Bu gökyüzü altında söylenmemiş söz yok

 ismilazimdegil yazmış

Bu gökyüzü altında söylenmemiş söz yok. Yine de yürünecek yollar, binilecek bisikletler, izlenecek gün batımları…

Kitabı kapattı. Şehrin gün batımındaki soluk silüetine baktı. “İzlenecek gün batımları” okunacak kitaplar, izlenecek filmler, gidilecek yollar, görülecek şehirler var diye düşündü. Daha yaşanacak bir hayat…

Eksik olan neydi? Ağzındaki ve aklındaki pas tadı neden? İçinde bir şeyler aradı. Bir coşku ya da sızı, yok mu?

Üzüntü, gurur, umut, hayal kırıklığı, kırgınlık, öfke, kin… Bir kırıntı, bir yaşam emaresi. Soluk alıyor olmak dışında bir şey.

Tutunacak bir dal, kendini bırakacağı bir akıntı, bir duygu şelalesi değildi beklediği. Sadece kırıntılar. Okuduklarına inanmasını sağlayacak, ertesi günün yaşanması gerektiğini düşündürecek ufak tefek “yaşam içgüdüsü” parçacıkları.

Yaşanacak günlerin gerekliliği değilse de yaşanılır, yaşamaya değer olduğuna dair bir inanç umudu.

Çocuklukla şu an arasındaki farkı düşündü. Umut değil, umut edinebilme potansiyeli. Umut edinebilme yetisi, yitirilen…

Düşünmek, irdelemek, çıkış yolu aramak..İçine yorgunluk mu, bıkkınlık mı, çaresizlik mi bilemediği, bilmek de istemediği dipsiz, ıssız bir şey çöktü. Sızı mı,tutunabileceği bir şey miydi bu? Tutunmaya gücü var mıydı? İsteği, hevesi, yaşam dürtüsü…

Anlatmaya gücü var mıydı, anlatacak birinin varlığına inançtan öte? Ya da anlatacak bir şey? Sadece gözlerini kapatıp bıraksa kendini yarına; soru sormadan cevap bulabileceğine, farklı olacağına inanabilir miydi? Artık inanabilir miydi? İnanmalı mıydı?

Sonrası için, bu sonsuz gelgitler için harcayacağı enerjisi var mıydı? İnsanı yaşlandıranın acılar, hayal kırıklıkları, umutsuzluklar değil “yaşam enerjisi eksikliği” olduğunun aksine kendini inandırabilir miydi? Ya da bunun her an tekrar kazanılabilir bir enerji türü olduğuna…

Yarın yapabilir miydi? Bugün değilse bile yarın? Yarına kadar beklese… Kitabın son sayfasını açtı, son cümleyi okudu:

Artık yazmayacağım. Eylem zamanı”…

4 kez oylanmis, 5 uzerinden 4 4 kez oylanmis, 5 uzerinden 4 4 kez oylanmis, 5 uzerinden 4 4 kez oylanmis, 5 uzerinden 4 4 kez oylanmis, 5 uzerinden 4 Loading ... Loading ...
Etiketler: , , , , , , , ,


13 Aralık, Perşembe , 2007

Öneri: (Sponsor)

6 Yorum yapılmış

  1.  
    Demir

    Pazar, Aralık 16th, 2007:

    Biz büyüdükçe ruhun duvarlarında belirmeye başlayan pas lekeleri, içimize doğru usulca sızan zehirli umutsuzluk, üstümüzde parlayan ışığın gün be gün azalması hep hayallerimizle aramızdaki uzaklığın sonucudur.

    Senin de dediğin gibi; belki de bu uzaklığı azaltmanın en doğru yolu: Bir an önce “eylem zamanı” olduğuna inanmaktır.

    Sevgiler

  2.  
    cilekbahcesi

    Pazar, Aralık 16th, 2007:

    Evet,eylem zamanı!Eğlemsizlik kişiyi sona götüren olgudur zaten.Duygular nekadar derin olursa olsun,yıpranmalar ve alınan yaralar eğlemsizliğin sonunda tükeniş vardır.Evet,eylem zamanı!

  3.  
    yazi_yorum

    Pazar, Aralık 16th, 2007:

    eylem ne ki??? Düşünülmeden yapılan eylemlerin sonunda neler olduğunu herkes bilir. Buyrun eyleme….. sonuçlarına da katlanırsınız. Eylemmm yapın bakalım.

  4.  
    ismilazimdegil

    Pazartesi, Aralık 17th, 2007:

    sayın “yazı_yorum” sanırım eyleme bakışımızla ilgili bir “uzlaşmazlık” var.. ama hakkınız var zira yeterince açık değil yazdıklarım… soyut ve atfedilmiş anlamlar barındırıyor.. burdaki eylem, ölmeye karar vermiş birinin eylem kararıdır.. yani sonuncu ve geri dönüşsüz bir eylem.. sonrası yok..

  5.  
    yazi_yorum

    Pazartesi, Aralık 17th, 2007:

    Hayatta hiç bir şey ölmeye sebep değildir. 1 sn lik nefes almak dahi dünyada ki tüm acıları çekmeye değerdir. Ölecek hiç birşey yoktur. İnan bana hayat o kadar güzel ki hayatta kimse için değil ölmeye ağlamaya bile değmez. Çünkü hayat çok güzel. Açıklamana sevindim teşekkür edrim saygılar.

  6.  
    ismilazimdegil

    Pazartesi, Aralık 17th, 2007:

    asıl ben açıklamamı okuduğunuz için teşekkür ederim, belirtmek isterim ki sizinle hem fikiriz yaşamın çok güzel olduğu ve aslında hiç kimse için bitirilmemesi gerektiği konusunda ama gerçek şu ki hayat her zaman herkes için eşit koşulları sunmuyor insana ve herkes eşit güçte değil zorluklarla mücadele konusunda… yazdıklarımı lütfen “ölüm”ü kutsamak şeklinde algılamayın sadece eğer güzelliği herkesçe kabul görmüş birşeyden vazgeçiyorsa birileri bunun nedeni onlar için kalmanın gerçekten ağır oluşudur demeyi nedense borç bildim.. teşekkür ederim…

Bu gökyüzü altında söylenmemiş söz yok başlıklı yazıya gelen yorumları takip et veya bu yazı hakkında bahsedenleri gör.

Yorum yap




Senin yorumundan sonraki yorumlar E-postana gelsin mi?


 
Ne çok severiz seni Wordpress