Bağlantının gücü

 fatih dayan yazmış

1 . Net hatırlıyorum, uzun zaman önce bir belgesel kanalında deniz anası üzerinde ilginç deneyler yapıyorlardı. Sinir düğümlerine elektrot batırdılar. Farklı voltajlarda gerilim uyguluyorlar, hayvan ona göre belli hareketler yapıyor.

Bunun elektroda ihtiyaç duyulmadan yapılanı da mevcut. Bu veriyi geliştirip silah olarak kullanmak mümkün mü?

2 . İlkokul kitaplarına bile verilen insan beyniyle ilgili bilgilerin içerisinde koku, hafıza, ses ve diğer duyularla ilgili loblardan bahsedilebiliyor ve bilirsiniz bizim okul kitaplarımız 50 yıl geriden gelir; asla da güncellenmez. Mevcut teknoloji nerede olabilir?

3 . Hipnoz, bir insanın isteği olmadan kişiye uygulanamaz(dı). İnsan gözü saniyede 12 resim değişiminden fazlasını farkedemez. 21 fps [(frame per second) = saniyedeki görüntü sayısı]lik hareketli görüntünün resimlerinden birini değiştirdiğimizde insan bilinçli olarak bunu farkedemez, ama bilinçaltı onu alır.

Pepsi skandalı vardır. Amerika’da sinema salonlarında filmin bazı karelerine kola resmi koyulmuş, filmi izleyenler verilen ilk arada Pepsi kolaları kapışmışlar. İstemekle, istetilmek arasındaki fark nedir?

4 . Bir ilkokul sınıfında, öğrencilerden girişken olanı veya dikkat çekeni, o sınıfın gündemini belirleyebiliyor. Ve bu öğrencinin isteği ve düşünceleri -zıttını isteyip ve düşünüp az sesli olan çoğunluğa rağmen- sınıfın isteği olarak kabul görebiliyor.

Hatta bazen diğer öğrencilerin bilinci üzerinde baskı yapıyor ve onlar da aynı şeyi savunmaya ve istemeye başlayabiliyorlar. Acaba gerçekten atak olan öğrencinin iradesi mi kabul görmelidir?

Bir televizyon kanalında abartılarak gösterilen akımlar ve rüzgarın halkın üzerindeki etkisi ne kadardır? Çok sesi çıkan bir radyo, televizyon ya da gazete çok kalabalık bir halka baskın çıkabilir mi?

6 . Geçen bir saatçiye gittim. Birkaç saati inceleyip dışarı çıktığımda kendimi teknoloji fuarından tatmin olarak çıkan birine benzettim. Çok şaşırmıştım bu gelişmeler karşısında.

Saatlerden birinin özelliği şu: saat 3 haftadır çalışmıyor (3 hafta geri kalmış), adam saati eline alıp salladı ve saatin tarihi ve saati kendiliğinden düzeldi ve saat pilsiz.

Dünyanın en küçük kinetik motoru varmış bunda. Hala cep telefonlarımız pille çalışıyor. Acaba sahip olduğunuz cep telefonunun çok ilerisinde teknoya sahip bir telefon seri üretime geçti mi? Ve telefonun evrimindeki her aşama ayrı ayrı size pazarlanıyor olabilir mi?

7 . Renkli televizyon dünyada piyasaya sürüldükten uzun bir süre sonra, Türkiyem çok pahalıya renksiz televizyon almaya devam ediyordu.

Yurtdışındaki 96 model Mercedes S küsür arabayla Türkiye’ deki 2. el Doğan SLX in fiyatı aynı. Kalite olarak da aralarında dağlardan fazla fark var. Gümrüklerin espirisi birilerinin daha da zengin olması mı?

8 . 3000 yıldır filozoflarımın kafa yorduğu “Ahlak nedir?“, “Ahlakı kim veya ne belirler?“, “Zamana ve mekana göre değişir mi?” sorularından daha basit bir soru soruyorum: “Ahlak bir toplumun aleyhine işler mi?“. “Ahlak, özgürlükle çelişir mi?“. “Özgürlük, hormonların ve popüleritenin gereklerine boyun eğmek midir?

9 . Bir ortamdaki insanların giysilerinin tarzları, neden bu kadar birbirine benzer? Neden hepinizin saçları aynı şekilde taranmış? Acaba gerçekten hür müsünüz? Neden hepiniz Tarkan‘a benziyorsunuz?

10 . Ülke üzerindeki her akımdan kar sağlayan kişi ve kurumlar olabilir mi? İnsanların milliyetçilik duygularıyla, din duygularıyla, ya da değer içeren diğer anahtar kelimeleriyle (laiklik, özgürlük vs.) alay eden bir kitle var mıdır? Halkın gazı yönünde prim yapan birileri mevcut mudur? Acaba gerçekten seçme hakkımız var mı?

11 (Bonus Soru) . Eskiden toplumu toplum yapan şeyin çıkar birliği olan üyelerden oluşması gerektiği önermesine itiraz ederdim. Yanılıyor muydum? Bir toplumu farklı sahte çıkar kutuplarına toplamak ve onları bölüp yönetmek mümkün mü?

Her soru 10 puandır. 11 soru cevaplayıp 110 puan beklemeyin. Ama kanaat notu olarak değerlendirebilirim sonra.

14 kez oylanmis, 5 uzerinden 3.64 14 kez oylanmis, 5 uzerinden 3.64 14 kez oylanmis, 5 uzerinden 3.64 14 kez oylanmis, 5 uzerinden 3.64 14 kez oylanmis, 5 uzerinden 3.64 Loading ... Loading ...
Etiketler: , , , , , , , , , , , ,


2 Ağustos, Perşembe , 2007

Öneri: (Sponsor)

24 Yorum yapılmış

  1.  
    rezilvezir

    Cuma, Ağustos 3rd, 2007:

    sen kimsin? uzun yıllar önce okuduğum sofi’nin dünyası geldi aklıma bu arada sorular çok kazıktı sınıfta kalacağım :)

  2.  
    bastet84

    Cuma, Ağustos 3rd, 2007:

    geçen arkadaşın biri de bir yazı yazmıştı bilgisiyle herşeyi yapacağı kanısındaydı.Sen de bilgim var göstereyim demişin iyi de yapmışsın eğlenceli olmuş.Ama asıl soruyu unutmuşsun bilgi mutluluk getirir mi? :)

  3.  
    mskalimero

    Cuma, Ağustos 3rd, 2007:

    HAYR bastet84.bilen insann farkndalğı artar ve giderek izole olr toplmdan, mutszdr..cehaletle sarmlnmış 1 kadn kendsine hedye ettğnz 1 çile yünle dünyann en mutlu kadını olablr ama onu bana versnz hmm dokusu biraz sert bunn, örünce dalglanma yaratmz, çok gevşk sarılmş bu sebeple tek çiledn sadece lif çıkar,tek renk sarlmş olması dezavantj yanına 1kaç renk almmz daha gerekeck oda tabii aynı çiledn kaldysa mağazada çünkü farklı çileler inişli çıkşlı kalnlklar yaratr örgüde, bunlarn çift renklileri var kendnden onlar daha avantjlı olurdu.Markası da falanca , filancayı alsydn onn sağlamlk açsndan kalitesi daha iyi çünkü onu üretim aşamasında ara ara başka suni iplerle birlkte çalşyrlr.ve bu “bu aldğn renk kime öreceğme göre uyar mı, bu marka 40 derecede yıkannca renk attryr ve sıcaktda çekyr vs vs vs diye süreeer gider..
    Çok gıcığım, dimi?

  4.  
    istisna

    Cuma, Ağustos 3rd, 2007:

    Aslında soruların kendi cevaplarını veriyor zaten.
    Güzel yazı eline sağlık…

  5.  
    Cevval Portakal

    Cuma, Ağustos 3rd, 2007:

    1: silahtan kastın aynı yöntemi insan beyni üzerinde veya başka bir hayvan üzerinde uygulayarak hareketlerini kontrol edebilmek ise, diğer canlıların beynindeki elektrik akımının haritasını çıkartmak ve frekans dağılımına göre elektrik transferi ile hareketlerini kontrol eder hale getirmek şu anki olanaklarla imkansızdır. yapılabilirse silah olması mümkündür. beyninin
    doğru bölgesine doğru frekansta elektrik akımı gönderirsem sürekli zıplamanı sağlayabilirim. 30-40 sene sonra belki zıplayarak dünyayı yörüngesinden bile çıkartabilirsin.

    2: mevcut teknoloji 50 yıl önce basılmış biyoloji kitaplarımızla alakasızdır. tıbbi gelişmeler illaki bu kitapların yenilenmesini gerektirir, ama biz üçüncü dünya ülkesinde yaşıyoruz.

    3: bahsi geçen yöntem çok eskidir, reklamcılık sektöründe bu kadar beyin yıkama havası katılmasada hala kullanılmaktadır.
    istemek, beynin tüm fonksiyonları çalışırken üzerinde düşünüp, karara varılarak gerçekleştirilir. istetmek eğer bahsettiğin yöntemle yapılıyorsa, beynin bazı algılarının devreye girmesini engelleyerek yönlendirme ile gerçekleştirilir.

    4: ikna yeteneği ve liderlik vasıfları dediğimiz özellikler gerçek olmasaydı bu bahsettiklerin de gerçek olamazdı. tamamen doğal bir durumdur. baskın karakter vardır, pasif karakter vardır. insan eylemlerini nakleden radyo ve televizyon ile bulunan en baskın karakterin kitlelere seslenmesini sağlamak mümkündür. sonuç başarılı olabilir. bütün siyasi propagandalarda uygulanması kaçınılmazdır.

    5 diye bir rakam var mıdır? varsa 4 ile 6 arasında olması gerekir mi?

    6 kesinlikle bu şekilde pazarlanmaktadır. bahsi geçen bir numaralı kapitalizm yöntemidir, o renksiz televizyondan yola çıktığımızda; ilk önce radyo satılır herkes alır, ardından daha gelişmiş çok çalışınca ısınmayan ufak radyo satılır onu da herkesin alması beklenir, peşinden televizyon verilir, en dandiğinden siyah beyaz, sinema eve gelmiştir ev fiyatına kapış kapış gider. teknolojinin ilerleme hızı, fakir halkın yeni ürünü satın alış hızından daha fazla olduğu için bu esnada çoktan renkli televizyona receiver bağlanmıştır aslında. ardından uzaktan kumandalı vs… böyle sürüp gider.
    her türlü teknoloji ürününün ilk anda askeri güçler hizmetine sunulduğu, takriben 10 sene sonra insanlara pompalandığı mevcut bir komplo teorisidir.

    7: gümrüklerin esprisi esasında ülkesinin pazarını kullananlardan devletin vergi alıp, sağladığı pazar ortamının maliyetini kurtarmasıdır.
    bir çok kişiyi zengin ettiği yadsınamaz bir gerçektir.

    8: ahlak anonimdir, yeri geldiğinde ise kutsal kabul edilmiş bilgiler eşliğinde düzenlendiği görülmüştür. böyle bir durumda dine inanılıyorsa ahlakı yüce bir varlık belirlemiştir, eğer inanılmıyorsa dolaylı yoldan ahlakın anonim bir gelişim süreci izlediği söylenebilir.
    Eğer önceki sorularda bahsetmiş olduğumuz kitlelere hitap eden baskın karakterler, bencil ise, ahlaki kuralların anonim kurulumu esnasında daha büyük rol oynayacaklarından, ahlakın kendi yararlarına ve toplumun geri kalanının aleyhine yontulmasına neden olabilirler tabiki bu da uzun bir süreç içerir.

    8: özgürlük kesinlikle hormonların işleyişine boyun eğmektir, insancıl olduğunu düşündüğümüz her hareket her duygu hormonlardan ileri gelir. hormonların isteği dışında bir şey yapmak kesinlikle imkansızdır. misal; “hormonlarım bana bunu yapmamı söylüyor, ama ben hormonlarıma boyun eğip bunu yapmayacağım, şunu yapıcam” dediğimizde aslında bize “şunu” da yaptıran sadece farklı bir hormonumuzun etkisidir.
    popülariteye boyun eğmek (eğer aksi düşünüldüğü takdirde boyun eğiliyorsa) özgürlükle tamamen zıt bir durumdur.

    9: insanlar kültürel gruplar oluşturmuşlardır, bu grupların en genişine popüler kültür adı verilir, ve ardından alt kültürler gelir, bu gruplara mensup insanlarda kendi içlerinde bir estetik, sanat, görüş ve düşünce birliği oluştururlar, ortak paydalara sahip grup üyeleri istemdışı bir estetik anlayışı belirlerler ve dış görünümlerini buna göre düzenlerler.
    misal: uzun saçlı, halka küpeli, siyah tişörtlü rocker ve bol kıyafetler giymiş boynunda büyük zinciri ile şapkası yan takılı raper.
    istekleri dışında bir görünüme veya zorunda bırakılan bir aktiviteye mecbur olmadıkları takdirde hepsi hürdür.

    10: vardır. zaten kar sağlamayanlar parmakla gösterilir sayıda idealist insanlardır. bu insanlarda kendileriyle birlikte kimseye kar sağlamadıkları için etraflarında sadece kendileri gibi düşünen ufak bir kitle toplayabilirler.
    ancak bu sömürüden kar sağlayanların koca payından herkes sebeplenir. binlerce yalaka, en büyük karı sağlayan baş kenenin karşısına dizilirler, resimlerini kaldırırlar, alkışlarlar, bayraklar sallarlar, slogan atarlar, kavga çıkartırlar, otobüslere binip ebesninkine kadar sırf bu uğurda yolculuk yaparlar. hepsinin nedeni bahsettiğimiz kardan pay alabilmek içindir.

    11: toplumu toplum yapmak için belki çıkar birliği bulunmasına gerek olmayabilir, birlikte olmak zorunda kalan insanlar da toplumu oluşturabilir. ancak eğer toplumun bir bütün olarak hareket etmesi isteniyorsa çıkar birliği bulunmak zorundadır, en saf duygularla söylediğimiz vatansevgisi bile mantığına indiğimiz zaman çıkar birliğinin neticesidir.
    toplumu kutuplaştırmak pekala mümkündür, örnekleri yüzlerce kez gözlenmiştir, mümkün olmasaydı iç savaş dediğimiz terimi şimdiye kadar kimse duyamazdı.

  6.  
    mskalimero

    Cuma, Ağustos 3rd, 2007:

    cevo YUH.bendn betr çenn düşükmş..

  7.  
    Cevval Portakal

    Cuma, Ağustos 3rd, 2007:

    ne bilem yaws aradan bazılarına bi paragrafta filan kısa kısa fikir belirtiyim demiştim başında baktım uzadıkça uzuyo bende dedim bare şunları sıraya koyup maddelendiriyim sonunda böyle bi sonuç çıkmış ortaya ilk baktığımda bende afallamadım değil.

  8.  
    fatih dayan

    Cuma, Ağustos 3rd, 2007:

    sayın rezilvezir aldığı not : 0

    sayın bastet84, bunlar bilgi sayılmayacak kadar değersiz veriler. asıl bilgi gerçekten mutluluk getirir. tabi bu bilgi çok pahalıdır. teşhir edilemeyecek kadar pahalı. zaten burada amaç bilgi teşhirinden prim yapmak değil, insanların bakmadıkları yerlere gözlerini çevirme ihtiyacım. aldığı not : 0

    sayın mskalimero, evet bilgi sorumluluğu da artırır ama “mut” ile çok uzaktan ilgilidir. Otur, sıfır!

    sayın istisna, soruların cevapları bağlantılı zaten, fakat doldurulması gereken boşluklar var. Teşekkürler. aldığı not : Sıfır.

    sayın portakal, 1. soruya verdiğiniz cevap çözüme yaklaşmış ama çözüm değil, sorular arası bağlantıyı bilerek yok saymışsınız, 5. sorunun olmayışını “hahaaa kefaal!” diyerek atlatabilirdim, lakin gerçekten bilmeyerek 5. bir soru yazmadığımı itiraf ediyorum. buradan 25 puan gelir. 9 ve 10. sorulardan puan alamıyorsun diğer sorulardan 5 er puan; aldığı not : 70. kanaaten de 95 versem anca aa gelir.

    sayın mskalimero, tekrar söylüyorum, kendi aramızda konuşmayalım. eğer gülünecek birşey varsa söyleyin hep beraber gülelim.

  9.  
    mskalimero

    Cuma, Ağustos 3rd, 2007:

    sayn fatiih yukarda gülünecek 1şey mi gördn, ben göremdm.Kendi aramzda konşp konşamycğmzı da sana sormcz herhalde..kimle istersm onnla konuşrm.
    yorumlrı 1 daha oku sennle dalg geçn benmym, ha bende olablrdm , ama DEĞLM..

  10.  
    bastet84

    Cumartesi, Ağustos 4th, 2007:

    fatih çok güldüm :) psikopat öğretmenler gibisin:) ben bilginin teşhir edilmesinin kötü olduğuna getirmemiştim lafı.Tam tersine bildiğin şeyleri söylemen hoşuma gitmişti iyi de yapmışsın demiştim algılama yanlışlığından dolayı sana da: 0 :)))))Bu da şaka tabi bunu da ciddiye alırsın diye not düşüyorum:) mskalimero farkındalık iyi bir şey değil işte bence de mutluluk getirmiyor .

  11.  
    mskalimero

    Cumartesi, Ağustos 4th, 2007:

    evet farkndaym :)

  12.  
    bastet84

    Pazar, Ağustos 5th, 2007:

    :))

  13.  
    fatih dayan

    Pazartesi, Ağustos 6th, 2007:

    komplikeleşen durumlar analizi ;
    1. ğ ve ü kişilerinden en az biri ciddi; ğ kişisi olayı ciddiye almaz, ü kişisi ise alır. ü kişisi ğ kişisini ciddiyetsizlikle suçlar. ü kişisi yine ciddidir.

    2. ğ kişisi ciddi değil, ü kişisi ciddi değil, ğ kişisi ciddiyetle ilgili espiri yapar, ğ kişisi olayı ciddiye alır.

    3. ğ kişisi ciddi değil ü kişisi ciddi, ü kişisi ciddiyetsizlikle ilgili espiri yapar, ğ kişisi ciddi sanar. Zaten ciddidir de.

    4. ğ kişisi ciddidir, ü kişi değildir. ğ kişisi ciddiyetsizlikle ilgili espiri yapılmasını alay konusu yapar, ü kişisi karmaşık durumu çözemez, olayı yine ciddiye alır.

    5. +daha da abartıp uzatabilirlik modülü

    anlatamıyorum mu?

  14.  
    mskalimero

    Pazartesi, Ağustos 6th, 2007:

    :)))

  15. Cuma, Ağustos 10th, 2007:

    sınava geç kaldım ama yinede cevaplayacağım. istediğim sorudan başlayabilir miyim:)

    1 ve 2. insanların istenilen duyguları ve düşünceleri istenildiği zaman alevlendirilebiliyor. buna göre toplum üzerinde akımlar başlatılabilir. örneğin bir grup insanda aynı anda birbirlerinden habersiz aynı şeylerden bahsetmeye başlayabiliyorlar.
    3 ve 4. televizyonlar tarafından halk hipnoz edilebiliyor. fikir ve hareket akımlarına televizyon ve radyolar rahatlıkla yön verebilir.

    9. bütün evlerde var olan koltuk, sehpa, buzdolabı, gardrop, televizyon, mutfak mobilyaları, halılar, hatta evin odaları hep seri üretim olduğu için, içinde yaşayanlar da seri üretimden çıkmış gibi olmak zorundalardır. orijinal insanlar marjinal olarak görülüyor artık. eski marjinallerin hepsi birbirine benziyor. uzun saç küpeli deri montlu erkek tiplemesi, takım elbiseli ve gravatlı tip kadar seri üretimde. insanlar giysilerini kendileri diksler ve evlerini kendileri yapsalar, bazıları yerin altında bazıları da gök yüzünde yaşasa farklı ve orijinal tiplerle karşılaşabilirdik.

    11, 10 ve 8. bir insanın yaşamdaki tek amacı zaten kendi çıkarıdır. yaşlılara yardım eden bir kişinin, yaşlandığında yardım göreceği ihtimali artmaktadır. taklit ve tekrar hiyerarşisinde insanlar yaptıkları eylemlerin birebir kopyasını başka yerlerde görebiliyorlar. yine kişinin kişisel gelişimden alabileceği limit bilgi ahlakın kurallarıdır. özgürlük, düşünce ve inanmadaki hürriyettir. bir insan düşüncede hürse, düşüncesi hiçbir şekilde başka biryerden empoze edilmiş olmamalıdır. hür akıl ve vicdanın varacağı limit nokta da ahlaktır. hayır hormonlara ve modaya boyun eğmek özgürlük değildir. özgürlük akılda başlar. eğer insan hormonlarına ve modaya uymayı özgürlük sanıyorsa bu onun başkaları tarafından yönetildiğindendir. çünkü insanın hormonları da önceki cevaplardan görüleceği üzere yönetilebilir.
    6 ve 7. diğer sorularla bağlantısını kuramadım ama bize pazarlanan teknik edevatla, teorik ya da gerçekte mevcut son teknik edevat arasında dağlar kadar fark vardır.
    bir yolunu bulup 13. yüzyıla gönderildiğinde şu anın teknoloji ve bilgisini kullanamayacak insanlar hala mevcut. televizyon nasıl çalışır’ı bilmeyen insanlar var. alternatif akım üretmeyi, pil yapmayı, barut yapmayı vs bilmeyen milyon kental insan var.
    5. soru şu olmalıymış : son teknoloji acaba, kitleleri kolayca yönetmenin cihazını mı gerçekleştirdi de bize hala komik statik oyuncaklar satıyorlar. e.r.

  16.  
    fatih dayan

    Pazartesi, Ağustos 13th, 2007:

    stratua rolium, okumadan 100 veriyorum. sen torpillisin.

  17. Çarşamba, Ağustos 15th, 2007:

    teşekkürler, keşke okusaydın. çaba harcadım. okuuuu!!

  18.  
    Kırmızı

    Perşembe, Ağustos 16th, 2007:

    gerçektensenkimsin fatih?

  19.  
    asena75

    Perşembe, Ağustos 16th, 2007:

    iyi ki yorum yazmamisim bir 0 da bana gelicekti.

    yav burda insana okul sirasinda oldugu hissini vermek mecburi mi?

  20.  
    mskalimero

    Cumartesi, Ağustos 25th, 2007:

    e biz aznlk dışında millet okullu da ondan ASO..

  21. Cumartesi, Ağustos 25th, 2007:

    ben 100 aldım isterseniz kopya verebilirim :)

  22.  
    mskalimero

    Cumartesi, Ağustos 25th, 2007:

    brah yav, adaletsz ne varsa garşym..

  23.  
    asena75

    Pazartesi, Ağustos 27th, 2007:

    sen torpillisin “hamili kartin” mi var?

  24. Pazartesi, Ağustos 27th, 2007:

    Hayır hamilikart yakinim değildir. Yalnız kendileri tembellik edip okumayınca dört başı mamur cevab kağıdıma yüz vermeleri gerekti idi.

Bağlantının gücü başlıklı yazıya gelen yorumları takip et veya bu yazı hakkında bahsedenleri gör.

Yorum yap




Senin yorumundan sonraki yorumlar E-postana gelsin mi?


 
Ne çok severiz seni Wordpress