Keşke gül satan tüm teyzeler selpak da satsa!

 hadibesende yazmış

İlk kez buluşmuşsun biriyle, daha hiçbir şey yok aranızda, olur mu bir şey o bile belli değil henüz. Bakıyorsun tehlike yaklaşıyor. Ellerinde gülleriyle yaklaşıyor teyze.

Bildiğin tüm duaları okumak istiyorsun içinden, bu yöne ilerliyor olmasın diye, ama daha ilk sure yarıya varmamışken gerçekleşiyor kaçınılmaz son.

- Oğluummm, al şu güzel kıza bir gül?

Haydaaa, ulen bi’ dakka be teyze, niye alsın adam şimdi gül bana. Ben gül sevmem, o da ayrı bir mevzu gerçi ama adam neyi sevip sevmediğimi bile bilmiyor daha.

- “Yok teyze sağolun” diye karşılanıyor ilk atak.

Ama bu kadar kolay gitmeyeceği aşikar teyzenin.

- “Allah mutlu etsin, devamına erdirsin yavruumm” diyor teyze. Adam ikinci atağı da göğüslüyor bir güzel.

- “Devam etmesi için başlaması lazım teyze

Ama teyze için fazla kapalı bir cümle, hem net olarak anlasa da çok da önemli olmasa gerek. Baba çocuğuna alsın, kardeş ablasına alsın, babaanne torununa alsın, hatta en makbulü sen al teyzeye ver yani, yeter ki al. Teyzenin kafasını bana döndürmesiyle birlikte “Eyvahh” diyorum derinden.

- Güzel kızım, söyle de alsın sana bir gül

Ah be teyzem, şimdi adamın bana gül almasını gerektirecek bir durum yok ortada, hem öyle olsa bile ben mi al diyeceğim allah aşkına” diyemiyosun tabi. Ee sana dönmüş yüzü teyzenin, muhattabı sensin. Bir cevap da vermek lazım şimdi.

- “Ben gül sevmem zaten” diye geçiştirmeye çalışıyorum. Teyze aşina tüm cevaplara.

- Kızım ne olur bi tane alıverseniz, ekmek parası işte

Teyzem tamam, ben sana bir değil 10 ekmek parası vereyim de, gül olmaz yahu. Olmaz, uymaz yani” diye haykıracağım olmayacak şimdi.

- “Alacak durumumuz yok belki, mahçup ediyosun sen şimdi bizi” ve benzeri espriler de pek güldürmüyor teyzeyi.

- “Bakın alın bir tane, elinizde olsun da diğerleri gelip satmaya çalışmasın” diyor teyze.

Bizi kendi gibi olan diğerlerine karşı koruyor yani, rahat rahat oturmak istiyorsanız alcaksınız kardeşim diyor üstü kapalı.

İşte tam o sırada, yarısına kadar okuyabilmiş olduğum surenin etkisi olsa gerek diğer elindeki selpakları görüyorum.

- “Selpak alın bari” der demez yapışıyorum selpağa.

Utanmasam 3 kez öpüp alnıma götüreceğim selpak paketini. Çıkarıyorum veriyorum parasını. Teyze uzaklaşırken yarım kalan suremi tamamlıyorum şükür niyetine.

4 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.25 4 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.25 4 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.25 4 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.25 4 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.25 Loading ... Loading ...
Etiketler: , , , , ,


12 Kasım, Pazartesi , 2007

Öneri: (Sponsor)

4 Yorum yapılmış

  1.  
    cilekbahcesi

    Pazartesi, Kasım 12th, 2007:

    Benzer bişe benimde başıma gelmişti.O zamanlar eşimle çıkıyorduk daha karşıyakada iskelenin az ilerisinde banklar vardır oraya oturmuşuz otobüs saatimizi bekliyoruz.Orada da çok bulunur böyle çiçekçi teyzeler ve bizim ilişkimizde yeniydi sizinki gibi.O sırada yanaştı bir teyze tutturdu illaki al diye ayy nasıl alsın adam cağız hakkaten daha çiçek alınacak durumda değiliz ki.Ama bir fark var aramızda, bizim teyze mendil satmıyordu bi de fal bakıyordu biz o kadar kolay kurtulamamıştık.Hoş bir anı bak benimkide canlandı birden gözümde.

  2. +1
     
    ocaliptus

    Pazartesi, Kasım 12th, 2007:

    hehe çok güzel ama benim hikayemi dinleyis siz benim benim lise ankarada gençlik parkının karşısında ben okuldan çıkışta gezmek için götürürdüm aynı durumda yanımda kız varsa hep gelir gül alırmısın fotograf çekelim felan neyse bu böle gitmeyecek dedim bigün o gül satan adamla tanıştım ayda 1 gün parası veriyorum :D hiç sormuyor önümüzden geçerken saygılar deyip geçiyordu gençlik parkında bu boyacı çocuklar var onlarlada anlaştım farklı bölgeden boyacılar gelmiş bende onları dövdüm bölece onlara bana reis gözüyle baktılar geçti tabi yoksa ben öle bişey yapmam parada almadım yanlış anlaşılmasın maksat işimiz yürüsün dimi…

  3. +1
     
    Cevval Portakal

    Salı, Kasım 13th, 2007:

    asıl bu durum ilişkinin temellerini atmaya çalışan er kişi için büyük işkencedir. kestiremezsin bir türlü yanındaki hatun kişinin kafasından geçeni. kıvrak zeka ürünü hamleler eşliğinde teyzeyi bastırsan, acaba heyytt beaa bu nasıl baskın bir karaktermiş, nasıl bir otoriteymiş de çiçekçi teyzeyi bile susturdu mu diyecek, yoksa lan bu nasıl bir denyoymuş da üç beş milyon verip bir gül almamak için saltolar attı yanıbaşımda mı diyecek. kararını veremezsin bir türlü.
    ayriyetten bir de çelişki söz konusudur acaba gül almak gibi bir inceliği bile hayata geçirmediğim için hayvan imajı mı çizdim fikri üzerine. bu içsesi de her kadın kendisine çiçek alınmasından hoşlanır genellemesi ile için için desteklersin. çok zordur bu dakikalar bir erkek için.
    bu yüzden, istanbul anadolu yakasında flört eden çiftlere tavsiyem; birbirlerini yeterince tanımadan moda sahile uğramamaları yönündedir.

    bu arada yazmaya başlamışken anlatayım bare benzerlerinin en utanç vericisi kadıköy sahilinde benim başımdan geçmişti:
    haldun taner sahnesi vardır vapur iskelesinin karşısında bilen bilir. çiçekçi teyzeler, selpakçı, sakızcı çocuklar etrafından hiç eksik olmaz. o zamanlar daha bir körpeciğim, en çömezinden lise talebesiyim. ilk kız arkadaşım ile ilk buluşmalarımdan birinde bu sahnenin önünden geçmekteyiz. en basit durumlarda bile yanımda bir bayan varken nasıl hareket etmem gerektiğini kestiremez vaziyetteyim, anlatılamaz bir gerginlik, tarifsiz bir acemilik. işte tam bu esnada bir çocuk denizinin içine giriverdik. ellerinde falım sakızları bulunan onlarca çocuk etrafımı bir anda sardı. hayır diyorsun daha fazla üstüne geliyorlar, artık yürüyememeye başlayınca bare vereyim parası neyse de kurtulayım bu eziyetten diyerek, sakızı alıp verdim parayı. bu sefer de sakız o kadar değil bu kadar itirazıyla verdiğim miktarın iki katı talep edildi. anladım ki kurtuluş yok. yakama paçama sarılan çocuklardan sıyrılmaya çalışıyorum. bu esnada yanında yaptığım her hareketin hatalı olup olmadığı üzerine daimi kafa yorduğum ilk kız arkadaşımın uzaklaştığını farketmemişim. bir baktım uzakta durmuş benim rezilliğimi tuhaf bakışlarla izlemekte. çocuklardan kurtulup. yakası genişlemiş kazağım ile yanına zar zor varabilmiştim. zamanında nasıl utandıysam artık, bu olayın her saniyesi aklımda kalmış.
    ilişkimiz sanırım bu olay yüzünden olması gerekenden biraz daha kısa sürmüştü. :)

  4.  
    asena75

    Salı, Kasım 13th, 2007:

    ankarada basima geldi benim de. genclik parkindaki cay bahcesinde semaverin cayi demlemesini bekliyoruz, nerde var nerde yok bir sürü insan ve cocuk. caybahcesine girmeleri yasak ama citlerin üzerinden bile yetiyorlar insanin canindan bezmesine.

Keşke gül satan tüm teyzeler selpak da satsa! başlıklı yazıya gelen yorumları takip et veya bu yazı hakkında bahsedenleri gör.

Yorum yap




Senin yorumundan sonraki yorumlar E-postana gelsin mi?


 
Ne çok severiz seni Wordpress