Melek

Cevval Portakal yazmış
İşimi seviyorum. Bir şeylere katkıda bulunmak, yardımsever insanların bağışlarına vesile olmak hoşuma gidiyor. Biliyorum, bir gün düzenim bozulacak, şartlar değişecek ve ben bir gerekçe belirtemeden bu işten de ayrılmak zorunda kalacağım. Şimdilik her şey yolunda sayılır.
Bu meydanda gündüz kimse olmaz ki. Akşamları dolmaya başlar burası, hava karardığında. Ben de meydanın ortasındaki büyük beyaz çadırda yerimi alırım. Bu durumdan herkes memnun sayılır.
Normalde gündüz çalışan arkadaşım ile haftada bir çalışma saatlerimizi değiştirmemiz gerekli, ancak gündüz bomboş meydanın ortasında, serin çadırın içinde, koli koli dizilmiş vişne sularını tüketip, gazete okumaktan gayet hoşnut olacak ki, benim sadece akşamları çalışma isteğimi sevinçle karşıladı. Bu kıyağın üzerine çok ta sıkı dost olduk.
Sedyenin yanındaki tabureme oturup, beklemeye başladım. Üzerimde beyaz önlüğüm ile melek gibi görünüyor olmalıyım. Çadır bezinin üzerindeki kocaman “Kızılay” yazısının arkasında, tam bir iyilik timsaliyim.
İnsanların çoğunlukla sarhoş olmak için geldiği böyle bir yerden, binlerce yardımsever çıkmasını beklemek saçmalık olur. Bir akşamda 20 kişinin kolunu sıvaması bile beni sevindirmeye yetiyor.
İşte günün ilk iyi insanı. Uzun, kızıl, dalgalı saçlar, çocuksu bir yüz, el değmemiş bir güzellik olduğunu farketmemek mümkün değil.
- “Merhaba” diyerek içeri girdi.
Gülümsedim, elindeki formu bana uzattı. Yanımdaki ufak masanın üstüne, diğer formların yanına koydum. Eldivenlerimi takıp, kolunun iç tarafına iki parmağımla vurdum. Bembeyaz, pürüzsüz bir ten üzerinde, iki yeşil çizgi hemen belirginleşti.
Tedirgince koluna bakıyordu. İğneyi damarına batırdığımda korkunun boşuna olduğunu anlar bir ifade yakaladım yüzünde. Öyle narin görünüyor ki.
Genelde bu sürenin dolmasını beklerken insanlarla konuşurum. Bu sefer konuşmak gelmedi içimden, sadece izledim onu. O da pek konuşkan değildi ki, hiçbir girişimde bulunmadı.
Beyaz, ince boynunun üzerine düşen kızıl saçların kokusunu aldım. Öyle genç, pürüzsüz bir teni vardı ki, kendimi zor tuttuğumu hissettim.
Bu işkence yarım saat sürdü. İsteyip te ulaşamamanın verdiği kıvanç dolu acıya tahammül etmek gitgide zorlaşıyordu.
İğneyi kolundan çıkarttım. Eldivenlerim elimde değildi. Gitmeden en azından tenine dokunabilmiş olmak istedim. Koluna bastırması için verdiğim pamuğa bulaşan kanın kokusu etrafa yayıldı.
Mesaim bitene kadar 12 kişi daha geldi. İyi insanların sayısı gitgide azalıyor. Mesai arkadaşımla birlikte ortalığı toparladık. O dışarıdaki başvuru masasını içeri taşımaya çalışırken, bana yevmiyemi alacak fırsatı tanımış oldu.
Kan dolabını açtım, nadide parçayı diğer ünitelerden ayrı bir yere koymuştum. “AB+” ne kadar da lezzetli. Kalın naylon torbayı ceketimin iç cebine yerleştirdim. Bu gece çekeceğim ziyafetin hayalini kurarak evime doğru hızlı adımlar atmaya başladım.
İşimi seviyorum…
|
5 Eylül, Çarşamba , 2007






Çarşamba, Eylül 5th, 2007:
Cevval city tadında olmuş. Çok iyi. Eski vampirlerden kim kaldı hem. Alexander Cevvalus.
Yazıdan birşey daha öğrendim “” işareti ” işaretiyle etkisiz oluyor.
Çarşamba, Eylül 5th, 2007:
elinde ‘kızıl kan şişesi,ağzında cigara’ hayal edebildim seni.. çook güzel anlatmışsın..
Çarşamba, Eylül 5th, 2007:
cevval benden sana bir kilo sarmisak.
gümüs mermileri de hazirladim.
cok hos olmus.
Çarşamba, Eylül 5th, 2007:
“interview with cevval” ile “melek” başlığı arasında kaldım bi süre sonra melekte karar kıldım. hehehe
Çarşamba, Eylül 5th, 2007:
wow demek istiyorum müsadenle, şoka girdim yazının sonunda, süper anlatmışsın ağzına sağlık…
Çarşamba, Eylül 5th, 2007:
cevval etkilendim benimde ömrüm sağlıkta geçti.Anlatımın çok güzel.İnsan sanki kendi de orada yaşıyormuş gi,bi hissediyor.Tebrikler .
Çarşamba, Eylül 5th, 2007:
Çok güsel anlatmışsın.Aynı ”Altın His” yada ” Diğerleri” formatında.Hikaye sonunda şok.Tebrikler
Çarşamba, Eylül 5th, 2007:
beğenilmesi beni sevindirdi, çok çok teşekkür ederim ::) ehe mutlu oldum :)
Perşembe, Eylül 6th, 2007:
Güzeeell…. İşte yazı yazmak budur. “Ah onu ne kaddaarr da çok seviyordum“ etrafında dönmek artık gerçekten baydı…
Perşembe, Eylül 6th, 2007:
eh fena sayılmazz
Perşembe, Eylül 6th, 2007:
Haksızlık etme ms , kendi sonunu belli etmeyen bir yazı , bayılırım ben bunlara. Esrarcengiz olmuş.
Perşembe, Eylül 6th, 2007:
senNen küsm :)
Perşembe, Eylül 6th, 2007:
niye kız????
Perşembe, Eylül 6th, 2007:
ms neye küstün bu gün ikidir starmixe küsüyon bi de gülücük yolluyon.
Perşembe, Eylül 6th, 2007:
gülücük:”çok da kırgn değlm, haff” demek oluyoo..bide çock taklidyle söyleniyo..
Perşembe, Eylül 6th, 2007:
bana:”kayışı kopuk ” demşti geçenlerde..o günden beri..
ömür boyu söylerm artk..
Cuma, Eylül 7th, 2007:
Bana : “Ben kayışı kopuk değilim , gayet resmi ve ciddiyim.“ de.. Ben de sana 100 satırlık özür yazısı yazayım. Resim konusuna gelince , sitede var , ama daha yapım aşamasında.Gir , bak. ( Diğerlerine yazdığım yorumlarda daha ciddi bir duruş alıyorum ama senin için durum farklı , espiri yapan insan , espirileri de kaldırmalı değil mi? Kayışı kopuk olmak hakaret değil ki. Yada öyle mi?)
Cuma, Eylül 7th, 2007:
ben gayet ciddi ve fotografkim ay pardon RESMİym:DDDDDDDDDDDD
Cuma, Eylül 7th, 2007:
dün ben kayisi kapardim o kesin.
almanca da verdienst kelimesi para kazanmak anlamina gelir ve ferdinst seklinde okunur. fernseher ise televizyon anlamina gelir.
hizli konusurken de bu iki kelimeyi birbirine karistirmak imkansizdir.
dün bir arkadasimla alisverise ciktik ve yorulunca da alisveris merkezinin kafesinde oturup bir seyler icmek istedik.
masalar dolu oldugu icin, yasli bir hanimdan izin isteyip onun masasina oturduk. tabii ki hanimi rahatsiz etmeden sohbete basladik ve arkadasim bir ara konuya bagli olarak, “bir kazancim yok” anlaminda ich “habe kein verdienst” dedi.
yanimizda oturan hanim galiba konuyu yanlis anlamis olacak ki birden lafa atildi. ve buradan fernseher (televizyon) alinmaz cok pahali diye konusmayi böldü. Arkadasim televizyon almak niyetinde olmadigini belirtmesine ragmen, o hala televizyon almak icin baska dükkanlara gitmemiz gerektigini buradan alirsak karin karini ödeyecegimizi iddia edip durdu. biz masadan kalkincaya kadar yasli hanimin televizyon muhabbetine gülmemizi zor tutarak ve istemesek te katilmak zorunda kaldik.
ama masadan ayrildigimizda artik ikimizin de makaralari bosalmisti. :-)
Cuma, Eylül 7th, 2007:
asena hangi ağaçtan kayisi kopardin…Orası neresi?
Cuma, Eylül 7th, 2007:
“anı biriktrmek” ne güzeeel….
Cuma, Eylül 7th, 2007:
güzel.
bu sefr e uzun değl.elme de hakm olamyrmkii.
Cuma, Eylül 7th, 2007:
starmix elma agacinda kayisi büyütmüsler.
kiz burda kayis koparpaktan bahsediyoz be!
burasi hamburg alooooo nirden ariyon, sesim geliyür mü?:-)
Cuma, Eylül 7th, 2007:
bayılırım hamburga ,mayonezli dimi…
Cumartesi, Eylül 8th, 2007:
ayyy bir demans la garşı garşıyayz ASO..
Cumartesi, Eylül 8th, 2007:
sade mayonez olsa ketcap ta var üzerine de bi cilek receli, ondan sonra benim elleri baglasinlar senin de ayaklari.
sana da bu cilekrecelli hamburgu yedirsinler:-)
Cumartesi, Eylül 8th, 2007:
Hey Asena,du bist wirklich in Hamburg jetzt?Seid wann?Gerçekten de şaşırdım.Çok şen şakrak birine benziyorsun.
Cevval Portakal,bu ne hayal gücü,dı dı dııı,bu gece rüyama girecek..
Pazar, Eylül 9th, 2007:
ben 15 yildir almanyada yasiyorum.
tesekkür ederim hayati biraz hafife almaya calisiyorum.
ja, ich bin wirklich in hamburg jetzt.
seit 15 jahren.
Pazar, Eylül 9th, 2007:
sasiracak ne var anlamadim. burasi benim icin türkiye ile kurdugum bir köprü.
Pazar, Eylül 9th, 2007:
Hamburg’ta olmana değil canım,Almanca bilen birine rastlamak ilk anda beni şaşırttı(ich bin eine Deutschlehrerin)Kurduğun köprüde en güzel yolculuklar,mutluluklar seninle olsun..
Pazar, Eylül 9th, 2007:
uleeen basıldk mı ne, toparlann, sende mi Almancısın NOSTA?
Pazar, Eylül 9th, 2007:
Neiiiin…Türkiyedeyim leeeeynnn..Almanca bilen tüm dostlara selam olsuuuun.Lakin burayı elbirliğiyle chat alanına dönüştürdük.Konumuza dönelim.Esas oğlan Cevval kızıcak valla…
Pazar, Eylül 9th, 2007:
cevval bu kandan sonra gazi aldi tatile cikti. daha üc günü var yanilmiyorsam gelmesine.
yani kedi burada yok biz fareler chata devam edebiliriz. devam devam.
Pazar, Eylül 9th, 2007:
eheheheheheheheh
Çarşamba, Eylül 12th, 2007:
hoppaaa bağcı geldi.
doğru tahmin, 3 gün vardı ve geçti, az önce açtım pc’yi bi bakındım maillere, anam dedim melek’e amma çok yorum yazılmış, nerelormuş benim yokluğumda acep dedim. geldim gördümki bildiğin mirc.
Çarşamba, Eylül 12th, 2007:
cevooo nerdydn be, olum kimlen gavga etçez bizz, kaçamyın olum yaa, gaçmaynnn.
Perşembe, Eylül 13th, 2007:
tatile gittim ben, attım pis elektriği. bi süre başkasıyla kavga ede durun, zira ben yedim denizi, güneşi pamuk gibi bir insan oldum. hehehe
Perşembe, Eylül 13th, 2007:
pamuk şekerrr.