Kahvaltıdaki yeşil zeytin… Ama önceden siyahtı

 Cevval Portakal yazmış

İlkokul yılları, daha okulda ilk senem sanırım, yanlış hatırlamıyorsam. Önde biz sübyanlar, peşimizde annelerimiz her gün okul yolunu katetmekteyiz.

Evden çıkıp okula giderken tam yolumuzun üzerinde Cihan adında, aynı sınıftan bir çocuğun evi bulunmakta. Dolayısıyla okula gidiş-dönüş saatleri denk geldiği için Cihan ve annesi de bu yürüyüşte bize katılmakta, tabi haliyle anneler arasında da bir samimiyet gelişmekte.

Bu Cihan dediğim çocuğun da ilk göze çarpan özelliği, gün boyunca üst dudağı ve burun delikleri arasında büyük damlalar halinde duran sıvı tatakları.

O tataklar ki, gün boyunca önlük koluna ve eline, parlak izler bırakarak silinmesine rağmen sürekli akmaya devam etmekte. Sonuçta benim sübyan yaratıcılığım ile bu çocuğa taktığım isim; “Sümüklü Cihan“.

Ben bu ismi kullandıkça annem de alışmaya başladı. O da farkındaydı tabi ki neden böyle dediğimin ve aramızda çocuğun ismi “Sümüklü Cihan” olarak kaldı.

İlk birkaç ay sonunda anneler arasındaki samimiyet gittikçe gelişti ve neticede kahvaltıya davet edildik. Annem de doğal olarak teklifi kabul etti. Evlerine gittiğimizde farkettim ki Sümüklü Cihan’ın aynı sorundan müzdarip bir de sümüklü kardeşi varmış, 1-2 yaş küçük.

Sofraya oturuldu, klasik kahvaltı sofrası reçel, peynir, zeytin vb…

İnsanların yemeğe hazırlandığını görünce, bir an duraksadım. Masada tabak yoktu. Tabağı geçtim ne bıçak vardı ne çatal. O yaşta çatal isteme cesaretini de gösteremedim nedense.

Tam bunlar üzerine düşünürken, bir de baktım masada bir hareketlilik, özellikle iki kardeşte. Şansıma kardeşlerin ikisi de zeytin müptelasıymış. Ben afal afal seyrederken, o ufak eller zeytin kasesine dalmakta, ufak hızlı parmaklar birer ikişer zeytinleri kapıp ağıza götürmekte, ardından o zeytin yağına daldırılmış eller burunlara gitmekte, akabinde tekrar zeytin kasesine daldırılmakta.

Şaşkınlığımı üzerimden attığım bir ara anneme göz attım. O benden daha şaşkın, birbirimize bakakaldık.

O sabah öyle bir ruhsal çöküntü yaşamışım ki, üzerinden geçen bunca seneye rağmen her detayı hatırlayabiliyorum. Annem de aynı ruhsal çöküntüyü yaşamış olacak ki, zeytin o günden sonra evimize o haliyle girmedi. Ailece zeytin ezmesi tüketir hale geldik.

Hala da kahvaltı masasında o şekilde zeytin gördüğümde bu anı canlanır gözümde.

13 kez oylanmis, 5 uzerinden 3.08 13 kez oylanmis, 5 uzerinden 3.08 13 kez oylanmis, 5 uzerinden 3.08 13 kez oylanmis, 5 uzerinden 3.08 13 kez oylanmis, 5 uzerinden 3.08 Loading ... Loading ...
Etiketler: , , , , ,


23 Temmuz, Pazartesi , 2007

Öneri: (Sponsor)

12 Yorum yapılmış

  1.  
    asena75

    Pazartesi, Temmuz 23rd, 2007:

    Allah senin layigini versin. Kiz en sevdigim sey zeytindir.

    Iki satirlik yazi burnumdan geldi okurken ögürmekten.

    heralda bir iki yil zeytin yiyemem ben.

    Yine de sagol güzel yazi

  2.  
    Cevval Portakal

    Salı, Temmuz 24th, 2007:

    sen benim halimi düşün bide, yıllarım bu anıyla geçti, yazıda her ayrıntıya girmedim ayriyetten çocukların daha ayrıntılı bi tasviri olsaydı, yazı küçük dile bastırılmış parmak etkisi yaştabilirdi okuyana.

  3.  
    Yemo

    Salı, Temmuz 24th, 2007:

    Hmm annemin de bir tanıdığı vardı böle s****nın sümüklü çocukları. Neyse güzel paylaşım ama Cevval ne demek merak ettim. Kıpır kıpır demek galiba ama…

  4.  
    Cevval Portakal

    Salı, Temmuz 24th, 2007:

    cevval işte bööle kıpır kıpır, aktif aynı zamanda böyle bir gözüpek böyle bir yiğit anlamında hiperaktif conan diyelim olsun bitsin :) nickin bütünüde “a clockwork orange” a göndermedir esasında.

  5.  
    bastet84

    Pazar, Ağustos 5th, 2007:

    Ayy idem kalktı yaa:((

  6.  
    bastet84

    Pazar, Ağustos 5th, 2007:

    İçim kalktı ya niye yazdın ki bunu:(

  7. -3
     
     
    mskalimero

    Pazar, Ağustos 5th, 2007:

    cevo muhteşem ya.çocuklar arada o sadam ve camsı sümüklern arasına küçck parmaklarnıda daldryrlarmydı beyne giden bir araştrma yapmak için ve bu sırada parmkla yaplan bilinçsz basnçtan bir kısım sümük çağlaya çağlaya ağza doğru yolalıyrmuydu?
    ıyyyy bu ne yaa, ne yazyr benm parmklrm, beynmmi bana bunu yaptran.hayr hayır kaçııın:)

  8.  
    bastet84

    Pazar, Ağustos 5th, 2007:

    Bu arada zeytin ezmesi daha iğrenç görünmüyor mu:)))

  9.  
    Cevval Portakal

    Pazar, Ağustos 5th, 2007:

    mide kaldırıcı absürd bi anı olarak öyle aklıma gelivermişti. böyle olacağını tahmin etsem yazının başına not düşerdim “hikayede iki sümüklü çocuk, 18 zeytin, 670 gr tatak, 20 sümüklü el parmağı, 2 tatağa bulanmış önlük kolu kullanılmıştır” diyerekten.

    euheuhe valla düşündümü zeytin ezmesi estetikten uzak olsada en azından şimdiye kadar kimse gözümün önünde zeytin ezmesinin içine sümkürmedi.

  10.  
    MSK_07

    Perşembe, Şubat 14th, 2008:

    Çok titiz bir insan olarak seni çok iyi anlıyorum.Kendi yaşadığım sıkıntılar aklıma geldi.Bir şey yememek için ne bahaneler uydururdum :((

  11. Perşembe, Şubat 14th, 2008:

    ben anadoluda büyüdüm eskiden bizim evlerimde tek tabaktan yenirdi ama inannın o zmanlar daha mutluyduk cevval sen fakirlik nedir bilirmisin hiç gecekonduda soguk odaada kaldın mı ?

  12. Cuma, Haziran 20th, 2008:

    Ökkeş ayıp olan yada hakir görülen fakirlik değil ayıp olan görgüsüzlük ve pisliktir…

    Hani bu yazısının seneyi devriyesi gelicek ibi olmuş ama yazamadan edemedim….

Kahvaltıdaki yeşil zeytin… Ama önceden siyahtı başlıklı yazıya gelen yorumları takip et veya bu yazı hakkında bahsedenleri gör.

Yorum yap




Senin yorumundan sonraki yorumlar E-postana gelsin mi?


 
Ne çok severiz seni Wordpress