Geçmişi olmayan adam
AoRGuN yazmış
Oldukça sıcak bir sabah, yine her tatil gününde olduğu gibi geç saatlerde uyandım. Uyandığım ev dayımın evi, gece Mersin’e geç ulaşmamın etkisiyle ancak yeni hatırlayabiliyordum.
Dayım işe gitmişti, ilk günün kahvaltısını ben hazırlayacaktım. Geç kalkmanın da oluşturduğu bir etkiyle oldukça açtım, doğruca mutfağa yöneldim. Elimi ekmek kutusuna attım, boştu. Oysa peynir ekmek hayallerim vardı o an.
Doğruca yüzümü yıkayıp, üstümü değiştirdim ve binanın biraz yanındaki fırıncıya girdim. Pide istediğimi belirttim ve boş gördüğüm son sandalyeye oturup beklemeye başladım. Bu sırada içeriye 50-60 yaşlarında bir amca girdi, refleks şeklinde ayağa kalktım, “Buyur amca, otur” dedim; teşekkür etti.
Oldukça yoksul olmalıydı ki, giysileri paçavra olmuştu artık. Kaç çocuğunun olduğunu sorduğumda aldığım cevap saklamaya çalıştığı gözyaşları oldu. Sonunda zorla konuştu;
- “Onlar, trafik kazasında ölmüşler, evladım”
Baş sağlığı diledim, alnındaki yara oldukça dikkatimi çekmişti, ilk başta kocamanmışta zamanla küçülmüş gibi bir yaraydı. Neden ‘ölmüşler‘ dediğini anlamamıştım.
“Pide hazır” sesiyle irkildim. Pideleri alırken ayağım anlamadığım bir şekilde kaydı ve düştüm. Neyse ki bir yerimi incitmemiştim. Ayağa kalktım ve teşekkür edip evin yolunu koyuldum.
İlk adımım mutfağa oldu, doğruca sıcak pideleri parçalara bölüp içini peynirle doldurmaya başladım. Bir yandan fırındaki amcayı düşünüyordum, alnındaki yara çok ilgimi çekmişti. En çokta neden “ölmüşler” dediğini merak ediyordum.
Neyse deyip geçtim, Allah daha kötüsünden korusun dedim, fakat daha kötüsü ne olabilirdi. Evlat acısı en büyük acıydı.
Ben düşüncelerimin içinde boğulurken zil çaldı, hızlı adımlarla gittim ve kapıyı açtım. Bu fırındaki yaşlı amcaydı. Elinde benim cep telefonumu tutmuş, bakıyordu. Düştüğüm sırada cep telefonumda düşmüş olmalıydı.
Gülümsedim, “Teşekkür ederim amca, beni nasıl buldun” diyebildim ancak. Buruşuk parmağıyla sus işareti yaptı, anlamadım. Aklımda takılan soruyu sordum aniden
- “Amca senin alnındaki yara neyin nesi”
Amcanın bu kez gözleri yaşardı
- “Trafik kazası geçirmişim orda olmuş evladım” dedi.
Neden “mişim”, neden “müşler”? Anlamıyordum. Yine o anki şaşkınlığımla soruverdim
- “Amca peki neden başkasından duymuş gibi konuşuyorsun?“.
Amca alnını gösterdi ve
- “Ben o kazadan sonra, hafıza kaybına uğramışım evlat”
İşte acıyı o an anlamıştım, çocuklarını trafik kazasında kaybetmekten daha büyük bir acı, “Çocuklarını trafik kazasına kendi ellerinle teslim etmek ve olanları başkasından dinlemek!“
|
22 Ağustos, Çarşamba , 2007






Çarşamba, Ağustos 22nd, 2007:
Güzel olmuş eline sağlık.
Çarşamba, Ağustos 22nd, 2007:
yemoye dedim kizdi. sana da demek istiyorum
firici degil firina gittim demeliydin. bunun disind hikaye güzel. eline saglik.
Çarşamba, Ağustos 22nd, 2007:
hatırlatma için teşekkürler fakat önemli olan fırıncı dediğim zaman söylemek istediğimi anlıyor olmanız ;)
Çarşamba, Ağustos 22nd, 2007:
yani bu ben “d..t” diynce ne dedğmi anldğnz gbi 1şey mi?oz man daha da kafama göre taklcm yazarken..tutmayn beniiii.
Perşembe, Ağustos 23rd, 2007:
Bence gayet guzel yorumlanmis bir yazi, paylastigin icin sagol.
Cumartesi, Eylül 1st, 2007:
Türkçe’de 1 bu şekilde kullanılmaz, fakat biz seni anlıyoruz mesela msk =)
Cumartesi, Eylül 1st, 2007:
sen benm yorumlarıma bakma, yazılarmda görrsen söyle, canla başla düzeltrmm.
11111111:)))
Salı, Eylül 18th, 2007:
Hem konusu hem de yazilisi ile cok guzel. Kisa ve oz. Iki uc sene sonra ayni hikayeyi ele alirsan daha guzel yazabileceginden eminim.
Salı, Eylül 18th, 2007:
güzel çalışma ama benim aklıma şu takıldı bu yaşlı amca telefonu bulunca evi nasıl buluyor??
Salı, Eylül 18th, 2007:
ellerıne saglık guzel olmus
sankı kalemını daha etkıleyıcı kullanabilirmissin gibime geldi.bu haliyle ve bu uslubunla da guzel yani yazi.
Salı, Eylül 18th, 2007:
Bir çinli bir bara girer ve orada Steven Spielberg’i gorur.
Onun bir hayrani oldugu icin yanina kosar ve imzali bir fotograf ister.
Spielberg beklenmedik bir sekilde çinli’yi tokatlarSaskin çinli sorar:
“Neden boyle yaptiniz?”Spielberg cevaplar “Siz II. Dunya Savasinda bizim
Pearl Harbour limanini bombaladiniz”
Çinli daha da saskin: “Ama onlar Japonlardi, ben ise çinliyim.!..”
Spielberg: “çinli, Japon, Koreli, Vietnamli, hepsi ayni bok”Bunun uzerine
çinli de Spielberg’e bir tokat atar.
Bu defa saskin Spielberg sorar: “Peki sen beni niye tokatladin?” çinli:
“Siz de Titanic’i batirdiniz, Titanik’deki yolcular arasinda benim
atalarim vardi”Spielberg: “Manyak misin, Titanik’i batiran bir ‘Aysberg’di”
çinli: “Aysberg, Spielberg, Carlsberg, hepsi ayni bok”
Salı, Eylül 18th, 2007:
:))))))))))))))))))))))
Salı, Eylül 18th, 2007:
bir seyi kacirdim ama anlamadim. NEden bu fikrayi buraya anlattin asena75
Çarşamba, Eylül 19th, 2007:
uehueeheuhe fıkra orjinalmişte, hikayeyle bağlantısını kuramadım bende.
neyse hikaye güzelmiş ama amcanın evi buluşu biraz muallakta kalmış sanki o esnada amcanın mucizevi bir durum arzettiğini düşünmüştüm. hala da mucizevi sayılır amcanın evi buluşu.
Çarşamba, Eylül 19th, 2007:
cevvale katılıyorum.amca evi nasıl buluyor?yani kazayı hatırlamayan bir adam tanımadığı bir evin yolunu nasıl buluyor ama bunun dışında hikaye güzel…
Çarşamba, Eylül 19th, 2007:
semihcigim simdi kizkardesimden gelen bir mailde gördüm bu fikrayi hosuma gittigi icin kopyalayip buraya aktardim. konuyla ilgisi yok. benimkisi sadece paylasim. ben güldüm siz de gülün istedim.
Çarşamba, Eylül 19th, 2007:
evet fikra komikmis tesekkurler paylasim icin:)
Çarşamba, Eylül 19th, 2007:
yav bu amca da telefonu eline alinca voltrani olusturmus ve evi bulmus. keske su voltrani bir de mazisiyle olusturabilse:-)
Çarşamba, Eylül 26th, 2007:
lostsoul, bir tek onu bilmiyorum işte, amca konuşmama pek fırsat vermedi, sordum bir kaç soru, cevap aldım veya almadım…
Güzel fıkra asena75 =)
Çarşamba, Eylül 26th, 2007:
Evi nasıl bulmuş evi merak ettim
Çarşamba, Ekim 3rd, 2007:
Gerçekten muhteşem bir yazı olmuş okurken ürperdim…Sanırım bu bendeki çok fazla empati kurmamdan kaynaklanıyor…Emeğine sağlık teşekkürler paylaştığın için.