı olmuş.Eline sağlık.Cevaplar için teşekkür ederim.
Sen benim EY EDİP..cümlemi çözdün mü peki?
Pazar, Mayıs 4th, 2008:
Düz ve ters okununca aynı olan palindromik bir cümle.
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=palindrom
Pazartesi, Mayıs 5th, 2008:
Çözmek için direkt Google’a yazmak yeterli artık böyle şeyleri..