 reddark yazmış | 6 Yorum yapılmış
Postahanede çalışanlara dediler ki; “Ya emekli olun,ya da tayin alın”
Baba da ne yapsın, emekli olup kıt kanaat geçinmektense “Çalışırım” demeyi seçer. Apar topar tayin alma işlemleri başlar, ardından torpil bulup(!) polis dayının yanına, doğuya, Muş’a gidilir.
3 ay geçer, düzen kurulur. Baba ortalarda yoktur. Meğer torpilin torpilini bulup memlekette kalıp, çalışabilir, biz de Allah’tan garip şehirde ama en azından bir akrabamızın yanındayızdır. Hafiften mutluluk…
» Hikayenin Devamı
Etiketler: ayrılık, emekli, kanka, korku, kıskançlık, memleket, mutluluk, muş, postahane, seven, sevgili, sevilen, suskunluk, tayin, torpil
22 Kasım, Perşembe , 2007
Cevval Portakal yazmış | 13 Yorum yapılmış
Adam gözünün ucuyla etrafındakilere baktı, herkes durmuş onu seyrediyordu.
-”Ne bakıyorsunuz lan!” dedi.
Karşısında saldırabileceği tek bir hedef olmadığını anlayınca tepki vermekten vazgeçti. Elleri acımaya başlamıştı artık. Şuursuzluğu ile yaptığı hareketin anlamsızlığını farketti ve kullanabileceği bir şeyler bulabilmek için etrafına bakmaya başladı…
» Hikayenin Devamı
Etiketler: adam, çocuk, çukur, ölüm, cehennem, cennet, ceza, duvar, günah, günahkar, hırs, kazmak, kürek, korku, toprak, yara
19 Kasım, Pazartesi , 2007
bunuelce yazmış | 1 Yorum yapılmış
Çığlık serisinin yönetmeni Wes Craven’in senaryosunu yazdığı The Pulse (Nabız) adlı filmden bir replik ya da benzer bir replik:
Bunca iletişim aletleri bilgisayarlar, televizyonlar, radyolar havaya yaydığımız bilginin, sinyalin sınırı yok. Bu bilgilerle evrendeki yerimizi belli ediyoruz.
Akla kime belli ediyoruz sorusu geliyor ve film bunun cevabını yeni yaşam formları arayan uzay sakinleri olarak belirliyor.
Sonrasında ürkme dürtüsünü uyandıran mazaretler öne sürerek gerekli tasarruf bilgisi sunduğunu tespit ediyoruz. Tasarrufun açıklaması daha az sinyal yaymak.
Etiketler: çığlık, korku, sinyal, tasarruf, the pulse, uzay, wes craven, yaşam formu
5 Kasım, Pazartesi , 2007
 Cevval Portakal yazmış | 47 Yorum yapılmış
Gün ışığı, is kokulu karanlık dar hücresini doldurduğunda ilk defa bu ışıktan korktuğunu farketti vakit gelmişti, şafak vakti.
Dakikaları o kadar değerliydi ki. Hücresinde geçirdiği bu geceyi diğer mutlu günlerine eklemeye çalışıyordu ama korku içini gece boyunca öyle bir kapladı ki, bu genç yaşında saçlarının bile beyazlamış olabileceğini düşünmeye başladı. Ne önemi var artık. İşte son yaklaşıyor.
Yaptığı hataları düşündü. Çekeceği cezanın ağırlığını zihninde canlandırmak için uğraştı. Bu düşünce canını sıktı, her şeyi unutmaya çalıştı. Bu kızgınlık neden sanki. Onun yaşında binlerce hatta milyonlarca insan yapmıştı belkide aynı hatayı.
» Hikayenin Devamı
Etiketler: ağlamak, dayak, gardiyan, hücre, karne, korku, sıkılmak, şafak
20 Eylül, Perşembe , 2007
fatih dayan yazmış | 6 Yorum yapılmış
- Eğer intihar etmek isteseydim, ip kullanmazdım, bunun birçok yolu var. Şimdi ayakkabı bağımı geri verin.
- Seni yavaşlatmak için aldık. (aptal gülüşmeleri)
Çoğu kişi için yıkım olan, hayatında dönüm noktası teşkil eden, kaçınılmaz görülen, yerin dibine sokan, rezil eden, ölmeyi isteten, ölmeyi tek çare gösteren, en sıkıntıdan daha da sıkan olaylar sanki alışılmış gibi, pek ilgimi çekmeyen görülüyor.
Ölememek, tekrarlayan sonsuz acı ve kurtulamayacağını bildiğin, “yeter”in anlam ifade etmediği yerden, yeryüzüne çıktığımda, toprağı öptüm. Ağaca sarıldım. Ateşi yaladım. Suyu içtim. Gerçeği kokladım.
» Hikayenin Devamı
Etiketler: acı, ölüm, burç, cehennem, intihar, korku, vahşet
14 Eylül, Cuma , 2007
|
|