Kendini azraile unutturmak
asena75 yazmış
En küçük dayım, menenjite yakalanıp ateşler içinde yatarken, anneannem eşini yeni kaybetmenin ve geçim derdine düşmenin belki de biraz cahilliğinin sonucu yeterli tedavi imkanlarına sahip olamamış.
Bu nedenle dayım iyileşmiş ama beyninde hastalığın verdiği hasarlarla maalesef hayatı geriden takibeden bir çocuk olarak kalmış.
Bu nedenle okulda yeterince başarı gösteremeyen dayım, o zamanlar bakırcı ustalığı yapan eniştemin yanında iş öğrensin diye çırak olarak calışmaya başlamış.
Zavallı dayım, kaplumbağadan çok korkan ve bir takım saplantıları olan bir insan olarak kaldı.
İnançlı bir kadın olan anneannemin de etkisiyle de dindar bir insan olarak yetişti.
Her gün işe giderken yolunun üzerinde olan caminin tabelasını okur ve orada yazılı isimlere bir anlam veremezmiş. O tabelada aslında o gün ölen ve camiye haberi ulaşan kişilerin adı yazılır ve tanıdıklarının bundan haberi olması sağlanırmış.
Çok muzip bir insan olan eniştem, dayımın neden bu isimler orada şeklindeki sorusuna söyle cevap veriyor.
- “Azrail, o gün canını almaya karar verdiği adamların adını o tabelaya yazıyor ki, o adamlar o gün öleceğini bilsin ve ona göre hazırlıklarını yapsınlar”
Tabii buna bağlı olarak gidip o tabelaya dayımın adını da yazmayı unutmuyor.
Ertesi gün yapılacak tek şey, dayımı takip edip adını okuduğu zamanki tepkisini görmek.
Dayım her sabah olduğu gibi o sabah ta yola çıkıyor ve camide mola vererek o gün ölecek (!) adamların adlarını öğrenmek için tabelayı okumaya başlıyor.
Eniştemin anlattığına göre kendi adını görür görmez bembeyaz olan dayım, önce sağına soluna bakınıyor ve daha sonra derhal ceketinin kolu ile kendi adını silip, mutlak (!) bir ölümden kurtulmanın rahatlığı ile işe gidiyor.
Ve o gün eniştem “Bugün kimler ölecekmiş okudun mu?” diye sorduğunda okuduğu isimleri tek tek sayıyor ama kendi adının da orada olduğunu hiç ama hiç söylemiyor.
Dayımın bu ve buna benzer pek çok hikayesi var. Sırası geldikçe anlatmaya devam edeceğim.
|
6 Eylül, Perşembe , 2007







Perşembe, Eylül 6th, 2007:
İlginç bir hikaye ve diğer hikayeleri de bekliyorum…
Sevgiyle ka…
Perşembe, Eylül 6th, 2007:
enişteni sevmedm ASO.
Perşembe, Eylül 6th, 2007:
Çok iyiymiş ya…Şark kurnazlığını azraile de yapıyoruz yani. :))
Perşembe, Eylül 6th, 2007:
enistem bir tanedir
Perşembe, Eylül 6th, 2007:
Güsel yazı asenacım..Fıkra havası var sanki :) Ama bende enişteni pek sevmedim yaw.Muzur bir kişilik sanırım.Dayanamıyorum engelli insanlara.Onlara yapılan herşey anama küfür edilmesi gibi bişey benim için..
Perşembe, Eylül 6th, 2007:
yahu hic enistem ailesinden birini kücük düsürmek ister mi alin beni bu hikayeyi anlatmakla ben de biraz suclu sayilmam mi. ama dayim da en az bizler kadar ailemizin bir elemaniydi ve hic kimsenin ona kötülük yapmak gibi bir niyeti yoktu.
ma dedigim gibi dayim gereksiz saplantilarindan bu yolla biraz da kurtuluyordu dogruyu söylemek gerekirse.
anneannem bir türlü tarafsiz olamiyor, onun en kücük ve hasta olmasi nedeniyle fazlasiyla bebek gibi davraniyor ve onun zor durumunu biraz daha zorlastiriyordu. yetiskin olabilmesi icin bazen böyle kücük darbeler gerekliydi.
Cuma, Eylül 7th, 2007:
butun enisteler muzipmidir boyle ya.benim enistemin binlerce numarasi var boyle.essek kafam hic aklima tutamiyorum.hemde hicbirseyi.ben de aci hatiralar var yerlerini sevimli eglenceli anilara birakmaya hic niyetleri yok.hafizamda cok zayiftir.gurbette bir basina insan koreliyor gunden gune..
lafin ozu su ki yazini beyendim.gecenin bi yarisi guzel bi yazi okudugum icin keyiflendim dogrusu.
Cuma, Eylül 7th, 2007:
benim 3 tane enistem vardi hepsi de birbirinden muzip babamla birlikte 4 bacanak bir araya geldiler mi yüzlerine bakmasan kardes sanirdin. o kadar iyi anlasirlardi. hitap sekli bacanak olurdu ve eger onlarla oturmak sansina eristiysem askerlik anilarindan itibaren her anlatilan ani beni ve aileyi saatlerce oyalamaya yeterdi.
Çarşamba, Ekim 3rd, 2007:
Trajikomik….Teşekkür ederim…
Perşembe, Ekim 18th, 2007:
Asena ellerine sağlık çok güldüm şahaneymiş…
Çarşamba, Kasım 28th, 2007:
çok güzel ya…