Evladım koşma terleyeceksin!

 Yaş 17 yazmış

Koşuyorum!

Belki bir dolmuşu bile geçebilirim. Nikotin ciğerlerimden beynime vurunca yavaşlıyorum. Ama bu son şansım. Dersaneye geç kalamam. Saat 7.30′da evden çıktığımı varsayarsak fazla bir yol katetmedim.

Koşuyorum!

Kaplumbağaya bile yetişemem. Halim kalmadı. Bir yandan pantolonum düşüyor, diğer yandan yüzüme vuran Ankara’nın kuru soğuğu. İstanbul nemliydi falan ama sanki daha benlik bir şehirdi. Şu anda fark yok hala..

Koşuyorum!

Bakkaldan evine dönen biri. Elinde ekmek poşeti. Belki bir gazete, kimbilir belki de bir sigara paketi. Canım sigara istiyor. O anda ne kadar yetenekli olduğumu hatırlayıp, hem pantolonumu tutup bir yandan koşarken, tek elimle sigara paketini arıyorum.

Sonra bu işi beceremeyeceğimi anlayıp birazcık mola veriyorum. Yorgunluktan mı yoksa havadan mı bir türlü yakamıyorum sigarayı. Çakmak tekerleğini her döndürdüğümde baş parmağım acıyor. Sonunda inanarak basıyorum çakmağa, yanıveriyor…

İnsan her işi inanarak yapsa başarılı olur mu acaba?

İki nefes aldıktan sonra, apartman girişindeki ilkokul hocam gibi buz kesmiş bir taşa oturuyorum. Genelde buna önlem olarak bir defter koyarsın altına. Bağırsakların da keyfinde, yerinde kalır.

O anda aklıma geliyor. Defterimi unuttum. Sigarayı yarıladıktan sonra başlıyorum koşmaya.

Apartmanlar hızla bana doğru gelirken, ben yine o küçük mahallenin hududuna giriyorum. Buradan fazla hoşlanmam. İlk dayağımı burda yemiştim. Burnumu kırmışlardı. Bu anı hafızamı canlandırıp, daha hızlı koşmamı sağlıyor.

Bir anda biri bana bakıyormuş gibi geliyor.

- ”Evladım koşma,terleyeceksin!

Ağır adımlarla durup, sesin nereden geldiğini anlamaya çalışıyorum. Gözüm bembeyaz perdeli evin camına çarpıyor. Sonra da yaşlı teyzeyi görüyorum.

- ”Peki teyzeciğim!”

Duydu mu bilmiyorum. Ben bunu söylediğim sıralarda siyah pardesülü bir adama;

- ”Oraya park etme bir daha!” diye bağırıyordu..

Koşmayı bıraktım.

Zaten beş dakikadan az bir süre kalmıştı. İlk derse geç girdiğim için ”Gudubet psikolojici” beni almadı. Ben de o yarım saat içinde yaşlı teyzeyi düşündüm.

Cumartesi günü… Ruhu olan bir gün… Benim için asla yetmedi bir cumartesi. Ama bu cumartesi farklı bir şey yapmak istiyordum.

90 jenerasyonuyuz biz. Maymun iştahlı, üretemeyen kişilikler…

Ben bu cumartesi farklı bir şey yapacaktım. Beni güldürücek, anlatabileceğim, dünyada o günü anlamlı kılacak bir şey.

Buldum!

Cebimdeki 10 YTL parayla taksiye bindim. İşlek bir caddedeki arkadaşımın evine. Sıcak bir mahalle burası. İnsan kendini mutlu hisediyor.Tam taksi durağının karşısında, hem ana caddeyi, hem küçük ara sokağı gören aptal bir apartman.

İkinci kata çıkıp zili çaldım. Habersiz gidiyordum. Evde kimsenin olmaması ihtimali sardı bir anda. Bu kez ısrarla çaldım. Çok kaba olduğumu düşünürken Viron kapıyı açtı.

Gözü yarı açık beni tanımaya çalışıyordu. Sonra ”Bu saatte ne işin var?” gibisinden baktı.

- ”Cumartesi” dedim.
- ”Ne mutlu” dedi.
- ”N’oldu lan!” dedim.

Kızmıştım. Cumartesime laf ediyordu. Hem de böyle bir güne.

- ”Yok bir şey, Allah’ın manyağı. Gir içeri, ben biraz daha yatacağım” dedi.

Ev onun, yatak da onun. Keyfi bilir. Mutfağa geçtim. Sonra salona. Bütün camlardan bakıyordum. Planı uygulayacağım mekanı buldum. Tam küçük balkonun kapısını açarken Viron arkamdan bağırdı:

- ”Sigara içme!

Aklımda yoktu bile.

- ”Tamam” deyip bir tane yaktım.

Ne de olsa balkondayım” diye kendimi avutuyordum. Küçük tabureyi altıma çektim. Sigaramın bitmesine yakın taksilerin arasından hoplayıp zıplayarak geçen bir çocuk. Bütün sesimi biriktirmişcesine gürledim:

- ”Evladım koşma, terleyeceksin!

İşte o üç saniyede duyduğum hazzı kelimelere dökemem. Çocuk kafasını kaldırdı, etrafına bakındı. Beni gördü. Anlamsız bir suratla bakıyordu.

- ”Peki.. !” dedi

Yürümeye başladı…

6 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.83 6 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.83 6 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.83 6 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.83 6 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.83 Loading ... Loading ...
Etiketler: , , , , , , , ,


17 Aralık, Pazartesi , 2007

Öneri: (Sponsor)

9 Yorum yapılmış

  1. Pazartesi, Aralık 17th, 2007:

    Güzel akıtmışsın : ) Nöronlarına sağlık.

  2.  
    YuksekSadakat

    Pazartesi, Aralık 17th, 2007:

    evladım koşma terleyeceksin :)

  3. +1
     
    nostaljik

    Pazartesi, Aralık 17th, 2007:

    Bu dersaneye giden zavallı öğrencilerin çektiğini kim çekmiş ki?
    Çok berbat bir sistem yüzünden böyle koşturuluyor,hatta insanlıktan çıkılıyor..Pestiliniz çıkıyor..
    İnşallah emeklerin boşa gitmez :)

  4.  
    odyseus

    Pazartesi, Aralık 17th, 2007:

    Geçen akşam OKS anneleri diye bir diziye takıldım 10-15 dakika izledim diyebilirim, daha doğrusu 10-15 dakika dayanabildim. Şayet bunları gerçekten yaşatıyorlarsa EVLADIM SEN HİÇ KOŞMA ÜŞÜTECEKSİN demek lazım…

  5. Pazartesi, Aralık 17th, 2007:

    koşarak kimse hasta olmaz o zman futbolcular hep hasta gezerlerdi önemli olan ceyranda kalmamak onun dışında bişey olmaz merak etmeyin ama bizim ailelerde böle bir gelenek var bence şaçma amna koşma terlersin ama soguk şu içme aman şöle aman böle yeret be çocukalrı kavanozda besliyorlar çocuk ondan sonra ufakcık sogukta sobalı eve gidince hasta oluyor :@

  6. Pazartesi, Aralık 17th, 2007:

    balkondan mahalle insanlarına müdahale etmek, iki kibrit çöpünün ortasına alüminyum folyo sarıp maytap yapmak kadar eğlenceli bir iştir benim için. balkon insana tuhaf bir güven veriyor galiba, aklına geleni çekinmeden söyletebiliyor.

  7.  
    Demokles

    Pazartesi, Aralık 17th, 2007:

    ..balkon dıyınce hepp ayşeyı hatırlarım nedense..:))ahh ahh..açma ayşee üşüyeceksınn..:)

  8.  
    ceselo

    Salı, Aralık 18th, 2007:

    seni kutluyorum,cok basit bir olaydan akici bir hikaye,hem de daha 18 ini bile doldurmamis birinden…

  9.  
    cilekbahcesi

    Salı, Aralık 18th, 2007:

    Ahhh ah bu yazı bana İzmir de karşı apartmanda oturan yaşlı teyzeyi hatırlattı.Yanlız onun ki böyle eman çocuğum yapma edalarında değil di.Hani bir zamanlar Bizimkiler diye bir dizi vardı orda da Cemil bey tiplemesi vardıya azıcık ona andırıyordu.Gelen geçene soru sorar,evinin önüne hiç kimsenin arabasını park etmesini istemezdi ki sanki kendinin arabası var da onu park edeckmiş gibi,sonra karşısında ki komşularına temizlik yaparken görse onlara karışır nasıl yapmaları gerektiğini alnlatırdı.İş çocuklara gelince de sürekli onlara kızar,azarlardıYaşlı teyze şeker di ama fazla herşeye karıştığı için karşısında oturan biz komşuları teyzeye pek görünmek istemezdikGene bir şeyler için hesap vereceğiz diye.Ama çok da görmemek lazım sanırım çünkü yürüyemeğen bir balkona dahi güçlükle o da bir demir parçasına tutunarak çıkabilen biriydi ve hep yanlızdı. Acaba şimdi ne yapıyordur? .Bu sayede ben yine anıyorum ve arıyorum eski komşularımı ve,ve canım İzmir’im seni.

Evladım koşma terleyeceksin! başlıklı yazıya gelen yorumları takip et veya bu yazı hakkında bahsedenleri gör.

Yorum yap




Senin yorumundan sonraki yorumlar E-postana gelsin mi?


 
Ne çok severiz seni Wordpress