Kırmızı yazmış | 2 Yorum yapılmış
En kırmızı, daha kırmızısı yok, şeffaf kırmızı şerit. Kırmızı sulu bir elma. Kırmızı ip yumağı. Kırmızı ve ferah çilek şerbeti. Kırmızı ışık. Kırmızı bilye. Kırmızı pamuk yastık. Kırmızı parlak cam. Kırmızı yastık ve ıslaklık.
Kaybettikçe aklım karışıyor. Dolunay var, ona bakıyorum. Düşünüyorum eğer iki tane ay olsaydı hatta üç tane ay olsaydı, ne kadar ilginç olurdu. Bir tane olması da yeterince ilginç.
Kaybettikçe kafam dönüyor. Vazgeçtim intihardan. Ama dindiremiyorum kanı. Vazgeçiyorum ama yara kapanmıyor. Bileğimi kesmek çok kolaydı. Ay kırmızı olsa ilginç olurdu. Beyaz olması da yeterince ilginç.
» Hikayenin Devamı
Etiketler: dolunay, intihar, kan, kaybetmek, kırmızı, siyah
30 Ekim, Salı , 2007
fatih dayan yazmış | 8 Yorum yapılmış
A, a /eı/, A‘s, a‘s. A
a /eı/ or //, an /æn/ or /n/ ſζξβ
- “Evet bunları ben yazmıştım” dedi ve okumaya başladı.
“Vicdan kaynaklı düşünce tomarının denge kalesi, dışarıdan gelen saçma istek ve duyguları dizginler”
İlk on dakika: Hareket edemiyor. Koluna enjekte edilen zehir ya da serum çok yakıyor. Daha önemlisi dar alan. Açlık ya da susuzluktan değil sıkıntıdan ölecek galiba. 6 metreküplük hacimde hareketsiz kaç dakika daha kalabilir?
» Hikayenin Devamı
Etiketler: fantezi, gerçek, kafes, kan, nöron, panzehir, savaş, serum, zehir, zihin
26 Ekim, Cuma , 2007
Knossos yazmış | Yorum yap
Sızlıyordu ve çok yavşaça akıveriyordu. Bilincim bir gidiyordu, bir geliveriyordu. Tahtravalinin bir inmesi, bir çıkması gibi. Ki, oldum olası sevmezdim tahtaravalileri.
Öyle aniden oluvermişti ki her şey, yürüyorduk hep beraber arkadaşlarımla. Dağ, tepe kontrol ediyorduk her yeri, her boşluğu, doluluğu.
Sırtımızdaki ağırlıklar acıtsa da belimizi, alışık olmadığımız techizat olsa da elimizde, tamamen düzgün ve dirençli gidiveriyorduk.
» Hikayenin Devamı
Etiketler: acı, arkadaş, asker, dağ, kan, kırmızı, tahtravalli, techizat, terör, vurulmak
24 Ekim, Çarşamba , 2007
 cicoist yazmış | 15 Yorum yapılmış
Artık sen bir hiçsin! “Sus, yazma yeter!” deme bana. Seni bu kadar acımasız yakalamışken, seninle olan bütün anıları, gülüşleri, öpüşmeleri, tutuşmaları, bakışları, nefesiz sevişmlerimizi…
Boğup öldürmem lazım. Acı çektireceğim bir ölüm lazım beyaz satırlarıma.
Yüreğimden dökülen her harf, her söz, her kelime, her isyan, her sen’in gectiğin ne varsa boğazından kesilen bir hayvanın son nefesiyle yalan dünyaya fırşkırdığı kanı gibi oluk oluk akmalı satırlarıma.
Korksun gözleri satırlara ilişen melek ruhlu kalpler, kanamasın başka kalpler diye…
Etiketler: acı, anı, isyan, kan, nefret, sevişme
16 Eylül, Pazar , 2007
 Cevval Portakal yazmış | 38 Yorum yapılmış
İşimi seviyorum. Bir şeylere katkıda bulunmak, yardımsever insanların bağışlarına vesile olmak hoşuma gidiyor. Biliyorum, bir gün düzenim bozulacak, şartlar değişecek ve ben bir gerekçe belirtemeden bu işten de ayrılmak zorunda kalacağım. Şimdilik her şey yolunda sayılır.
Bu meydanda gündüz kimse olmaz ki. Akşamları dolmaya başlar burası, hava karardığında. Ben de meydanın ortasındaki büyük beyaz çadırda yerimi alırım. Bu durumdan herkes memnun sayılır.
Normalde gündüz çalışan arkadaşım ile haftada bir çalışma saatlerimizi değiştirmemiz gerekli, ancak gündüz bomboş meydanın ortasında, serin çadırın içinde, koli koli dizilmiş vişne sularını tüketip, gazete okumaktan gayet hoşnut olacak ki, benim sadece akşamları çalışma isteğimi sevinçle karşıladı. Bu kıyağın üzerine çok ta sıkı dost olduk.
» Hikayenin Devamı
Etiketler: iş, kan, kızılay, melek, mesai, sedye, vampir, yardımsever
5 Eylül, Çarşamba , 2007
|
|