asu70 yazmış | 8 Yorum yapılmış
Ne güzel de uyuyorsun, huzur dolu. Dudağını da bükmüşsün küçük bir bebek gibi, gömülmüşsün yastığa.
Yüzünü okşuyorum. Uyandırmasam mı acaba, geç kalsa, kaçırsa uçağı, bir gece daha benim olur diye düşünüyorum. Biliyorum birazdan gideceksin yine çok uzaklara, hasretimle ben yapayalnız kalacağız bu korkunç sessizlikte.
Kaç kere gönderdim ben seni böyle boynum bükük, kaç kere baktım ardından, gözlerim dolu, boğazım düğüm düğüm, kaç kere istedim giderken dönüp bakmanı. Sense hiç bakmadın.
» Hikayenin Devamı
Etiketler: asker, beklemek, dudak, gitmek, hasret, sarılmak, telefon, uçak, uyumak
21 Şubat, Perşembe , 2008
cilekbahcesi yazmış | 3 Yorum yapılmış
Dün beraberdik onunla. Baktım bu gece de yanımda. Sevinmedim yanımda olduğuna. “Niye gelip duruyorsun ki ikide bir yanıma” dedim, sustu.
Bu kadar da yüzsüz olunmaz ki canım. İstenilmeyen yerde durulmaz ki bu kadar. Bu ne vurdum duymazlıktır anlamadım.
Sadece iki gün olsa neyse, bu bir aydır böyle. Kovaladıkça hoşuna gidiyor sanki, azgın sapıklar gibi. Ne yapmam lazım senden kurtulmam için. Biliyorum, bilyorum hemen başlama o çok bilmiş edalarla ahkam kesmeye. Olmuyor işte, o kadar kolay değil, sen de bilyorsun.
» Hikayenin Devamı
Etiketler: ağlamak, geçmiş, hasret, hayat, yalnızlık
27 Eylül, Perşembe , 2007
cicoist yazmış | 5 Yorum yapılmış
Şimdi sensizliğin denizindeyim çırpınıyorum. Senin olmadığın, sensiz geçirdiğim her saniye, her dakika, her saat, her gün, sensiliğin acısıyla, hasretiyle oluşan ızdıraplarla dolu ucsuz, buçaksız bir deniz. Ve ben boğulmamak için tarifsiz dalgaların, fırtınaların arasında çırpınıyorum ama fayda yok.
Ben ne kadar dirensem deniz o kadar çoğaltıyor dalgalarını. Daha büyük dalgalarla beni boğmak için onu besleyen ne kadar göl, ne kadar akarsu varsa hepsini sularına alıyordu. Yetmedi yağmurlardan yardım istedi. Acımasız deniz kafasına koymuştu, katilim olmak için elinden geleni ardına koymuyordu.
» Hikayenin Devamı
Etiketler: ayrılık, boğulmak, deniz, hasret, yağmur
25 Eylül, Salı , 2007
ErtugrulGazi yazmış | 4 Yorum yapılmış
Kaldığı yerden devam;
- Nasılsın Meltem? Nasıl gidiyor gönül işlerin?
- Valla içim içimi yiyor Hale. Gitti gideli bir kez aradı. Havadan sudan konuşup kapadı telefonu. Mail filan da göndermedi.
- E canım daha dün bir, bugün iki. Yazacak, arayacaktır elbette. Herkes senin gibi duyguları coşkunun doruğunda yaşamak zorunda mı?
- Ben de senin gibi düşünüp bekliyorum. Ama onu o kadar, o kadar çok özledim ki…
- Tamam be güzelim. Sabırlı ol biraz. Şu güzel duyguyu kendini yıpratmadan yaşa.
Vedalaştık ama içimi bir sıkıntı kapladı bu konuşmadan sonra. Hayal kırıklığı çok çabuk başlamıştı doğrusu. Bu şirin insanı kimsenin üzmesine dayanamıyordum.
Aradan ne kadar geçti bilemiyorum. Bir gün Meltem süklüm püklüm geldi kapıma. Yine ağlıyordu.
» Hikayenin Devamı
Etiketler: ağlamak, hasret, hayal kırıklığı, internet aşkı, yanlış insan
17 Ağustos, Cuma , 2007