Işık Şehri
fatih dayan yazmış
Bir önceki sene örgüt mahkemeyi kazanmıştı, artık Chemtrailler yoktu gökyüzünde. Aynı şekilde bu olaya da eğilen örgüt, “Tekniğin alternatifsiz yolu ve medeniyetin kendisi olan, temiz enerji elektrik, insan öldürmeye devam ediyor” haberini söndürecektir.
Aslında insanlığın geriye kalan tek sorunu bu. Ve bu insalığın sahip olduğu tek şehrin tek sorunu. Artık bütün cihazlar elektriğe değil ışığa uyumlu hale getirilecektir.
Şehrin kurucusu, büyük lider, zamanında Ormanla uyum sağlamayı başarmıştı. Adına dikilen lahitten bir cümle:
“Mevsim değişiminden kaynaklanan hastalığımı zamansız çıkan güneş iyileştirdi.”
Bu yazıtı örnek göstererek güneşin kutsallığını ve bu şekilde enerji kaynağı olarak kullanılamayacağını söyleyen hödük konseyi vardır.
Konsey kuralların sınırında yaşamaktadır. Eğer bu sınır aşılırsa başlarına gelecek barizdir. Buna rağmen konsey kamudan sağlam bir destek görmektedir.
Gerçekte efsaneler, insanlığa asıl düşmanını göstermektedir. Kurallar yeterince sağlam ve esnetilemezdir. Yürütme organlarına ihtiyaç duyulmamasının sebebi, şehri çevreleyen canlı ormandır.
Lahitten kısaltıldı:
“Herkesten ve her şeyden kaçmaktayım. Vicdan ve mantık önemini yitirdi. Kaçınılmaz kehanetler gerçek oldu. Son apokalipsle birlikte yıkım başladı.
Gökten düşen metal canlıymış. Gökten birçok çeşit düştü. Farklı türler geldi. Mevsimler bozuldu. Farklı hastalıklar bize zarar verdi.
Her şey yıkıcı. En yıkıcı olanı ise insanlığın kendine yaptığıdır. Ölüler yürüyor.”
…
“… Kaçıyorum hala, ölmedim. Olaylar beni aydınlığa itti. Her şey güzelleşmeye başlıyor çünkü mevsim değişiminden kaynaklanan hastalığımı zamansız çıkan güneş iyileştirdi.
Bu dünyadan soyutlanmış bir orman görüyorum. Neden saldırılar oraya zarar vermiyor?”
Sona doğru
“… Anladım ki burası kaos kaynağını, kırılma noktalarını ve enerji patlamalarını siliyor, şüphelerin bittiği, korkunun yasaklandığı, haz ve yavaşlığın diyarına hoş geldim.”
|
30 Eylül, Pazar , 2007






Pazar, Eylül 30th, 2007:
Türkiyede ben senaristim diyen bazı öküzlerin bu yazıyı okuması lazım bence.
Pazar, Eylül 30th, 2007:
hem kaybolan geçmişi, hem de geleceğin belli belirsizliğini hissettiriyor… Şahane bir yazı..
Pazartesi, Ekim 1st, 2007:
ben pek anlayamadim:)
Pazartesi, Ekim 1st, 2007:
ohannes muhteşemmiş, ayakta alkışlıyorum.şahane bir zion tanımlaması.
Pazartesi, Ekim 1st, 2007:
o dünyaya hepimiz hosgelelim. bir kosturmacadir kapilmisiz gidiyoruz. cok süper olmus.
sana diyorum yaz sunlari bir kitap olarak yayinla.
Pazartesi, Ekim 1st, 2007:
“… Kaçıyorum hala, ölmedim. Olaylar beni aydınlığa itti. Her şey güzelleşmeye başlıyor çünkü mevsim değişiminden kaynaklanan hastalığımı zamansız çıkan güneş iyileştirdi.
Bu dünyadan soyutlanmış bir orman görüyorum. Neden saldırılar oraya zarar vermiyor?”
Bu kısım aynen benim iç yorgunluğumu anlatıyor sanki.Nasıl da kendimden birşeyler buldum.Yazıya baktığında çok soğuk bir ifade taşıyor ama özünde ne büyük anlamlar gizli.Herzaman ki gibi eline,diline,yüreğine sağlık.Sen benim okumaktan bıkmadığım özel yazarımsın.
Salı, Ekim 2nd, 2007:
üç kez okudum.Okudukça daha çok özümsedim.Süpersin.Kalemine sağlık .Lütfen bu tadı bizlerden mahrum etme.Sevgilerimle.
Salı, Ekim 2nd, 2007:
julıa’yı tebrik ediyorum sanat anlayışından dolayı. apocalypta isimli bir film izlemiştim buna benzer bir sneryosu vardı. sanırm yönetmenliğini mel gibson yapmıştı. orada da bir efsane vardı. ve taş duvarlar medeniyet olarak adlandırılıyor ve insanlığın sonu olarak tanımlanıyordu. gerçekten çok vurucu bir film. sanırım en sıradan sahnesi bir aslanın kahramanımızı kovaladığı sahne ki bu sahneyi görmelisiniz. yani filmi mutlaka seyretmelisiniz. sanırım kehanetlerde gerçek payı var. medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar…
Pazar, Ekim 7th, 2007:
teşekkürler.
konunun etrafında dolaşıyorum. henüz yazıya giremedim.
Salı, Ekim 9th, 2007:
Yazıdançokyorumlargüzel.seviliyorsun.tebrikederim
Çarşamba, Ekim 10th, 2007:
şahane süper müper iyi deli kırık yazı.hikayeler birbiriyle alakalıymış. ilk ormanı okudum daha güzel oldu. takipçinim.
Pazar, Ekim 14th, 2007:
mest oldum. çok iyi. roman yazıyorsan başka bir link ver bana da oradan okuyayım.
Çarşamba, Ekim 17th, 2007:
çok beğendim ben ya. Helal olsun sana kardeşim
Pazar, Mart 16th, 2008:
supre