İki dilim börek

 4BlooD yazmış

Yağan kar taneleri içinde seçilemiyordu bile küçücük bedeni. Evine gitmek istiyordu; ama çorap satmalıydı ki zira bugün hiç satamamıştı. Cebindeki son parayı da annesinin ilaçlarına yatıracaktı.

Rahmetli babasının ona tek emaneti olarak görmeye başlamıştı annesini. Ondan 2 senedir yaşıtları gibi ne koşup oynayabiliyor, ne de kardan adam yapabiliyordu Ali.

Hava kararmak üzereydi. Son çare olarak gördüğü şeyi yapmaya hazırlanıyordu; ama nasıl bir girişimde bulunacak nasıl yüzü olacaktı. “Yapmalıyım” dedi, sağ eli ile soğuktan yaşaran gözlerini silmeye çalışırken.

Sokağın köşesinde duran müstakil, yeşil evin kapısını çaldı. Kapıyı gayet zarif, hoş giyimli bir bayan açtı.

- Buyur evladım, ne istemiştin?

- Efendim size çorap versem, karşılığında bir parça ekmek verir misiniz?

Tebessüm etti genç bayan.

- “Gel evladım içeride çorabımı seçeyim” dedi.

Şükür” dedi Ali içinden, bugün de bir şeyler götürebilecekti evine. Mutfağa geçtiler. Genç bayan yeni börek yapmış olduğunu söyleyerek Ali’ye büyük bir dilim ikram etti.

- “Burada yiyemem” dedi Ali.

- Neden?

- Annem evde beni bekler, hem ona da yiyecek bir şeyler götürmem gerekiyor.

- Sen ye evladım, ben seni evine götürürüm.

Anlam veremiyordu Ali. Neden bu kadının yanında bu kadar rahattı içi? Belki kadının samimi tavırları idi Ali’yi bu kadar rahatlatan, belki de başka bir şey. Saat 20.30 gibi evine döndü Ali, annesine de kadının eline tutuşturmuş olduğu 1 dilim böreği getirerek.

Mutluydu Ali, umutluyu da aynı zamanda. Okulunu okuyacak, büyük adam olacaktı. En azından insan gibi para kazanacaktı. “Benim de ikram edebilecek bir böreğim olmalı” diyordu yatağında dönüp dolaşırken.

Aradan yıllar geçmişti. Ali artık Doktor Ali Bey idi. Yaklaşık 20 senedir çalıştığı hastanede artık başhekim olmuştu.

Günün hasta kayıtlarını incelerken bir hemşerisinin hastaneye yatış yaptığını görmüş, zaman kaybetmeden odasına gitmişti. Hastayı hemen tanımıştı Ali. Bu sevimli yüzü nasıl unutabilirdi ki.

Hemen hastanın bilgilerini aldı diğer doktor arkadaşlarından. Bayanın beyninde ur olduğunu ve ameliyatının çok riskli olduğunu öğrendi. Karar vermişti bir kere, ameliyata kendi girecekti.

Yoğun tedavi süresince hastası ile yakından ilgilendi Ali. Her gün kendisinin o çorap satan çocuk olduğunu söylemeye niyetlendi; ama nedendir bilinmez bir türlü tanıtamadı kendini. Korkuyordu yanlış anlaşılmaktan, belki de kadının kendini mahcup hissetmesinden.

Taburcu olma günü gelmişti. Yaşlı bayan bin bir tereddütle de olsa veznenin yolunu tuttu, içinde korku ile. Borcunun ne kadar olduğunu sordu.

- “Borcunuz yoktur efendim, geçmiş olsun” yanıtını aldı.

Şaşkındı yaşlı bayan. Başını önüne eğdi, borcun nasıl kapanmış olduğunu düşünürken gözüne makbuz üzerine yazılmış şu not ilişti:

Hastane masrafınız 2 dilim börek ile ödenmiştir

6 kez oylanmis, 5 uzerinden 2.33 6 kez oylanmis, 5 uzerinden 2.33 6 kez oylanmis, 5 uzerinden 2.33 6 kez oylanmis, 5 uzerinden 2.33 6 kez oylanmis, 5 uzerinden 2.33 Loading ... Loading ...
Etiketler: , , , , , , ,


23 Eylül, Pazar , 2007

Öneri: (Sponsor)

6 Yorum yapılmış

  1. +1
     
    Semih

    Pazar, Eylül 23rd, 2007:

    Bu hikayeyi muhtemelen baska bir milletin edebuyatindan (adini hatirlayamadim maalesef) iki dilim borek yerine bir bardak sut olarak okudum ve o hikayede anne yoktu. Biraz fazla mi esinlenme var?

  2.  
    Semih

    Pazar, Eylül 23rd, 2007:

    Iste bu da googleda buldugum hikaye

  3.  
    4BlooD

    Pazar, Eylül 23rd, 2007:

    yok ben bunu sadece gerçek bir olay olarak biliyorum. hikayede kim var ne var hatırlamıyorum, sadece olay bir şekilde aklımda kalmıştı. ben de bunu bir şekilde hikayeleştirmek istedim; ama bildiğim varsa genel hatları ile bu yaşanmış bir olay..

  4. -1
     
    mskalimero

    Pazar, Eylül 23rd, 2007:

    seni hısz seniii.

  5.  
    julia bergdorf

    Pazar, Eylül 23rd, 2007:

    4Blood keske bir tepsi baklava deseydin bize daha yakın bi hikaye olurdu belkim..Hayatı Türk Sineması tadında yaşayan yurdum insanına genel hatlarıyla yaşanmış gelebilecek bu yazı beni hiç içine alamadı.Dünya henüz o kadar küçülmedi bence ama keşke öyle olsa iyilik ve kötülük bu dünyada yerini bulsa iyi olurdu..Neyse dedim ya yaşanmış olabileceğine pek ihtimal vermiyorum tavuk suyuna çorba kibi geldi

  6.  
    asena75

    Pazar, Eylül 23rd, 2007:

    pek bi kemalettin tugcuvari olmus ama yine de güzel paylasim icin tesekkürler.

    bu tip hikayeler hangi formda olursa olsun insana insan oldugunu hatirlatiyor ve bugün insanlik icin ne yaptin sorusunu sorduruyor.

    maalesef ne bu gün ne dün hic bisi yapmadim.

    ne mutlu bu sansa erisenlere.

İki dilim börek başlıklı yazıya gelen yorumları takip et veya bu yazı hakkında bahsedenleri gör.

Yorum yap




Senin yorumundan sonraki yorumlar E-postana gelsin mi?


 
Ne çok severiz seni Wordpress