Hangi Alevilik?
kambur yazmış
Büyüklerimden öğrendiğim kadarıyla Alevi olunmaz, Alevi doğulur.
Alevilik kimine göre kültür, kimine göre yaşam biçimidir. Eğer kültürse nasıl bir kültürdür? Bu kültür nasıl yaşanır? Bir Alevi güne nasıl başlar, ne yer, ne içer, ibadetini nasıl yapar? Gerçekten eline, beline, diline sahip olur mu? Olmazsa ne olur? Eğer bu kadar hassas ise Alevilik, neden bir kitap yok ortada?
Alevilik İslam dışı mı, İslam içi mi? Burada bir soru işareti var. Bunu yanıtlayacak kişiler ya da kuruluşlar var ama hepsinin kafası bir dünya olmuş. Biri diyor ”İslam içi” öbürü diyor ”İslam dışı”.
İçinde mi, dışında mı? Sağında mı, solunda mı? Altında mı, üstünde mi? Bunları şimdiye kadar anlamış değilim.
Belki Aleviliği araştıran yazarlarımız, çizerlerimiz, dedelerimiz anlatmaya çalıştılar, yüzlerce kitap yazdılar. Kulaktan kulağa duyurmaya çalıştılar ama ben hala anlamış değilim.
Alevilik sadece ”Eline, beline, diline sahip ol!” felsefesinden mi ibaret, yoksa başka yönleri de mi var? Eğer bunları anlatacak biri varsa neden ortaya çıkmıyor?
Türkiye’de yirmi milyon Alevi var. Hadi otuz olsun, kırk olsun. Ama hiçbirinde bir numara yok. Belki yüz ya da ikiyüz dernek var bildiğim kadarıyla. Kendi içlerinde bile kavram karmaşası yaşıyorlar.
İnternet sitelerinde, gazetelerde, derneklerde, televizyon kanallarında sürekli propaganda halindeler. Ama bir araya gelip ”Biz buyuz. Bunları istiyoruz!” diyemiyorlar. Deseler de bir sonuca varamıyorlar. Sonra da üç tane İslamcı ortaya çıkıp Aleviliği bir şeylere alet etmeye yeltenince ”Meydan Muharebesi” başlıyor.
Şimdi ise bu İslamcılar Aleviliği siyasallaştırma çabası içine girdiler. Dün nasıl siyaseti alet etmişlerse bu gün de Aleviliği kendi istekleri doğrultusunda yönlendirmeye çalışıyorlar.
Bu insanların karşısında biz Alevilerin bir duruşu olmalı. Gerektiğinde sert, gerektiğinde yumuşak ama bir duruş kesinlikle olmalı.
Aleviler ”Sana taş atana sen gül at!” felsefesiyle yola devam ettikleri sürece hiçbir yere varamazlar. Amaç burada Alevilere insanları kışkırtmak ya da tahrik etmek değil. Sadece bazı şeyleri algılamalarını sağlamak. Geç ve de güç olmadan.
|
29 Aralık, Cumartesi , 2007






Cumartesi, Aralık 29th, 2007:
Türkiye’de yirmi milyon Alevi var. Hadi otuz olsun, kırk olsun. Ama hiçbirinde bir numara yok. Belki yüz ya da ikiyüz dernek var bildiğim kadarıyla. Kendi içlerinde bile kavram karmaşası yaşıyorlar.
Alevilikten ne tip bir numara bekliyorsun ,seni hangi kritere göre mennun edebilmesi gerekiyor bilmiyorum ama bu yazdığın gibi kurulan ve kurulduğu gibi daha da kurulacak dernek,vakıf ve diğer kurumlar toplamı da senin aradığın o numarayı arıyor sanırım.Gel gör ki alevilik ne geldiği nokta da ne de şimdiliğinde bir numara ,bir gelecek projeksiyonu ve malesef bir arkeoloji alanı değildir.Alevi olmama karşın ,içinde yaşadığım değişik alevi toplulukları nedeni ile tarihin bir yerinden başlayarak kurduğumuz sohbet ve ilişkilenme sonucun da ben bir noktaya geldim.Sana alevi olmanın insan kimliğine yaptığı katkı ve yarattığı metamorfoz hakkında firik dedeyi araştırmanı ,yakın zamanda ölmüş olmasına rağmeen efsanesi hala sıcak duruyor ,öğrendiğinle yeniden bu sayfada üzerinde daha detaylı konuşabileceğimiz bir yazı yazmanı öneriyorum.
Pazar, Aralık 30th, 2007:
“Alevi olmama karşın” diye yazmışım afedersin doğrusu;alevi olmamama karşın olacaktı.
Pazar, Aralık 30th, 2007:
hah durduk yerde “al sana bir kaya nerene dayarsan daya.” yahu kardesim ne maksatla bu yaziyi yazdin, nedir seni rahatsiz eden ve ne numarasi bekliyorsun?
her aleviyim diyen bir numara ile kendini ifsa etmek zorunda mi?
ben alevi degilim. alevilik nedir ben de tam anlamiyla bilmem ama bildigim bir sey varsa ki var, sudur: dogru insanlardir, kalenderdirler, komsuluk ve komsu hakki onlar icin önemlidir, bana bir komsum gelse bir sey istese varsa veririm, yoksa yok derim, alevi böyle bir soru ile karsilassa esinden dostundan bulur yine o komsuyu bos cevirmez anlatabildim mi? elbetteki benim surada yazdigim üc bes kelime ile ifade edilemeyecek büyük bir felsefe var isin ardinda. keske bir anlatan olsa da ben de ögrensem ama simdi bu konuda bir yaziya neden ihtiyac duydun bi onu anlasak.
Pazar, Aralık 30th, 2007:
Alevi derneklerinin internet siteleri var formları var.Bir hesabın varsa orda ara derdini oraya anlat çözümüde içinizde bulun . Sitasi ve kültürel farklılıkları ayrıştırmak EANLAT ın işi değil insanların içine nifak tohumu serpmekten öteye gitmez yaptığın. Konu hikayeni anlat sen neye hizmet ediyon anlamadım.
Pazar, Aralık 30th, 2007:
su anda tv de seyrettigim bir haber üzerine konu ile ilgili yazmak istedim. Almanyada aleviler ayaga kalkmis ve neredeyse galeyana gelmisler bu olay da bir film yüzünden. neymis efendim pedofil bir alevi baba aile ici cinsel iliski yolu ile kizini kirletmis. burada neyin savasi veriliyor bilmek isterdim. bir alevi pedofil olamaz mi iddialari. hic kusura bakmasinlar pedofili bir hastaliktir ve bu hastaliga yakalanan insanlar elbetteki bu hastaligin sonuclarini yasayacak ve yasatacaklardir bunda ne alevi ne sünni ne müslüman ne de hristiyan diye bir ayirima girmek sacma sanki hic olmayan bir sey sünniler arasinda olmuyor mu?
Almanya bir kac kutu konserveye kiz ve erkek cocuklarini peskes ceken aileleler skandali ile calkalandi.
eger bu tip insanlar olmasa polisin bile savasmakta güclük cektigi cocuklarin cinsel meta gibi sunuldugu internet sayfalarina kim gidip bakacak? bakilmayan bir sayfaya kim emek veripte ordan yolunu bulacak?
bence olayin boyutu siyasi anlamda cok büyük l+tfen su ara yazdiklarimiza dikkat edelim ve siteyi yangina körükle götürmeyelim.
Pazartesi, Aralık 31st, 2007:
Kendince anlam kargaşası yaşayıp, araştıran ve hangi dini seçeceğine karar veren hiçbir insan bu karmaşayı yaşamaz. Ailemden ben bunu gördüm, ya da ben buyum gibi dayanaksız kabullenmelerle din seçilmez. Ben Mümin im çünkü kendim İslamiyeti seçtim..
Pazartesi, Aralık 31st, 2007:
Neden mi yazdım ?
Öncelikle hepinize teşekkür ederim, yazımı okuyup yorum yaptığınız için. Amacım burayı siyasi oyunlara alet etmek değil, sadece insanları biraz olsun bilgilendirmekti.
Son zamanlarda Aleviler üzerine yeni senaryolar yazılmaya çalışılıyor ve bu senaryolarda yine Atatürk ilkelerini kendine görev edinmiş,insancıl,her zaman ”haktan ve halktan yana” olan bu insanları karalama kampanyasına başlandı.
Demişsiniz ki ”Burası yeri mi?”Ben insanlara ulaşmak için her türlü yolu denemek gerektiğine inanıyorum.Alevilik hakkında hiç bilgisi olmayan bazı arkadaşlarımızın biraz da olsa merakını uyandırmış,dikkatini çekmişimdir umarım!
Belki bilmeyen arkadaşlar da var.Almanya’da ARD adlı bir televizyon kanalında yayınlanan dizide Alevi toplumu ele alınıyor ve aile içi cinsellik,yani”ensest ilişki”teması işleniyor,gösterilmeye çalışılıyordu.Böyle sapkınca düşünceleri insanların beyninde uyandırmak bile mide bulandırıcı!
Kaldı ki bu iğrenç düşünceyi ortaya yayan insanların yüzde doksanı Türk kökenli.
Aleviler yıllar boyunca karalanmış,zulüm görmüş,düşünceleri yıpratılmaya çalışılmış mazlum bir halktır.İnsana değer veren,”Eline ,beline,diline sahip ol!”felsefesiyle hareket eden bir halkı bu kadar çirkin iftiralarla kötülemek acizlik ve iğrençlikten başka bir şey değildir.
Bazı arkadaşlarımız eanlat.com’u sadece hikaye yazmak için kullanıyor. Hikaye de yazıyorum ama biraz bilgilendirmek istedim. Dünyadan haberiniz olsun.
Hayal dünyasında nereye kadar yaşayacaksınız? O konu da tartışılır tabii ki :)
Pazartesi, Aralık 31st, 2007:
Şimdi sen olmasaydın bu alevilere yapılanlardan haberimiz olmayacaktı. Camiana ne büyük iyilik yaptın.Burayı kullanarak üstün hizmet yaptığın için madalyanı takarlar.Sayende herkes alevilere sempati duyup anlamaya başladı.
Her şey hayalmi diyorsun burdakilerin hayallerine bile erişemiyecek kadar zavallısın.
Pazartesi, Aralık 31st, 2007:
Kambur,tebrik ediyorum,çok zekisin.Kimsenin düşünemediği şeyler hep senden çıkıyor.
Yazını YAZ kısmında edit yaptırdıktan sonra silip burada yorum olarak yayınlıyorsun.Sence yaptığın doğru bir şey mi?Ayrıca herkes hayal dünyasında sen en gerçekçi asrımız filozofusun.Tebrik ediyorum:(
Pazartesi, Aralık 31st, 2007:
yahu o filmden yola cikarak almanyada yasananlari ben de yazdim. pedofilinin de bir hastalik oldugunu belirttim. hem bu sadece erkeklere özgü bir hastalikta degil az da olsa kadinlarda da rastlanan bir illet ne yani simdi alevi böyle bir hastaliga yakalanmaz mi senin iddian. hercekten zeki misin yoksa zekandan kusku mu duymali. burada islenen bireylerdir koca bir toplumu karalamaya kimsenin gücü yetmez.
Pazartesi, Aralık 31st, 2007:
Açıkcası en sevmediğim insan tipi kendini bazı gerçeklere hapsettiğini düşünüp de, gerçek dünyadan uzak yaşayanlardır. Sen bu konuyu açmasaydın biz zaten Alevileri ensest ilişki yaşayan tipler sanıyoduk. Sen gerçek dünyaya açılan penceremiz oldun, bizi bizden aldın. İnsan kendi neyse karşısındakini de öyle sanırmış. Sen bizi açıp okumayan, ya da sadece saçma sapan boş hikayeler okuyan tipler sanıosun ya neyse..
“Aleviler yıllar boyunca karalanmış,zulüm görmüş,düşünceleri yıpratılmaya çalışılmış mazlum bir halktır.İnsana değer veren,”Eline ,beline,diline sahip ol!”felsefesiyle hareket eden bir halkı bu kadar çirkin iftiralarla kötülemek acizlik ve iğrençlikten başka bir şey değildir.” demişsin ya biz yine Alevileri gaddar, vahşi, psikopat sanıoduk. Sen yine bizi aydınlattın sağol..
İşin özeti şu ki sayın kardeşim, biraz da olsun insanları bilgilendirmek amacıyla yazdığın yazını bi daha oku bi zahmet yaa. Bence senin yazdıkların kişiyi bilgilendirmekten ziyade okuyanın zihnini bulandırır.
Pazartesi, Aralık 31st, 2007:
Kambur üstteki yorumunu yazı olarak “Kambur’un Hangi Alevilik üzerine cevapları” başlığıyla yazmıştı. Farklı bir konu olmadığı ve basın açıklaması gibi durduğu için yorum olarak ben girdim, yazıyı da sildim.
Pazartesi, Aralık 31st, 2007:
kambur bir dedigin ötekini tutmuyor yav sen en iyisi sus.
yazinda gercek anlamda alevinin kim oldugunu ve bu felsefeyi bilmedigini okuduklarindan yeterince aydinlanamadigini yaziyorsun sonra da bizi bilgilendirmek icin ögretmen ayaklarina yatiyorsun.
hiiic kusura bakma ama ögretmenligin sökmüyor arkadas, ortadaki yangina benzin döken bir kundakci olarak kalacaksin.
bu konuyu burada kapatsak iyi olacak. yoksa olayin boyutlari bizi asacak sahsina degil bu sözler, yazdigin yaziya haberin olsun.
Pazartesi, Aralık 31st, 2007:
anafikir yaziyi sildim diyorsun hangi yazi bu ben 10 kere ayni yaziya döndüm hala orada yav.
Pazartesi, Aralık 31st, 2007:
Yaw asena bu ara çok yormuşsun kendini işyerinde belli oluyor:)
”kambur” yukarıdaki yorumunu ”YAZI”olarak göndermiş,bizim anafikir de konu aynı diye oradan silmiş,buraya yorum olarak yayınlamış.Okey?
Pazartesi, Aralık 31st, 2007:
okey! aydinlarma icin tesekkürleee
Pazartesi, Aralık 31st, 2007:
Bu propaganda Türkiye’ de yapılmamalı diyerek son yorumumu yapıyorum bu yazıya; çünkü Türkiye’de faşişt yaklaşıomuşuz da Aleviler bundan rahatsız olmuş gibi bi fikri var yazan arkadaşın..
Pazartesi, Aralık 31st, 2007:
ay afaganlar basiyo olayin boyutu sincik te fasist emperyaliste tasiniyo.
yok mu orda koministlerin ne acidan baktigina dair haberler verecek biri yav:-)
Pazar, Ocak 6th, 2008:
Yazının ve yorumların tamamını okudum. Sonuç olarak şunu çıkardım ki.Hem yazar arkadaşımız hem de yorumcularımız keskin sivri dillerini esirgemeden ulu orta kullanmışlar. ( 1-2 yorum hariç ) Yazıda açık noktalar yanlış kullanılan cümleler var bundan kuşkum yok ancak en olursa hem yorumlar hem de verilen cevaplar oldukça insanın bam teline basıyor…Belli ki yazar Alevilik Meshebi nin gidişatı yada insanlara yansıyan tarafı konusunda rahatsız.Daha yumuşak daha araştırmacı ve biraz daha bilgi ekleyerek bu yazıyı sunabilirdi bize.Ama yapmamış içinden geldiği gibi günlük konuşma diliyle bize sunmuş.
Şimdi böyle yaptı diye.Yorum yapan arkadaşların ellerline bir dar ağacı ve halat alıp yazarımızı asmaları da suçlu arar gibi….Bence yazarın yaptığı hata ile aynı sonuca çıkıyor.Bu tür konular oldukça hassas konular insanların ırk,meshep,din,.. gibi düşünce görüşlerine cevap verirken yorumlarımızı ve yazılarımızı lütfen en hassas tartılardan geçirerek yapalım…Yoksa şuanda üzerinden konuştuğunuz yorum yazıların ,Aleviliğe yapılan kararlamalardan hiçbir farkı kalmayacaktır..
.
Pazar, Ocak 6th, 2008:
kim heraklesin yorumuna eksi verdi yav. bence oldukca güzel bir yorum. su verdigimiz eksilerle artilari biraz tartip kafa kullanarak versek iyi olacak, yoksa su andaki haleti ruhiyeme uymuyor diye ya da bir husumet sonucu ne yazarsa yazsin eksi olmali diye yorumlari degerlendirmek burada fikir üretmeye calisan insanlara yakismiyor derim ne dersiniz.
aslinda her yorum elestiriye aciktir ama eksi ve artiar verenin bu konudaki sorumlulugudur bence eksi veren de atri veren de bunu neye dayanarak verdigini aciklamali.
Pazartesi, Ocak 7th, 2008:
Teşekkür ederim Asenacım.Bi mukavele.Eksi artı önemli olan görüşlerimizi kimseyi incitmeden sunabilmek.Aynı şekilde bende şunu isterdim ki eğer yorumumda eksi yönler bulan varsa bunu dile getirsin yalnışımızı görelim…
Pazartesi, Ocak 7th, 2008:
Bence eksi veya artılar için acele ediyorsunuz,bekleyin.Bu yazıda bana da ”eksi”verilmişti.Şu an itibariyle ”artı”olmuş.Herakles’in yorumunda da eksi yok şimdi.
Sivri dil denmiş,ama bu yorumda da sanırım şu cümle hoşa gitmez:
”Şimdi böyle yaptı diye yorum yapan arkadaşların ellerine bir darağacı ve halat alıp yazarımızı asmaları…”
Biraz sert bir tartışma denilebilir ama kimsenin kimseyi astığı kestiği yok..
Salı, Ocak 8th, 2008:
Teşbih ve mübalağa sanatı güzel bi sanattır….Sadece abartılı bir benzetmeydi nostalji cim.Sonuç olarak yorumları okuduğumda toplu bir saldırı gördüm yazara karşı.Bu benzetmede yakışır oldu.
Bu da benim görüşüm ve yorumum.Şunu unutmamak lazım.Kimse kimsenin görüş ve sonuç olarak yorumlarına ( çünkü yorumlarımız düşüncelerimizin görüşümüzün bir yansıması burada) eksi artı veremez aslında.Düşünceler eksilnemez yada artılanamaz.bildirilir benim kanımda..
Salı, Ocak 8th, 2008:
Bütün yorumları okumadım ancak aklıma şu geldi bir alevi olarak..
Daha çok biz neyiz ne yapıyoruz gibi soruların cevaplarını cem evlerindeki tarikatlara giderek anlayabilirsiniz çünkü dışa gösterim pek yok.
Ayrıca her dinin her mezhebin belli kitle tarafından sapıtıldığı açıkca medya aracılığı ile görüyoruz, ben aleviyim onu yapıyorum şunu yapıyorum halkın ağzından dinlemek yerine güvenilir bir kitaptan yada bu işe bilen bir dede’den (cem evi imamı diyelim) dinlemek en mantıklısı…
Salı, Ocak 8th, 2008:
Bilmukabele yorumuna ”artı” veriyorum Heraklesciğim.Düşünce özgürlüğü olan demokratik bir ülkede yaşıyoruz.Bunu çok güzel ifade etmişsin.Kimse kimsenin görüşünü hiçbir surette değiştiremez.
Ben sadece yorumuna eksi verilme nedenini sorduğun için ”darağacı ve halat ”olan cümle etken olmuştur,dedim.
Aleviler ve Sünniler yıllardır bu topraklarda kardeşce yaşıyorlar bence.Birtakım çirkinliklere toplumun her kesiminde rastlanabilir.
”Kambur”kardeşimizin mizah yönü ağır basan çok güzel hikayeleri var.En kısa zamanda bir tane daha yazması dileğiyle.. :))
Salı, Ocak 8th, 2008:
Sayın kambur niye olayı dramatikleştiriyorsun ki.Benim tanıdığım bir çok alevi arkadaşım oldu ve şu anda kapı komşumda alevi.Hiç bir zaman onları küçümseyici gözle bakmadım bu toplumda da bakıldığına inanmıyorum.Bence sen ve senin gibi düşünen insanlar onları acizleştiriyorlar.Böyle yaparak kendinizi küçük düşürüp zavallıymışınız gibi düşünülmesine yol açıyorsun, ki değil.Ne zaman itelenip kakılmışlar ki,ne zaman yok sayılmışlar.Bence dünyanın en özgür toplumu biziz.İçimiz de yaşayan o kadar değişik millet var ve bunların hepsini topumun her kesminde görmek mümkün.Bu nasıl bir acizliktir ,bu nasıl bir yok sayılmadır?
Salı, Ocak 8th, 2008:
tarihte her zaman ari kovanina comak sokup, cikacak firtinadan kabini doldurmaya bakanlar vardir galiba kambur da bulundugu cevrede bulunan bir kac art niyetlinin etkisinde kalmis ve böyle bir yazi yazmis. ama sag duyumuza kulak vererek bu tip kiskirtmalardan uzak durursak, onlarin amaclarina ulasmalarini engelleyebiliriz. bizim yakin komsularimiz arasinda da aleviler coktu, ne bunlar alevi olduklarini söylemekten cekindiler ne de onlarin alevi olmasi bizim onlarla sicak iliskiler kurmamizi engelledi.
insanlar artik sadece ülkelerindeki birlikle yetinmiyor, dünya birligine yöneliyorlar, artik, su siyah bu beyaz, su müslüman su hiristiyan bile denmezken, niye bir alevi sunni problemi olsun anlamiyorum.
hic bir inanc bir günde ben yaptim oldu hesabi ile ortaya cikmaz, bu inancin arkasinda deniz gibi engin bir felsefe var ayrintilarini bilmesek te saygi duymak gerekir cünkü biz de inancimiz icin baskalarindan saygi beklentisi icindeyiz. saygi ancak saymayi ve sayilmayi bilene duyulur.