Hedef: Manisa, Görevimiz: Makina! Amacımız: Patlama!
Semih yazmış
Dört kişi girdikleri bir bakkalda açık olan televizyona sabırsızlıkla bakarken sonunda bekledikleri flaş haber başladı:
- Sayın seyirciler programımıza flaş bir gelişme için ara veriyoruz. Manisa’dan Yeni Asır gazetesi muhabiri Alper Kerdan bize flaş haberi aktaracak. Evet Alper seni dinliyoruz.
- Evet Aslı. Bugün Türkiye büyük bir patlamayla sarsıldı. Manisa’da şehrin her yerinden rahatlıkla duyulabilen bu patlama için emniyet yetkilileri suskunluklarını korurlarken az sonra Manisa Valisi bir basın açıklaması yapacak.
- Alper bize patlamayla ilgili elde ettiğin bilgileri aktarabilir misin?
- Görgü şahitlerine göre; patlamaya yakın kişilerde kulakları sağır edecek kadar büyük bir gürültü oldu. Patlamanın gerçekleştiği evin eski bir makine mühendisine ait olduğu söyleniyor. Ancak patlamanın sebebine dair herhangi bir bilgi şu an elimizde yok.
- Patlamanın sebebine dair hiç bir bilgi elde edilemedi mi Alper?
- Evin bazı parçaları etrafa saçılmış olsa da büyük bir bölümü tamamen kül olmuş durumda ve bulunduğu yerde büyük bir çukur oluşmuş durumda.
- Alper?
- Şimdilik aktarabileceklerim bu kadar.
- Alper beni duyabiliyor musun?
- Evet Aslı seni dinliyorum.
- Patlamaya bir bomba neden olmuş olabilir mi?
- Bu konuda spekülasyonlar olsa da henüz yetkili bir ağız tarafından teyit edilmedi Aslı.
- Patlamadan yaralı kurtarılabildi mi? Kaç ölü var?
- Daha önce de belirttiğim gibi ahşap olan evden arta kalan bir kaç parça tahta ve gerisi tamamen kül olmuş durumda. Evden hiç bir eşya dahi çıkarılamadı.
- Ceset de mi çıkarılamadı Alper?
- Evet Aslı
- Arkadaşımız Alper Kerdan Manisa’dan bildirdi. Teşekkürler Alper. Basın açıklaması sırasında canlı bağlantıda yine birlikte olacağız.
- Teşekkürler As…
- Şimdi terör ve bomba olayları üzerine uzman olan Dr. Metin Göral’a telefon bağlantısı kuruyoruz. Beni duyabiliyor musunuz Dr. Metin bey?
Dördu de birbirine bakmaya başladı. Ne yapacaklarını bilmiyorlardı. Kontrol etmeleri gereken tek bir şey kalmıştı: Makina!
***
Dört resmi kıyafetli adam evden kaçarak uzaklaşırken evin kapısından bağırıyordu pijamalı bir adam:
- Hey gidiyor musunuz? Bir dakika! Nereye?
-…
- Cehenneme kadar yolunuz var. Gitmeseydiniz polis çağıracaktım zaten.
- Hızlı olalım çocuklar. Yalnız panik yapmayın bir şeyden şüphelenmesin.
- Amirim adam hala kapıda.
- İçeri girmeden düzeneği çalıştırmayın. Onun da ölmesi lazım.
- Belki bir daha yapmaz makinayı, onu kurtaralım diyeceğim ama..
- Yeniden yapma riskini göze alamayız. Başka çaremiz yok. Zaten gördünüz o kadar bağlı ki makinesine ölümü göze alıyor. Yaşarsa tekrar yapmaması ihtimal dahilinde bile değil.
Koşarak siyah bir mercedes vanın içine girdiler. Pijamalı adam da eve giriyordu.
- Hazır mıyız arkadaşlar?
Herkes başını salladı.
- Geri sayım başlasın!
***
Kapının önunde dört resmi kıyafetli adam ve bir pijamalı adam tartışıyordu.
- Hayır! Bunu yapamazsınız! Ben buna ömrümü verdim. En az 15 yıl çalıştım. Ailemi ve işimi kaybettim. Babamın servetini harcadım. Bunu yapamazsınız!
- Buna mecburuz. Bu dünyanın geleceği bu makineye bağlı.
- Başka bir çare bulalım. Yok etmek çözüm değil. İyi ellerde kullanılırsa çok faydalı olur.
- Anlamıyorsun değil mi? Eğer bu makine şimdi imha edilmezse dünya yaşanmaz bir yer haline gelecek.
- Buna izin veremem. Hayatımın üçte birini harcadım. Yapmayın lütfen!
- Seni baştan uyarmaya çalıştık. 15 yıl önce sana bu sevdadan vazgeç dedik ama sen dinlemedin. Sana mektuplar gönderdik takmadın. Şu an buraya gelerek hem seni hem de kendimizi tehlikeye attık. Ama bize başka seçenek bırakmadın. Makineyi imha etmemiz gerek. Zorluk çıkarma bize.
Pijamalı adam dikleşti.
- Asla! Cesedimi çiğnersiniz!
- Peki o halde gidelim!
- Ben hiç bir yere gelmiyorum.
- Zaten seni götüren yok.
- Hey gidiyor musunuz? Bir dakika! Nereye?
-…
***
Pencereleri siyah film çekilmiş Mercedes Van ağır ağır sokakta ilerlerken içindeki beş resmi kıyafetli adam çok heyecanlı gorunuyordu ve bir o kadar da endişeli:
- Peki o zaman ev nerede?
- Buralarda olması lazım.
- Yarım saattir burada dolaşıyoruz ve aynı yerlerden üç kere geçtik. Adresi kayıp mı ettiniz!
- Hayır ama bize verilen adres yanlış.
- Fotoğrafını gördük en azından.
- Kahretsin! Dış görünüşü aynı olan bir sürü ev olabilir.
- Gerekirse hepsini kontrol ederiz.
- Ne dediğinin farkında mısın? Makine bitmek üzere ve biz evi bulamayabiliriz.
- O zaman biraz daha erken geliriz.
- Daha önce düşünecektiniz bunu! Bir daha şansımız olmayacak.
- Adresin yanlış olduğunu nereden bilelim. Yeter artık kafa ütülediğin. İşimize bakalım.
Birden şofor mahallinde oturan bağırdı:
- Hey şuraya bakın! İşte o ev!
Diğeri o kadar emin değildi:
- Hemen heyecanlanma. Bakalım gerçekten o mu?
- Yine de hazırlıklı olalım. Biliyorsun zorluk çıkaracak ve yeterince hazırlanma zamanımız olmayabilir.
- Ben onu konuşarak oyalarım. Siz de düzeneği kurarsınız.
- Bana sadece 10 dakika yeter. Sonra bu evden geriye toz külden başka bir şey kalmayacak.
Vanı belli bir uzaklığa parkettikten sonra şoför hariç hepsi hızlı bir şekilde indi ve eve doğru koşmaya başladılar. Bu sıcakta kimse dışarıda olmadığı için şanslıydılar ki dikkat çekmiyorlardı. Nihayet kapıya ulaştıklarnda biri zilin üzerindeki ismi okumaya çalıştı.
- Hey bakın kapıda adı yazıyor.
- Zili çalacak mıyız?
- Tabii ki de çalacağız. Eşkiya mıyız biz?
Ding dong!
- Kim o?
Amir olan sesini sertleştirerek:
- Biz JITEM’den geliyoruz. Kapıyı açın.
- Ne istiyorsunuz?
- Sizin güvenliğiniz için geldik. Hayatınız tehlikede.
- Ne? Neden hayatım tehlikede?
- İçeri girelim. Size her şeyi açıklayacağız!
Kapıyı pijamalı bir adam açtı. Çok tedirgin ve korkmuş görünmüyordu. Sanki güvendiği bir şeyler vardı ve kendinden emindi.
- Evet konu nedir?
- Makine.
- Siz nereden biliyorsunuz makinemi?
- Şu an sadece siz biliyorsunuz ama çok yakında tüm dünya bilecek. Onu yok etmemiz gerekiyor.
- Asla!
- Bize yerini söyleyin.
- Burada değil.
- Amirim bodrumda olması lazım. Öyle bildirildi bize.
- Hayır! Bunu yapamazsınız! Ben buna ömrümü verdim. En az 15 yıl çalıştım. Ailemi ve işimi kaybettim. Babamın servetini harcadım. Bunu yapamazsınız! Makinemi yok edemezsiniz.
***
- Asi57 hazır mı Tarık onbaşı?
- Evet! Hem de gerçeği kadar güçlü!
- Hala niye dolaşıyoruz? Buralarda bizimki gibi bir minivan yok. Dikkat çekiyoruz.
- Az kaldı efendim bulacağız.
- Peki o zaman ev nerede?
***
- Arkadaşlar bu son şansımız olabilir. 2007 eylülüne gidip o makineyi imha etmeniz gerekiyor.
- Peki imha ettikten sonra bize ne olacak?
- Bilmiyorum kardeşlerim. Üzgünüm ama geri dönememeniz için dua edeceğim. Bütün dünyayı kurtarmak için size düşen fedakarlık da bu! Adınızı ordumuzun şehit defterine bile yazamayabiliriz çünkü sizi tamamen unutabiliriz.
- Anlıyorum kumandanım. Bir nevi gemi yakmaya gidiyoruz. Gideceğiz ama dönemeyeceğiz.
- Muhtemelen ölmeyeceksiniz ama yaşayacağınızı da garanti edemem!
- Biz bu vatan uğruna şehit olmayı göze aldık. Şehitler de ölmez kumandanım.
- Şimdi bu adresi alın ve 2007 Aralığın son haftasından önce bulup evi, makineyi ve mucidini tamamen yok edin.
- Patlayıcı nereden temin edeceğiz kumandanım.
- Asi57 çok kararsız bir bomba çeşidi ve zaman makinesinde patlayabilir. Bu yüzden 2007’ye gittiğinizde yeni bir düzenek yapmanız gerekecek.
- Aynı güçte bir bomba yapmamız mümkün mü kumandanım.
- Size Tarık binbaşı da katılacak. O Asi57’yi ilk defa bulan gruptaydı. Söylediğine göre daha etkili bir bombayı bile 2007 yılının teknolojisiyle yapabilir. Gazanız mübarek olsun arkadaşlar!
- Vatan sağolsun kumandanım. Gidelim arkadaşlar…
***
İki tuhaf kıyafetli adam birbiriyle fısıldayarak konuşuyordu:
- Aldığımız istihbarata gore Türk ordusu geçmişe giderek zaman makinesinin bulunduğu gün makineyi imha edecekmiş. Boylece bizi durdurabileceklerini düşünüyorlar ki haklılar. O makine olmadan çok zor duruma düşeriz hatta yok oluruz! Biz de onlardan bir gün öncesine giderek o mucidi korumalıyız ve makineyle birlikte kurtulmasına yardımcı olmalıyız. Yanlız dikkatli olalım bu giden Türk komandoları çok iyidirler. Zaten bu zamana geri dönemeyecekler hiç olmazsa mucidin ve makinenin peşine düşmesinler. öyle bir plan yapmalıyız ki makineyi gerçekten yok ettiklerini zannetsinler. Bu yüzden mucidi ve makineyi kurtardıktan sonraki ilk işimiz onlarn kullandığı makineyi yok etmek olmalı…
|
7 Ocak, Pazartesi , 2008






Salı, Ocak 8th, 2008:
Allahım nedir bu?Beynim bir anlam karmaşası içinde.Kendimi asla anlayamayacağım fizik konularının arasındayken sanki ordan da birden bir uzay bilimlerine düşmüş gibi hissettim.Kusura bakma lütfen bana konunun özünü bir anlatıver hele.:D
Çarşamba, Ocak 9th, 2008:
budur. çok kaliteli ve zekice olmuş.
Çarşamba, Ocak 9th, 2008:
Bu güzel yazıya kafa patlatıp bizlere sunduğu için sevgili bilim adamımız Semih’e teşekkürler,diyorum.
Eline sağlık Mendelciğim :)
Cumartesi, Ocak 12th, 2008:
Yeni bir tarz denedim ve bunu sirf denemek icin denemedim. Kalemimden oyle akti nedense. Ve daha once bu tarzi hic bir hikayede okumadim. Aslinda iyi bir kalemden bu tarz bir hikaye ciksa cok guzel olurdu. Hikaye sondan basa dogru akiyor gibi gorunse de aslinda bilinmeyenler de geriye gittikce aciga cikiyor. Yani -bilmiyorum deneyen oldu mu- hikayeyi ters cevirip okusak anlam karmasasi olur ve butunlugu bozulur bence. Yorum yazmis arkadaslara ve yazanlara tesekkur ediyorum. Galiba uzun bir sure bu son hikayem olarak kalacak burada. Artik calismalarim ciddi olarak yogunlasti ve yaza kadar durak olmayacak sanirim. Gerci halim belli olmaz cok bunalir bir hikayeyle daha kapagi atarim buraya ama yaz ortasina kadar zor bir ihtimal gibi gozukuyor:) esen kalin efendim…
Cumartesi, Ocak 12th, 2008:
okuyamadim. yarisinda ipin ucu kacti. yav semih tamam anladik bu bur zaman makinesi de bunun kime ne zarari olur ki 5 tane resmi giyimli adam yok etmeye ugrasiyor. hadi bunu alalim da kendimize maledelim deseler neyse.
bence sen en iyesi sürpriz sonlu hikayeler yaz yav. hani su gecenlerde yazdigin cocugu olmayan kadinin olmayan cocuguna seslenisi gibi.
ben yorgun bir kadinim kardesim azicik bir aklim kalmis hafta sonunda onu da bu yazi aldi. :-)
Pazar, Ocak 13th, 2008:
surprizi yarisinda biraktigin icin kacirmis olabilrisin belki:) Bekledigin kadar olmasa da biraz surprizi var. Ornegin niye mal etmeye calismiyor da yok etmeye calisiyorlari ogrenmek icin sonuna gitmelisin:) Ama dedigim gibi yenib ir tarz denemek istedim. Hikaye olarak basarili olmayabilir ama boyle bir tarzin iyi kalemlerle denenmesini ve ben de boyle bir tanesini okuyayim isterdim:)
Pazar, Ocak 13th, 2008:
Peki imha ettikten sonra bize ne olacak?
- Bilmiyorum kardeşlerim. Üzgünüm ama geri dönememeniz için dua edeceğim. Bütün dünyayı kurtarmak için size düşen fedakarlık da bu! Adınızı ordumuzun şehit defterine bile yazamayabiliriz çünkü sizi tamamen unutabiliriz.
su cümleler bana mission impossibleyi hatirlatti yav.
Pazartesi, Ocak 14th, 2008:
inan izlemedim:)
Perşembe, Ocak 17th, 2008:
ya süper bişey ya ama ben ne dedim bu ne cıktı nese bunada sükür yani…
Cumartesi, Ocak 19th, 2008:
sevgılı semıh degısık bır tarz tebrıkler keyıfle okudum.:) elıne saglık