Egomun ölümü
julia bergdorf yazmış
Yine o gecelerden biriydi. Sağa sola sonra tekrar sağa…. Yok bir türlü uyku tutmuyordu. Baş ucumdaki lambayı yakıp saatime baktım. Gece 02:30.
“Şimdi uykuya dalsam 09:30′da kalksam 8 saat uyumuş olurum” diye geçirdim içimden. Belki sizde yoktur ama benim böyle saçma sapan saplantılarım var. En az sekiz saat uyumalıyım ki hücreler kendini yenilesin. Neyse, baktım olmayacak. Çıktım balkona, bilgisayarımı açtım.
Eşim rutin yurtdışı seyahatlerinden birindeydi ve kardeşim benimle kalıyordu. Bir hafta önce kız arkadaşının yanına Fransa’ya gitmiş, yüksek linans ödevimde bana yardımcı olmak ve kardeş saadeti yaşamak için dönüşünde yanıma gelmişti.
Maillerimi açtım ama nedense aklım kardeşimdeydi. Ne çok büyümüştü kerata be! Aramızda iki yaş olmasına rağmen onu bebek gibi sever, hiçbir isteğini kırmaz, onu gözümden bile sakınırım.
Es kaza babam veya annem ona kızacak, şikayet edecek olsun, hala haftalarca onlarla küserim konuşmam. Yüzüne baktığım zaman içim burkulur. Yüzünün o çocuksu güzelliği gözleri, yakışıklılığı kendi kardeşime nazar değdirmeğe korkardım(ım) resmen.
Veled bütün bunları bildiğinden, ezelden beri bu zayıf noktamı kullanır. İstediği yapılmadığında soluğu benim yanımda alır. Kendisi için bir çıkış yolu bulacağımı adı gibi bilir.
Yine öyle zamanlardan biriydi. Kız arkadaşını görmeye Fransa’ya gitti. Ailemse bu gidişi hiç istemedi üniversite son yılıydı ve bu sene mezun olması pamuk ipliğine bağlıydı ama ben bi’ tanecik kardeşimi kıramadım.
Uçak biletini aldık. Nice’e uçtu ve bir hafta sonra döndü yanıma. Ben öyle balkonda otururken o da kalktı geldi. Meğerse benim gibi uykusu kaçmış. Eski anıları anlattık, güldük, sıra Nice’teki tatiline geldi.
Kız arkadaşıyla arası iyiydi. Çok tatlı, canayakın bir kızdı. Her dakikasını onunla geçirmek istiyordu.
- “Aynı sana benziyor” dedi kardeşim.
Nedense çıktığı bütün kızları bana benzetirdi. Şu ana kadar hiç birisiyle tanışma şerefine erişemedim. Bilgisayardan maillerine girdi. Fotoğraf açılırken büyük şok yaşamıştım “Allahım bu ben miyim?”
Gerçekten çok benziyorduk. Ve anlattıklarından bu kızın onun için çok farklı olduğunu anlamıştım. Ona karşı güçlü duygular besliyor, hatta okulu en kısa zamanda bitirip, iyi bir mimar olacağını, mastera Fransa’ya gideceğini söylüyordu.
O anda nedense arka cebimdeki egolarım çıktı ortaya dünyada. Derin bir sessizlikten sonra ona bunun bir heves olduğunu, daha önüne kimlerin çıkacağını, o kızın onu kullanmadığını nerden bildiğini soruyordum.
Bana karşı sesini yükseltmeyen kardeşim sabahın dördünde cevvallenmiş bana önyargı ve anlayış dersi veriyordu. Sinirden kaç sigara içtim hatırlamıyorum. O da içerde sigaraların birini yakıp, diğerini söndürüyordu. Benimse sinirimi durduracak hiçbir şey yoktu o an.
- “Daha dün tanıdığın kıza ablanı değiştin sen!” dedim.
Sinirle yatağıma gittim uyumuşum. Öğleye doğru kalktım. Temizlikçimiz Raziye, kardeşimin sabah bir bavulla çıktığını söyledi. Sinirim hat safhaya ulaşmıştı. Kendimi bir türlü frenleyemiyordum. O kız için beni yalnız bırakıp gitmişti, yıllardır gözümden sakındığım kardeşim.
Elim telefona gitmedi. Arabaya atlayıp, pahalı bir mağazadan pahalı bir kıyafet aldım rahatlayacağımı sanarak. Sinirimi biraz dindirmedi değil.
Eve gelirken motorsikletlinin biri kırmızı ışıkta arabamın üzerine düştü. Elim ayağım titriyordu. Kimi arayacaktım ben?
Neyse ki adamda bir şey yoktu. Ayağı biraz şişmişti ama arkadaki arabadakiler adama bağırıp çağırınca motorsikletli bastı gitti.
Eve gittim. Bir Unisom aldım. Uyumuşum. Ertesi gün telefonumun sesine kalktım. Sanki bir hafta boyunca uyumuştum. Her tarafım tutulmuş, başım çatlayacaktı nerdeyse. Arayan annemdi.
- “Kardeşin çok sessiz, bizimle konuşmuyor” dedi.
- “Bilmiyorum ve ilgilenmiyorum” dedim ben de.
Annemi de tersledim. Sonra eşim aradı
- “Ne istersin buradan?” diye.
- “Zahmet edip beraberinde götürseydin” dedim kapattım.
Herkesi kırmıştım ve rahattım. Artık herkes benim gibi kırgın dolaşabilcekti ama, bununla yalnız 1 saat avundum. Sonra başladı vicdan azabı; beni en kolay affeden başta annem sonra eşimdi. Ama kardeşim beni affetmiyordu.
Zamana bırakmak istedim. Aradan 1 ay geçti. Günaşırı konuşmalarımızın yerini zoraki nasılsınlar alıyordu.
Tam tamına 12 kilo verdim. Artık 36 beden giysiler üzerimden düşüyordu. Yardımıma yetişen eşim, kardeşimle konuşarak onu yaşadığımız şehre gelmeye ikna etmiş. Benim için endişeleri artık yerini doktor baskılarına bırakmıştı.
Canım eşim aramızı düzeltmişti biricik kardeşimle. Artık bu saçma egoyu aklımdan silip, kız arkadaşıyla telefonla konuşmuş, bir ay sonra Cannes’a gideceğimizi, orda görüşebileceğimizi söylemiştim. Fakat aynı tarihlerde onların planları belliydi; Kardeşimle Antalya’da olacaklardı…
İşte o tarihte Cannes’da eşimle latte içerken telefonum çaldı. Arayan annemdi. Sesi boğuk en kötü durumlardaki korktuğum anne sesiydi. Kardeşimi aramalıydım.
Kız arkadaşıyla Antalya-Kemer yolunda kiraladıkları motorsikleti arkadan çarpan araç Beren’i biçmişti. O an bayılmışım. Kardeşim önde başka motorsikletteymiş Beren arkada…
İşte o an benim egolarımın, önyargılarımın ve kalbimdeki bütün şeytani hırslarımın öldüğü andı, sondu.
|
21 Eylül, Cuma , 2007






Cuma, Eylül 21st, 2007:
tam benm sevdğm kalem türü.seni tuttm Matmazel JUlie.
bütün duygularımı alt üst ettn.böyle yazın arkadşlr, bitti mitti, pöfffff.
kardeşmle beni anlattn sanki.bizm aramzda 17 yaş var.artk sen düşn ne kadr kıyamadğmı, birde üstüne üstlk annemizi kaybettk..bende bana kalsn istiyorum canm kardeşmn, içim istyr napim.ama olmaz olmamalı , deli bi fkr, hakszlk benmki..
Cuma, Eylül 21st, 2007:
demek sende bendensin kalimero..ne olacak bizim bu halimiz.. ikinizi de öpüyorum
Cuma, Eylül 21st, 2007:
gerçekten çok güzel yazmışsın..bi solukta okudum..benimde kardeşim var seni çok iyi anlıyorum..
Cuma, Eylül 21st, 2007:
edit: ayrıca yazım hatalarım için özür herkese
Cuma, Eylül 21st, 2007:
birlikte yaşyrz biz, ben öğretmnm oda üniverstede, perran kutmann dizisi gibi.bende sizi Allh ayrmsn diorum.Ona yatrm ! yapyrm ama aramıza bir kadn grince herşyn FOSS olcğnı bilyrm.Örnekse:Abim.
yazım hataları yazı güzel olunca, 4 nala koşuyrsa finale doğru, hç göze çarpmyr..
Pazar, Eylül 23rd, 2007:
yaaa ben kizcagiza uzuldum yaaa.Allah rahmet eylesin.Bu arada siz bayanlar boyle konusuyorsunuz sonra erkekler ne kadar kiskanc diyorsunuz?Bu bir celiski degil mi?:)
Pazar, Eylül 23rd, 2007:
ceselo öncelikle iyi dileğin için teşkler. yalnız buna düz mantık kadın-erkek ilişkisi olarak bakma bence bu kardeş-abla ilişkisi kardeşini kimseyle paylaşamayan bi ablanın ruh hali.o açıdan bakarsan sevinirim sonra yorumları da okursan belki bi parça yardımı olur.
Pazar, Eylül 23rd, 2007:
hang ..t benm yorumuma eksi verp kaptyr acaba canlarm?hırrr.
Pazar, Eylül 23rd, 2007:
julia walla ne desem bos.cok cok guzel anlatmissin.ellerin dert gormesin.
benim boyle bir kardeslik duygusu yasamadigim hesap edilirse yazidan ne kadar cok keyif aldigim otomatikman ortaya cikar.
Pazartesi, Eylül 24th, 2007:
ben de bu duygulari benden 8 yas kücük olan kizkardesime karsi hissediyorum.
Evlenmek istedigi gence annem karsiydi. ben razi ettim ve evlendiler.
simdi 11 yasinda bir kizi var. allah mutlulugunu artirsin.
berene cok üzüldüm ama allah kardesini sana bagislamis. bil kiymetini. elbette bir gün gidecekler kardesler ama güzel gönderelim ki dönecek bir kapilari oldugunu bilsinler.
Ben iki kardesimi de hic bir egoya degismem.
Salı, Ekim 9th, 2007:
yazı güzel ama şunu düşünmeden edemiyorum
-sana zamanında böyle bir bencillik yapılsaydı ve evlenemeseydin?
-sevdiğin insanı evlenmek üzereyken kaybetseydin?
o zamanda abla - kardeş / abi - kardeş gibi ruhsal hallerle bakılmasını düşünebilirmiydin?
hayır kızmıyorum ama çok şaşırdım:(