Müsait bir yerde irica edeyim
rose19 yazmış
Askerliğini Ankara’da yapacağı müjdesini emmioğlu ona vermişti. Seviçten içi içine sığmıyordu. Hiç büyükşehir görmemişti. Gerçi onun memleketi de yiğidin harman olduğu çamlığı, testi kebabı, arabaşı çorbası ile anılan Ankara’ya çok yakın bir anadolu şehri idi.
Köyden il merkezine kadar muhtar traktörüyle getirmişti onları. Anacığı yaşlı gözlerle otobüse binene kadar bırakmadı oğlunu.
- “Ah keşke baban da göreydi oğul” diyerek son kez vedaşlaştı oğluyla.
Otobüs hareket edene kadar da gözünden yaş, ağzından dua eksik olmadı.
Ankara’ya yaklaştıkça içini bir korku sardı. Ya emmioğlu karşılamaya gelmezse.
Korktuğu da başına geldi. Şimdi ne yapacaktı, nereye gidecekti? İçini korku sardı. Gözlerine dolan yaşları içine akıttı. O askerdi artık. Ağlamamalıydı.
Birden omuzuna konulan el ile irkildi. Otobüste yanında oturan yaşlı amcayla gözgöze geldi. Amca bütün aklından geçenleri okumuşcasına
- “Korkma oğul, ben seni gideceğin yerin dolmuşuna bindiririm. Sen de şöföre askeriyenin önünde ineceğini söyler, inersin” demişti.
Dolmuşlar gelip geçiyor, hiçbiri durmuyordu. Her dolmuşa elini kaldıran yaşlı amca, en nihayet birini durdurmayı başarmıştı.
Açılan dolmuş kapısından içeriye kendini zor atmıştı. Oturanlar dışında belki 10 kişi de ayakta duruyordu. “Buraların adeti bu zaar” diye geçirdi içinden. Şöförün
- “Var mı para vermiyen, para üstü almıyan” sesiyle, binmeden önce hazırladığı parasını uzattı.
Oh be. Üstünden bir yük gitmişti parayı verince. Dolmuş ilerledikçe “Müsait bir yerde irica edeyim” diyen iniyor, dolmuş boşalıyordu. Arka koltukta boşalan bir yere oturdu.
Amcanın tarifine göre, ineceği yere az kalmıştı. Ah… Nasıl diyecekti şimdi “Müsait bir yerde irica edeyim” diye. Sıkıntıdan ter içinde kalmıştı. Bu arada son yolcu da inmişti.
O da ne! Askeriyenin önünden geçip gitmişlerdi. Hemen inmeliydi. Bütün cesaretini toplayarak
- “Müsait bir yerde irica edeyim” dedi ve derin bir nefes aldı.
Şöför hiç oralıklı olmamış, yoluna devam etmekteydi. Tekrardan, bu sefer sesini yükselterek
- “Müsait bir yerde irica edeyim” derken, şöför zınk diye durdu. Ve
- “İn aşağı lan eşşolueşşek! Zaten son durak” dedi.
|
6 Mayıs, Salı , 2008







Salı, Mayıs 6th, 2008:
Arapaşı diyince sanırım bu sivas,tokat dolayları galiba.Ben şimdi sivas ta oturunca öğrendim bu arapaşı çorbasını.Ama ben bu şoföre acayip sinir oldum.
Salı, Mayıs 6th, 2008:
çok güzel anlatmışsın kardeşim
ancak o şöförün (onlara ne şöför ne de insan denmez ya)
o sözünü okuyunca birden titredim
İnsan görünüşlü yaratıklar ne kadar da artmış
Çarşamba, Mayıs 7th, 2008:
yaşam gerçeği çok güzel ve yalın bir dille anlatılmış.hikayediki şoförü yargılarken bir yandanda kendimizi sorgulamamızı sağladığı için bu hikayeyi bizimle paylaşan arkadaşımıza sonsuz teşekkürler.
Çarşamba, Mayıs 7th, 2008:
:) bugün bende yozgat’taydım testi kebabı deyince aklıma yozgat geldi ankara ya da yakın biryer belkide hergün baska baska birilerinin yasadıgı bir hikaye bu aslında hayatımızı da gunlük yasadıgımız sıradan seylerin yanında unutulmaz özel anlar olusturuyor aslında. arkadas bütün eanlatcılar bir gün saat kulesinin ordaki restorant da testi kebabı yeriz belki..:D
Perşembe, Mayıs 8th, 2008:
Güzel bir hikaye. Arkadaşımızı tebrik ediyorum.Dışarıdan gelen bu vatandaşlarımıza yardımcı olmak gerekir…
Pazar, Mayıs 11th, 2008:
Çok duygulandım arkadaşım. Çünkü o gencin yaşadıklarını çok iyi anlıyorum.İnsan bilmediği bir şehre gelince yeniden dünyaya gelmiş gibi acemi we korkak oluyor.Kendini çok yalnız hissediyor, bir de o şoför gibi ö….z insanlar çıkarsa karşısına way haline işte….
Pazar, Mayıs 11th, 2008:
İlk yazısını cesaretle yayınlayan arkadaşım tebrikler. Yazında anlattığın tedirginliği büyük şehre her ne sebeble gelirse gelsin her “Anadolu Çocuğu” yaşıyor ayrıca.Bizzat kendi tecrübemdir. Ama kısa zaman da buralardaki hayatında basit ve kolay anlaşılabilir olduğunu anlıyorsun.Yok bi orjinalitesi…
Hatta memleketi bile özlüyorsun zaman zaman. Oysa ne güzellikleri ıskalıyoruz haberimiz yok.Yakın zamanda güneydoğu illerini gezme fırsatım oldu ve ben Ankara da ne yapıyorum yahu? gençliğim eyvah dedim kendi kendime.
Salı, Mayıs 27th, 2008:
arabaşı,desti kebabı benim memleketimin yemekleri tabiki yozgatlıyız yiğidin harman olduğu yer.ben yozgatta yaşıyorum millet gelin bigün hep birlikte saat kulesinin orda desti kebabını yiyelim cnm istedi valla:))))
Salı, Haziran 3rd, 2008:
İfadede ki yalın anlatım, cümle dizimi, konu bütünlüğü, gelişmenin sonuca edim vurgusu ile profesyonel bir imza örneği bu metin. Okudukca merakın tebessümle buluştuğu ve durup düşündüren, aynı anda değer yargılarımıza dair özlem hissini kabartan unutulmaya yüz tutmuş saf güzellikteki kelimelerin dansı gibi olmuş… daha uzun hikayelerde bekliyoruz sizi bu güzelliği okuyan gözlerden esirmemeniz dileğiyle ..yüreğinize ve ellerinize sağlık. sevgili rose19 ..teşekkürler.
Çarşamba, Haziran 4th, 2008:
Güzel yorumlarınıziçin hepinize çok teşekkür ederim.