Nome

 fatih dayan yazmış

A, a /eı/, As, as. A

a /eı/ or //, an /æn/ or /n/ ſζξβ

- “Evet bunları ben yazmıştım” dedi ve okumaya başladı.

“Vicdan kaynaklı düşünce tomarının denge kalesi, dışarıdan gelen saçma istek ve duyguları dizginler”

İlk on dakika: Hareket edemiyor. Koluna enjekte edilen zehir ya da serum çok yakıyor. Daha önemlisi dar alan. Açlık ya da susuzluktan değil sıkıntıdan ölecek galiba. 6 metreküplük hacimde hareketsiz kaç dakika daha kalabilir?

“Bağlantı, fikir kümesinde adaleti sağlar”

Yarım saat sonra: Ateşi çıktı, bağırıyor ama kimse duymuyor. Haykırıyor, boğazları yırtılırcasına. Kanı çekiliyor, içeride hava bitmeye başladı, her türlü duygu patlamaları yaşıyor. Buradan kurtulmakla ilgili fanteziler kurmaya başladı. Kendini buraya gömene lanetler yağdırıyor ama çaresiz.

“Bütün işlemcilerin kontrolle ve kendi aralarında kombinasyonu, yerçekimine bile, açlığın verdiği kadar bilgi yükler”

1 saat sonra: İçeride hava tamamen bitti. Artık soluk alamıyor. Havasızlıktan öleceği için mutlu. Ölemiyor. Ölmüyor, sadece acı çekiyor. Burada olmaması gerektiğini düşünüyor, fantezileri şiddetini artırıyor. Yorgunluğu artıyor, vücudunda artık adrenalin de kalmadı. Uyuklamaya başlıyor.

“Diğer ısırılanlar bir şeylere dönüşüyor. Tek istekleri taze et, insan eti…”

5 saat sonra: Uyursa belki zaman geçer, uyuyor. Bu yaptığı en büyük hata. Çünkü zamanı bilmek isteyecek ama ne kadar zaman uyuduğunu bilemeyecek. Belki uyumasaydı tahmin edebilirdi.

“Ufak bir sıyrık bu kadar acımamalı ya da zamanla iyileşmeli, daha da kötüleşmemeli…”

15 saat sonra: Uyanıyor. Açlık hissetmiyor ama susuzluk limitte. Vücudu gayet sakin ve dinç. Üzerindeki kütleyi zorluyor. Hareket yok. Serumun damarlarında bıraktığı iz bütün vücudunu kapsamış. Ama yara yok.

“Bilgim: ruhumun düşüncemde güvende olduğu, özel olmayışım ve zamanın akıcılığı. Atım, silahım ve kendim üçlüsünden önemli olanını kaybetmek üzereyim”

2 gün sonra: Gerçeklerle hayalleri karıştırmaya başladı. Fantezileri daha baskın çıkıyor. Kendinin gerçekliğinden şüphe duyuyor. Varlığını tasdikleyemiyor. Var olmaması gerekir; susuzluğu, acı gerçeği yüzüne vuruyor.

“Bunun panzehiri yok. Tıp, dilsiz kalmıştı. Sorunun kaynağı farklı boyutta”

1 hafta sonra: Düşünmemeyi öğreniyor. Zihnini kapatıyor. Geçmiş silindi. İstekler silindi. Duyular sadece susuzluğa odaklandı. Suyun içerisinde biraz da paslı demir olsa iyi olacak.

“Belki beynimde bazı bölgeleri uzun vadede kodlarsam, dönüştüğüm şey yine ben olurum. Bakalım bağlantı ne kadar güçlüymüş”

2 hafta sonra: uzun zamandır kendisiyle konuşmuyor. Mantık çerçevesinde muhabbete izin veriyor. Susuzluğunun intikamını istiyor. Sadece intikam istiyor. Ölemeyişine şaşırıyor.

“Son kale’m fikrim, ülkemi fetheden kale’m olsun”

1 yıl sonra: Gerçeği algılayışta limiti arttı. Duymak, görmek, tatmak, koklamak, hissetmek dışında yeni bir şey. Dışarıdakileri biliyor.

“Nöronlarım, çözülmeye hazır asker olarak donsunlar. Bu beden benim”

Zar zor ayağa kalktı. Üstündeki tozu silkti ve yerden silahını aldı. Islık çalmaya çalışıyor ama dili hala uyuşuk. Bir kaç uğraştan sonra özel melodisini üfledi. Üç saniye öncesine kadar ufukta görünmeyen atı, yeri sarsan gürültüsüyle, ardında küçük sayılmayacak girdaplar bırakarak yanına geldi.

20 yıl sonra : Dışarıda birşeyler oldu. Galiba savaş var. Çok büyük bir savaş. Hiç olmadığı kadar büyük. Çünkü eskisi gibi ortalarda insan yok. Sadece yürüyen soğuk et parçaları. Pıhtı kan da işini görür. Öyle güçlendi ki artık kafesinden kurtulabilir.

9 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.56 9 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.56 9 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.56 9 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.56 9 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.56 Loading ... Loading ...
Etiketler: , , , , , , , , ,


26 Ekim, Cuma , 2007

Öneri: (Sponsor)

8 Yorum yapılmış

  1.  
    john locke

    Pazar, Ekim 28th, 2007:

    nerelerdesin Faith Morihei Dayan? Özledim yazılarını. Çok farklı alanda ilginç hikayelerini, bir numarasın. beğeniyorum. hastanım. bu sebeple aralıksız yazmanı diler başarılarının devamını …

  2. +3
     
    anafikir

    Pazar, Ekim 28th, 2007:

    Çaba harcamak gerekiyor Fatih’in yazılarını anlamak için. Ama bazılarımızın pek zamanı yok (mesela ben) o yüzden çoğunu anlamıyorum ben.

    Ya da zeka meselesi, anlayamıyor beynim : )

  3.  
    Semih

    Pazar, Ekim 28th, 2007:

    Fatihin yazilarini ben de cok algilayamiyorum ama bu yazisinda bir vampirin gunlugunu yazmis gibi geldi bana. Yanlis mi anladim acaba?

  4.  
    asena75

    Pazar, Ekim 28th, 2007:

    af biyir!

  5.  
    julia bergdorf

    Salı, Ekim 30th, 2007:

    George Wells ve Jules Verne arası hikayelerine yeni bir bakış açısı getiren bir yazı, yazının başındaki ingilizce harflerin telafuzu sanırım.Yabancı olmak ve yalnızlık üzerine yorumladım yazıyı güzel olmuş.

  6. Cumartesi, Kasım 3rd, 2007:

    yine muhteşem olmuş. Sürü psikolojisiyle söylemedim bu lafı. Gerçekten mükemmel. İki tane karakterden bahsediyor sanırım biri zihin gücüyle aklını koruyan zombi, diğeri çok bunalımda çok güçlü bir vampir. Tahminim doğruysa, vampiri kafese tıkan ve zombi virüsünü yayan kişi başrolde oynuyor. Yazının başlıkla ilgisi araştırılıyor… diğer yazılarınla kesinlikle alakalı.

  7. Cumartesi, Kasım 3rd, 2007:

    A, a /eı/, A‘s, a‘s. A

    a /eı/ or //, an /æn/ or /n/ ſζξβ

    bunları çözemedim :)

  8.  
    Kırmızı

    Salı, Mart 25th, 2008:

    Dikkatimi çekti, yazılarından herhangi birini okuyunca diğerlerini de okuma ihtiyacı hissediyorum. Benden önceki yorumların hepsi bunu kanıtlıyor.

Nome başlıklı yazıya gelen yorumları takip et veya bu yazı hakkında bahsedenleri gör.

Yorum yap




Senin yorumundan sonraki yorumlar E-postana gelsin mi?


 
Ne çok severiz seni Wordpress