MS
asena75 yazmış
Küçük kızımın doğumu hayli zor oldu benim için. Doğumdan sonra da bir takım ortopedik rahatsızlıkların başlamasıyla 3 hafta kadar bir klinikte kalmam gerekti.
Bu klinikte ortopedik rahatsızlıkların yanı sıra MS, yani multiskleroze ve parkinson hastalarıyla tanışma ve kendilerini ve hastalıklarını daha iyi tanıma şansına eriştim.
Parkinson, sebepleri bilinen ama tedavi açısından bugün bile tıbbın hayli çaresiz kaldığı bir hastalık.
Ama MS daha bir zor. Çünkü ne neden olduğu biliniyor, ne de tedavisi var. Ve bu hastalık her insanda ayrı bir seyir gösterdiği için maalesef doktorlar hastaya özel bir tedavi ile hastalığın önlenemez sonuçlarını geciktirmeye çalışıyor.
Sinir uçlarının iltihaplanarak duyarsız kalması ve beyinle aralarındaki bağlantının kesilmesi sonucu ortaya çıkan MS, bence çağımızda Aids’ten sonra insanlığı tehdit eden en büyük lanet.
Hastalık genelde soğuk ülkelerde çok sık rastlanıyor ve ekvatora doğru inildikçe seyreliyor. Ama bu belki de MS hastalarının ekvator çevresinde bir doktorun ilgi ve ihtimamından yoksun oluşu ya da doğru bir istatistik bilginin olmayışı ve ya hastaların hastalığı tanımadığı için doktora gitmeyişi ile açıklanabilir. Çünkü MS kendini ateşli bir iltihap hastalığı gibi gösterip, vücutta yorgunluga sebep olarak başlıyor ve tedavi olmazsa (olsa bile) önlenemez yolculuğunu, vücudunda bulunduğu insanın son gününe kadar sürdürüyor.
Orada gördüğüm MS hastaları hastalığın ilerlemiş döneminde vücutta açabileceği hasarı ve bunun sonuçlarını o kadar açık anlatıyordu ki, inanin korktum. Şahit olduğum bir takım acı sahneleri size anlatarak burada daha fazla keyfinizi kaçıracak değilim.
Bugün aldığım bir haber beni yıktı. O yüzden böyle bir yazı yazma ihtiyacı duydum. Kuzenlerimden birine MS teşhisi yapılmış.
Üzüntümün derinliğini tahmin bile edemezsiniz. Bence kuzenim ölümcül bir hastalığa yakalanıp birkaç gün içinde ölse yine üzülürüm ama bu kadar değil inanın.
28 yaşında genç bir erkeğin -kuzenim hayli yakışıklı ve albenili bir genç- böyle bir hastalığın elinde çürümesi inanın çok acı veren bir şey.
Hepinize sağlıklar dilerim.
|
18 Eylül, Salı , 2007






Salı, Eylül 18th, 2007:
Cok gecmis olsun Asena. Cok zor bir hastalik oldugunu biliyordum ama hic bir yakinima olmamisti. Daha burda yeniyim biliyorum ama seni de aileden gordugum icin kendi yakinimmis gibi uzuldum. Allah kimsenin basina vermesin. Allah kuzenine ve ailesine yardimci olsun.
Salı, Eylül 18th, 2007:
Allah yardıncınız olsun başka ne denebilri bilemiyorum gerçekten üzüldüm allah başka acı yaşatmasın kuzeninize de acil şifalar diliyorum.
Salı, Eylül 18th, 2007:
ööf ne söylenr ne yazlr bu durumda….Allaha dernnden inanan biri olark “Allahn bir bildği vardr, sistemn işlemsi için gerekldr, Allah derdi verdği gbi dermanını da verr” faln diyemeyeceğmm, diyemycemm.okurken şakaklrmdn başmn arkasına doğru birşey çekldi.. çekldi..çok zor..onn için 1 mucize dilyrm..tıbbn hızla ilerlemesini dilyrm..hiç1nize olmasn diliyorumm.
benm birck anacğm, GÜLüm 40 yıldr saysz hastlğn pençesnde inadına yaşadı..önceleri yılda 2-3 yatrken hastanede bu sonyıllrda ayda 4-5e çıktı..hastaneleri başlk alp roman yazack kadr tanrm..evet ne yazkki sahp oldklarmzn farkna varmk için zaman zamn 2-3 günlğne hastanede yaşammz gerekyr..hastalann demyrm, refakatçi oln ne bilimm..aman saçmalamdn kaçıyrm ben..
Salı, Eylül 18th, 2007:
TESEKKÜRLER YORUMLARINIZ ICIN.
ben kuzenime allahtan kisa bir ömür dilemekten baska bir sey yapamiyorum.
cünkü yasin ilerlemesi ile hastalik önlenemez seyrini hizlandiriyor.
Çarşamba, Eylül 19th, 2007:
tüylerim diken diken olduuu ALLAH yardımcı olsun :(:(
hayat boş işte bir kez daha gördüm bu yazıdan sonra…
Çarşamba, Eylül 19th, 2007:
cicos hosgeldin
Çarşamba, Eylül 19th, 2007:
hoşmu geldin:)
Çarşamba, Eylül 19th, 2007:
sana hosgeldin dedim akillim coktandir yoktun da.
Çarşamba, Eylül 19th, 2007:
buyuk gecmis olsun asenacim.ben boyle bir hastaliktan haberdar degildim acikcasi.sayende biraz olsun ogrendim.
ogrendim ama yasadigin aci bir tecrubeyle.Allah sifa versin.Allah’tan umit kesilmez.
Çarşamba, Eylül 19th, 2007:
cok tesekkür ederim ceyhun allah kimsenin basina vermesin insallah.
Çarşamba, Eylül 19th, 2007:
tabiki gonlumuzden gecen odur ki kimsenin basina gelmesin ama birde soyle bi durum var.
Allah eger boyle bir dert vermisse derman da mutlaka biryerlerdedir.yani kuzenin yakisikli oldugu kadar direncli istikrarli iradeli bir insandir umarim.zira sinama yeri olan su yerkurede kuzenini ciddi bir sinav bekliyo bence.kuzenin ve etrafindakiler inandiktan sonra ve tum tibbi olaylarda uygulandiktan sonra gerisi Allah’a kalmistir.
Perşembe, Eylül 20th, 2007:
çokmu özletim kendimi ne:):)
Perşembe, Eylül 20th, 2007:
evet ÇİÇİ..nerdsn sen , cevap ver..birde ÇİLLİbom vardı küfrsevr o nerde acep..oda bi renkti..ÇİLLiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii..
Perşembe, Eylül 20th, 2007:
asena çok geçmiş olsun.
Annem hastanede yatarken odasında bir genç kız vardı. çok iyi bir kızdı ama MS’liydi. bir sevdiği vardı. çocuk gerçekten seviyordu kızı.hatta bazı akşamlar kızı hastaneden kaçırıp gezmeye götürüyordu. çünkü kız gerçekten uzun zamandır hastanedeydi. insan onların sonlarını düşündükçe oturup sağlıklı olduğu için mi yoksa onlara sıkıntısız ve acısız bir ömür için mi dua etmeli bilemiyor….
Perşembe, Eylül 20th, 2007:
aa KAHVETRAMPET nerelrdydn..
anlattğnda içler acısı br durum..ne güzel 1 sevdymş ama..
Perşembe, Eylül 20th, 2007:
mskalimero
KAHVETRAMPET olayını halen daha çözmeye çalışıyorum ama aylrdır tık yok….
Perşembe, Eylül 20th, 2007:
ms herkese bi isim takar böyle
Perşembe, Eylül 20th, 2007:
doktor sen de hosgeldin.
Perşembe, Eylül 20th, 2007:
açıklama için teşekkürler asena. hoşbulduk…
Perşembe, Eylül 20th, 2007:
Benim yattigim dönemde de bir kiz vardi orada. Cok güzel ve cici bir kizdi. Ama cocuk annesinden o kadar boguluyordu ki acidim cocuga. Hayatin tadini cikaracagi günler zaten kisayken bir de kaybetme korkusundan elini ayagini baglayan bir anne hic cekilmiyordu dogrusu. Neyi yapmak istese dinlen kendini yorma filan bir sürü zirva ile vazgeciriliyordu.
Perşembe, Eylül 20th, 2007:
drum ingcede trampet, davul anlamna gelr.
dramı olduğu gbi okynca drum geldi aklıma, birde et vardı sonnda , al sana
trampet..
brownda “kahverengi olnca” oldu
KAHVETRAMPET, ama bunu bulmm yazdıklarımı okudğn sürenn bilmm kaçta sıfr nokta bilmm kaçı süremi aldı..
kısaca niyet kötü değl..hepsinnde böyle bir açklaması yok.
rumuzu görnce gözmn önne onn yerine ne gelyrsa onunla çağryrm kişiyi.
amaaan bakma sen bana , yorma kendni..
sevglr..
Perşembe, Eylül 20th, 2007:
hayır bulduğun kötü birşey değil ama bir alaka kurmaya çalışınca tütmeye başladı kafam. sonuçta benim rumuzumda bir arkadşımın bir saniyelik düşüncesi ve hitabından ibaret…
Perşembe, Eylül 20th, 2007:
yaratıcılık 10/10….
Perşembe, Eylül 20th, 2007:
anaaa “tütmeye başladı kafam” çok sevdm..bende kullnablrmym arada;)
Cuma, Eylül 21st, 2007:
neyi sevdin de kullanican ms
Cuma, Eylül 21st, 2007:
kendi malınmış gibi ms…
Cuma, Eylül 21st, 2007:
yavv kahverengi doktorcugum bu ismin özel bir anlami var mi.
adin kahverengi dünyan gök mavisi olsun.
Cuma, Eylül 21st, 2007:
Ahmet benim göbek adım. yakın çevremdeki arkadaşlarım beni böyle göbek adımla anar oldu. ancak h’yi düşürerek. bir de benim Geleceğe Dönüş serisini çok sevdiğimi bildiklerinden galiba bir arkadaşım bir anda böyle bir isim ortaya attı. benim de hoşuma gitti. gerçi son günler de benim için kullanımı azaldı, çok daha hoş bir lakap bulan arkadaşım oldu ama yine de yer yer bu ismi kullanıyorum…
bu arada temennilerin için çok teşekkür ederim asena.bilmukabele….
Cuma, Eylül 21st, 2007:
“tütmeye başladı kafam” ifadesni diyorum ASO.