limon yazmış | Yorum yap
Sürekli gittiğimiz, ismi lazım değil, bir hipermarkete artık gitmemeye karar verdim.
2 akşam önce karanlık basmışken çıktık marketten. Her zamanki gibi ücretsiz servis kuyruğunda epey bekledikten sonra annem ve 3 yaşındaki kızımla sıramız gelince servise bindik. Boş yer bulup oturduk.
Arkamızdan binen biri genç, biri yaşlı, 2 adam bize bağırmaya başladı. İddialarına göre biz sıra beklemeden onların önüne geçip binmişiz servise. Onlar bu yüzden ayakta kalmış. Ayakta yolcu alınmadığı için bizim yüzümüzden gidemiyeceklermiş.
» Hikayenin Devamı
Etiketler: ücretsiz, hipermarket, kavga, linç, saygı, servis, sıra, şiddet, şoför
22 Kasım, Cumartesi , 2008
Yusuf Nihat yazmış | 2 Yorum yapılmış
Yine bir yılbaşıydı. Yani Ankara’daydım ve Dikimevi’ne doğru gitmek üzere bir otobüse binmiştim.
Otobüs ağır aksak, ikide bir dura dura yol almaya başlamıştı. İki durak ancak gitmiştik. Otobüs yine aynı ağırlığıyla durdu. Yeni yolcular binmeye başlamışlardı.
Birkaç yolcu bindikten sonra elinde orta büyüklükte beyaz bir bidon bulunan orta yaşlarda bir adam ani bir hamle ile otobüse bindi ve acele ile elindeki bileti tam bilet kutusuna atacaktı ki şoförün esi duyuldu:
» Hikayenin Devamı
Etiketler: ankara, benzin, bidon, durak, güzergah, otobüs, su, yolcu, şoför
22 Şubat, Cuma , 2008
krizantem yazmış | 13 Yorum yapılmış
Millet olarak içimiz yandı şehitlere ama benim içimi kemiren bazı şeyler var. Adam millet, vatan deyip duvara “Bis Osmanlı torunuyuz” yazmış.
Dikkatinizi çekmek istiyorum ki, yanlış yazmadım aynen böyle “Bis” yazıyor duvarda. İnsanın kafa atası geliyor böyle insanlara. Ve tabii Osmanlı tuğralarının moda olmasından dem vurmak istiyorum.
Hemen hemen her boyunda kolye her çantanın amblemi, her vakfın logosunda vs. ve işin en trajik kısmı şu soruyla ortaya çıkıyor:
» Hikayenin Devamı
Etiketler: millet, minibüs, osmanlı, osmanlı tuğrası, padişah, spiderman, tuğra, şoför
29 Ekim, Pazartesi , 2007
kirikkelam yazmış | 11 Yorum yapılmış
Nasıl bir duygu, nasıl bir hissiyat ile hareket ediyorsa aynısından istedigim ruhsuz mu ruhsuz, terbiyesiz, duygusuz, anti-romantik, anti demokratik bir kişilige sahip olan şofördür.
İşten çıkmışsın, vapurdan inmişsin, sizin durakta bir hareketlenme seziliyor. Mal degilsin ya anladın otobüsün kalkacagını. Yarım saat daha beklememek için bir depar koyarsın ki o kadar olur. Süreyya ayhan regl olmasa bile geçemez seni. Nasıl anlatayım ya çizgi film gibi olur bir an, arkandan ışık çıkar, power yanar filan.
» Hikayenin Devamı
Etiketler: biletçi, dayak yemek, depar, durak, karizma, otobüs, regl, süreyya ayhan, şoför
29 Eylül, Cumartesi , 2007
mskalimero yazmış | 47 Yorum yapılmış
Yıl 1947, biliyorum yalnız size değil, bana da çok uzak bir yıl. Ancak yaşananlar bizden, bize yakın, biz belki de…
İşte o yıl, İstanbul, Beyoğlu’nda Rumların ve Ermenilerin Türklerden daha kalabalık olduğu ve birbirleriyle canla kanla dost oldukları, mutluluk ve huzur içinde, kardeşçe yaşadıkları bir semt, Tarlabaşı..
İki katlı eski bir konakta zayıf mı zayıf, çiroz mu çiroz, kara kuru bir kız doğar, 20li yaşlarının ortalarını sürdüren güzeller güzeli İstanbul hanımefendisi Cemile’den.
» Hikayenin Devamı
Etiketler: afet, anne, anneanne, ölüm, baba, beyoğlu, dede, gül, istanbul, konak, mürebbiye, naif, ortaokul, tebeşir, zarif, şoför
31 Ağustos, Cuma , 2007
|
|