Korkular
seyyahiso yazmış
Hani bazen gitmek istersin, her şeyi öylece ardında bırakıp… Ama gitmek mümkün müdür? Peki kalmak niye? Seni oraya bağlayan hiçbir şey olmamasına karşın, kalmana sebep olan ve yollarına barikat kuran şey aslında korkunun ta kendisidir.
Korkular, korkularımız; Hayat boyunca ardımızda bırakıp, kaçamadığımız ve her sonda, her başlangıçta karşımıza dikilen…
O korkuları aslında kendimiz yaratırız ve bir süre sonra da esiri oluruz. Ölüm korkusu, kaybetme korkusu, unutulma korkusu, yalnızlık korkusu vs, vs… Hayat boyu hiç bitmeyen korkular.
İçimizde yarattığımız canavar bizi yavaş yavaş yutmaya başlar. Sürecin ağır işlemesi acılarımızın daha da büyük yaşanmasına sebebiyet verir. Yaşadığımız en küçük acı bile bize mutluluğu yanıbaşımızdan alıp, kaf dağının ardına götürüyormuş gibi gelir.
Oysa mutluluk hiç gitmez. Biz, hep onu uzaklarda ararız. Bazen yanıbaşımızda, bazen gözümüzün önünde, bazen de avuçlarımızın arasındadır. Ama biz onu hiç fark etmeyiz.
Neden? Neden, korkularımız olabilir ya da aslında neden sadece ‘biziz’.
Evet neden sadece ‘biziz’. Çünkü bu canavarı biz yarattık ve onun bizi esir almasına hatta bizi yok etmesine izin verdik. Peki bu korkularımız olmadan daha mı mutlu olurduk?
Olabilir miydik? Korkusuz bir yaşam sürmek mümkün müdür? Neden kendimize korkular yaratırız? Hayat neden bu kadar acımasız? Neden bu denklemi yalnız başıma çözmek zorundayım. Neden kimse beni anlamıyor ve bana yardımcı olmuyor?
Bütün bu soruların cevapları bize nereye götürür? Mutluluğa mı yoksa karamsarlığa mı? Neden sürekli cevaplar yerine sorular var?
‘Biz’ korkuyoruz… Evet hepimiz korkuyoruz… Mutlu olmaktan, hayatın gerçeklerinden, yaşamın güzelliklerinden, dostlarımızın sevdiklerimizin bizi terk etmelerinden, yalnızlıktan yani aslında ‘biz korkağız’.
Şimdi korkularla yüzleşme vaktidir.
Düşünün bu dünyada sizi seven kaç insan vardır. Ya sizin sevdiğiniz kaç insan? Hayvanları sever misiniz, yoksa onlara eziyet etmekten mi hoşlanırsınız. Gülü dalından koparmadan koklayıp sevebilir misiniz?
Sevdiğini yanında olmasa da sevebilir misin, yoksa ihanet mi edersin? Ölüm hayatın gerçeği olduğuna göre, yaşadığın her anı geride kalanlar için yaşanılabilir kılabilir misin?
Seni unutan sevgiliyi hatırlatığında onunla yaşadığın güzel anları anlatabilir misin? Bütün servetini yitirmiş olmana rağmen her şeye sıfırdan başalayabilir misin?
Siz de hiçbir şeyiniz yokmuş gibi, yarın sabah uyandığınızda her şeye sıfırdan başlayın ve ardınızda bırakın korkularınızı, sevdiklerinize sıkı sıkı sarılın. Yolda gördüğünüz herkese “Günaydın” deyin. Aslında sadece sizi mutlu edeceğine inandığınız şeyleri yapın.
Sizin mutluluğunuz başkalarının hüznü olmasın, herkese kucağınızı açın, yüreğinizi açın.
|
14 Mart, Cuma , 2008






Cuma, Mart 14th, 2008:
Mutluluk düşünürsek eğer;iş,ev,aşk gibi hayatın her alanında bulunan ve kişiye göre değişen bir olgu,yani kişisel olarak zirveye ulaşmanın keyfidir.Mutluluğu destekleyen en büyük etkenler başarı ve paradır.Tabii bir de sağlık ve aşk..
Korku bence de mutluluğu bozan en büyük tehdit.İnsanların çoğu değişeceğine hiç inanmaz,çünkü korkuları güven duygularından ağır basar.Korkular hiç yaşamasak bile korku olarak kalır hayatımızda.Çünkü öğretilmiştir.
Korkularımızla yüzleşmeye çalışırsak yok olurlar hayatımızdan.Çünkü zaten çoğu kuruntudan ibarettir ve birer özürdür aslında. Kaliteli bir hayatı özürler üzerine kurmak mümkün müdür?
O halde nedir?Günlük küçük değişikliklerle işe başlayıp hayat felsefemizi değiştirelim ki büyük değişimlere yelken açalım.
Ferrari’sini Satan Bilge’de mutlu ve başarılı bir hayatın kuralları net olarak şunlardı:Sözünde durmak, iyi bir insan olmak, kendine iyi davranmak, başkaları için büyük değerler yaratmak ve onların hayallerini gerçekleştirmelerine yardım etmek, tanıdığınız herkesin iyi yanlarını görmek, dürüst olmak ve zorlukları fırsata dönüştürmek.
-YANİ SIRA DIŞI OLMAK-
Ben bunlara mümkün olduğunca uymaya çalışan biriyim.Yazınızda bunları siz de çok doğru tespitlerle açıklamışsınız.Keşke herkes başarabilse.Ne güzel ne,mutlu bir dünya olurdu…
Cuma, Mart 14th, 2008:
Yeterince uzun bir yorum yaptım ama şunu eklemeliyim:Tüm iyi niyet ve özverinize rağmen size ”Pes!” dedirtip mutsuz edenler çıkabiliyor elbette.
Fakat yılmamak lazım.İşte bu işin kuralı ve asıl sırrı burada..
Cuma, Mart 14th, 2008:
Korku hakkında çok fazla şey biliyorum :
1. Ben korkusuzum. Nasıl olduğumu anlatmam. Çünkü bu çok pahalı.
2. Korku güzeldir. Sistemin kalitesini artırır. (Handikaplar olmasa avantajlar önemsenmezdi.)
3. Korkuyu, adını anıp durmakla, hiçbir gelişme kaydedemezsiniz.
4. Korkun, çünkü korku var. [Maddeleri artırma espirisi yapmayın sizi korkuturum.]
5. Korku adildir. Korkmak iyidir.
Mutluluk hakkında da pek çok şey biliyorum:
1. Daha önce de milyarca insanın milyarca korku ve mutluluk polemiği oldu. Hepsine soğuk baktım, hiçbirini sevmedim, sevmiyorum. Mutluluktan nefret ediyorum ama mutluyum.
2. Hayat bok gibidir. Özellikle de ömrü boş geçenlere. Feylesof olmayın diye üstüne basa basa çok kişiyi de uyardım.
3. Mutluluk, amaç değildir, sadece yoldur. Mutluluk, tartışması aşılmadıkça mutlu olunamaz.
4. Bazen, hayattan beklentisi olmayan mutludur.
5. En komiği: mut sadece bir duygudur. [Ama gülmeyin. Çünkü ben gülmüyorum]
Cumartesi, Mart 15th, 2008:
korkularımızı kendimiz ousturuyoruz dogru ama poseıdon mutluluk icinde illa parayıda maddeler arasına koymana katılmıyorum paradan öncesi huzurlu olmasını bilmek … yoruma acık bi cumle umarım bunla ilgili bi yazı yazmaya vaktim olur..
Cumartesi, Mart 15th, 2008:
Yerini beğenmiş korkular mal sahibidir insanın içinde, insan kiracı. Debisi yükseldikçe korkuların, dölledikçe bir kere zayıf yerlerini insanın, dolaşmaz artık görünür olanda korkular. Yerine kaygılar çoğaltır. Küçük ve köpüren kaygılar…
Cumartesi, Mart 15th, 2008:
Parayla gelen mutluluk geçicidir @zoregeli,haklısın.Mutluluk parayla satın alınamıyor bir de,değil mi?
Yalnız;bir insan karnı açken mutlu olabilir mi? Ya da hasta olan biri tedavi için para bulamıyorsa hali nicedir?Evinde parasızlıktan ısınamayan insanlar peki?
Sana iş imkanı sunulsa,para olarak her zaman dolgun olanını tercih etmez misin?Sanırım bunlara katılıyorsun.
Ben de zaten paranın mutluluk için gerekli olduğunu değil,destekleyen unsurların başında olduğunu yazmıştım.Eminim şimdi hak verirsin:)
Cumartesi, Mart 15th, 2008:
Ne alaka şimdi ya böyle bir soru? Hayatta işim olmaz.Öyle yerlerde dolaşan biri intibası bırakıyor muyum sence? İyi düşün bakalım.Bu isimde birini mi gördün sen?Demek ki sen hep oralardasın..
Buraya başka bir yorumla katılımda bulunsaydın keşke ):
Pazar, Mart 16th, 2008:
Dikkat ettim bu sitede yazıyla birlikte süregelen yorumların ve bir bütünlüğün ardından illa bir alakasız ve seviyesiz çıkıp her şeyi bozuyor ve kirletiyor.
Bu yüzden siteyi terkedenler olmasına rağmen bunlara hala prim verilip yayınlanması neden?Yeni gelenler de gitsin diye mi?
Pazar, Mart 16th, 2008:
Arkadaşlar yorumlarınız için teşekkür ederim, ama sanırım gittikçe konu başka yönlere doğru gidiyor. Aslında asıl anlatmak istediğim korkunun bizi ele geçirdiği anlarda kendimizle yüzleşecek cesaretimizin var olup olmadığıydı.
Pazartesi, Mart 17th, 2008:
haklısın kusura bakma yazın gayet iyi tebrikler
Pazartesi, Mart 17th, 2008:
İnsanoğlu mutluluğu hep hor kullanıyormuş…
Hep şikayetçi hep bıkkınmış…
Birgün melekler mutluluğu saklamaya karar vermişler…
Saklayalım, zor bulsunlar…
Zor buldukları için belki kıymetini bilirler diyerek başlamışlar tartışmaya…
Sorun büyükmüş… Mutluluğu saklamak kolay değilmiş çünkü…
Kimisi:
” Everest’in tepesine saklayalım” demiş, kimisi:
” Atlas Okyanusu’nun dibine” demiş.
Tac Mahal’in kubbesi, Mekke sokakları, İtalyan sofrası…
Bir hastanenin yenidoğan odası, dondurma külahı, şarap şişesi..
Sigara paketi, lale bahçesi…
Pek çok yer düşünmüşler ama hiçbiri yeterince zor gelmemiş…
Derken meleklerden biri:
” İÇLERİNE SAKLAYALIM ” demiş…
” Kimsenin aklına gelmez içine bakmak!!!”
İşte o gün bugündür mutluluk insanın kendi içinde saklıymış…
Hiçbir mutluluk kolay gelmiyor.Kolay kolay gülmüyor insanın yüzü…
Emekte ve insanın içinde saklı mutluluk…
Ne başkasının ekmeğinde, ne başkasının evinde, ne de başka bir şeyde…Mutluluk insanın içinde!
Salı, Mart 18th, 2008:
Sanırım bu korkular biraz bizim kendimizi güvensiz hissetmemizle alakalı.Yaşadığımız hayatın bir döneminde ile azıcık kendimizi güvensiz hissettirecek bir ortam oluştuysa böyle bir anla karşı karşıya kaldıysak bu bizim tüm hayatımızı olumsuz etkileyecek demektir.Evet çok doğru tüm korkuları kendimiz ortaya çıkartıyoruz.Sonrada kendi kendimize korkmaya endişe etmeye başlıyoruz derken tüm hayatımızı kaplamış.Ama bizi mutlu etmekten alıkoymamalı.Tabi mutluluk herkese göre,her kesime göre göreceli olsada yakaladığın anda sanıyorsun ki senden başka hiç kimse o an senin kadar mutlu olamaz.Bu arada Poseidon, bahsettiğin kitap bir harika onun içerdiği anlam çok büyük.Mutluluğun aslında elle tutulan hiç bir şeyle alakalı olmadığı servetin sadece gözümüzü kör eden bir tarafın olduğunu öyle gizel dile getirmiş ki.Bu konuda kendini zayıf hisseden herkese tavsiye ederim.