Sıradan
Cevval Portakal yazmış
Sıradan bir insanım. Sıradan olmayı hiç istemedim. Dünya’yı yelkenliyle gezip, burada anılarımı anlatmak, zenginliğim ile nispet yapmak veya acılı dahi olsa, maceralarla dolu bir hayattan pasajlar sunmayı öyle çok isterdim ki…
Geriye kalan büyük çoğunluk gibi her şeyi orta karar yaşıyorum. Ay sonunda kemer sıktıran bir iş, sağlıklı olduğu için şükredilen orta zekada çocuklar. Manken gibi olmasa da başarılı bir ev kadını. Bütün gün köşedeki divanında yatıp, gelinine huysuzluk eden bir hasta anne.
Sahip olamayanlar için bunların büyük birer mutluluk olduğunu düşünmek pek teselli etmiyor açıkçası. Daha fazlasını istemek kendimi suçlamama neden olmamalı.
Beni onlar engelledi belki de. Bu insanlar hayatımı düzenlemeseydi. Tek başıma olsaydım, biraz da şansım olsaydı, belki bir sanatçı olmayı başarabilirdim. Bir müzisyen, belki siyasete atılır insanları yönetirdim, ünlü biri, zengin biri, çok daha önemli biri, kim bilir…
Bu dünyayı terkettiğimde bir iz bıraktığımı bilerek kapardım gözlerimi böylece. Bir şeyleri değiştirmiş olduğumu anladığım an, ölüm tatlı bir serinlik yayabilirdi vucuduma.
Bunları düşünmek için çok geç olduğunu bilmek, hepsinin ölümünden daha fazla acı veriyor bana.
İşte yine aynı şeyler. Sıradan 2 odalı evimde estirdiğim padişah esintisinin ürünü, kimsenin oturmaya tenezzül etmediği baba koltuğuma kuruldum. Sıradan çocuklarım okuldan dönüyor kırık notlarla. Annem, divanında bağdaş kurmuş, duyamadan bakıyor televizyona.
Öyle sıkıldım ki! Ben bu adam olmayı hiç istememiştim. Öyle güzel düşlerim vardı ki. İlk adımlarımda umutluydum. Hedeflerime ulaşacağımdan hiç şüphe etmiyordum. Sanırım hatam hedeflerimi sürekli değiştirmem oldu.
Hiçbir yolda sonuna kadar ilerleyemeden, rahmetli babamın bir kopyası oldum çıktım sonunda.
Artık dayanamıyorum! Sigara almaya gidiyorum deyip, alıp başımı gitsem ne olur acaba. Perişan olup, sabah akşam arkamdan beddua ederler mi?
Her şeyimi bırakıp giderim belki, beş kuruşsuz. Filmlerde olur ya, sıfırdan başlanır hani çok uzaklarda, o zaman perişanda olmazlar.
Gidiyorum der öyle giderim. Durdurmaya kalksalar da alır başımı giderim. Başınızın çaresine bakarsınız dükkanda sizin evde sizin derim. Neden olmasın? Nereye gidicem. off!…
Sonunda sıradan eşim de mutfaktan çıktı. Tiksinç bayağılık tablomun son parçası. Yüzüme bile bakmadı.
Her zaman bir “Hoşgeldin bey” duyulurdu ağzından. Pek bir şey ifade etmese de alışmıştım ben bu “Hoşgeldin bey“e. O da usandı belki artık, her akşam aynı ruhsuz seramoniyi sergilemekten. Yüzünü bile göstermeden yatak odasına ilerledi.
- Bey kalk artık yemek hazır.
- Görüyorum Asuman kör değiliz, sofra karşımda işte.
- Bey! bey!… Hiii!… Aman Allah!
- N’oluyo Asuman, ne var geldim, sessiz ol kadın!
Bu ben miyim? Sırtüstü ağzı açık yatan… O zaman?
- Burdayım Asuman, çocuklar! Bana bakın burdayım! Anne! O ben değilim burdayım yanınızdayım…
|
30 Eylül, Pazar , 2007






Pazar, Eylül 30th, 2007:
Fight Club’ın ilk çeyreğinin metinseli olmuş bu. Şahane!
Pazar, Eylül 30th, 2007:
Tek kelime ile anlatmak gerekirse “Harika!”
Pazar, Eylül 30th, 2007:
Şimdi “Hiçbir şey için geç değildir.” demeye çalışıcam ki hecelerken bile kendi kendime”Hadi ordan!!!” demeye başladım…Bence yeni bir hobi olabilir,yeni bir uğraş olabilir,ne bileyim ummadığın bir yerden birşey çıkabilir seni canlı hissetirecek.Önemli olan “ufff!”larken bunları gözden kaçırmamak,işareti algılamak…Ben bu yaşımda(ki çok küçük sayılmasada “erken” sayılabilir)aynı şeyleri hala(”hala”cunku kendimi bildim bileli bana verilen sorumluluklar doğrultusunda kendimi olduğumdan daha yaşlı hissederim)hissediyorum,beni rahatlatan kendimce yaptığım besteleri çalmak,o zaman bir duygu boşalımı oluyor hiç değilse…
Pazar, Eylül 30th, 2007:
beğendiğinize çok sevindim, yazıyı biraz daha geliştirip geliştirmemek arasında kararsız kalmıştım ama bu haliyle sevildiğine göre tam ayarında olmuş galiba :))
@scapula anlıyorum seni çok güzel bir rahatlama yöntemi bahsettiğin. ancak bu hikayedeki sorunlu aile babası tamamen hayali. benim senden daha genç olma ihtimalim bile var yani. :))
Pazar, Eylül 30th, 2007:
yaşlarınızı da söyleyin anlayalım kim daha genç :))
Pazar, Eylül 30th, 2007:
ellerine saglik cevval.5yildizlik bir yazi.
yazinin kahramani; hernekadar Turkiye’de yasamasam da (ki cok ozlerim memleketimi)
orta tabaka diye tabir edilen kesimin maddiyattan kaynaklanan ruhsal cokuntunun esiginde olmasi, sevdiklerinden gordugu ters tepkiler ve akabinde “artik beni kimse sevmiyor” sendromlarindan cikis arayan kisileri temsil ediyor sanirim.
Pazar, Eylül 30th, 2007:
“dünyayı terkettiğimde bir iz bıraktığımı bilerek kapardım gözlerimi böylece”, “Bu ben miyim? Sırtüstü ağzı açık yatan…” gözlerinin kapadığının bile farkında değil. Çok vahim. Olayın aslı şöyledir: adam yeterince bunalımdan sonra astral vücuduyla gezmeyi öğrenmiştir. Artık heyecanlı bir hayatı olacaktır.
Ama öldüğünün kanıtı olan hikayenin başlangıç noktası: “Sıradan 2 odalı evimde estirdiğim padişah esintisinin ürünü, kimsenin oturmaya tenezzül etmediği baba koltuğuma kuruldum.”. geçmişi yok, demek ki mutfakta biten hikaye, alışkanlık haline gelen koltuğa oturma ile devam edilesiymiş.
Sonuç: basit bir hikayenin Cevvalvari anlatımı: bir sanat eseri. Basit bir filmde Samuel Jackson oynadığında da bu etkiyi görüyorum.
Pazar, Eylül 30th, 2007:
Ya fatih sen bu yorumu yazmasan adamin oldugunu farketmemisim. Kendimi cok kotu hissettim simdi. Iyi ki yorumlar var ve ben okuyorum ya! Yoksa bu kadar onemli bir ayrintiyi kaciracaktim…
Pazar, Eylül 30th, 2007:
cevval süper olmus yav. hemen hergün rastladigimiz bazen kendimizi onlardan biri gibi hissettigimiz adamin düsüncelerini okumak cok güzel.
bazen insanin kendine bile itiraf edemedigi seylerin dile getirilisi.
en güzeli de adamin bunlarin bilincine varmis olmasi. neden hep cok gec oldugunda aklimiz basimiza geliyor?
cevremizde bu ve bunun gibi binlerce örnek varken neden bakmayi ya da görmeyi basarip biz baska olalim diyemiyoruz?
belki de kendimizi o kadar yüksekte görüyoruz ki ben bunlar gibi olmam olamam deyip o yolda ilerliyor ve bir gün onlardan biri oldugumuzu kendimize bile itiraf edemeden son nefesimizi veriyoruz.
galiba bu böyle gelmis böyle de gidecek. ben ORADAYIM diyebilen kac insan var merak ediyorum.
hepimiz kapasitemizin yarisini kullanarak buradan geciyoruz galiba.
Pazar, Eylül 30th, 2007:
OhhCevval bir an senin gerçeğin olduğu hissine kapılmıştım!
(Kaleminin etkisiyle olacak!)
Pazar, Eylül 30th, 2007:
bir daha okudum, yuh yani, masterpiece olmş..
Pazar, Eylül 30th, 2007:
Çok güsel olmuş ellerine sağlık.Milyonlarca insanın hikayesi gibi..10 evden 8 inde yaşanan hayat hikayesii…
Pazar, Eylül 30th, 2007:
yorumlar için çok teşekkür ederim. şımarttınız yavv :))
Pazartesi, Ekim 1st, 2007:
aman da aman nasilda simarirmis.
Pazartesi, Ekim 1st, 2007:
İstediğin kadar şımar hakettin ama.Ellerine yüreğine sağlık.Mükemmel olmuş 100 üzerinden 100 olsa daha fazla vercem vallahi.
Perşembe, Ekim 4th, 2007:
tebrikler yazının o kadar içine girdim ki o sıradanlık beni gerdi.Ne yazık ki hedeflerini sürekli değiştiren insanlar beklediklerini bir türlü elde edemiyorlar sonuna kadar katılıyorum.Biraz secretvari olacak ama insanın bi şeyi bütün benliği ile isteyip çaba sarfedince yapamayacağı şey olmadığını inanıyorum.
Ayrıca hayalleri çok farklı olan ve seneler geçtikten sonra bu hayallerinin hiçbir aşamasında yol kat edememiş ve bu hayallerini gerçekleştirmek için oldukça az vakti kalmış olması insana çok acı verir sanırım..Ne yazık ki hayatta bazı şeyler için geç kalınır..
Çarşamba, Ekim 10th, 2007:
demokrasiye inancım zayıflamıştı. en çok sevilen yazıyı okudum bende çok sevdim. bencede engüzel yazı.
Cumartesi, Ekim 13th, 2007:
ellerine sağlık;
geç kalmışım okumakta… Doğrusu hepimiz sıradanız çünkü hepimizin istekleri hemen hemen aynı….
Hepimiz mutluluğu,huzuru, sağlıklı bir yaşamı istiyoruz; fakat farklı yollardan…
Cumartesi, Ekim 13th, 2007:
Yazıyı yazanını ellerine sağlık çok beğendim.Hayatta yaşayan her insanın
hissettiklerini olduğu gibi kelimelere dökmüş.Yazıyı yorum yapan başkasının yorumu hoşuma gitmedi çünkü ne kadar uğraşlar bulsanda hayat gene sıkıcı geçiyor bazen çok okumakta uğraşmakta insana yetmiyor tat vermiyor gene hayatı sıkıcı gelebiliyor tabi ki araya da parentez açarım öğrenmek çok güzel herkese de birşeyler öğrenin diye yırtınırım öğrenmenin yaşı yoktur hayattaysak ölene kadar da yaşayarak okuyarak çabayla emeklerle öğreniliyor.
Pazar, Ekim 14th, 2007:
paylaşımın için teşekkürler:))))
emeğe saygı:)))))))))))
abi link ölmüş. bi yenilesen.
süper yazı çok sevdim.
Pazartesi, Ekim 15th, 2007:
kendi uploadım!!! +rep vermeyi unutmayalım arkadaşlar. :))
rar şifresi: www.crchatasi.com
yorumlar için tekrardan teşekkürler. :)
Çarşamba, Ekim 17th, 2007:
Bu yaziyi okumaya basladigimda beklentim o kadar büyük degildi.(Genelde beklentilerimi hep kücük yani ulasilabilir tutmaya ugrasirim.) On dakika sonra kendimi bir hayli mutlu hissettim. Tesekkürrrrrr.
Cuma, Kasım 9th, 2007:
Veee işte huzurlarınızda cevval.Alkışlayın!Eanlatın en güzel yazıları hep onundur.O bir obir obir,iki,üç,cevvallll! Ya daha ne denebilir ki herkes birşeyler demiş zaten yazının güzelliği adına ben zaten senin yazılarına hep hayran.
Salı, Aralık 4th, 2007:
cevval kardesim abi bütün yazılarını okudum kardesim beni cok sasırttın olum kücüklükten beri beraberiz ben böle bi özlellin oldugunu bilmiodumm.cok sevindim.ben bu adam odadan neden cıkmaz neden düzensiz uyur şimdi anladım.kardesim sende harbi sanatçı ruhu var.ertuu cum abi süper gidiosunn.ne diim harbi sasırttın beni.
Salı, Aralık 4th, 2007:
aaaaa! fatih, yani kobe :) abi asıl sen beni şaşırttın, nasıl buldun, ulaştın buraya vay vay. fatihimdeki araştırmacı ruha gel. çok saol abi gülümsettin şaşırttın, ne diyeceğimi şaşırdım hatta. evet böylelikle de bir sırrım açığa çıkmış oldu. odadan çıkmamacasına uğraştığım iş budur. :)
Perşembe, Ocak 10th, 2008:
sonu çok vurucu olmuş müthiş!
Cuma, Mart 7th, 2008:
Geç okudum bu yazını ama çok hoşuma gitti.Zaman zaman bende aynı duyguya kapılıyorum.Mutfakta bulaşık yıkarken yada iyi bir ev kadını rolumu oynarken bazan kendimi yabancı gözlerle uzaktan seyrediyor buluyorum.Benmiyim bu diye hayretler içinde kalıyorum.Oysa bunların yerine yapmak istediğim ne çok şey vardı.Ben böyle bir hayat istememiştim.
Çok güzel yazmışsın.Zaman zaman hepimizin içerisine düştüğü durum bu.
Pazartesi, Haziran 9th, 2008:
ya ben diyorumki biz dünyaya gelmeden önce şu ana kadar yaşadıklarımızı bizlere izletip sorsalardı keşke sana bunu reva gördük ne dersin yaşamak istermisin tüm bunları diye, tabiki beni cevabım şu olurdu HADİ ORDAN GİTTE SEN YAŞA ..
Cumartesi, Ekim 11th, 2008:
Ama öyle bir düşünce var hakan biliyorsundur.Dünyaya gelmeden önce yaşayacağımız hayatı bize söylemişler
sen şunları şunları yapacaksın şöyle bir hayat yaşayacaksın ,şu acıları çekeceksin ,zengin olacaksın ,fakir olacaksın kabul ediyorsan buyur yaşa demişler.Ve bizlerde herşeyi bilerek kabul ederek gelmişiz.Çünkü yaşamak o kadar güzelmiş. herşeye rağmen..(Bu insanı rahatlamak,yada suçlu aramamak için güzel bir düşünce ama ben inanmıyorum)