 cilekbahcesi yazmış | 13 Yorum yapılmış
Öyle anlarım olur ki, resmen küfrederim teknoloji denen her türlü aygıta. Bizi bu hayatttan soyutlayan aletlerden.
İlk kez televizyon çaldı hayatımızın önemli zamanlarını. Akşam olup ev halkı toplanmış, günün stresini atacaksın, eşinle, çocuğunla ya da bir dostunla paylaşacağın iki çift muhabbetin olacak ama araya bir flim ya da dizi girer, çalar seni dostundan ya da o anda yanında bulunan herhangibirini.
» Hikayenin Devamı
Etiketler: aşk, çocuk, babaanne, bilgisayar, dostluk, eş, internet, mektup, msn, seni seviyorum, teknoloji, telefon, televizyon
27 Mayıs, Salı , 2008
nur_perisi yazmış | 9 Yorum yapılmış
İşte yine filmi başa sarıyoruz. Yine adın geçiyor ve yine yüreğime kıvılcımlar sıçrıyor. Dışarıda deli gibi yağmur var. Ama o da ne? Nedense içimdeki yangın daha da alevleniyor. Yağan yağmur hatta gözyaşlarım alevi biraz olsun eksiltmiyor.
Dur durak bilmeyecek, bu işkence bitmeyecek. Herkes ondan bir haber getirecek ama kimse iyiyi söylemeyecek.
Koskoca 20 yıl. Anlatılması güç, yaşanması imkansız. Sadece hayali var önümde. Tam 20 yıl önceydi ondan vazgeçişim.
» Hikayenin Devamı
Etiketler: acı, aile, anne, ölüm, özlem, baba, babaanne, evlat, hastalık, kırgınlık, sevgi, sigara, vazgeçmek
12 Mayıs, Pazartesi , 2008
anafikir yazmış | 19 Yorum yapılmış
Önümdeki klavyenin yukarı gösteren ok tuşuna takıldım. Aslında o takılıyor, üff! Yarım saattir burnumdan soluyarak onu izliyorum. Basıyorum bırakıyorum, basıyorum bırakıyorum. Yavaşlığı beni sinir ediyor.
Kaç kere kapağını çıkarıp, altını üstünü temizleyip tekrar taktım. Hiçbir şey değişmedi. Hala sinir oluyorum, gıcık ediyor beni!
Sinir olan benim ama beni sinir eden “ben” değilim. Onun suçu yok. Aslında büsbütün ben “ben”i özlüyorum. Şuç mu ki? Şimdi neden bu bana itirafmış gibi geldi ki?
» Hikayenin Devamı
Etiketler: özlemek, babaanne, bilgisayar, düzen, değişmek, huzur, karışık, klavye, meyve suyu, mutluluk, sarhoş, sprite, tuş
26 Aralık, Çarşamba , 2007
mskalimero yazmış | 10 Yorum yapılmış
Evet çocukluğumda yaşadığım, benim karakteristik bağlamda form almama öneme haiz bir yeri olan anılarımı anlatmaya devam edeceğim.
ilkokul 4. sınıfın yarısına kadar yaşadığım Antalya’nın Serik ilçesi sadece acı anılarıyla, beynimin uygun hangi lobuysa, orada çöreklenmiş oturmaktadır.
Serik o zamanlar küçük, ihmal edilmiş bir kasaba, biraz da el değmemiş. Tek katlı taş bir binanın sağ kapısından bizim eve, hemen yanıbaşındaki sol kapıdan ise komşunun -ki onlara ait ufacık bir done muhafaza etmemişim içerimde- evine giriliyor.
» Hikayenin Devamı
Etiketler: afacan, anne, antalya, çiçek, çiğdem, babaanne, balkon, düşmek, ilkokul, portakal, serik, yaramazlık
8 Eylül, Cumartesi , 2007
Cercantes yazmış | 1 Yorum yapılmış
Kim unutabilir? Unutulmaz Vizontele filminin bu repliğini. Televizyonun evlerimize girdiği ilk yıllara yetişemedim ama bu icadın evlerimize girdiği ilk yıllarda, insanlarda nasıl şaşılacak bir etki bıraktığını idrak etmek zor değil.
Yine Vizontele’ye benzer bir hikaye… Başkasından dinlemiştim. Bana anlatan şahıs ile babaannesi arasında geçen bir diyolog;
Benim Süper babaannem radyodan, Yurttan Sesler Korosu ’nu dinliyormuş. Koro şarkısını, türküsünü bitirdikten sonra yine benim süper babaannem mutfaktan getirdiği ekmek parçalarını radyonun kırık köşesinden atmaya başlamış.
Bizim torunda “babaanne ne yapıyorsun, radyoyu bozcaksın, hiç radyodan içeriye ekmek atılır mı?” diye serzenişte bulunmuş. Babaannemin verdiği cevapsa -yurttan sesler korosunu kasdederek: “Oğlum sabahtan beri şarkı türkü çığırıyorlar, karınları acıkmıştır. Sevaptır, karınlarını doyuruyorum…”
|
|
Etiketler: babaanne, ekmek parçası, radyo, süper babaanne, türkü, televizyon, torun, Vizontele, yurttan sesler korosu, Zeki Müren, şarkı
26 Mayıs, Cumartesi , 2007
|
|