Kış, kekik çayı ve faydaları
Semih yazmış
Havalar iyice soğudu ve kış geldi. Sizi bilmiyorum arkadaşlar ama ben soğukları hiç sevmem. Çünkü kendime dikkat etmediğimden hasta olurum. Kışın en zevkli yönlerini bile yaşayamam ben.
Mesela kardan adam yapmaya dışarı çıkmıştım bir keresinde. Oyun oynamaktan kendimi unuttuğum ve montumu da kardan adamın üşümemesi için ona giydirdiğimden, ertesi gün hasta oldum.
Buna benzer nedenlerle hangi kış dışarı çıksam sonuç aynı oldu. Tabii ki annem de bir daha izin vermedi kışın dışarı çıkmama. Ne de olsa beni çok seviyor canım annem. Ama ben onun tüm tedbirlerine ve ikazlarına rağmen yine hasta oldum. ”Nasıl başardın?” dediğinizi duyar gibi oluyorum. Anlatayım.
Kışın geldiğini daha yeni hissettirdiği günlerden birinde gece üstüm açık uyumuşum. Sonucu da belli. Sabah uyandığımda boğazım şişmiş, öksürük başlamıştı.
Her ne kadar okula gitmemek için harika bir fırsat olsa da hasta olmak pek hoş değildi. Çünkü annem hiç iştahım olmadığı halde zorla çorba içirdi. Üstüne de öksürük şurubu vereceğini söyleyince ilaç içmekten kurtulmak için öğretmenimizin: “Doktora gitmeden ilaç kullanmamalısınız” öğüdünü hatırladım ve söyledim.
Şaşırmış bir halde bana bir müddet bakan annem biraz sonra doktora ancak babamla birlikte gidebileceğimizi ve akşamı beklememiz gerektiğini söyledi. Eh bir günlüğüne de olsa ilacı içmekten kurtulmuştum. Bu sevincim annemin kekik kaynatmak üzere mutfağa gitmesiyle son buldu.
”Acilen bir çare bulmalıyım” diye telaşla düşünürken annem elinde bir bardak kekik çayıyla geldi. Bunun üzerine ona kekik çayını nasıl hazırladığını sordum. Annem garip garip yüzüme bakmaya başlamıştı. Ama hasta olan bendim ve şefkatli anneciğim nazikçe yıllardan beri yaptığı gibi kaynattığını söyledi. Ben de bu cevabı vermesini istiyordum zaten.
Hemen öğretmenimizin “Kekiği kaynatırsanız içindeki en etkili ve kekiğin asıl faydasını sağlayan uçucu yağ kaybolur” dediğini belirttim.
Böylece bu çaydan da kurtulmuştum. Bu sefer annem hem şaşırmış hem de kızmıştı. Fakat beni kırmaya niyetli değildi o gün. Biraz sonra bir şey hatırlamış gibi çıktı.
Uzun süre dönmeyince kurtulduğumu zannettim ama annemin pes etmeye pek niyeti yoktu anlaşılan. Geriye bir kitapla geri döndü ve güzel sesiyle okumaya başladı;
- “Kekik, ballı babagiller familyasından odunsu saplı, küçük yapraklı, sürüngen alçak bir bitkidir. Çimenlik tarla ve orman kıyılarında, çayırlardaki karınca yuvalarının üstünde bulunmaktan hoşlanır. Güneş ve sıcağı sevdiği için, toprak sıcaklığının fazla olduğu kayalık ve dağlık bölgelerde çoğalır”
Kim sevmez ki sıcağı ve güneşi? Demek bu çiçek de benim gibi sıcağı seviyor, soğuktan hoşlanmıyordu.
- “Yaratıcı bu çiçeklere çok özel ve güzel bir koku vermiştir. Güneşli öğlen sıcaklarında menekşe renkli olan kekik çiçekleri yayılan güzel kokularıyla, arıları ve böcekleri kendisine çeker”
Anneme de ne zaman sarılsam duyduğum o güzel kokusuyla beni çekiyordu.
- “Yurdumuzda yabani kekik ve başlı kekik olmak üzere iki çeşidi vardır. Yabani kekik türüne; mayıs ve eylül aylarında yol kenarlarında, tepelerde, dağlarda rastlanabilir. Yiyeceklere tatlandırıcı ve baharat olarak katılan kekik yemeklere lezzet katar”
Ben de annemin yemeklerinin sırrı ne diye merak ediyordum.
- “Kekik bitkisi sağlığa çok yararlıdır ve doğal bir antibiyotiktir.”
Annem bunları niye okuyor diye düşünmeye başlamışken kekiğin faydalarınına gelmişti sıra.
- “Kramp çözücü, balgam söktürücü, kan şekerini düşürücü özellikleri vardır. Bunun yanı sıra salgı bezlerini uyarır, karın, baş, mide, diş, boğaz ve kalp ağrılarına, öksürüğe, bağırsak parazitlerine, soğuk algınlıklarına, boğmacaya karşı iyi gelir. Ayrıca hafızayı kuvvetlendirir, ishal ve zehirlenmelere karşı faydalıdır. Uykusuzluğa çaredir, saç bakımı için eşsizdir. İştah açar, vücudumuzu güçlendirir ve kilo verdirmekte çok etkilidir”
Ne kadar da çok faydası varmış. ”Ben de büyüyünce insanlara kekik kadar faydalı olacağım” dedim kendi kendime.
Annem kekik çayının nasıl hazırlanacağını okumaya başlamadan önce tebessümle bana baktı ve göz kırptı.
- “Yarım veya bir tatlı kaşığı kekik, orta boy bir bardağa kaynamış su içine katılır. 8-10 dakika demlenmesi beklenir ve süzülür. Günde 2-3 bardak yeni demlenmiş olarak aç karına veya öğün arasında soğutulmadan ve yudumlanarak içilir”
Böylece kekik çayını da nasıl içeceğimizi öğrenmiştik.
Annem ona yeni bir şey öğrenmesini sağladığım için teşekkür etti. Ben de ona bu kadar sabırlı olduğu ve beni sevdiği için teşekkür edecektim ki odadan çıktı. Biraz sonra elinde tepsiyle geldiğinde iki bardak kekik çayı hazırlamıştı. Ona en büyük teşekkürün bu çayı içmek olduğunu gayet iyi biliyordum.
|
29 Kasım, Perşembe , 2007






Perşembe, Kasım 29th, 2007:
Genetik bilimi okumak böyle birşey bitkinin ABC sini yazmışsın.
Evi anneni özlediğin herhalinden belli oluyor. Allah kavuşuırsun.Eline sağlık doktor kadar faydalı oldu kışın geldiği şu günlerde.
Perşembe, Kasım 29th, 2007:
Annen de ne kadar bilinçliymiş ki senin gibi bir evlat yetiştirmiş.
Kulaktan dolma değil,elinde kitaplarla annelik yapmış,sana örnek olmuş.
Sıcak ülkene,güzel kokulu annene en kısa zamanda sağlıcakla kavuş Semih.Yazı bize de faydalı oldu.teşekkürler :)
Perşembe, Kasım 29th, 2007:
Kış aylarında senin kadar hastalandığım için banada NANE LİMON ve IHLAMUR içirirdi Annem:) Elleri dert görmesin ANNElerimizin… Afiyet şeker olsun … Hem çay için hemde bilgiler için tşk ederiz SEMİH:)
Cuma, Kasım 30th, 2007:
Aslinda yaziyi yazarken bir cocuk anlatiyormus gibi sunmak istedim ama simdi okuyorum da o kadar basarili olamamis. Bir yandan da kekigi asirlardir kayntarak annelerimizin babalarimizin aslinda kekigin faydasini oldurdugu bilgisini de vermek istedim. o da cok siritmis:) Yorumlariniz icin tesekkur ederm arkadaslar:) Edebiyatci ya da yazar olup daha guzel sunmak isterdim ama elimdne bu kadar geliyor:)
Cuma, Kasım 30th, 2007:
Burası edebiyatçı ya da yazarların toplandığı bir platform değil zaten Semih..Öyle olsaydı en başta ben üye olmazdım.
Adı üzerinde eanlat.com
Kendimize uygun bir kategoride kendi çapımızda bir şeyler anlatıyor,karalıyoruz.
Aramızda son derece yetenekli ustalar var.Onları bizler de zevkle okuyoruz.
Herkesin birbirine saygı duyması gerektiği inancındayım.
Cumartesi, Aralık 1st, 2007:
Haklisin ogretmenim. Tamamen katiliyorum zaten o yuzden yazmaya devam ediyorum. kendimi bildim bileli amator oalrak hikayeler yazarim ve hayatimin hic bir doneminde cok yakin arkadaslarm olmadan paylasmadim. ama eanlati kesfedince yeni yazdigim hikayeleri paylasma istegi dogdu icimde. Daha once bir kac kez internette paylasma girisimim oldu ama ciddi bir okur olmayinca tiye almalar kucumseler ve heves kiracak bir cok nahos olay oldu. Eanlata gelince bu korku yine vardi icimde ama gercekten seckin bir kitle oldugunu kisa zamanda gordum. Evet burada da bazen uzucu olaylar oluyor ve bir cogu insanlarin birbirini yanlis anlamasindan ama gulu seven dikenine katlanir fehvasinca devam ediyorum:) Lafi cok uzattim:)
Cumartesi, Aralık 1st, 2007:
anacığm olsaydıda bana da kekk kaynatsydı SEM.