anafikir yazmış | 2 Yorum yapılmış
Ben küçük bir kasabada büyüdüm. Bağlı olduğu ilçesini kıskanan, limon sıkıp kaskatı ve parıl parıl yapılmış saçlarıyla vurgun olduğu kızcağızın evinin önünden her yarım saatte bir motosikletle geçtiğinde sevdiğiyle bir bağ kurduğunu hayal eden gençlerin yaşadığı bir yer. Evlerde motosiklet sesi ayrımında ustalaşmış ürkek genç kız kulakları…
Motosiklet gürültüsü ve kızlarının namusundan şikayetçi olan nemrut anne babalar arasında büyüdüm. Benimkiler öyle olmadı neyse ki.
Pek tazecik, pek yakışıklı, hemen kızlar tarafından aldatılıverecek kadar utangaç ve mahcup iki erkek kardeştik biz annemin gözünden bakıldığında ama alelade kasaba gençlerindendik işte, tek meşguliyeti ve eğlencesi gün kararıncaya kadar sokakta, çorapları ayaklarından çıkmak üzereyken bile top diye taşın peşinden koşabilecek kadar mutlu, toz toprak dumanının altında türlü oyunlar oynamaktan hoşlanan mahallenin çocuklarından…
» Hikayenin Devamı
|
|
Etiketler: anne, baba, dans, gelecek, hayat, kasaba, kirlenmek, mahalle, motosiklet, mutluluk, oyuncak, satranç, sokak, toz, traktör, zeyna
16 Şubat, Cumartesi , 2008
zoregeli yazmış | 8 Yorum yapılmış
İngiltere’nin en zengin üç adamından biri olan kahramanımız yaz aylarının doyum olmadıgı Eğe sahillerinden Türkiye’de bir sahil kasabasına gelmiş.
Burada insanlar sadece balık tutarak geciniyorlarmış. Adam birkaç gün gözlemlemiş, kasaba halkı sabah erkenden kalkıp, o gün için yetecek kadar balık tutuyor, sonra da kasaba pazarında satıp, o günkü ihtiyaçlarını alıyor ve eve gidip ailece yiyip içip egleniyorlarmış.
Bu olay istisnasız her gün ve gece böyle olurmuş ingiliz zengin adam dayanamamış bir gün bir kasabalıya sormuş “Neden daha fazla balık tutmuyorsunuz” diye. Ve devam etmiş;
» Hikayenin Devamı
Etiketler: balık, balık tutmak, deniz, ege, huzur, ingiltere, iş adamı, kasaba, sahil, tekne, şirket
1 Kasım, Perşembe , 2007
mskalimero yazmış | 30 Yorum yapılmış
Ne ilginçtir ki, en yakınlarımın dahi bazılarına anlatmadığım duygularımı sizlerle paylaşıyorum. Ailemi teker teker tanıyacaksınız neredeyse… Şimdi yine bende sıra, kendimde…
ilkokul 3 gibiyim (derinlerde ve uzaklarda olduğundan tam hatırlayamıyorum o Çiğdem’i). Günün biri, okul çıkışı eve geliyorum ve annemin en sevdiği arkadaşı Ayşe ablaya gideceğimizi öğreniyorum. Anneme;
- “Nolur ben önden gideyim” diyorum ve önlüğümü dahi çıkarmadan düşüyorum yola.
Küçük bir kasaba burası, güvenli, tehlikesiz. Ayşe abla o zamanlar yirmili yaşların sonlarında, bu küçük kasabada vatan, millet, sakarya deyip mini mini birleri yetiştiren bir yurdum öğretmeni.
» Hikayenin Devamı
Etiketler: abla, Allah, anne, çocukluk, öğretmen, bigudi, ilkokul, kasaba, kaza, kırmızı şapkalı kız, makyaj, tül perde, traktör
29 Ağustos, Çarşamba , 2007
 asena75 yazmış | 13 Yorum yapılmış
Benim gençliğim herkesin birbirini tanıdığı küçük bir kasabada geçti.
Biz ve bizim gibi insanlara orta halli dendiği için, babalarımızın giydiği kıyafetler kahverengi, bej, gri, lacivert renklerde olur. Bunun karelisi, çizgilisi, incesi, kalını, eskisi, yenisi, yani kumaşlara ne sıfat verirseniz verin, renkleri değişmezdi.
O yıllarda televizyonda izlediğimiz, sunucular ya da şarkıcılar kıyafetlerinde radikal değişiklikler yapmış artık, ördekbaşi yeşiller, kırmızı, bordo, sarı, lameli, lamesiz erkek ceketleri moda olmuştu.
Ama böyle bir modayı takip edebilecek imkanlardan ve ortamlardan yoksun olan bizim erkeklerimiz yine aynı renlerde kıyafetlerini taşımaya devam ediyorlardı.
» Hikayenin Devamı
Etiketler: aile, belediye başkanı, forrest gump, kasaba, kıyafet, moda, parti, siyaset, televizyon, zengin
25 Ağustos, Cumartesi , 2007
|
|