Interrail’deki son otostobum

 Semih yazmış

Bir zamanlar Interrail ile Avrupa turu yapıyordum. Toplam bir ay süren bu serüvenimde birçok macera yaşadım ama burada size bir tanesinden bahsedeceğim. Çok etkisinde kaldığım bu olayı ilk defa size anlatıyorum.

Bazen tren ile yaptığım yolculuktan bunalır ama ilerlemekten de geri kalmak istemezdim. Bu yüzden zaman zaman otostopla trenin gideceği bir dahaki istasyona giderdim. Çoğu zaman otostop kolay olurdu. Bir de İngilzce bilen birisine denk geldiğimde keyfime diyecek yoktu doğrusu.

Bir istasyonda su almak için indiğimde yine otostop için dayanılmaz bir arzu duydum. Yeni bir insan ile tanışacak ve bir nebze de olsa dinlenmiş olacaktım.

Trene binmedim ve anayola çıktım. Ancak birden şiddetli bir pişmanlık duydum. Çünkü hava kararmak üzereydi ve hazırlıksız yakalanmıştım.

Tecrübelerim ışığında otostop yapacağımda üstüme temiz bir şeyler giyinir ve sakal traşımı mutlaka olurdum. Ancak aniden karar verdiğim için kırışık bir gömlek, rezalet bir şort ve iki günlük sakalla otostop çekmek, üstelik havanın kararmaya yüz tuttuğu bir saatte mümkün gözükmüyordu.

Bu yoldan arabaların sık geçtiğini söylemek de hiç mümkün değildi. Bir kere aksilik başlamaya görsün ardı ardına geliverir ya, en yakın tren de ertesi sabahtı. İlginçtir ki tren istasyonu da bir kasabada kurulmamış çok ıssız bir anayol kenarındaydı.

Bu Avrupalıları anlamak zor iş doğrusu” diye söylenerek ufukta görünen kasabaya kadar gitmeye, orada bir otelde sabahladıktan sonra şansımı ertesi sabah denemeye karar verdim ama yürümekten başka da çarem yok gibi gözüküyordu.

Yürüdükçe yürüdüm ama hemen şuracıkta görünen kasaba yaklaştıkça daha da uzaklaşıyordu sanki. Saat gecenin yarısını bulduğunda takatim iyice tükenmiş ama ne bir araba otostobuma durmuş ne de otobüs geçmişti.

Artık o kadar yorulmuştum ki arada bir yere düşüyor sonra yine kalkıyordum. Neden sonra arkamda Avrupa’da alışık olunmayan çok gürültülü eski bir kamyon sesi geldi. Hemen son umutla bitkin bir vaziyette otostop işareti yaptım.

O sırada tam karşımdaki tepede bir kale olduğunu gördüm. Çok eski ve heybetli bir kaleydi bu. Ay ışığında kiremit kırmızısı parlıyor, yüksek kulelerinin kaplamaları metalik yansımayla havada UFO varmış izlenimi veriyordu.

Farlardan şoför gözükmüyordu ama yavaşladıgını farkedince hayatım tekrar bağışlanmış kadar sevindim. Tam hizamda durdu. Farlarını söndürdü. Ve benden taraftaki pencere yavaş yavaş açıldı. Kendi dilinde bir şeyler söyleyen hırıltılı bir ses. Sıcak yaz gününde içime ürperti veren bir serinlikle üşümüş gibi titredim. İngilizce

- “Dilinizi bilmiyorum” diyebildim kekeleyerek.

O da İngilizce cevapladı ama adamın sesi sanki içime işliyordu.

- Seni ön tarafa almam. Hemen kasaya bin. Acele et. Sakın bana seslenmeyim deme. Seni ileriki kasabada indiririm. Durduğumda arkana bile bakmadan in ve uzaklaş. Buralarda gece yanlız başına yürüyen bir yabancı demek ölü bir adam demek. Bu iyiliğimi unutma ve bu iyiliğime nankörlük yapmak istemiyorsan beni ve kasada gördüklerini kimseye anlatma.

- “OK!” diyerek arkaya son bir gayretle koşuyordum ki arkamdan bağırdı

- Ömrün boyunca!

Kasaya aceleyle atladım. Altımda yumuşak bir şey vardı. Karanlıktan göremiyordum ama adamın bu gizeminden dolayı da çok merak ediyordum. Yorgunluktan canım çıkmıstı. Uyumak da istiyordum ama adam durduğumda hemen in demişti. Uyumak iyi bir fikir değildi. Bugün yeterince hata yapmıştım daha fazlasına tahammülüm yoktu.

Kamyon yavaş yavaş ilerlerken olduğum yere yığılıverdim. Oturur oturmaz irkilmem bir oldu.

Oturmaya çalıştığım yer bir tuhaftı. Elimle yokladıgımda ise bir kolu tuttuğumu farkettim. Birisi daha uyuyordu herhalde. Dokunduğumda elinin buz gibi olduğunu hissettim ve hemen yüzüne götürdüm elini. Buz gibi bir cesetti bu!

Dehşetten taş kesilmiş çığlık bile atamamıştım. Hoş çığlık atacak halim de yoktu ya!

Elimle etrafı biraz daha yoklamaya devam edince, bir tane değil, onlarca ölü olduğunu gördüm kasada. Hiçbir koku yoktu ya da koku alamayacak kadar yorgundum. Kanım beynime sıçramış, yüreğim yerinden fırlayacak gibi olmuştu. Karanlıktan göremesem de ceset havuzunda bulunmak korkunç bir şeydi.

Daha fazla devam edemezdim. Kamyondan atlamalıydım. Ancak hareket edemeyecek kadar güçsüzdüm. Kalkmaya çalısırken kamyonun durmayacağından emindim ki kamyon aniden durdu.

Birden bana bir can geldi. Ölüm korkusuyla hemen atladım. Yere düştüğümde kamyon yine hantal hantal ilerlemeye devam ettiğini gördüm. Bu hatırladığım son kareydi. Uyandığımda bir hastanedeydim. Hemşire gözlerimi açtıgımı görünce gülerek yanıma geldi.

- “Ne oldu bana?” cümlesi güçlükle döküldü ağzımdan. Hemşire:

- “Merak etmeyin, iyi olacaksınız. Kasabamızın birkaç yüz kilometre ötesinde bulunan Monjeo kalesinin bulunduğu yerde, yol kenarında bayılmış bulundunuz. Bir şeyiniz yok ancak yere düşerken kolunuzu ve bacağınızı yaralamışsınız.

- Kale mi dediniz? Bu kale kiremit renginde ve kulelerinde metalik kaplamalar mı var?

- Evet bayılmadan önce gördünüz demek!

- …!

8 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.38 8 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.38 8 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.38 8 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.38 8 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.38 Loading ... Loading ...
Etiketler: , , , , , , , , , ,


24 Eylül, Pazartesi , 2007

Öneri: (Sponsor)

18 Yorum yapılmış

  1. +2
     
    nostaljik

    Pazartesi, Eylül 24th, 2007:

    Bu bir rüya mıydı?Ya da korku filmi senaryosu yazdın kesin!!!Okuduklarım gerçek olamaz..Dı dı dııı..

  2. +2
     
    elvenwolf

    Pazartesi, Eylül 24th, 2007:

    katılıyorum, gerçekse hikayeyi cnbc-e dizisi gibi en meraklı yerinde kestiğin için hayal kırıklığı yaşıyorum.

  3. +4
     
    julia bergdorf

    Pazartesi, Eylül 24th, 2007:

    valla ben kasabadaki otelde hostel3 çekilecek sandım.Atraksiyonlu bir yazı bende böyle yazıları çok seviyorum. İki sene önce İtalyanın Livorno şehrine yakın bi kasabaya yolum düşmüştü bu yazıya inanmayanların o kasabaya gitmelerini tavsiye ediyorum.

  4.  
    herakles

    Pazartesi, Eylül 24th, 2007:

    Güsel yazıymış ellerine sağlık..Gerçeklik konusunda şüphelerim var.Gerçek olmasa da parlak bir hikaye olmuş.Ellerine sağlık..

  5.  
    Semih

    Pazartesi, Eylül 24th, 2007:

    ya hic bir yazar sadece basindan gecenleri anlatmaz ki? Bu sitede oyle bir anlayis hakim. Acaba boyle bir teamul var da ben yeni oldugum icin mi bilmiyorum. Lutfen beni aydinlatin:)

  6. +1
     
    starmix

    Pazartesi, Eylül 24th, 2007:

    Ellerine sağlık , çok güzel olmuş, kurgu da iyi anlatım da…

  7.  
    julia bergdorf

    Pazartesi, Eylül 24th, 2007:

    Avrupada gerçekten ürkütücü ve tekin olmayan yerler var mesela sözünü ettiğim kasabada han gibi bir yer vardı tesadüfen tuvalet ararken rastladık buraya içerisi sırf bağımlı insan kaynıyodu, içerden çıkan insan mı ne belli olmayan bir yaratık beni buna inandırdı adammı kadınmı belli değil sapsarı omzuna kadar inen saçları kıllı bir erkek yüzü kıpkırmızı bir ruju vardı altında bir şort ve jartiyer . Ordaki bir arkadaşın söylediğine göre burada bir sigara veya ot parasına adam öldürebilecek insanlar varmış ben onların yalancısıyım ama kasabadaki taş duvarlarda dönemin adı mafyayla beraber geçen devlet başkanın elinde silahla kabartmaları vardı damga gibi kocaman şeyler yapmışlar ve hayatımda bu kadar pis kokan, kasvetli ürkütücü bir yerleşim birimi daha görmedim.

  8.  
    cilekbahcesi

    Pazartesi, Eylül 24th, 2007:

    yazı ister hayal ürünü olsun ister gerçek benim hoşuma gitti özellikle kamyondaki ceset havuzu olayı beni baya irkitti doğrusu.güzel,güzel

  9.  
    ceselo

    Pazartesi, Eylül 24th, 2007:

    yazi guzel gidiyordu da sonuc yok.ben de dexter dizisine benzettim yaziyi,bi de sonunu yazsaydin…

  10.  
    Semih

    Pazartesi, Eylül 24th, 2007:

    Ya ikinci yazim oldu bu bitmedigi dusunulen. Ama arkadaslar ben hikayelerimde her seyi aciklamayi seven biri degilim. Biraz okuyucuya birakiyorum. Onlarin hayal gucune. Nedendir bilinmez her seyi aciklamayan hikayeler, yazilar, romanlar ve filmler beni digerlerinden daha cok sariyor. Hayal gucume emanet edilen olgular benim icin yazidaki keyfi arttiran bir etmen. Belki de balik burcu oldugum icindir:) Ama samimi olarak soyleyeyim bence hikayem bitmis. Bundan sonra ne yazilir ki?

  11.  
    asena75

    Pazartesi, Eylül 24th, 2007:

    ben hep ya basimdan gecenleri ya da cok yakinlarimdan duyduklarimi yaziyorum ben yazar diiilim demek kine. öyle mi semih?

    yav tam hitckokvari bisi. soför de antony perkinsti garanti. hany su sapik filmini ceviren yakisikli.

    yav ben de hayal gücümü zorlayan yazilari sevmiyorum. su na bi to be contunied desek…..?

  12.  
    Semih

    Pazartesi, Eylül 24th, 2007:

    Yok oyle demek istemedim:) Kalkip burada ukalalik yapip yazarlik dersi vermeye kalkismak istemiyorum. Yazar her seyi yazar. Ben sadece her yazarin sadece basindan gecenleri yazmadigini bazen hayal gucuyle yazadigini soylemek istedim.Bu sadece basindan gecenleri yazan yazarlar da oalbilir anlamina gelir tabii ki.

  13.  
    asena75

    Salı, Eylül 25th, 2007:

    bi to be contunied mi ?

  14.  
    Cevval Portakal

    Salı, Eylül 25th, 2007:

    yazı güzel olmuş, mutlak gerçeklikten bir anda olağanüstü gerilim öğelerine geçiş bölümü gerçekten sarsıcı. bende çoğunlukla sonunu okuyucuya bırakan yazılardan hoşlanmama rağmen, semihciğim bir okuyucu olarak söylüyorumki bize tamamlayacak çok fazla şey bırakmışsın bu sefer.
    hikayeye, cesetlerin neden ve nereye götürüldüğü, kalenin neden bu kadar önem taşıdığı ve anakarakterin başına gelebilecek binbir türlü olay eklenebilirdi bu haliyle sonunu okuyucuya bırakan bir hikayeden çok, uzunca bir romandan sadece bir kesit izlenimi var. bencede bir to be contunied… fena olmaz. he olaylar birbirine bağlanır, birçok şeyin sırasıyla açıklandığı kendi kuralları olan farklı bir dünya yaratılır. böylelikle finalde okuyucuya kendi hayal gücünü yazarın koyduğu kurallar çerçevesinde kullanabileceği bir ortam sağlanır ve hikayenin sonunu kendi kafasında canlandırması sağlanabilir de.
    sadece kendi zevklerim doğrultusunda bir hikayeden beklediklerimi açıkladım. eleştri olarak değerlendirmeyiniz.

  15. +1
     
    ceyhun

    Salı, Eylül 25th, 2007:

    Ayni yazi tarzini seviyoz semih.yazin guzel ama bana gore biraz daha tasvir olayini kuvvetlendirmelisin.
    yazi bitmedi fikrine katilmiyorum.cok guzel bir son var yazida.

    bazi noktalari okuyucunun kendisi bulmali veya gelistirmeli.
    basarilar semih

  16.  
    Semih

    Salı, Eylül 25th, 2007:

    hmm evet size katilmadan edemedim simdi:) Devamini ben de merakla bekliyorum. Eger akarsa klavyenin tuslarindan devami, buraya gonderirim hemen seve seve:)

  17.  
    asena75

    Salı, Eylül 25th, 2007:

    bana bi son lazim hayal gücümle kurduklarimi yalanlayacak ya da bagdastiracak.

  18.  
    umut

    Cuma, Temmuz 25th, 2008:

    çok güzel bi hikaye olmuş. sonu pek sürpriz olmasa da yine de ince bikaç ayrıntı önplana çıkarmış hikayeyi.. sevdim dostum…
    ama tam interraile çıkmaya hazırlanan benim gibi biri için pek iç açıcı bi hikaye değil. tam seviniyodum 6 taksit var GOcardıma interrail bileti alırken diye… şimdi paraya mı canıma mı dert yansam :)

Interrail’deki son otostobum başlıklı yazıya gelen yorumları takip et veya bu yazı hakkında bahsedenleri gör.

Yorum yap




Senin yorumundan sonraki yorumlar E-postana gelsin mi?


 
Ne çok severiz seni Wordpress