Benim için küçük, ailem için büyük bir macera

MSK_07 yazmış
Küçüklüğümden beri maceraya ve gezmeye düşkünümdür. Gezmek bana büyük zevk verir. Bununla da kalmaz maceranın ortasına hiç korkmadan balıklama dalarım. Bu belki de küçüklüğümden beri yaşadığım ve çoğu kez ölümden döndüğüm o kazaların bir armağanı. Nasipse o maceralarımı da daha sonra eanlatırım : )
Babam ben doğduğumda emekli olmuş. Artık yaşını siz düşünün (64). Haliyle de yaşını başını aldığı için köşesine çekildi. Emeklilik ikramiyesi de bana patladı.
Babam ne gezmeyi sever ne de beni tek başıma gezmeye gönderirdi. Ailemin yanında yaşadığım zamanlarda erkek olmama rağmen, arkadaşlarımın evlerinde kalmama bile izin vermemiştir.
Ben de yaşadığım küçük dünyamda tek vasıtam olan göz bebeğim benim için çok özel olan bisikletimle çevremi gezmeyi bir çare olarak gördüm. Tabi ailemin gittiğim yerlerden ancak döndüğümde haberleri oluyordu.
Söylesem onlar izin vermiyor, sözlerini çiğnesem mutlaka başıma bir şey geliyordu. Ben de kafama koyduğumu eninde sonunda yaptığım için bu yolu seçtim. Biliyorum yanlış ve de tehlikeli bir şey ama başka da çare bulamamıştım kendime.
Bu arada etraftaki köyleri geziyor, dağlara çıkıp hız yapıyordum ama hep farklı heyecanlar arıyordum. Aklımdan hiç çıkmayan yer ise hiç gitmediğim baba ocağımızdı.
Babam çok küçük yaşta öksüz kalıp, ilerdeki köye taşındıkları için biz de hep bayramlarda taşındıkları köye giderdik. Küçükken o dağlık, yüksek, bir tarafı uçurum yoldan nasıl düşmeden gittiğimizi hayretle ve büyük bir korkuyla izlerdim.
Sonunda yeni hedefimi belirlemiştim… Birkaç gün yaptığım plan ve hazırlıktan sonra yanıma benim zorlamamla gelen arkadaşımı da alıp yola koyulduk.
Kimsenin geçmediği, geçse de durmadığı bir yolda biz bisikletle geziyorduk; tehlikenin kucağında, emekleyen iki çocuk gibi.
Arkamızdan gelip bizi geçen arabalardaki insanlar her defasında topluca dönüp bize bakıyorlardı. En ilginciyse karşımızdan gelen bir arabanın şoförünün hayretten korna çalıp da bize el sallamasıydı :))
Güzel manzarayı izleyip, tepeleri aşarak köyümüze vardığımızda, bizi köyün çocukları karşıladı. Bizi turist sanıp, heyecanlanan çocuklardan kimisi etrafımızda “Hello Hello” diye bağırıyor, kimisi de “Vayy bisiklete baak” diyerek koşuşturuyorlardı.
Çocuklardan birisi bizimle dalga geçmek için, üstüne biraz da gevrek gevrek gülerek
- “Selamünaleyküm” dedi.
Bizden hiç ummadıkları bir cevap aldılar :)
- “Aleykümselam” diyerek karşılık verince, çocuklar
- “Aaaa bunlar Türkmüş yahu” deyip biraz şaşırsalar da hayal kırıklığı içinde dağıldılar :))
Bu tür gezilerde benim molam, gidişim, dönüşüm hep programlı ve de saatine uygun olmuştur. Yazın sıcağına dayanmak için de dönüş saatini hava kararmadan şehre girecek şekilde ayarlardım. Yalnız biz biraz gezelim, biraz da fotoğraf çekelim derken süreyi biraz aştık.
Biraz derken daha köyden çıkmadan hava kararmış, bunun üstüne bir de rüzgar ve tozdan birbirimizi bile zorla görür olmuştuk. Ay da sanki bize inat hiç kendisini göstermiyordu.
Bu yoldan farsız ve de başımıza bir şey gelmesine karşılık telefonsuz nasıl eve döneceğimizi düşünüyorduk.
Çıkmadık candan ümit kesilmez. Arabalar bize çarpmadığı sürece onların farlarıyla gideriz deyip yola koyulduk. Aksilikler üst üste gelip, bir de arkadaşımın bisikletinin tekerinin telleri kırıldı.
Ben önde onu nasıl eve döndüreceğimi, uçuruma yuvarlanmadan nasıl önümü göreceğimi düşünerek dağın tepesindeki 35 km dönüş yolunu kat ettik.
Şehre vardığımızda yorgunluğun üstüne bir de heyecandan birbirimize sarılmış nasıl ucuz kurtulduğumuzu düşünüp, başarımızı kutluyorduk.
Daha sonra ailelerimizin bizi merak içinde beklediklerini bildiğimiz evlerimize döndük. Eve vardığımda ninem dışında herkes ayaktaydı.
Ninem de benim için bilmem kaç tespih çekmiş. Üstüne bir de “Çocuk eve dönerse ona para vereceğim” diye adak adamıştı. Ben de mimlendiğim için hemen
- “Yine hangi dağları aştın da geldin” dediler ve haklı olarak biraz beni azarladılar.
Anlayacağınız bu gezi benim kadar ailem için de bir macera olmuştu. O gün bu gündür artık beni kontrol edemeyeceklerini anladıkları ve de daha tedbirli olduğumu bildikleri için sorun yaşamıyoruz.
Zaten yaşımızı başımızı alıp gurbete çıkınca hedefler de heyecanlar da değişiyor. Artık yeni maceralara yelken açmış bir şekilde yalnız başıma hayatın tadını çıkartıyorum.
|
14 Nisan, Pazartesi , 2008





Pazartesi, Nisan 14th, 2008:
Çok maceralı bir gün geçirmişsiniz.O gün her türlü tehlikeye açık ve her an ölümle burun buruna olmanız sanırım yaşam boyu bu kadar gözü kara olmanızı engellemiştir.İyi olmuş bir yerde:)
Benim de erkek kardeşlerim evden bir çıktılar mı saatlerce görünmez,akşam olunca kir pas içinde eve damlamaya başlar,nerde olduklarını asla söyle(ye)mez,genelde de dayak yerlerdi.Sayende biraz çözdüm olayı :))
Perşembe, Mayıs 15th, 2008:
süper bence yhaa müdürede çok sert bi cevap olmuş bence demek tembel sınıfmışş arkadaşlar yhaa bence herşey okuldaki saçma sapan notlar değil bazı öğrencilerin notları yaramaz olduğu için düşürüldüğü gibi bi b.. bilmeyen öğrencilerde uslu diye ii not alıyoo ee nerde şimdi tembelleikk saçmaaa saçmmaaa türkiye böyle böyle batıcak çünkü cehalet içinde yetişen bi gençlik geliyo çok yazık neysee konumuza gelelimm yazı süper bence birçok ders çıkarılabilinir bu yazıdan .bakış açısına göre değişir