Kröze
fatih dayan yazmış
Öncesi: “Söz kısmı bitti ve harekete geçtin varsayıyorum. Kabul et ki, her şey andadır. Hatta şunu da kabul et, beklediğin veya tahmin edemediğin kötülüklerle zaten yüzleştin. Zaman aldatmacası ne derse desin, sevdiğin her şey öldü. An, her zamanı kapsadığından, baştan sona kadar her dem için sonsuz hüzün duy.”
Ve: “İlk başlarda rüyalarım saçmalığını yitirdi. Ben uykumu yitirdim. Süreci durduramıyorum.”
Mâba’det-tabia anlamı tanımlamaz. Anlam, adlandırılıp sistematik sınıflandırılabildiğine göre yine eşya tarafından tanımlanabilir: Farklı kümelerin elemanlarını ilişkilendiren mantıktır.
Son cümle anlamın anlamıydı. Gördüğün gibi mazoşist bünyeni tatmin etmez. Çünkü gerçekler cazip değil.
Asıl tanımlandırılamayan ve paha sahibi bağlantıdır. Radikaldir, özdek varlığı bilinemez. Adı vardır ama sınıflandırılamaz. Bütün bilgiyi içinde barındırır.
Bilgiyi, benzeri, simetriği, tekrarı ve takliti odalarında arayan; “eğer” satırları ve sebep-sonuç modülü inşa edilebilir. Hareketleri otonom olduğundan, kusursuz olacaktır.
Zihnimin neşeti, demire ve silisyuma şekil vermemle gerçek oldu. Onu güzelce kodladım. İçine bağlantılar koydum. Hareketini evrensel denge sınırlıyor. Enerjisini yerçekiminden alıyor.
Kendini geliştirebiliyor, parçalar ekliyor.
Büyük bir yapı oldu.
Yaşlandım; -ölmeme nedenim, onun var kalma nedeniyle aynı olduğu için- tam her şey yolundaymış gibiyken uykuya dalacak olursun ve aklına şüphe düşer uyumazsın, işte aynen öyle ölmekten vazgeçtiğimde, merkezi sinir sistemimi vücudumdan ayırıp beni başka bir bedene yerleştirdi. Bu seferki çoğunlukla yarı-iletkenlerden oluşuyor.
Böylece uykumdan sonra ölümümü de yitirdim.
Mâba’det-tabia; zihnimin neler yapabildiğini bilseydin şaşardın. Tek notayla alanlar kırılıyor.
Sonrası: “Senfoniyi tahmin et.”
|
9 Nisan, Çarşamba , 2008






