Mutluluk üzerine

 A.Y Borke yazmış

Günlerin ardı sıra birbirini eskittiği hızlı yaşamakların arasında, her yalnız kalışımızda hepimizin kendi çığlığını dindirmek için bir cümlesi var:

Mutlu olmayı herkes kadar hak ediyorum

Aslında bunu söylerken biz, bizim istediğimiz kadarıyla bulmamış bir mutluluğadır itirazımız. Konu mutlu olmak olunca isteklerimizi mecburen o kadar daraltmış ve kısıtlamışızdır ki, bu kadar azına razıyken bile gelmeyişi çıldırtır bizi. Ve gelenlerin yanına nasıl gelmiş olursa olsun bize gelmediğinden, gelmesini bu kadar arzuladığımız mutluluk, gelmedikçe düşüyle bile bizi mutsuz etmeye yeter.

Herkes kadar hak ettiğimize inanır, ama asla şunu düşünmeyiz: Düşlediğimiz dünyanın kapılarından duru bir gülümsemeyle bizi kucaklayacağına inandığımız ve bize vefayla refakat etmesini istediğimiz mutlulukla buluşmak, acaba bir hak mı ,yoksa elde edilmesi anlamında mücadele etmemiz gereken bir sürecin nihai sonucu mu?

Mutluluğun bir hak olabilmesi için öncelikle bu hakkı doğuran bir neden ve bu hakkın adaletli bir şekilde paylaştırılmasını sağlayan bir de güç olmalıdır.

Mutlu olma hakkını doğuran nedeni kendimiz dışında bir yerde aramaya kalkarsak ulaşacağımız en anlamlı yer sanırım Tanrı’dır.

Mutluluğu yaratan Tanrı ise ve koşulsuz bir itikatla yaradılış mucizesine de inanıyorsak eğer, o zaman Tanrı’nın mutluluğu yarattığı gibi mutsuzluğu da yarattığına inanmamız gerekir.

Tanrı doğaldır ki kendi yarattığı mutluluğu yine kendi yarattığı kaderle ihtiyacı olanlara tahsis edecektir. İşte tam bu anda mutluluğu yaratan nedeni bence hemen Tanrı olmaktan çıkarmamız gerekir. Böyle olmazsa mutluluğun bizden uzak olduğu zamanlarda, mutsuzluğun neden bizi bulduğuna dair sorularla Tanrı’yı incitmiş oluruz çünkü. Mutluluğun dağılımındaki adalet duygusu da Tanrı’dan kaynaklanamaz o halde.

Mutluluğu bir hak olmaktan öte elde edilmesi anlamında mücadele etmemiz gereken bir süreç olarak kabul ettiğimizde, karşımıza bu sefer de şu sorun çıkıyor; bireyin tüm iyi niyetli çabasına ve çalışmasına rağmen ve hatta en azına razı olsa bile bir türlü istediği biçimiyle mutlu olamaması.

Bu anlayış biçimi bizi sanırım mutluluğu formüle etmeye götürüyor ki böylesi bir formül bulmak için onca zaman bunca emek harcadığımız o harikulade duyguyu maddeleştirip sıradanlaştırıyoruz. Bu da mutluluğu hak etmeyi açıklamıyor.

Bence mutluluk meşru bir hak ya da nesnel yönelimlerle elde edilebilecek bir formül asla olamaz. Mutluluk bir arayıştır. Her bulduğumuzda yeniden kaybedip binlerce kez yeniden bulma heyecanıyla bizi hayata bağlayan bir arayış. Kendi bilincimizde oluşturduğumuz maddi olmayan bir fenomen.

Sadece bize göredir. Başından sonuna kadar bize göredir. Birinin mutluluğu asla bir başkasının mutluluğu ya da mutsuzluğu ile örtüşmez. Yeryüzü denen coğrafyada mutlu olmak için her bireye ölünceye kadar yetecek neden var. Bize sadece mutluluğu bir arayış olarak kabul edip bu nedenlerin gizlendikleri yerleri bulmak kalır.

Hiçbir zaman engellenemeyecek tek şey mutlu olma arayışımızdır.

2 kez oylanmis, 5 uzerinden 5 2 kez oylanmis, 5 uzerinden 5 2 kez oylanmis, 5 uzerinden 5 2 kez oylanmis, 5 uzerinden 5 2 kez oylanmis, 5 uzerinden 5 Loading ... Loading ...
Etiketler: , , , , , , , ,


31 Aralık, Pazartesi , 2007

Öneri: (Sponsor)

1 Yorum yapılmış

  1.  
    ismilazimdegil

    Çarşamba, Ocak 2nd, 2008:

    bütün “mutluluk” söylencelerine dair kitapları hatırlattı yazdıklarınız- ki genel olarak hepsi bende açıklanamaz mide kramplarına neden olan kitaplardır bunlar.. “mutlu olmanın bilmem kaç yolu”… “mutluluk kapınızda”.. “secret”… sizin yazınızın onlara atıfta bulunduğunu söylemeye çalışmıyorum, aksine onların tam olarak “anti”si… bu tür “yaşam destek
    ünitesi” olma kaygısı güden kitapların hepsindeki temel düsturlardan biri “birşeyi çok istersen, gerçekten istersen olacaktır” ve bu cümlede beni içten içe rahatsız eden birşey var.. ya benim yüce isteğim bir başkasının istemediği birşeyse… bu beni hem çok eğlendiren hem de kaygılandıran bir nokta.. “tanrı” meselesine gelince acaba nietsche doğru mu söylüyor? tanrı gerçekten ölmüş olabilir mi? “çivisi çıkmış” bu dünyadan o da elini eteğini çekmiş olabilir mi? umarım değildir… dünyada yerini bulamayan adalet umarım bir yerlerde gerçekten yerini arıyordur ve bulacaktır… neden mi? çünkü adalet olmadan mutluluk da olamıyor… ellerinize sağlık…

Mutluluk üzerine başlıklı yazıya gelen yorumları takip et veya bu yazı hakkında bahsedenleri gör.

Yorum yap




Senin yorumundan sonraki yorumlar E-postana gelsin mi?


 
Ne çok severiz seni Wordpress