Kışsız balkonlar

 linka09 yazmış

Yerler değişiyor, farklı insanlar görüyorum. Göremediklerimden ve yanımda olamadıklarından dolayı bir istek geçiyor içimden. Bu istek yanlarında olabilme isteği sanki.

Diğer yandan kendime bakıyorum sıklıkla. Memnun olduğum hayatım, yetmeyen hesaplar, bekleyen yığınla ”Hayır!” denilmemiş bekleyenler. Ayarlamalar yapıyorum. ”Hayır!” diyemedikçe sıkıntısını çekeceğim.

Diğer yandan da gitmediğim zamanda boş boş oturacağım ve ertelenmiş bir hayatım olacak sanki. ”En güzeli yatıp uyumak mı yoksa?” diyorum. Ama o da boş. Çünkü uyandığında her şey yine aynı olacak. Yanı başında. Yine seninle…

Sen ister memnun ol, ister memnun olma. Yanında her şey ve sıkıntılarla. Sanki bir imtihan bunlar. Yeni bir yaşıma girmenin arefesinde kendime bakıyorum, düşünüyorum. Beklediğim gibi değil hiçbir şey.

Aslında planladığım gibi yükler altında ve ben yine memnun değilim. Daha çok çalışmam lazım ”Hayır!” diyemediğim yüklerin altından kalkabilmek için.

Beyaz sayfayı karalamaya devam ettikçe içimi de karalıyorum sanki. Geçiyor içim. Sıkılıyorum bu düşüncelerden. Sanki düşünürken kontrol edemediğim çığlar oluşuyor yine beynimde.

Ağır ağır büyüyorlar ve koca bir çığ haline geldiklerinde anlıyorum. ”Hayır!” demediğim o ani zevklerin peşinden koşmanın yükleri bunlar. Pişman oldukça öğreniyorsun içine tıkandığın hayatın vehametini.

Soğuk pencereden içeriye izinsizce dalıyor. Odayı sarıyor ve vücuduma temas ettikçe ürpertiyor beni. Sanki soğuk imgesini tanımlamak için bir sebep gerekiyormuş gibi. Yani üşümek gerekiyor gibi hatırlatıyor kendisini Akdeniz ikliminde de bana.

İçine kurulduğum yalnızlığın ürperticiliğinden uzak, sakin bir adaya yanaşıyorum bu soğuklukta bu sabah. Sevdim. Kimbilir bir daha bu anı hissettiğimde o soğuklar yanımda olmayacak belki, ama yanımda olan şeyler umarım bugüne ait hoş düşünce kırıntıları olur ve ardından dudaklarıma yansıyan minik tebessümler olur.

Kelimeler anı tanımlamakta zordur ya da eksiktir bazen. Yetmez ya da istediğin kelimeler zihninin kıvrımlarından seçilip gelene kadar zorlar. Bilinçaltın izin vermez onlara. İstediğin tanımı yapmak için ihtiyaç duyduğun şeyi anlatmak için seçersin. Ama yanında olmasını istemediğin insanlar gibi lüzumsuz kelimeler de bitiverir bir anda zihninde. Aynı istenmedik otların bahçede bitmesi gibi.

Yapraklar çoktan dökülmüştü ve yüzlerini ıslak yağmur taneciklerine emanet etmiş savrulmuşlardı çoktan bu hüzün sabahında. Rüzgar şiddetle esiyor ve güneşe inat bir soğuk, bir don hissi verdiriyordu. Düne ait ne varsa yanına almış, kapısını hafifçe kapamış kendi dünyasına hapsolmuş bir yalnızlıkla evinden ayrılıyordu.

Uzaklaşınca kurtulmaya çalıştığı zihnindeki sıkıntılardan kaçıyordu. Zihni yorgun düşmüştü dün geceden beri aynı şeyleri düşünmekten. Çareyi isim koymakta ve ardından hemen çözüm yolu bulmakta buldu.

Uzak ve uzun zamandır gitmediği Merkez Park’a doğru yol aldı. Beyin fırtınası yapacak, kendini bu sıkıntıdan kurtaracak ve daha sonra hatırladığı zaman bu galibiyet onu sevindirecekti. Bu ana ait kendisine iyi davrandığı için sevinmiş olacaktı.

Yine öyle bir sabah. Başladı… Ve kelimeler sıralandı. Çözümler zihnindeki çığlara rağmen bir türlü büyümek bilmedi.

Ve annesi kapıyı açınca neden sonra ki uyandı.

- ”Ahmeet! Haydi uyan oğlum!” :)

İyi ki varsın anne!

3 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.33 3 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.33 3 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.33 3 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.33 3 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.33 Loading ... Loading ...
Etiketler: , , , , , , , , , ,


6 Şubat, Çarşamba , 2008

Öneri: (Sponsor)

2 Yorum yapılmış

  1.  
    mysteriousgirl

    Çarşamba, Şubat 6th, 2008:

    güzel ama sonu öle bitmemeliydi;) ama beğendim tebrikler…

  2. +1
     
    A.Y Borke

    Perşembe, Şubat 7th, 2008:

    Sevgili Ali Özdemir
    Yazını ve diğer yazılarını birkaç gündür inceliyorum .Metinlerin de bir yandan çok göze çarpmasa ve aslında senin de dikkatli olmak adına özen gösterdiğini düşünmediğim ama ne olursa olsun,sonuçta var olan bir sanatsal kaygı ve diğer yandan da ,kelimelerin ve bazı kavramların etimolojisi üzerine konuşulması gereken,belki sende birer üst başlıktan öte gidememiş olmasına rağmen kullanmayı sevdiğin ama içermesine dair işçilikten kaçındığın bir savrulma var.Dediklerimi son yazdığın metin üzerinde somutlaştırmak ve bir yapı-söküm metodolojisi ile hareket etmek istiyorum.Öyle ki bundan sonra yazacakların ,değindiğim noktaları dikkate aldığın da bana göre ,hem daha özenli metinler hem de yordam geliştirme noktasında dizgeleri daha başarılı kurgular olabilsin.Yazdıkların,daha iyisini yazman anlamın da iyi bir gelecek ışıltısı içinde.Elbette yazmayı ve edebiyatı seviyorsan.Ama ben bu soruya senin,menfi bir yanıt verme ihtimalini de yedekleyerek ,ilk yazdığım yorumun sana son yazdığım olmaması dileğiyle başlıyorum.

    -Yerler değişiyor, farklı insanlar görüyorum. Göremediklerimden ve yanımda olamadıklarından dolayı bir istek geçiyor içimden. Bu istek yanlarında olabilme isteği sanki.-

    Birincil olarak görememek de kullandığın irade ve hemen ardından yanında olmayan tarafa yüklediğin iradesizlik ve akabinde olmasına dair olan da ortaya çıkan güçlü istek,hem cümlenin zaten atanmamış fiilinde hem de iradenin morfolojisin de kaotik bir durum yaratmış.Hemen devamında da isteğin ,yanların da olabilme tanımı , tekrar olmuş ve önce ki cümlenin yarattığı güçsüzlüğü gidermeye yetmemiş.Ayrıca istek,bireyin belli bir sürece müdahale etme biçimidir ve sanki ile,bu müdahalenin içeriğinde erozyon yaratırsın.İstek bir başlama biçimidir.Bu biçim sanki ile ortalanamaz.Nesnel bir çözümleyiş olarak istek ;ya vardır ya da yok.

    -Diğer yandan kendime bakıyorum sıklıkla. Memnun olduğum hayatım, yetmeyen hesaplar, bekleyen yığınla ”Hayır!” denilmemiş bekleyenler. Ayarlamalar yapıyorum. ”Hayır!” diyemedikçe sıkıntısını çekeceğim-
    .
    Neresinden bakarsan bak,nasıl okursan oku içinden çıkmanın mümkün olmadığı bir ifade.Ama gel gör ki biraz dikkatli ve yazdığını distile etmeyi isteyen bir anlayışın olabilse bir o kadar da aforizmal yanı son derece güçlü bir dizge.Cümlede ki” diğer yandan” kullanımının sanırım diğer yana gelmeden önceki ,olması gereken ilk yanı seni çok ilgilendirmemiş olmalı. Bunun çift taraflı ve her iki tarafının da aynı alan içinde imlenmesi gerekliliğini atlamışsın.Devamın da hem memnun olduğun hayatın ve bunun hemen önüne yetmeyen hesaplar.Sevgili ali ;bence yazınsal serüvenin de semantik ve dış biçem arasın da mutlak bir bağ kurmayı denemelisin .Ve hatta birini öne çıkarmayı ve üzerinde yoğunlaşmayı.Çünkü hem retorik yapmak istiyorsun hem de bunu ,semantikle birleştirmek.Bu olmaz.Obje –suje gerilimin de arada kalan hayatın halleri,bu hallerden bağımsız ele alınamaz.Yani bir sahileşme yaratmak zorundasın.Bir ömürden hem memnun kalıp hem de yetmeyen hesaplar ve birikmiş “hayırlar”dan yan yana söz edilmez.Söz edilirse bu metin de travmatik bir yan yaratır.Devamın da “hayır diyemediklerine dair ayarlamalar yaraman ,alılmayıcı da bir olumlama havası üretirken ardından ,bu ayarlamaların ,sıkıntısını çekeceğin ayarlamalar olduğunu yazınca ortaya ,bu sıkıntıya atayacağımız beklenti anlamın da yeni bir sıkıntı çıkıyor.Giderilmediği koşullarda cümleyi anlamlı olmaktan çıkaran bir sıkıntı.
    Sevgili Ali
    Ben bu metne böyle devam edemeyeceğimi yazarken anladım.Hem uzun olacak hem de bu eleştiri çabası ,senin yazını forse edecek.Doğru olan bence ;gösterdiğim izlekler senin için de cari halde ise senin,başka yazıların üzerinde ve belli lokasyonlar yaparak paylaşım da bulunmak.Gene görüşebilmek dileğiyle.
    Saygılarımla…

Kışsız balkonlar başlıklı yazıya gelen yorumları takip et veya bu yazı hakkında bahsedenleri gör.

Yorum yap




Senin yorumundan sonraki yorumlar E-postana gelsin mi?


 
Ne çok severiz seni Wordpress