Annenin ölüm haberi

 yesilkrema yazmış

Seni çok merakta bıraktım üzgünüm. Hakkım olmayarak bunu sana yaşattığım için de üzgünüm ve hatta dünyada olup biten her şey için üzgünüm.

Telefon çaldı seninle konuşurken. Babamdı arayan. Telefonu açtım, adımı söyledi usulca, ki normalde söylemez adımı. Ne meramı varsa söyler ve sonra beni dinler. Ama bu kez adımı söyledi. İçimi kocaman bi’ korku kaplataraktan.

Efendim dememi beklemeden de devam etti; “Annen öldü kızım” dedi sakince ağlayarak.

Ben sustum önce. Yüzüne bakıp susmak isterdim aslında. Babam korktu bu sessizliğimden. Anlamaya çalışıyordum ben halbuki, bana oynanan bu oyunu.

Çok uzun sürmedi bu susuş. Tanıdık tüm yüzler çığlıklarıma koştu bir anda, kan gövdemi götürdü.

Sessizce atılmış bir çığlığın ardından, içine akıtılmış bir isyanın ardından “Ne!?” diyebildim sadece saatlerce desibellerce asırlarca.

Noktasını bir türlü koyamadığım bir cümle gibi; “Ne?!

İç cırmalayan ağıtlarla kaplı bir “Ne?!

Telefondan elimi uzatıp omuzlardan sarsarak atılmış bir çığlık içindeki “Ne?!

Artık anlamaya çalışmaya çalışmayan sadece çırpınan bir “Ne?!

Sonsuz kere e’ye sahip bir “Ne?!

Kırılırcasına yumruklandı kapım. Sanıyordum ki içimi cırmalıyorlar, yüreğimi yumrukluyorlar. Parçalanan ses tellerimle ritim tutmak istedim yumruk seslerine.

Ne çığlıklar, ne de yumruklar kesiliyordu. Açmadım kimseye kırılan kapımı! Açamadım susup da.

Yıllar boyunca çığlık attım her geçen saniye. Nece sonra fark ettim artık ses gelmeyen telefona çığlık attığımı. Yıllar sonra fark ettim.

Eve geliyordu babam, belli. Bir daha aradım büroyu, çığlıklarım yarım kalmıştı. İçimde patlamamalıydı. Bir abi çıktı telefona.

Annemi istedim; “Hastanede annen” dedi.

Yalvardım ses tellerime acımadan; “Doğru söyle!” diye

Hala; “Annen hastanede, o iyi!” diyordu.

- Bak… bak sustum. Çırpınmıyorum. Güvercinler götürdü ruhumun çırpınacak kanadını. Hadi söyle nerde annem. Yalvarıyorum sana annemin nerde olduğunu söyle. Söylemiyorsan ben gidicem yanına, her neydeyse onu görmeye. Bil ki gidicem! O her neyse yanına gidicem!

Yok! Hala yalan söylemeye devam ediyordu bana. Vazgeçtim tehlikeli bi’ şekilde susmaktan ve arsızca çığlıklarım yerini buldu tekrardan.

- Anneme götürün beni, anneme! Annemi istiyorum! Çok istiyorum şu an şu dakika sonsuza kadar annemde olmayı!

Tektim ve çok korkuyordum. Seni arayabilmeyi çok istedim o an. Ama neden, nasıl bunu yapamadım bilemiyorum, her şey gibi.

Beynimin dili, gözlerimin feri değişti. Kalbimle beynim amansız bir savaşa tutuştu. Kalbim beynime isyan komutu verirken, beynim kalbime tokat üstüne tokat atıyordu.

İkisi de ne kendine gelebildi ne bana. Hemen geldim ve kazıdım her yere;

- Annem öldü. Annem öldü. Annem öldü. Annem öldü. Annem öldü. Annem öldü. Annem öldü. Annem öldü. Annem öldü. Annem öldü. Annem öldü. Annem öldü…

* * * * *

Kabus gibi, ne düşüneceğimi bilemiyorum, ne yapacağımı da. Üst komşum geldi, hani evde tektim, kim nasıl açtı kapıyı ona hatırlamıyorum bile.

Beni teselli için ölmediğini söylüyordu o da bana.

- “Sen yanlış anladın, annen ölmedi, hastanede..” diyordu.

Sanırım şuurumu yitirdim o arada. Gelenlerden biri;

- “Ben babanla konuştum annen ölmemiş hastanede”

diyordu hala bıkmadan usanmadan ve ben o gelenlerden tanımadığım birinin gözlerine dikerek gözlerimi çığlık atmaya başladım bu kez. Bu kez kaç asır sürdü onu da hatırlamıyorum. O kadar iç acıtıcıydı ki bu ses kulaklarımı kapayıp devam ettim. Biliyordum beni teselli için söylediklerini. Ama olmayacaktım, asla teselli olmayacaktım. Teslim olmak gibidir çünkü teselli olmak! Olmam teslim!

Birileri beni sımsıkı sardı. Susmam için değildi, daha çok ağlamam içindi belli. Beynim bana başka komutlar verirken, onlar kalbime ulaşıp yanlış eylemlere yol açıyordu.

Sakinleşemiyordum bi’ türlü.

Tam biri beni yukarı kendi evlerine çıkarırken merdivenlerde babamı gördüm. Çökmüştü, ağlıyordu… Sessiz sessiz, içinden içinden, “Annem öldü…” diyordu.

Ben de ağlıyordum feryat figan, “Annemi istiyorum artık” diye. Sonra yukarı çıktım, çıkarıldım ya da. Babam hastaneye gitti, annesinin yanına ve ben annemin öldüğünü yaşamaktan her yerde, babaannemin ölümünü idrak edemedim uzun süre.

Babaannemin ölmesine ağlayamadım, üzülemedim!

Evet annem hastanede imiş, babaannemin yanında.

Babam ağlıyordu içinden; “Annem öldü” diye.

Ben de dışımdan “Annem” diye diye.

Yaşanabilecek en korkunç an. Bitmek bilmez bir an’lar lokomotifi, kaç vagonlu sayamadım. Annemin öldüğünü yaşadım. Saniyelerin dakikaların bitmek bilmez zulmüyle yaşadım.

Ölümüme kadar geçireceğim tüm boş yaşamım süründü ayaklarım altında. Ne kadar da zavallıydım. Ne kadar acınası…

Ruhum acıyordu. Çok acıyordum.

Canım; tüm dünyaya yayılmış herkesin bedeninde tek tek ilmik ilmik acıyordu.

Şuurum bana gelince, ben de eve geldim. Düşünmeli miyim acaba bu olan biteni, diye düşünemedim bile.

Tenimin acımasını istiyordum, ruhumum acısını bastırması için. Ama kimse dokunmuyordu bile bana. Sanki herkes vicdan azabımla bırakmıştı beni. Üzülemiyordum bile babaannemin ölümüne.

Annemin ölmüş olma ihtimali vurdukça şuuruma şuuruma deliriyordum her defasında. Sanki babaannem kurtarmıştı annemi. Sanki babaannem bağışlamıştı bana annemi.

Üzgünüm… Üzgünüm babaanne…

Bu; üzülmek zorunda olduğum için yaşadığım bir üzgünlük mü bilmiyorum, sadece üzgünüm. Dünyada olup biten her kötü şey için üzgün olmak istiyorum. Bir nevi günah çıkarmak mı, içsel rahatlama mı, af dileme mi? Bilmiyorum… Sadece üzgünüm…

Bugün sana özlemimin 1. yılı.

Ruhun şad olsun, toprağın bol olsun babaanne. Seni minnetle özlüyorum babaanne.

8 kez oylanmis, 5 uzerinden 5 8 kez oylanmis, 5 uzerinden 5 8 kez oylanmis, 5 uzerinden 5 8 kez oylanmis, 5 uzerinden 5 8 kez oylanmis, 5 uzerinden 5 Loading ... Loading ...
Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,


17 Ekim, Çarşamba , 2007

Öneri: (Sponsor)

15 Yorum yapılmış

  1. +5
     
    anafikir

    Çarşamba, Ekim 17th, 2007:

    Çok gerçek olmuş.

    “Temiz” bir acı. Kelimeler arasından o acı nasıl geçtiyse bana. Normalde olmaz her yazıda almam o acıyı ama bunda geçti o acı.

    Başın sağolsun.

  2. +2
     
    cilekbahcesi

    Çarşamba, Ekim 17th, 2007:

    Başın sağolsun ve ALLAH rahmet eylesin.İçimi öyle bir acıttın ki ağlamamak için kendimi zor tutuyorum.Annemi düşündüm bir an böyle kilometrelewrce uzağımdayken,şimdi kahrettim bu zamana,mesafelere.Allahım acını unutturacak başka acı vermesin.

  3. +3
     
    limon

    Çarşamba, Ekim 17th, 2007:

    başın sağolsun.çok güzel ifade etmişsin hislerini.

  4. +4
     
    julia bergdorf

    Çarşamba, Ekim 17th, 2007:

    şarabın etkisiyle sanırm içip içip ağlıyorum bu yazıya yarın Londra yolcusuyum ama sanki gidesim gelmedi şimdi annemi bırakasım gelmedi.

  5.  
    asena75

    Perşembe, Ekim 18th, 2007:

    cok acili yazmissin ben de annemi düsündüm bir an. kilometrelerce uzakta hasta ve bakima muhtac. basin sagolsun demekten baska bir sey elimden gelmiyor, ama yazinda göremedigim bir sey var elbette insan o an idrak edemiyor agliyor bagirip cagiriyor ama galiba tevekkül her yerde oldugu gibi burada da biz yasayanlarin tesellisi olmali. tipki dogum ve yasam gibi ölümün de bizler icin olduguna inanmak allaha siginmak, ve kendimizi onun kollarina birakmak.

    sana bir hikaye. adam cok aci cekiyormus, acisi o kadar büyükmüs ki kendini cöle vurmus sirf acisini baska acilarla unutabilmek icin. bir gün allaha isyan etmis “neredeydin ben cölde acimi baska acilarla unutmak isterken diye?”

    allahin cevabi “yanindaydim.”
    adam sormus ama kumda sadece benim ayak izlerim vardi.

    allahin cevabi “hayir onlar benim izlerimdi sen benim kucagimdaydin.”

    unutma acini yasarken allaha siginmayi olmaz mi canim benim.

  6.  
    Ceyhun

    Perşembe, Ekim 18th, 2007:

    hayat suprizlerle dolu.her an herkes bu aciyi tadabilir.bu kisa sureli travmayi guzel bir yazi halinde bizimle paylastigin icin tesekkurler
    aci; guzel anlatilirmi yahu demeyim, anlatiliyor zira.

    asenaya katiliyorum.olumde biz insanlar icin.ve biz bu gercege kendimizi alistirmaliyiz.
    alisalim ki sevdiklerimizle daha cok vakit gecirelim onlari kirmayalim,uzmeyelim.
    zira son pismanlik hicbir zaman fayda etmiyor.
    ayrica julia ikilemde kalman icimi burktu.bende gurbette yalniz yapayalniz yasadigim icin bilirim aileini birakip gitmenin ne demek oldugunu.alistirdim kendimi ama.amasi var iste.

  7. +4
     
    Cevval Portakal

    Perşembe, Ekim 18th, 2007:

    finalde sevinsem mi, üzülsem mi karar veremedim bir türlü. kararsızlığımın nedeni de yazının gerçekten etkileyici olması sanırım.

  8.  
    casua35

    Pazar, Ekim 21st, 2007:

    Nasılki dün bugüne benzemiyorsa,yarınında bugünün aynısı olamıyacağını hepimiz çok iyi biliyoruz.Bu yüzden bugünü yaşarken sevdiklerimizle sanki yarınımız olmayacakmış gibi yaşamak ve bu yaşamın içerisindeki sevdiklerimizin hatta onlarla paylaştıgımız aynı ortamdaki solukların bile kıymetini bilmek zorunda oldugumuzu hatırlatan ve hiç aklımızdan çıkarmamız gerektiğine işaret eden bu güzel ve çok anlamlı yazın için teşekkür eder babaannene Allahtan rahmet,ailene senin ve kardeşlerin ile uzun saglıklı bir ömür dilerim.

  9. Pazar, Ekim 21st, 2007:

    hem iyi dileklerinizden, hem fikrime ortak olduğunuzdan, hem de burda olduğunuzdan dolayı teşekkür ederim tek tek herkese.

  10.  
    annesini 14 temmuzda kaybetmiş annesiz

    Perşembe, Ekim 25th, 2007:

    Yine çiçek alını annelere, anneler gününde
    Yine ben kaldım elleri çiçeksiz
    Nede güzeldi o karanfil buketleri,
    Aldılar benden önce birileri.
    Anneleri vardı çünkü, ya benim kimim vardı ki.
    Yine çiçek almadan gecti bir anneler günü,
    Yine hayalini düsündüm, güleç yüzünü.
    Sanki bir teselli veriyordun ta ötelerden,
    Sanki ellerini hissediyordum saçlarımda,
    Sanki öptüğünü hissediyordum gözlerimden.
    Ağladım ağladım,ne bir çiçek aldım sana,
    Nede öptüm ellerinden.
    Yine ağlıyorum bir anneler gününün sonunda,
    Gözlerimin önünden geçiyor çiçekler sırayla,
    Mezarında kaldı uzakta, sılada.
    Sana gözyaşlarımı yolluyorum bir fatihayla.
    Yine bir anneler gününün son akşamı,
    Anneler mesut, çiçekleri masasında,
    Bir annesizler ağlar gecenin sonunda,
    Gözlerinde vitrin dolu çiçekler,
    Hayallerinde öpülesi eller, anneller…
    Saçlarında gezinen, hissettikleri şefkatli eller,
    Anneler gününde annesizler,
    Yine gözü yaşlılar, yetimler.
    Anneniz varken sarılın, bırakmayın öpmeden,
    Bir anneler gününde,
    Çicekle dolu çarşıdan , eli boş dönmeden,
    Biz annesizler gibi gözyaşlarıyla,
    Bir anneler gününde sabahı etmeden.

  11.  
    annesini 14 temmuzda kaybetmiş annesiz

    Perşembe, Ekim 25th, 2007:

    benim annem varmı sanki yok kardeşim ağlasam olmuo yaşasam olmuo arkadamki dağ cınar gitti onsuz herşey boş anlamsız sevgisiz sözsüz suskun herşey değersiz aldığım nefes attığım adım aldığım karar artık tek kişilik hayat arkadaşım can yoldaşım anlamımım yok artık …….

  12.  
    annesini 14 temmuzda kaybetmiş annesiz

    Perşembe, Ekim 25th, 2007:

    Keske ler dolu çantamda her adımımda sacılıyor..Çok pişmanlık Çok yalnızlık COk sitemkar bir hayatımız var artık.

    Anneme Layık Evlatlar olabilmek gayemiz ama yok işte bununda tarifi yok yok yok yok

  13. Perşembe, Ekim 25th, 2007:

    Lütfen üzülmeyin..Er geç hepimizin başına gelecek biliyorsunuz.Metanetli olmak,kalanlarla hayatı yaşamaya çalışmak lazım.
    Bence adınızı değiştirmekle işe başlayın.Annesiz kalmış o kadar çok kişi var ki :)) Sağlığınızı kaybedersiniz..

  14.  
    asivemavi

    Pazar, Kasım 11th, 2007:

    :( YHA BAŞIN SAOLSUN HİKAYEN İÇİN COK TEKUR EDRIM ANNEMIN KIYMETINI DAHA İİ ANLADIM

  15. +1
     
    zoregeli

    Perşembe, Mayıs 15th, 2008:

    yazını tesadüfen gördüm cok etkileyici adeta yasatıyorsun okuyanına olayı betimlemelerin bir harika tebrik ederim basın sagolsun,, hayatımda cok nadirdir kilitlenerek okudugum boylesine etkileyici yazılar..

Annenin ölüm haberi başlıklı yazıya gelen yorumları takip et veya bu yazı hakkında bahsedenleri gör.

Yorum yap




Senin yorumundan sonraki yorumlar E-postana gelsin mi?


 
Ne çok severiz seni Wordpress